BAŞKAN'DAN

DEİK BAŞKANI OLPAK: “YEŞİL DÖNÜŞÜM İÇİN ULUSAL EMİSYON TİCARET SİSTEMİ OLUŞTURMALIYIZ”

TBMM ve Cumhurbaşkanı onayı ile yürürlüğe giren Paris Anlaşmasına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, "Paris İklim Anlaşması'nın TBMM'de onaylanması, hükümetimizin bu konuya verdiği önemin bir göstergesidir. AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) ülkemiz için oluşturacağı riskleri bertaraf etmek, getireceği maliyetleri olabildiğince azaltmak ve desteklerin ülkemizin yeşil dönüşümünde ve finansmanında kullanılmasını sağlamak adına ulusal emisyon ticaret sistemimizin oluşturulması gerekiyor" dedi.

Olpak: "Paris İklim Anlaşması'nın onaylanması iş dünyamız için önemli bir başlık"

Türkiye ekonomisi ve sanayisinde yeşil dönüşümün, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir büyümenin tesis edilmesinin yanı sıra, başta AB olmak üzere üçüncü ülkelere ihracatta rekabetçiliğinin korunması ve güçlendirilmesi adına büyük önem taşıdığını belirten DEİK Başkanı Nail Olpak, "11. Kalkınma Planı'nda, Yeni Ekonomi Programı'nda Büyüme' ve Cari İşlemler Dengesi' başlıkları altında, Ekonomi Reformları Paketi'nde ve Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi'nde yer verilen Yeşil Dönüşüm' konusunun, Orta Vadeli Program'da bir kez daha yer bulması ve son olarak Paris İklim Anlaşması'nın TBMM'de onaylanması, devletimizin bu konuya verdiği önemin bir göstergesi. AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) ülkemiz için oluşturacağı riskleri bertaraf etmek, getireceği maliyetleri olabildiğince azaltmak ve desteklerin ülkemizin yeşil dönüşümünde ve finansmanında kullanılmasını sağlamak adına ulusal emisyon ticaret sistemimizin oluşturulması gerekiyor" dedi

Olpak: "Karbonsuz ekonomiye geçiş politikaları belirlenmeli"

2053 yılı net sıfır emisyon hedefi kapsamında Türkiye'nin karbonsuzlaşma politikasının belirlenmesi gerektiğini dile getiren Olpak, "Bu politikanın etkin bir şekilde uygulanması, ülkemizin yeşil dönüşümü yolunda büyük öneme sahip. Türk özel sektörü olarak kamu-özel sektör iş birliğinde hazırlanacak eylem planının hayata geçirilmesinde üzerimize düşen görevleri yapmaya hazırız. Halihazırda Gümrük Birliği'nin Güncellenmesinde Dijital Gündem ve Yeşil Mutabakat' ve 'Türkiye'nin Dijital Ekosistemi' ve AB ile İş Birliği' konulu projelerimiz devam ediyor.

Türk özel sektörünün tedarikten üretime, lojistikten atıkların geri dönüştürülmesine kadar tüm süreçlerinin çok boyutlu olarak dönüşümünü öngören "Karbonsuz Ekonomiye Geçiş" sürecinde iş insanlarımız nezdinde farkındalık oluşturmak, dönüşümün finansmanı gibi birçok konuda bilgilendirmek, sektör bazlı çalışmalar yapmak, süreçte bir taraftan geç kalmadan gerekli  adımları atarken diğer taraftan da hem fazlasıyla erken yük taşımamak hem de yeni  nesil tarife dışı engellerle karşılaşmamıza engel olmak üzere faaliyetlerimizi hızlandırıyoruz" dedi.

DEİK'ten sanayide yeşil dönüşüm için özel rapor

Yeşil dönüşümü hızlandırmak amacıyla Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi, çevreye duyarlı, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi alanları oluşturmaya yönelik yeşil OSB'ler kurulması, finans sektörünün bu anlamda devrede tutulması, yeşil tahvil ve sukuk ihraçlarının teşvik edilmesi gibi bir çok önemli hedef olduğuna dikkat çeken Olpak, "DEİK olarak ülkemizin Karbonsuz Ekonomiye Geçiş' hedefi doğrultusunda, kamu ve özel sektör  iş birliğinde bu dönüşümün sağlanması adına çalışmalarımızı hızlandırdık. AB'nin Yeni Büyüme Stratejisi olan Avrupa Yeşil Mutabakatı'nı anlamak, Türkiye için önemini ortaya koyabilmek, sanayicilerimizi konu hakkında bilgilendirmek ve gerekli adımların zamanında atılmasını sağlamak amacıyla başlatmış olduğumuz Yeşil Dönüşüm' projesi kapsamında "Sanayide Yeşil Dönüşüm" raporunu oluşturduk.

Raporumuz, Yeşil Mutabakat ile ilgili belgeleri içeren bir Külliyat' niteliğinde. İçerisinde; AB'nin atacağı adımlara yönelik bir Takvim', sanayi şirketlerinin alması gereken tedbirleri değerlendirebilecekleri bir Kontrol Listesi' ile sektör görüşlerini yansıtan Sanayi ve Ülke Stratejisine Yönelik Öneri Listeleri' ve iş dünyası kuruluşları ile şirketlerin süreci etkin bir biçimde yürütebilmeleri için Yönetişim Modeli Öneri Paketi'ni de içeriyor" ifadelerini kullandı.

FARUK KAYMAKCI: “AB ÜYELİK SÜRECİNDE ALMANYA BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR ORTAK”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) EU Talks kapsamında düzenlenen "Türkiye-AB-Almanya İlişkileri: Mevcut Durum ve Merkel Sonrası Beklentiler" webinarı, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı'nın katılımlarıyla DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Steven Young ev sahipliğinde iş insanlarının katılımlarıyla 29 Eylül 2021 tarihinde çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Almanya'daki genel seçimlerin ardından ilk toplantı olan DEİK EU Talks: Türkiye-AB-Almanya İlişkileri: Mevcut Durum ve Merkel Sonrası Beklentiler webinarında, Türkiye, Avrupa Birliği ve Almanya ilişkilerinde son duruma ilişkin değerlendirme yapılırken Merkel sonrası öngörüler ve beklentiler paylaşıldı. Webinarı, 200'e yakın iş dünyası temsilcisi takip etti.

Faruk Kaymakcı: "Almanya ile yakın çalışıyoruz"

Webinarda konuşan T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakcı, Türkiye'nin ikili ilişkilerinde Almanya'nın en yakın ülke olduğunu belirterek, ticaret ve yatırımların yanı sıra tarihten gelen özel ilişkilerin olduğunu söyledi. Kaymakcı, dış politika, bölgesel ve özellikle Yeşil Mutabakat gibi herkesi yakından ilgilendiren konularda Almanya ile yakın çalıştıklarını ifade etti. Almanya'nın son 2-2,5 yıl içerisinde Türkiye'nin AB ile ilişkilerini düzeltmesinde, Doğu Akdeniz'de, Ege'de ve Kıbrıs meselesinde de biraz sakinleşme sağlama konusunda çok önemli katkıları olduğunu dile getiren Kaymakcı, "Almanya, Doğu Akdeniz krizinde, Ege krizinde uzlaşmacı bir rol oynadı. Yeşil Mutabakat'ta ve Türkiye'nin yeşil dönüşümünde Almanya aslında önemli rol oynayan ülkelerden biri. Ülkemizin Avrupa Yeşil Mutabakatı'na katılımı için gerek AB programlarının kullanımı gerekse bazı kalkınma paydaşı dediğimiz ortaklarla da bu yeşil dönüşümün finansmanı konusunda çalışıyoruz. Bir mutabakat zaptı söz konusu. Türkiye'nin yeşil dönüşümünde de Almanya bizim için çok önemli bir ortak, değerli bir paydaş. Umarız ülkemiz önümüzdeki haftalar içerisinde Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletlerde söylediği çerçevede Paris Anlaşması'na katılmayı gerçekleştirebilir. Hem ikili ilişkilerimiz bağlamında hem Türkiye için bir çağdaşlaşma ve evrenseli yakalama hedefi de olan AB üyelik sürecinde Almanya bizim için çok önemli bir ortak" değerlendirmesini yaptı.

Almanya'daki seçim sonuçları doğrultusunda, olası koalisyon formüllerini, ülkedeki siyasi partilerin hem ikili ilişkilere hem de Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecine yaklaşımlarını da değerlendiren Kaymakcı, "Sonuçta hükümet kimler tarafından kurulursa kurulsun, Türkiye-Almanya ilişkileri çıkarlar üzerine kurulu ve çok sağlam bağlarla ortada. Dolayısıyla ben bütün sistemin bunları dikkate alarak ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.

Kaymakcı: "Vize serbestisi ile en az 20 milyon Türk, Avrupa ülkelerinde turizmin, hizmetlerin, ulaştırmanın ve iş dünyasının içinde olabilecek"

Almanya'nın Gümrük Birliği'nin güncellenmesinden yana olduğunu, Türk ve Alman iş dünyasının bunu desteklediğini belirten Kaymakcı, "Umarız yeni hükümet Gümrük Birliği güncellemesini öncelikli bir konu olarak ele alır ve bu süreci ilerletir. Çünkü bu süreçten en fazla yararlanacak AB üyesi firmalar ve iş çevreleri, Alman iş çevreleri olacak. Vize serbestisi konusunda önümüzdeki iki hafta içinde AB ile bir toplantımız olacak. İçişleri, göç, terörle mücadele ve güvenlik konularında Türkiye AB Yüksek Düzeyli Diyalog Mekanizmasını başlatacağız. Bunun temel ayaklarından biri de vize serbestisi olacak. İçişleri Bakanlığımızın da içinde olacağı bu süreci ilerletmeyi arzu ediyoruz. Ama gerçekten şuna inanıyoruz: Eğer vize serbestisi sağlanabilirse bugün en az 20 milyon Türk vatandaşı diğer Avrupa ülkelerinde turizmin, hizmetlerin, ulaştırmanın, iş dünyasının içinde olabilecek. Bu da iki taraf için büyük kazanç" dedi.

BM İklim Değişikliği Sözleşmesine değinen Kaymakcı, Türkiye'nin iklim değişikliği konusunda gelişmekte olan ülke olduğunu vurgulayarak kendisinden gelişmiş ülkelerin taahhütlerinin beklenmemesi gerektiğini öne sürdüğünü ve adil koşullar talep ettiğini anlattı. Kaymakcı, bu konular konuşulurken Paris İklim Anlaşması'nın 2015'te imzalandığını hatırlatarak "Sayın Cumhurbaşkanımız talimatını verdi. Türkiye, Paris Anlaşması'na kendi yeteneklerine göre katılmalı, iyi niyetle elinden geleni yapmalı. Ama bu süreçte diğer paydaşlarımızın da bizi anlayarak Türkiye'nin yeşil dönüşümüne Türkiye'nin gerçeklerini dikkate alarak destek olmaları, katkıda bulunmaları... Bunu yapabildiğimiz zaman sanıyorum herkesin yararına olacak" dedi. Kaymakcı, Anlaşmaya şartlı bir katkılımın söz konusu olmadığını, Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması çerçevesinde gelişmekte olan ülke olduğu beyanıyla katılacağını söyledi.

Nail Olpak: "Dünyanın gündemi tedarik zinciri"

DEİK Başkanı Nail Olpakise, 28 Eylül tarihinde gerçekleştirilen Türkiye-Fransa 6. Dönem JETCO Toplantısına değinerek, burada yakalanan pozitif havayı 13 Ekim'de gerçekleşecek Almanya II. Dönem JETCO toplantısında da sürdürmek gerektiğinin altını çizdi. Almanya'daki seçimlere değinen Olpak, "Bizi ilgilendiren kısmı, inşallah iki ülke ilişkilerinin pozitif şekilde etkilendiği, daha fazla ilişkilerin artırılacağı bir dönem olmasını ümit ediyoruz" dedi. Türkiye ve Almanya arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 38 milyar dolar olduğunu belirten Olpak, "Yüzde 5'lik bir artış 2 milyar dolar demek, yüzde 10 dediğinizde 4 milyar dolar demek. Çarpan etkisi ve katkısı gerçekten büyük. Bunu yapmak da devlet yetkililerimizin desteğiyle bize, iş dünyasına düşüyor. Klasik gündemlerin dışında salgın sürecine geldiğimizde bence en önemli gündem maddelerinden biri tedarik zincirleri ve Türkiye'nin bu süreçteki performansı ile bundan sonraki konumu olacak diye düşünüyorum. Hepimizin konuştuğu, dünyanın gündemi tedarik zinciri" ifadelerini kullandı.

Olpak: "Tam üyelik, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi ve Yeşil Mutabakat önemli başlıklarımız"

Olpak, "AB ile daha kapsamlı entegrasyon çalışmalarımız doğrultusunda, Tam Üyelik ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ile vize serbestisinin yanı sıra, mevcut AB Komisyon Başkanı ile gündeme gelen Yeşil Mutabakat da önemli bir başlığımız olmaktadır. En büyük ticaret ve ekonomik ortağımız AB ile ticari ilişkilerimizin, Yeşil Mutabakat düzenlemeleriyle birlikte sürdürülebilir üretim modelleri çerçevesinde ve karbon nötr hedefiyle güçlenerek devam etmesi, ülkemiz sanayisi için riskleri olduğu kadar fırsatları da beraberinde getiriyor. Bu minvalde mutabakatın dış ticaretimize getireceği yenilikçi düzenlemelerin sanayi kuruluşlarımızın iş yapış biçimleri üzerinde oluşturabileceği etkileri öngörebilmeleri ve alınabilecek tedbirleri değerlendirmeleri için Ticaret Bakanlığımızın çalışmalarını destekleyen "DEİK Yeşil Dönüşüm Çalışmamızın" son safhasına gelmiş bulunmaktayız. Buna bağlı olarak, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Toplantısı'nda Cumhurbaşkanımızın açıkladığı Paris Anlaşması'nın önümüzdeki ay Meclis'te onaylama kararını, ülkemiz için 2053 yılında Karbon nötr hedefi konması ve tüm kalkınma programlarımızın yeşil kalkınma devrimi niteliğinde yürütülecek olması kararlarını özel sektör olarak memnuniyetle karşıladığımızı belirtmek isterim" dedi.

Young: "Almanya ile ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz"

Webinarın moderatörlüğünü yapan DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Steven Young, DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi ve faaliyetlerini değerlendirerek, öncelik verdikleri "Dijitalleşme, endüstri 4.0, yeni teknolojiler ve KOBİ iş birliği", "Alman KOBİ'lerinin Türk firmalarınca satın alınması", "Alman firmalarıyla üçüncü ülkelerde iş birliği gerçekleştirmek" ve "Türkiye-Avrupa ilişkilerinde stratejik iletişimin geliştirilmesine yönelik faaliyetler" başlıklarını kapsayan 4 ana proje hakkında bilgi verdi.

Türkiye-Almanya ilişkilerinin güçlü ve çok özel bir yapıya sahip olduğunu belirten Young, "Türkiye'de 7 binden fazla Alman menşeli firma faaliyet gösteriyor. Bunlar yabancı yatırımcılar arasında en büyük kitleyi temsil ediyor. 2020 yılı verilerine göre, ticaret hacmimiz 37.7 milyar dolara ulaştı. 2021 yılında ticaret hacminin 40 milyar doların üzerine çıkmasını öngörüyoruz. Ancak elbette hedefimiz bunu 50 milyar dolara çıkarmak. Küresel tedarik zincirlerinin el değiştirmeye başladığı ve Almanya başta olmak üzere Avrupa ekonomilerinin Çin'den uzaklaştığı bu dönemde, Almanya'nın hali hazırda güçlü bir tedarikçisi konumunda olan Türkiye için büyük fırsatlar görüyoruz. Bu fırsatları somut projelere dönüştürmek için Almanya'daki partnerlerimizle çalışmalarımıza güçlü bir şekilde devam edeceğiz. AB'nin önemli iki konusu olan yeşil ve dijital dönüşüm konularında, Alman iş dünyası ile yakın bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. AB ile aramızdaki Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi konuları iş dünyasını doğrudan ilgilendiren konular. Bu konuda bizler de iş dünyası olarak gerek arka kapı görüşmeleri gerek iş dünyası ile temaslarımızda dile getiriyoruz. Bu iki konunun hayata geçmesi iş dünyası temsilcileri olarak bizler için çok olumlu sonuçları olacaktır" diye konuştu.

Webinar, açılış konuşmalarının ardından soru-cevap olarak devam etti. 

TEKNOLOJİK İŞ BİRLİKLERİ TEMALI TÜRKİYE-FRANSA İŞ ve YATIRIM TOPLANTISI İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde düzenlenen Teknolojik iş birlikleri temalı Türkiye-Fransa İş ve Yatırım Toplantısı, T.C. Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş, Fransa Dış Ticaret ve Yatırım Bakanı Franck Riester, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Fransa İş Konseyi Başkanı Çağatay Özdoğru ve MEDEF International CEO'su Philippe Gautier'in katılımlarıyla 28 Eylül 2021 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Türkiye-Fransa 6. Dönem JETCO Toplantısı kapsamındagerçekleştirilen Teknolojik iş birlikleri temalı Türkiye-Fransa İş ve Yatırım Toplantısına 80'i aşkın Türk ve Fransız iş dünyası temsilcisi katıldı.

Mehmet Muş: "Fransa ile teknoloji transferleri ve yatırımlar alanında iş birliklerinin kuvvetlendirilmesi Türkiye açısından büyük bir önem taşıyor"

T.C. Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş,Türkiye ile Fransa arasında çok yönlü ve köklü ilişkilerin mevcut olduğunu belirterek, Fransa'nın Avrupa'da en fazla Türk'e ev sahipliği yapan ikinci ülke olduğunu söyledi. Türkiye-Fransa 6. Dönem JETCO Toplantısının gerçekleştirildiğini ve önemli kararların yer aldığı JETCO Protokolünün imzalandığını aktaran Muş, üretim teknolojileri konusunda dünyada sayılı ülkelerden biri olan Fransa ile teknoloji transferleri ve yatırımlar alanında iş birliklerinin kuvvetlendirilmesinin Türkiye açısından büyük bir önem taşıdığını söyledi.  Muş, yenilenebilir enerji, tarım, organik tarım, tarım teknolojileri, teknoloji, akıllı şehirler, savunma, havacılık ve sanayi sektörlerinde de Fransa ile tecrübe ve bilgi paylaşımının gerçekleştirilmesinin ve bu alanlardaki ilişkilerin ticaretin artmasına katkı sağlayacağını belirtti.

Muş: "Fransa ile ticaret hacmimiz bu yıl ilk sekiz ayda yüzde 38 arttı"

Avrupa Birliği'nin önde gelen ekonomilerinden biri olan Fransa'nın Türkiye için büyük ticaret ve yatırım ortağı olduğunu aktaran Muş, "2020 yılının Türkiye-Fransa ikili ticaret hacmi 14,2 milyar dolardır. 2021 yılının ilk sekiz aylık verilerine baktığımız zaman ticaret hacmimizin yüzde 38 artarak, 11,2 milyar dolara ulaştığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Özel sektörle iş birliği halinde Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında ülkemizde yeşil dönüşüm çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı, başta sınırda karbon olmak üzere, sanayi, enerji, ulaştırma, tarım ve benzeri politikalar kapsamında son derece kapsamlı değişiklikleri hayata geçirmeyi hedefliyor. Bu bakımdan özel sektörlerimiz arasında yeşil mutabakat hedefleri doğrultusunda iş birliği hedeflerinin araştırılması ve birlikte hayata geçirebileceğimiz faaliyet alanlarının belirlenmesi önemlidir. Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinin daha fazla gecikme olmaksızın başlatılması ve sürecin sorunsuz bir şekilde tamamlanması için Fransa'nın desteğini ve özellikle siz özel sektör temsilcilerinin katkı ve desteklerinizi önemsiyoruz. İstenilen seviyelere ulaşmada en önemli görev iş dünyası temsilcilerine düşüyor. Bizler, iki ülke ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi için her türlü desteği vermeye hazırız" dedi.

Riester: "20 milyar dolarlık ticaret hacmine doğru gidiyoruz."

Fransa Dış Ticaret ve Yatırım Bakanı Franck Riesterise, Türkiye ve Fransa arasındaki ticari ilişkilerin kuvvetli olduğunu vurgulayarak, iki ülkenin ticari hacminin 2020 yılında 14 milyar dolara ulaşarak, çok iyi bir seviyede olduğunu belirtti. Ticari ilişkilerin gelişmesi için Fransa ve Türkiye'nin birlikte çalıştığını belirten Riester, "Yakın gelecekte 20 milyar dolarlık ticaret hacmine doğru gidiyoruz. Türkiye'de 450'den fazla Fransız firma ve bu firmaların 132 bin doğrudan çalışanı bulunmakta. Biz bu rakamı daha da ileriye götürmek istiyoruz. Şu andaki çalışmalar ile Türkiye'de yeni ortaklıkların açılması önemli. Fransız firmaları 2014-2019 yılları arası Türkiye'de 5 milyar euronun üzerine yatırım gerçekleştirdiler. Bu firmalar, önümüzdeki üç yıl içinde ise en az 750 milyon euro yatırım yapmayı planlıyorlar. Türkiye-Fransa arasındaki ilişkileri her anlamda daha ileriye taşımak için alt yapımız var" dedi.

Olpak: "DEİK Yeşil Dönüşüm Çalışmamızı önemsiyoruz"

DEİK Başkanı Nail Olpak, Fransa'nın 1 Ocak 2022 itibarı ile başlayacak olan AB dönem başkanlığını şimdiden tebrik ederek,  "13'üncü kez bu görevi devralan Fransa'nın gündeminde; yeşil enerji, iklim değişiklikleri, dijital dönüşüm, ekonomik toparlanma ve ekolojik dönüşüm olacak. En büyük ticaret ortağımız olan AB ile daha kapsamlı entegrasyon çalışmalarımız doğrultusunda, Tam Üyelik ve Gümrük Birliğinin Güncellenmesinin yanı sıra, geçtiğimiz yıl itibarıyla gündeme gelen Yeşil Mutabakat da önemli bir başlığımız. İşlerimizi gerçekleştirirken doğaya duyarlı olmak adına; firmalarımızı bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak, bu kapsama hazırlamak ve değişen koşullara adapte etmek için, Ticaret Bakanlığımızın çalışmalarını destekleyen "DEİK Yeşil Dönüşüm Çalışmamızı" önemsiyoruz. Bir taraftan süreçte geç kalmamak, diğer taraftan da adı koyulmamış yeni bariyerlerle karşılaşmamak, iki denge unsuru olarak önümüzde. Türk iş dünyasına "2050 yılında Sıfır Karbon" hedefi koymamızın, firmalarımızın motive olması için kritik bir adım olacağını düşünüyoruz" dedi.

Türkiye ve Fransa'nın 14 milyar dolara yakın ticaret hacmi olduğu belirten Olpak, "Fransa ile bu rakamı daha üst seviyelere çekmek için daha çok gayret etmemizin gerektiği ortada. Bu noktada, devlet büyüklerimizin de desteğiyle, en büyük sorumluluk bizlere, iş dünyamıza düşüyor. Gümrük Birliğinin güncellenmesi; tedarik zincirleri ve Türkiye konumlandırılması; Türk Eximbank ve Bpifrance İş Birliği Anlaşması ile daha da kolaylaşan, Afrika başta olmak üzere üçüncüülkelerde iş birliğinin güçlendirilmesi, ekonomik iş birliklerimizi geliştirmenin önünü açabilecek, önemli gündem maddelerimiz arasında yer alıyor" dedi.

Özdoğru: "Türk-Fransız firmalarının iş birliklerinin gelişmesine yönelik her türlü desteği vermeye hazırız"

DEİK/Türkiye-Fransa İş Konseyi Başkanı Çağatay Özdoğruise, "Türkiye-Fransa İş Konseyi olarak hedeflerimiz arasında Türk ve Fransız firmalarının çeşitli ve stratejik sektörlerde iş birliklerini geliştirmeleri, Yeşil Mutabakat, dijitalleşme, Covid-19 salgını sonrası dönemde hızla değişen global ekonomik düzende firmalarımızın ortaklıkları yoluyla değişimlere birlikte gelişerek, birbirlerinin gelişimine katkı sağlayarak uyum sağlamaları ve üçüncü ülkelerde de iş birliklerini bu vizyonla genişletmeleri gibi konular yer alıyor" dedi.  Türkiye-Fransa İş Konseyi'nin Türk-Fransız firmalarının iş birliklerinin gelişmesine yönelik her türlü desteği vermeye hazır olduğunu belirten Özdoğru, "Türkiye'nin Avrupa ve üçüncü ülkeler için tedarik zinciri ve merkezi olduğunu düşünüyorum. Fransız şirketlerinin ülkemize gelip yatırım yapmalarını ve bölgesel konumlanmasını talep ediyoruz.  Gelecek aylarda Fransa, AB dönem başkanlığını devralacak. Türkiye olarak, AB'ye girmemizde Fransa'nın desteklerini bekliyoruz. İş Konseyi olarak, Türkiye ve Fransa'nın hem bölgesel hem de global iş birliğinin artmasını diliyoruz" dedi.

Philippe Gautier: "Türkiye ve Fransa iş birliği ile bir ağ merkezi oluşturma niyetindeyiz"

MEDEF International CEO'su Philippe Gautier, DEİK ve MEDEF'in bu zor günlerde ortaklığının devam ettiğini ve salgına rağmen bir arada olmayı başardıklarını söyledi. Türkiye ve Fransa'nın çok daha derin bir ortaklığa gitmesi gerektiğinin vurgulandığını aktaran Gautier, "Türk paydaş ve şirketleri ile yakından çalışmak istiyoruz. Kaynak kullanımı, akıllı şehirler, enerji, hidrojen ve yeşil ulaşım konularında ortaklıklar kurabiliriz. Türkiye ve Fransa iş birliği ile bir ağ merkezi oluşturma niyetindeyiz" dedi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: “ABD İLE İKİLİ TİCARET HACMİMİZİN YILSONUNDA 25 MİLYAR DOLARA ULAŞMASINI BEKLİYORUZ”

DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 11. Türkiye Yatırım Konferansı Gala Yemeği, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, T.C. Ticaret Bakanı Mehmet Muş, T.C. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye'nin Vaşington Büyükelçisi Murat Mercan ve AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım'ın katılımlarıyla DEİK Başkanı Nail Olpak ve TAİK Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'ın ev sahipliğinde 20 Eylül 2021 tarihinde New York'ta gerçekleştirildi.

Türk ve Amerikan iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin katıldığı Gala Yemeği'nde ikili ticari ve ekonomik ilişkilerin önemine dikkat çekilerek iş birliği çağrısında bulunuldu. Bu yıl on birincisi gerçekleştirilen Türkiye Yatırım Konferansı Gala Yemeği'nde, aralarında Türk iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile birlikte dünyanın önde gelen yatırım şirketleri ve fon yöneticilerinin yanı sıra ABD'li üst düzey yöneticilerin yer aldığı 300'e yakın konuk ağırlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Esnek ve yüksek üretim kapasitemiz, Amerikan firmaları için birçok fırsat barındırıyor"

11. Türkiye Yatırım Konferansı Gala Yemeği'nde konuşan T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2021 yılı Mayıs ayında bazı Amerikan şirketlerinin yöneticileriyle video konferans yoluyla fikir alışverişinde bulunduğunu, yeni iş birliği ve yatırım imkânlarını ele aldıklarını hatırlatarak, bu kez de DEİK/Türkiye – ABD İş Konseyi'nin Amerikan iş dünyasının değerli temsilcileriyle bir araya gelmelerine imkân sağladığını dile getirdi. Türkiye ve ABD'nin iki güçlü stratejik ortak ve 70 yıllık müttefik olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Bu çok özel ve sağlam temellere dayanan iş birliğimiz, yıllardır dünyanın birçok coğrafyasında barışa, istikrara ve güvenliğe katkı sağlamıştır. Son dönemde yaşanan kritik gelişmeler, ülkelerimiz arasındaki stratejik ortaklığın önemini ve kıymetini bir kez daha göstermiştir. Kişisel ilişkilerde olduğu gibi devletler de zaman zaman bazı konularda görüş ayrılıkları yaşayabilir. Biz, bunların dayanışma ve karşılıklı saygı çerçevesinde diyalog yoluyla aşılabileceğine inanıyoruz. Değerli dostum Başkan Biden ile 14 Haziran'da Brüksel'de yaptığımız samimi ve kapsamlı görüşmede bu konudaki ortak irademizi teyit ettik. Sayın Başkanla ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesinin hem mümkün hem de gerekli olduğu hususunda tam bir mutabakat içindeyiz. İkili ticaret hacmimizi 100 milyar dolara ulaştırmaya yönelik kararlılığımızı beraberce vurguladık. Bu rakamın, doğru adımların atılması halinde rahatlıkla erişilebilecek gerçekçi bir hedef teşkil ettiğinden hemfikiriz.

Türkiye ile ABD arasındaki ikili ticaret hacmi salgın şartlarına rağmen geçen sene 21 milyar dolara yükseldi. ABD, Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 3'üncü sırada yer alıyor.İkili ticaret hacmimizin, bu yılsonunda 25 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Ülkemiz salgın dönemi boyunca küresel tedarik zincirlerinin güvenilir bir halkası olduğunu göstermiştir. Ülkemizi sivil, daha demokratik ve özgürlükçü bir anayasaya kavuşturma hedefiyle başlattığımız çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemizde güvenle yatırım yapmaları için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Esnek ve yüksek üretim kapasitemiz, özellikle tedarik zincirleri ve arz güvenliği bakımından Amerikan firmaları için birçok fırsat barındırıyor" diye konuştu.

Mehmet Muş: "ABD gibi stratejik ortaklarımızla ticaret ve yatırım ilişkilerimizi geliştirmeye devam etmek istiyoruz"

T.C. Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Türkiye'nin yakın geçmişte küresel ve bölgesel sorunların gölgesinde kalmadan ciddi ekonomik atılımlar yaptığını vurgulayarak şöyle konuştu: "Son 20 yılda gerek siyasi gerek ekonomik gerilimlerle sınanan Türkiye ekonomisi yaşanan bütün zorlukları sağlıklı biçimde bertaraf etme başarısı göstermiştir. Türkiye ekonomisinin uzun vadeli vizyonu, dijital dönüşümünü tamamlamak, en güncel üretim teknolojisine sahip olmak ve rekabet gücü yüksek, lojistik ve hukuki altyapısı güçlü bir üretim ve ticaret üssü konumunu pekiştirmektir. Biz ileriye doğru adımlarımızı atarken küresel ölçekte ABD gibi stratejik ortaklarımızla ticaret ve yatırım ilişkilerimizi geliştirmeye devam etmek istiyoruz. ABD ile önümüzdeki dönemde her düzeyde gerek ikili ticaretimizi ilgilendiren birçok konuda gerek çok taraflı ticaret sisteminin geliştirilmesini teminen birlikte yeni çözüm yolları bulacağımıza inanıyoruz" dedi.

Nail Olpak: "Karşılıklı ticaret hacmindeki artış için gerekli sıçramanın yolu, eyalet merkezli yaklaşımımızdan geçiyor"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ise, "ABD eylem planımızı çok yönlü ve dinamik bir perspektifle ele alıyoruz. Eyaletleri merkeze alan bir yaklaşımla iş dünyamıza daha fazla destek olacağız. An itibariyle DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi'mizin 7 eyalette komite yapılanması var ve bu sayıyı, öncelikle bu yılsonuna kadar 13'e çıkarmak arzusundayız. İnanıyoruz ki, Türkiye ve ABD'nin karşılıklı ticaret hacmindeki artış için gerekli sıçramanın yolu, eyalet merkezli yaklaşımımızdan geçiyor"ifadelerini kullandı.

Ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesi hedefinin yanı sıra sosyal meselelere karşı da iş birliği içinde olunması gerektiğini vurgulayan Olpak, Atlas Okyanusu'nu uçakla tek başına geçen ilk kadın pilot Amelia Earhart'ın"Yapacak yüreği olan herkesin, uçacak okyanusları vardır" ifadelerini hatırlatarak"Kalplerinde başarı inancı olan Türk ve Amerikan iş dünyası temsilcileri olarak, hem sosyal hem de iktisadi meselelerde iş birliğimizi daha yukarıya taşıyarak, ortak çıkarlarımıza hizmet edebilmek için aşacak daha çok okyanusumuz; ama onları aşabilecek sağlam yüreklerimiz var" dedi.

Yalçındağ: "Türk girişimcisinin tecrübesi ortada, cesareti ortada, başarısı ortada… İstiyoruz ki, Amerikalı dostlarımız da bu başarıya ortak olsunlar."

DEİK/Türkiye – ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Covid-19 salgını önlemleri sebebiyle iki senedir organize edilemeyen Türkiye Yatırım Konferansı Gala Yemeği'nin bu sene T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla gerçekleştirilebilmesinden duyduğu mutluluğu ifade etti. Küresel salgına bağlı değişen alışkanlıklara rağmen TAİK'in önceliklerinden asla ayrılmadığına dikkat çeken Yalçındağ, "İki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere daha fazla nasıl katkı sağlayabileceğimizi sorgulayarak yeni fırsatların önünü açmaya gayret ettik. Küresel salgın sebebiyle tedarik zincirindeki büyük kırılmaları zamanında ve doğru yorumlayarak, Türkiye ve ABD arasında olgunlaşmayı bekleyen alanlara katkı sunmayı görev edindik" dedi.

Yıllık bazda görünen artışa rağmen iki ülke arasındaki ticaret hacminin potansiyelini yansıtmadığına değinen Yalçındağ, "TAİK olarak, ülkelerimiz arasındaki ticaret ve yatırımların hak ettiği seviyelere ulaşabilmesi için proaktif davranıyor, başarı odaklı projeler üretiyoruz. Sadece ticaret ve yatırımların değil, aynı zamanda üçüncü ülkelerde ortak girişimlerin de önünü açıyoruz" dedi. Savunma sanayii ve teknoloji alanında yapılan yatırımlara da dikkat çeken Yalçındağ, "Türk girişimcisinin tecrübesi ortada, cesareti ortada, başarısı ortada… İstiyoruz ki, Amerikalı dostlarımız da bu başarıya ortak olsunlar. Daha büyük başarıların haklı gururunu birlikte yaşayalım" dedi.

Açılış konuşmalarının ardından Gala Yemeği, ülkemizi türkülerimizle dünya çapında temsil eden ve Anadolu topraklarından gelen ezgilere kemanıyla hayat veren Canan Anderson'ın performansı ile devam etti.

11. Türkiye Yatırım Konferansı Gala Yemeği'ne; TEB Holding, THY ve Kibar Holding platin sponsor; Halkbank, Hepsiburada, IC İçtaş, Limak Holding, TAV ve Trendyol altın sponsor; Getir, TBNG, Turkcell, TUSAŞ, Transatlantic Petroleum ve Yemeksepeti ise gümüş sponsor oldu. 

NAİL OLPAK: “BU YIL YÜZDE 9 BANDINDA BÜYÜME SÜRPRİZ OLMAZ, BÜYÜMENİN SEKTÖRLERE YAYILMASI SEVİNDİRİCİ”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2021 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamları ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları ifade etti:

"Bugün açıklanan büyüme rakamlarına göre, bu yıl yüzde 9 bandında bir büyüme sürpriz olmaz, öncelikle bu güzel değerlendirmeyle geleceğe daha pozitif bakalım.

Evet, 2021'in ikinci çeyreğinde GSYH geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 oranında artış gösterdi. Böylelikle Türkiye GSYH'si yılın ilk yarısında yüzde 14,3 oranında büyümüş oldu. Detaylara baktığımızda, neredeyse tüm sektörlerin büyümeye katkıda bulunduğunu görüyoruz. En büyük katkılar yüzde 45,8 büyüme ile hizmetler ve yüzde 40,5 büyüme ile sanayi sektöründen olurken, finans ve sigorta kesimi alınan makro ihtiyati tedbirler neticesinde yüzde 22,7 oranında daraldı bu da normal bir sonuç. Bunların dışında kuraklığa rağmen tarım, inşaat, bilgi ve iletişim faaliyetleri başta olmak üzere tüm sektörlere yayılan bir büyüme görmek oldukça sevindirici ve gelecek için umut veren bir tablo ortaya koyuyor. Bu performansın yılın geri kalanında devam ederek yıllık büyümenin yüzde 9 bandında gerçekleşmesini bekliyoruz. Tedbirlerle makro finansal istikrar sağlandıkça, finans sektöründen de büyümeye pozitif katkı gelebilir.

Büyümenin talep tarafına bakıldığında ise, hane halkı tüketiminin yıllık yüzde 22,9 artış gösterdiğini görüyoruz. İhracat yüzde 59,9 ithalat ise yüzde 19,2 oranına artış göstererek net ihracatın katkısı pozitif gerçekleşti.

Çok önemli bir başlık olarak, son 3 çeyrektir yaklaşık yüzde 32 ortalama ile büyüyen makine teçhizat yatırımları 4. Çeyrekte de yüzde 35,2 büyürken, toplam yatırımlar ise bu çeyrekte yüzde 20,3 oranında artış gösterdi. Özellikle yatırımlardaki yüksek artış, önümüzdeki dönem büyüme rakamları için iş dünyası olarak çok pozitif bir tablo.

Bu büyümenin arkasında teknik olarak elbette geçen yıldan gelen bir baz etkisi söz konusu. Ancak, tüm dünyada aynı tablonun var olduğunu hatırlarsak, iş dünyamızın pandemi döneminde yaşanan sıkıntıları fırsata çevirmeyi başardığını görüyoruz. Tüm dünyada tedarik zincirlerinde sıkıntılar yaşanırken özellikle sanayi sektörümüz "İşlerimiz askıya almıyoruz" sloganıyla üretime ara vermeden devam etti. Böylece, en büyük ihracat pazarlarımızdan olan Avrupa Birliği, Uzak Doğu'da yaşanan tedarik sıkıntısını ülkemizden karşılama yoluna gitti.

Büyümenin arkasında yatan bir diğer etken de, ihracata dayalı büyüme stratejimiz oldu. Yüksek büyüme yakalanan dönemlerde ithalat da arttığı için cari açığın daha büyük sorun olduğu dönemler de yaşadık. Fakat bu yıl, rekor büyümeye rağmen cari açıktaki ciddi azalış ve finansmanına yönelik herhangi bir endişe bulunmaması çok önemli bir kazanım. Bu da özellikle ihracatımızın rekor seviyede artışıyla mümkün oldu. Bu sene, yıllık ihracatımız ilk defa 200 milyar doların üstüne çıkmayı başarırken, yılsonunda program hedefinin de üzerinde yaklaşık 210 milyar dolarlık bir ihracat tutarına ulaşabileceğimizi öngörüyoruz.

Net dış talep ve yatırım kalemlerinin bu dönemdeki toplam GSYH büyümesinin yarısından fazlasını oluşturarak sağlıklı büyüme desenini belirginleştirdiği bir görünüm hâkim.

Ayrıca, büyüme ekseninde kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik de son derece önemli. Makul bir enflasyon, kur ve faiz tarafında da makul ve stabil bir aralık ve temelde ekonomide öngörülebilirlik, en büyük hedefimiz.

Özellikle yatırımlardaki artış, büyümenin sürdürülebilir olacağını da destekliyor. Kapsayıcı olması ise büyümenin tüm sektörlere ve istihdama katkısı ile mümkün. En son açıklanan işsizlik rakamlarındaki gerileyiş de bunu teyit ediyor. Mayıs ayında yüzde 13 olan mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Haziran'da yüzde 12,4'e geriledi.

2020 yılının geneli ve 2021'in ilk çeyreğinde olduğu gibi yılın ikinci çeyreğinde de Türkiye ekonomisi büyüme performansıyla dünyadan pozitif ayrıştı. Aynı dönemde AB-27 ekonomisi yıllık yüzde 13,2 büyürken, OECD ülkeleri yüzde 13 büyüdü. Geçen yıl kapanma sürecinden daha erken çıkan Asya ülkeleri ise diğer gelişmiş ülkelere göre daha düşük orda büyüme performansı sergiledi.

DEİK ve Türk iş dünyası olarak, aynı gayretle yatırım yapmaya, katma değer ve istihdam üretmeye, ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz."

DEİK KÜRESEL TİCARETTE YENİ KAPILAR AÇMAYA DEVAM EDİYOR
Bakan Muş: " Uzak ülkelere ihracatımızı 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz"
 
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)'in 34. Olağan Mali Genel Kurulu, T.C. Ticaret Bakanı Mehmet Muş'un teşrifleriyle DEİK Başkanı Nail Olpak'ın ev sahipliğinde, DEİK Yönetim Kurulu Üyeleri, DEİK Kurucu Kuruluş ve Kurumların Başkanları, DEİK İş Konseyi Başkanları ve Türk iş dünyası temsilcilerinin katılımlarıyla İstanbul'da gerçekleşti. 
 
Muş: "DEİK, Türk özel sektörünün ticari diplomasideki şemsiye kuruluşu"
 
Türkiye'nin ihracat serüveninde DEİK'in bir mihenk taşı olduğunu vurgulayan T.C. Ticaret Bakanı Mehmet Muş, "DEİK Ailesi, Türk özel sektörünün ticari diplomasideki şemsiye kuruluşu olarak, ülkemizin ihracattaki başarısında hayati bir rol oynuyor. DEİK, Türk iş insanına bugüne kadar Kuzey Afrika'dan Türki Cumhuriyetlerine, Balkanlardan Sahra Altı Afrika'ya, Latin Amerika'dan Güney Asya'ya kadar ticarette pek çok yeni kapının açılmasına anahtar oldu. Elbette bu başarıların devam etmesi adına devlet ve özel sektör arasındaki organik bağı temsil eden kuruluşlarımızı daha güçlü ve etkin kılmak elzemdir. DEİK'in Türkiye'nin ihracat, üretim ve büyüme hedeflerine ulaşmasına yönelik faaliyetlerini, küresel ekonomik ve ticari ilişkiler açısından zorluklarla dolu bir ortama rağmen icra ettiğinin bilincindeyiz" diye konuştu.
 
Muş: "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için her cepheden baskımızı sürdürmeliyiz"
 
İş insanlarının Avrupa ile kurduğu köklü ekonomik ve ticari bağları güçlendirmek ve çeşitlendirmek adına çalışmalara devam ettiklerini belirterek, Türkiye-AB iş birliğinin çok daha ileri düzeyde geliştirilmesini zorunlu kıldığını ifade eden Muş, "Bu doğrultuda, en büyük ticaret ortağımız AB ile Gümrük Birliği'ni güncelleme ve kurumsal birlikteliğimizi perçinleme hedefiyle temaslarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Temaslarımız neticesinde, 24-25 Haziran 2021 tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesinde Gümrük Birliği sürecimiz ayrıca ele alınmış ve güncelleme için teknik çalışmaların başlaması hususu, AB Konseyi tarafınca not edilmiştir. Tabi bu gelişme, bizim için yeterli değil. İş Konseyi Başkanlarımız, iş çevrelerimiz ve özel sektör kuruluşlarımızla birlikte, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için her cepheden baskımızı sürdürmeliyiz. Bu noktada önemle ifade etmeliyim ki Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecine, AB üyesi ülkelerin iş çevrelerinin de güçlü bir destek verdiğine şahit oluyoruz. Almanya, Fransa, Romanya, Slovenya ve Hırvatistan ile yakın zamanda JETCO toplantıları gerçekleştirme niyetindeyiz." dedi. 
 
Muş: "Ortalama mesafesi 8 bin 650 kilometre olan 17 ülkeye, ihracatımızı yaklaşık 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz."
 
'Uzak Ülkelere İhracatın Artırılması Stratejisi'ne değinen Muş, "İhracatımızın üçte ikisini, uzaklığı ortalama 2 bin kilometreye kadar olan ülkelere yapıyoruz. Ancak, 84,5 trilyon dolar büyüklüğe sahip dünya ekonomisindeki payı yüzde 64 olan, ülkemize uzak 17 ülkenin 8,2 trilyon dolar değerindeki ithalatından yalnızca yüzde 0,26 pay alabilmekteyiz. Uzak olarak adlandırdığımız coğrafyaları yakınlaştırmak, bu coğrafyaların ticari ve ekonomik manada sundukları potansiyeli değerlendirebilmek adına 'Uzak Ülkelere İhracatın Artırılması Stratejisi'ni hazırlıyoruz, belli bir noktaya geldiğinde bunun istişaresini iş dünyamızla yapacağız. Ortalama mesafesi 8 bin 650 kilometre olan 17 ülkeye, ihracatımızı yaklaşık 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. 
 
Muş: "Mal ticaretinin yanı sıra hizmetler, yatırımlar ve kamu alımlarını içeren yeni nesil STA'lar kurguluyoruz"
 
İhracatı artırmak, sanayinin rekabetçiliğini güçlendirmek ve Türkiye'ye yabancı sermaye çekmek amacıyla mal ticaretinin yanı sıra hizmetler, yatırımlar ve kamu alımlarını içeren yeni nesil Serbest Ticaret Anlaşmalarını (STA) kurguladıklarını dile getiren Muş, "Hâlihazırda Asya-Pasifik bölgesinde Japonya, Tayland ve Endonezya ile kapsamlı STA müzakerelerinin devam ediyor. Gürcistan ve Moldova ile STA'ların kapsamını genişletmek odaklı görüşmeler devam ederken, Ukrayna ile STA müzakerelerini sürdürüyoruz, neticeye ulaşmak için çaba sarf ediyoruz. Öte yandan Latin Amerika'da, Peru, Ekvator, Kolombiya ve Meksika'nın yanı sıra MERCOSUR ülkeleriyle STA imkânlarını araştırıyoruz. ABD ve Çin'le mevcut işbirliklerini geliştirmek ve yeni iş birliği alanları yaratmak adına çalışmalarımız sürüyor. Doğu Asya'dan Latin Amerika'ya, Balkanlardan Sahra Altına, Orta Asya'dan Pasifik ülkelerine pek çok ülke ile KEK toplantılarımızı düzenli olarak gerçekleştirmeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu. 
 
Olpak: " Türkiye, yeşil ekonomiye dayanan yeni büyüme stratejisini belirlemeli"
 
34. DEİK Olağan Mali Genel Kurulu'nda konuşan ve dünya ekonomisinde öne çıkan yeşil dönüşüme dikkat çeken DEİK Başkanı Nail Olpak, "Mevcut ekonomik büyüme modelleri ile çevresel sürdürülebilirliğin sağlanamayacağı fikrinin yaygınlaşması ve gelecekte yaşanabilecek iklim krizine karşı artan duyarlılık, "Büyüme" ile "Yeşil"in birlikte ele alınmasını gerekli kılıyor. 2021 yılı itibarıyla, dünya ekonomisinin yaklaşık % 70'ini oluşturan 110'dan fazla ülke, 2050 yılına kadar karbon nötr olmayı; Çin ise bu hedefe 2060 yılından önce ulaşmayı planladığını duyurdu. En büyük ticaret ortağımız olan ve iklim değişikliği ile mücadelede erken dönem tecrübelere sahip Avrupa Birliği (AB), Aralık 2019'da Avrupa Yeşil Mutabakatını duyurarak 2050 yılına kadar net sera gazı emisyonlarının sıfırlanması hedefi doğrultusunda; üretim, tüketim, yatırım, ticaret, finans ve diğer pek çok önemli alanda dönüşümü içeren yeni büyüme stratejisini paylaştı. Bu doğrultuda Türkiye olarak, Çin, ABD, Birleşik Krallık ve AB gibi kendimize 2050 hedefi belirlemenin önemli olduğuna inanıyoruz" dedi. 
 
Olpak: "Türk iş dünyamız için ‘2050 yılında Sıfır Karbon' hedefi kritik bir adım olacak"
 
DEİK Yeşil Dönüşüm Çalışması'nı son derece önemsediklerini belirten Olpak, "DEİK olarak en büyük ticaret ortağımız olan AB çalışmalarımız kapsamında, Tam Üyelik ve Gümrük Birliği'nin Güncellenmesinin yanı sıra, geçtiğimiz yıl itibarıyla gündeme gelen Yeşil Mutabakat da önemli bir başlığımız. Doğaya duyarlı olmak adına; firmalarımızı bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak, bu kapsama hazırlamak ve değişen koşullara adapte etmek için, Ticaret Bakanlığımızın çalışmalarını destekleyen "DEİK Yeşil Dönüşüm Çalışmamızı" önemsiyoruz. Bir taraftan süreçte geç kalmamak, diğer taraftan da adı koyulmamış yeni bariyerlerle karşılaşmamak, iki denge unsuru olarak önümüzde. Türk iş dünyasına "2050 yılında Sıfır Karbon" hedefi koymamızın, firmalarımızın motive olması için kritik bir adım olacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu.
 
Olpak: "Ülkemizin dış ekonomik ilişkilerine yön veren çalışmalarımız artarak devam edecek"
DEİK'in dünya çapında yürüttüğü ticari diplomasi faaliyetleri kapsamında ülke ve bölge bazlı ana gündem maddelerine değinen Olpak, "Önümüzdeki süreçte, ABD ile ekonomik ilişkileri geliştirmek öncelikli gündemlerimiz arasında yer alıyor. Amerika'da eyalet tabanlı ve kanaat önderleri hedefli iletişim için bir dizi çalışmalarımız var. "Almanya Lobi Çalışmaları ve Şirket Satın Almaları" projemizle, Almanya'da varis sorunu yaşayan KOBİ'lerin, Türk firmaları tarafından satın alınmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Ülkemizin güvenilir bir yatırım limanı ve ticari ortak olarak tanıtımını sağlamak için, stratejik iletişim firmalarıyla çalışmalara başladık.
 
ABD ve Almanya İş konseylerimizi, İngiltere ve Fransa İş Konseylerimiz izleyecek. Ayrıca en çok dış ticaret açığı verdiğimiz Asya-Pasifik Bölgesindeki İş Konseylerimizle, bölge ülkeleriyle ikili ticaretimizi dengeleyerek arttırmak için, ASEAN Çalışma Grubu'nu kurduk. Ve bu grubun çalışmalarını, geçen yılsonu itibarıyla oluşan ve dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 30'unu kapsayan RCEP gündemiyle birleştirdik. Öte yandan Afrika Kıtası'nda geçtiğimiz yılsonu yürürlüğe giren Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması'nın, Türk firmaları üzerindeki olası etkileri, ülkelere ait öngörüleri ve yeni stratejiler oluşturmayı amaçlayan bir çalışmamız bulunuyor. Ayrıca Ticaret Bakanlığımızın hedefleri arasında yer alan Yurt Dışı Lojistik Merkezleri kurmak da bir diğer gündem maddemiz. Bu kapsamda DEİK üyelerimizle yapılan toplantılar neticesinde; Çin, Hindistan, Kırgızistan, Almanya ve Libya gibi ülkeler ön plana çıkıyor. DEİK olarak bir diğer hedefimiz ise, önümüzdeki günlerde, Uruguay, Paraguay ve Guatemala İş Konseylerimizi de kurarak, ülkemize küresel ticarette yeni kapılar açmak" dedi.  
 
Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) özelinde DEİK'in üstlendiği diaspora faaliyetlerine de ayrı bir pencere açan Olpak, tüm dünyadaki Türkleri birbirine bağlayan, mesajlaşmasını sağlayan, etkinlik ve ihale duyurularının paylaşıldığı sosyal bir platform olan "DTİK Port"u hayata geçirdiklerini belirtti. 
 
DEİK Başkanı Nail Olpak, 21-22 Ekim 2021 tarihlerinde Ticaret Bakanlığı ve Afrika Birliği ile iş birliğinde düzenlenecek Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun üçüncüsünün ise DEİK ev sahipliğinde İstanbul'da gerçekleştirileceğini söyledi. 
 
TÜRKİYE VE SUDAN’IN 5 YILLIK DÖNEMDE TİCARET HACMİ HEDEFİ 2 MİLYAR DOLAR

Sudan Devlet Başkanı Abdulfettah El-Burhan'ın ülkemizi ziyareti kapsamında Türk İş İnsanları ve Yatırımcılar ile İstişare Toplantısı, T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C.  Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç,  DEİK Başkanı  Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Sudan İş Konseyi Başkanı Serdar Yıldızgörer ve iş insanlarının katılımlarıyla 13 Ağustos 2021 tarihinde Ankara'da gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Sudan'da ilk etapta 100 bin hektar yani 1 milyon dönüm tarım arazisi ülkemiz tarafından işlenmeye tahsis edilmiştir" dedi. İki ülke arasında dün yapılan görüşmeler kapsamında enerji, savunma, maliye ve basın alanları başta olmak üzere, toplam 7 anlaşma ve mutabakat zaptının imzalandığını belirten Oktay, "Mayıs ayında Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Sayın Dagalo başkanlığındaki Sudan Heyeti ile Ankara'da bir araya gelerek bugüne kadar Türkiye ve Sudan arasında yapılan anlaşmalar ve içeriklerine, eylem maddelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştuk. Aynı zamanda Türkiye Sudan ilişkilerini gözden geçirmiştik" dedi. Oktay sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve zatıaliniz başkanlığında dün gerçekleşen görüşmelerde, Türkiye-Sudan ilişkileri tüm boyutlarıyla gözden geçirilmiş ve önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Söz konusu görüşmeler kapsamında enerji, savunma, maliye ve basın alanları başta olmak üzere toplamda 7 Anlaşma ve Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki her iki ülkenin yararına olan bugüne kadarki yapılan anlaşmalar geçerliliğini koruyacak, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başkanın liderliğinde Türkiye-Sudan ilişkileri çok daha ileriye taşınacaktır. Türkiye ile Sudan arasındaki tarihten gelen bağlar, siz iş insanlarımızın girişimleri ve gayretleriyle iktisadi alanda da her geçen gün perçinlenmektedir.

Oktay: "Sudan'daki istikrar ortamıyla sağlanan olumlu seyir dikkate değerdir"

Sudan'da 314 milyon dolar değerinde Türk yatırımı bulunması, 20'si geçtiğimiz iki yılda olmak üzere, Türk müteahhitlik firmaları tarafından Sudan'da 90 proje üstlenilmiş olması ve Hartum'da açılan Ziraat Katılım Bankası şubesi, güçlenen ekonomik ilişkilerimizin sadece birkaç örneğidir. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Sayın el-Burhan ve değerli bakanlarımız ile birlikte siz değerli iş insanlarımızın görüş ve önerilerini dinleyerek ve gereken kolaylaştırıcı adımları atarak ülkelerimiz arasındaki köprüleri daha da sağlamlaştıracağımıza inanıyorum. Toplantımızda gündeme getirilen hususlar önümüzdeki dönem Türkiye-Sudan ticaret ve yatırım ilişkilerinin güçlenmesi için yol gösterici olacaktır." Sudan'ın 44 milyonluk genç ve dinamik nüfusu, zengin tabii kaynakları, güçlü tarımsal üretimi ve potansiyeli ile bölgesinde bir cazibe merkezi olma yolunda ilerlediğini kaydeden Oktay, "Bu yeni dönemde Sudan'daki istikrar ortamıyla sağlanan olumlu seyir dikkate değerdir" dedi.

Türkiye-Sudan ikili ticaretine çok önem verildiğin ve iş insanlarının önünü açacak, sorunlarını giderecek çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü dile getiren Oktay, "Sudan ile ticaretimiz 2020 yılında toplam 480 milyon dolara ulaşmıştır. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde 2 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini aşacağımıza inanıyoruz. Bu hedef doğrultusunda, Sudan ile ticari iş birliğimizde madencilik önemli bir alandır. Sudan tarafının samimi desteğiyle Türk firmalarına tahsis edilen sahalardaki sorunların çözüleceğine ve maden alanında kazan-kazan temelinde kurulan iş birliklerimizin verimli şekilde devam edeceğine inanıyorum. Tarım alanında Türkiye-Sudan iş birliğini de güçlendirmeyi arzu ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız ve zatıaliniz başkanlığında dün gerçekleşen verimli temaslar sonucunda Sudan'da ilk etapta 100 bin hektar yani 1 milyon dönüm tarım arazisi ülkemiz tarafından işlenmeye tahsis edilmiştir. Bu miktarın ileride artırılması hususunda da mutabık kalınmıştır" dedi.

Oktay, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) pilot çiftlik projesi öncülüğünde bu alanda başlatılacak tarımsal üretim iş birliğinin Türk iş insanları için Sudan'da önemli bir yatırım fırsatı sunarken aynı zamanda Sudan'a istihdam, tarımsal teknoloji ve gıda arz güvenliği gibi alanlarda katkı sağlayacağına vurgu yaptı.

Oktay: "Ayrıca müteahhitlik alanındaki iş birliğimizi önümüzdeki dönemde Hartum Uluslararası Havalimanı Projesi başta olmak üzere yeni projelerle devam ettirmeyi arzu ediyoruz. Tüm iş birliği alanlarında ilişkilerin her geçen gün daha da güçlenmesi için siz değerli iş insanlarımızın girişimleri ve projeleri önemli rol oynamaktadır. Salgın döneminde 'durmak yok yola devam' diyerek Türkiye-Sudan ticaretini sekteye uğratmayan iş insanlarımızın emeklerini takdir ediyoruz. Önümüzdeki dönemde sizleri gündemimizdeki tüm projeleri tamamlamış ve yeni fırsatlara odaklanmış şekilde görmeyi arzu ediyoruz. Biz Cumhurbaşkanımız liderliğinde iş dünyamızın önünü açacak, yatırımcılara en iyi iş yapma ortamını ve kolaylıkları sağlayacak adımları atmaya devam edeceğiz. Sudan'ın kalkınmasına ve altyapısını geliştirmesine yönelik desteğimizi artırarak sürdüreceğiz. Kardeş Sudan'ın Egemenlik Konseyi Başkanı Sayın el-Burhan, değerli heyeti ve bakanlarımız ile ticari faaliyetlerinize ilişkin gündeme getirmek istediğiniz konuları dinlemek ve değerlendirmek üzere buradayız    dedi.

El-Burhan: "Türk iş insanlarını Sudan'a yatırım yapmaya davet ediyorum"

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Sayın Abdelfettah el-Burhan, "Sudan geçiş dönemi yaşamakta, uluslararası sistem ve birleşmiş sistemler içinde layık olduğu konumu edinmeye çalışmaktadır" dedi. El-Burhan, sağlık ve eğitim alanlarında Sudan'ın terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkma sürecinde Cumhurbaşkanı öncülüğünde Türkiye'nin destek ve katkılarına anlattı. El-Burhan, "Sudan'a sermaye girişi, ortaklıkların tesisi konularında sıkıntılar yaşanmasına rağmen Türk yatırımcılarla deneyimlerimiz var. Mevcut ticaret hacmimizi 2 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Tarım, madencilik, ulaştırma, elektrik, altyapı ve telekomünikasyon alanlarının yatırıma açık sektörler olduğunu belirten el-Burhan, Türk iş insanlarını Sudan'a yatırım yapmaya davet etti.

 

Olpak: "Stratejik iş birliğimizi çok farklı alanlarda gerçekleştirebileceğimize inanıyorum"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el Burhan'ın dün yaptığı görüşmeye işaret ederek, "İki devlet başkanımızın dün yapmış olduğu görüşme sonunda verdikleri mesajlar ve imzalanan anlaşmalar, iş dünyası için yol gösterici ve cesaret verici olacaktır. Stratejik iş birliğimizi çok farklı alanlarda gerçekleştirebileceğimize inanıyorum." dedi. 

Sudan'ın, Türkiye'nin Afrika'da en kapsamlı ilişki ve iş birliğine sahip olduğu başlıca ülkelerden biri olduğuna işaret eden Olpak, Türkiye'nin, 1956'da bağımsızlığını kazanan Sudan'ı ilk tanıyan ülkeler arasında yer aldığını anımsattı.  İki ülkenin, 400 milyon doların üzerinde ticaret hacmine sahip olduğunu aktaran Olpak, "Ancak bir gerçeği de görmek lazım, bu kadar güzel ilişkinin olduğu iki ülke arasında bize, iş dünyasına daha fazla görev düşüyor. Devlet büyüklerimizin, bakanlarımızın desteğiyle daha fazla çalışacağız. İki devlet başkanımızın dün yapmış olduğu görüşme sonunda verdikleri mesajlar ve imzalanan anlaşmalar, iş dünyası için yol gösterici ve cesaret verici olacaktır. Stratejik iş birliğimizi çok farklı alanlarda gerçekleştirebileceğimize inanıyorum" dedi.

ABD'nin Sudan'a uyguladığı ambargoları kaldırmasından memnuniyet duyduklarını ve bunun önlerini açacağını bildiren Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hazır süreç bu noktadayken 'daha fazla gayret gösterelim' diyoruz. Bize iletilen konuların en başında bankacılık ve para transferleri konusu geliyor. Yetkililer de bunu biliyor ama özellikle iletmek istedim. Çok farklı sektörler var ama tarım bunların içinde, tarım sanayisiyle birlikte önemli bir alan. İnşallah daha önceden başlatılan tarımla ilgili farklı çalışmalar ve TİGEM içinde olan çalışmalarla ilgili güzel sonuçları alabileceğimizi, onun haberlerini alabileceğimizi düşünüyorum."

İki ülke arasındaki ticarette önem taşıyan bir diğer konunun da lojistik olduğunu ve lojistiğin sorunsuz işlemesinin önem taşıdığını ifade eden Olpak, "Bu noktada firmalarımız bize uzun bekleme sürelerinin olduğu ifade ediyor. Kendi özel sektörümüzle birlikte bu konuda gerekli desteği vermeye hazırız" dedi.

DEİK'in özel sektörün dış dünyaya açılan penceresi olduğuna dikkati çeken Olpak, "Amacımız, ülkelerarası yatırım ve ticareti artırmaya çalışmak. Mottomuz 'Ticari Diplomasi' ve 146 ülkeyle karşılıklı çalışıyoruz. Bilgi ve iletişimin önemli olduğu günümüz dünyasında Sudanlı dostlarımız da bizim bu networkumuzu kullanabilirler. Türkiye-Sudan İş Konseyimiz de 2008 yılından beri faaliyette" ifadesini kullandı.

TÜRKİYE VE RUSYA ARASINDAKİ KARŞILIKLI TİCARET HACMİ HEDEFİ 100 MİLYAR DOLAR

Türkiye-Rusya İş Konseyleri 21.Ortak Toplantısı ve İş Forumu, Rusya Federasyonu Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, T.C. Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Rusya İş Konseyi Başkanı Mithat Yenigün ve RUSYA-TÜRKİYE İŞ KONSEYİ BAŞKANI AHMET M. PALANKOYEV ve iki ülke iş dünyasından 160 kişinin katılımlarıyla 30 Temmuz 2021 tarihinde Rusya'nın başkenti Moskova'da gerçekleştirildi.

Rusya Federasyonu Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, "Türkiye ve Rusya'nın ilişkilerin "ortaklık" ve "dostluk" seviyesinde olduğunu biliyoruz. Birçok alanda ortak proje gerçekleştiren ülkelerimiz enerji alanında Türk Akım doğalgaz boru hattı projesi ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projelerinin hayata geçirdi" dedi.

Türkiye ve Rusya arasındaki ticari ilişkilerimiz her geçen gün gelişmeye devam ettiğini belirten Novak, "Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerinin gelişiminde en önemli alandır. Ticaret alanındaki iş birliğimiz ve yatırım projelerinin geliştirilmesi açısından Türkiye, Rusya için önemli ortaktır. Türkiye, Rusya'nın en çok ticaret yaptığı 7 ülke arasında bulunuyor. Biz, Türk şirketlerin Rusya ekonomisine yatırım yapmasından yanayız. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ikili ticaret hacminin 100 milyar dolara yükseltilmesi hedefini koydular; fakat salgın döneminde bu rakam malesef geriledi. Geçen yıl ikili ticaret hacmi yaklaşık 20 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu yılın ilk yarısında ise bu rakam yaklaşık yüzde 40 arttı. Artık ekonomideki dinamikler iyileşiyor. Bu gibi toplantılar ve görüşmeler iş dünyası için görüş alış verişinde bulunmak ve yeni iş birliği alanlarının yönünü belirlemek için çok önemlidir. Rusya'da 3 binden fazla Türk şirketinin çeşitli alanlarda faaliyet gösterdiğini biliyoruz. Bu şirketlerin Rus ekonomisine yatırım yapmasından yanayız" dedi.

Rusya'dan Türkiye'ye çeşitli enerji ürünlerinin sevkiyatının daha fazla yapıldığını görüldüğünü belirten Novak, "Bu ürünler arasında doğalgaz, petrol ürünleri, kısmen kömür yer alıyor, yüksek teknoloji ürünleri ise daha düşük oranda görülüyor. Bu durum tam olarak geliştirilmesi gereken bir potansiyel. Özellikle bilişim, gemi ve havacılık sektörlerinde de iki ülkenin iş birliği için potansiyel bulunmaktadır. Bugün ekonomik kalkınma bakımından itici güç haline gelen başka sektörler de var. Bildiğiniz gibi, ekonomilerdeki karbon yoğunluğunun, kirletici ve karbondioksit emisyonlarının azaltılmasının amaçlandığı iklim gündemi gibi bir yönelim var. Bu da gelecekteki iş birliği alanlarımızdan biridir. Hidrojen, karbondioksitten faydalanma, bu yeni enerji kaynaklarının taşınması için yeni teknolojilerin geliştirilmesi yönünde ortak bir zemin bulmamız gerekiyor" dedi.

T.C. Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş ise, Küresel ekonominin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 2020'de üretim kaybına uğradığını anlatarak, "Üretim kanadındaki gelişmelere paralel olarak dünya ticaret hacminde de kayda değer bir daralma yaşandı. Öte yandan, Türkiye ekonomisi salgın dönemindeki durgunluk ve belirsizliğe rağmen 2020 yılında yüzde 1,8 oranında büyümeyi başarmıştır. Ayrıca Türkiye ekonomisi 2021 yılının birinci çeyreğinde yüzde 7'lik bir büyüme kaydederek potansiyelini bir kez daha göstermiştir" dedi.

Küresel ticaretin yapısında bir dönüşüm gerçekleştiğini belirten Muş, "Rusya ile Türkiye, Avrasya coğrafyasında Kafkasya, Orta Doğu ve Karadeniz havzasında en etkin bölgesel aktörlerdir. Türkiye ve Rusya olarak ortak yapacağımız projelerle bu büyük dönüşümün öncü ülkelerden olmak ve bu dönüşümden birlikte istifade etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı. 2020 yılında Rusya ile ikili ticaretin Kovid-19 salgını etkisiyle bir önceki seneye göre yüzde 17 azaldığını belirten Muş, "2020 yılında Rusya'ya ihracatımız 4,4 milyar dolar, ithalatımız ise 17,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Öte yandan, 2021 yılının ilk yarısında ticaret hacmimiz hızlı bir toparlanma kaydetmiştir. Bu dönemde ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 35, ithalatımız ise Rusya'dan yüzde 44 artmıştır. İlk 6 aydaki rakamlar, bu yılsonunda 30 milyar doları aşan bir ticaret hacmine ulaşacağımızı bizlere gösteriyor." dedi.

Muş: "Ekonomik ilişkilerin bir diğer önemli boyutunu yatırımlar oluşturmakta"

Bakan Muş, Türkiye'nin Rusya'ya yönelik ihracatının artması gerektiğini vurgulayarak, "Ülkelerimiz arasındaki yakın ilişkiler, Türk ve Rus ekonomilerinin yüksek potansiyelleri dikkate alındığında, Rusya'ya ihracatımız olması gerekenin çok altındadır. Ticaretimiz maalesef hem dengeli ilerlemiyor hem maalesef belirli ürünlerde sınırlı kalıyor. Cumhurbaşkanlarımızın, iki devlet başkanımızın belirlediği 100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmamız, yeni iş birliği alanlarını belirlememizle birlikte, bu ticareti dengeli ve daha çeşitli hale getirmemiz önem arz etmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Karar alıcılar olarak gümrük prosedürlerinin basitleştirilmesi, iki ülke arasında düzenli bir yol hattı kurulması ve Rusya'ya seyahatlerde vizelerin kaldırılması gibi iş insanlarının işlerini kolaylaştıracak adımlar atmaya devam edeceklerinin altını çizen Muş, şöyle konuştu: "Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin bir diğer önemli boyutunu yatırımlar oluşturmakta. Bugün ülkelerimiz arasındaki karşılıklı yatırım tutarı 20 milyar dolara ulaşmıştır. Bu yatırımların en önemlileri arasında yer alan Akkuyu Nükleer Güç Santrali iki ülke arasındaki iş birliğinin boyutunu yansıtması açısından önemli örneklerden bir tanesidir. Bu güçlü iş birliğinin, madencilik, enerji verimliliği, petrokimya sanayi, ilaç ve nükleer tıpla birleştirilmesinin mümkün olduğuna inanıyoruz."

DEİK Başkanı Nail Olpak ise,"Birçok çevrim içi etkinlik düzenledik ama bugünkü buluşmamız sanırım, salgın sürecinde sizlerle, fiziki olarak yaptığımız ilk büyük etkinlik. Umuyorum ki bu iki gün boyunca, yatırım ve ticari iş birliklerimize yenilerini eklemek, varsa iş dünyamızın sorunlarını tespit ederek birlikte çözümler bulmak ve işlerimizi birlikte büyütmek için önemli adımlar atacağız" dedi. Ülkelerimiz arasında 4,5 milyar dolarlık bir ticaret hacmi bulunduğunu belirten Olpak, 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefimizi dengeli bir şekilde yakalamak için daha çok gayret edilmesi gerektiğini söyleyerek, "Burada devlet büyüklerimizin de desteğiyle, en büyük sorumluluk bizlere, iş dünyamıza düşüyor. Bu noktada, ekonomik iş birliklerimizi geliştirmenin önünü açabilecek bazı tespit ve önerilerimi sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle, yıllar önce mutabakat sağlanan karşılıklı vize muafiyetinin yeniden getirilmesi iş dünyamız açısından önem taşıyor. Salgın sebebiyle açıklanan destek paketleri incelendiğinde ortaklık dağılımı olarak yüzde 50 üzerinde yabancı olan firmalar sağlanan muafiyetlerden faydalanamıyor. Rusya'da üretim faaliyetleri yürüten Türk yatırımcılar için bir ayrıcalık tanınması, yerel firmalarla rekabet şansını artıracaktır. Rusya'da yerleşik firmaların öz sermayeleri ticari hayatın olağan akışından farklı olarak genellikle oldukça düşük seviyede belirleniyor. Bu nedenle, ihracatta güvenilir ödeme şekillerinin tercih edilmesinde fayda bulunuyor. Ayrıca, Rusya gümrüklerinde zaman zaman farklı, beklenmedik ve karmaşık uygulamalarla karşılaşılabiliyor. Bu nedenle, Rusya'ya yapılan ihracatta FOB teslimi yapılmasının daha uygun olacağı kanaatindeyim" dedi.

Olpak sözlerine şöyle devam etti: "Gıda, elektronik, kozmetik ürünleri ile tekstil ve hazır giyim sektörlerinde faaliyet gösteren firmalarımızın Rusya'ya yönelik geleneksel pazarlama ve satış yöntemlerinin yanı sıra e-ticaret mekanizmalarını da kullanmaları gerektiği önem taşıyor. Türk malı araçlara ve işlenmiş tarım ürünlerine, gümrük vergisinin sıfırlanması da önemli konular arasında. Salgın nedeni ile Türk personele vize çalışma izni alımında zorluklar yaşanıyor. Bu konuda, bürokratik işlemlerin hızlandırılması ve belli kolaylıklar sağlanması hem iş dünyası hem de hizmet alıcılar için karşılıklı fayda sağlayacaktır. İki ülke arasında nakliye alanında geçiş belgesi ve kota sorunlarının çözüme kavuşturulması önem arz ediyor. Son olarak, Türkiye'nin PPP alanında tecrübesi dikkate alınarak, kamu-özel sektör iş birliğinde somut projelerin geliştirilmesi her iki taraf için faydalı olacaktır. Rus şair ve yazar Aleksandr Puşkin, Bakır Atlı adlı eserinde "Sevgi olmayan yerde, neşe de olmaz." diyor. Türkiye ve Rusya'nın iş dünyası temsilcileri olarak, karşılıklı ticaret ve yatırımlarımızı güçlendirmek için önümüzdeki dönemde de birlikte ve neşeyle çalışmaya devam edeceğiz."

DEİK/Türkiye-Rusya İş Konseyi Başkanı Mithat Yenigünise, "Ülkelerimiz arasındaki çok boyutlu ilişkiyi; siyaset, ticaret, savunma, eğitim, sağlık ve ulaştırma alanları başta olmak üzere geniş bir çerçevede sürdürüyoruz. Özellikle ekonomik ve ticari ilişkiler Rusya Federasyonu'yla ilişkilerimizin itici gücünü oluşturmaktadır. Rusya en önemli dış ticaret ortaklarımızdan biridir. Türkiye-Rusya İş Konseyi olarak, son dönemde neler yaptığımıza da kısaca değinmek istiyorum. Salgının ilk gününden itibaren Büyükelçimiz ve Ticaret Müşavirlerimizin de video konferans yöntemiyle katıldığı İş Konseyi Yürütme Kurulu toplantıları, webinarlar, Interconnected Business toplantıları ile hem işlerimizi yürütüp, hem de buralardan aldığımız sorun, öneri, her türlü bilgiyi devletimizin ilgili birimlerine ileterek, çözüme katkı sunmaya devam ettik" dedi. Yenigün, salgın sonrası dönemde karşılıklı olarak etkileşimin artması için vize rejiminin eski, karşılıklı serbesti haline dönmesi gerektiğini ve sıkça gündeme gelen yerel para birimleri ile ticaretin, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini geliştirmesindeki önemini vurgulayarak, "İş insanlarının yeni normalleşmeyle beraber ikili ekonomik ilişkilerimizin bu yıl artarak devam etmesi için iki ülke arasındaki stratejik projelerin devam ettirilmesi gerektiğine ve yeni dönemde yatırım ve ticaretimizi daha da güçlendireceğimize inanıyorum. Türkiye – Rusya İş Konseyi olarak ise, iki ülke liderleri tarafından atılan adımların şirketlerimiz arasında kârlı yatırımlara dönüşmesi için her zamankinden daha çok çalışacağız" dedi.

Rusya-Türkiye İş Konseyi Başkanı Ahmet M. Palankoyev ise, "Rusya ve Türkiye dost ve birbirimize ilgi gösteren iki komşu ülkedir. Rusya'nın Türkiye'ye, Türkiye'nin Rusya'ya ihtiyacı var. Ekonomilerimizin bir birine rakip değil, tamamlayıcı nitelikte olduğunu her zaman ifade ederim. Çünkü Rusya'nın sahip olduğu enerji, çelik ve metaller ve çok daha fazlası Türkiye'de talep görüyor. Türkiye'nin sahip olduğu tarım, inşaat malzemeleri, turizm de Rusya'da talep ediliyor. Zaman zaman ortaya çıkan krizlere rağmen her zaman stratejik partner olacağımıza inanıyorum" dedi. İki ülke ilişkilerinin başarılı bir örneği arasında Akkuyu projesi bulunduğunu vurgulayan Palankoyev, "Ayrıca hepimizin de bildiği üzere, Türk firmalarının Rusya'da üstlendikleri başarılı üst ve altyapı inşaat projeleri de mevcuttur.  Türkiye'nin Rusya'dan yüzde 59'u petrol ve türevleri, yüzde 25'i çelik ve metaller olmak üzere ithalatı söz konusudur. Rusya olarak ise Türkiye'den yüzde 28'i makine teçhizat ve araçlar, yüzde 31'igıda ve yüzde 18'i tekstil ürünleri ve ayakkabı ithal ediyoruz" dedi.

Forumun açılış konuşmalarının ardından, "Türkiye ile Rusya Arasında Ticari ve Ekonomik İş Birliğinin Geliştirilmesi Paneli gerçekleştirildi.

Forumda, DEİK Başkanı Nail Olpak ve Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası adına Ahmet Palankoyev, "Türkiye-Rusya İş Konseyi Çalışmalarında İş Birliğine Dair 2021-2022 Eylem Planı"nı imzaladı.

ANGOLA-TÜRKİYE İŞ FORUMU ANKARA’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Angola-Türkiye İş Forumu, Angola Ankara Büyükelçiliği organizasyonunda Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu(DEİK) iş birliğinde Angola Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı João Manuel Gonçalves Lourenço, T.C. Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Angola İş Konseyi Başkanı Abdullah Eriş ve Angola Özel Yatırımlar ve İhracatı Teşvik Ajansı (AIPEX) Başkanı Antonio Henriques'in katılımlarıyla 28 Temmuz 2021 tarihinde Ankara'da gerçekleştirildi. Foruma, Türk ve Angolalı 140 iş insanı katıldı.

Lourenço: "Altyapıları, iş zamanlarını, iş fırsatlarını düzenliyoruz"

Angola Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı João Manuel Gonçalves Lourenço,Türk iş insanlarının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptıkları görüşmenin sonucunda artık Angola'da yatırım yapabileceklerini ifade ederek, "Bu güzel ülkeye benim ilk resmi ziyaretim. Gerçekten çok güzel bir fırsat yakaladık. Diyaloglarımızı artırmak için bakış açılarımızı artırmak için ve ekonomik ilişkilerimizi çeşitlendirmek için çok güzel bir zaman" dedi. Angola Cumhuriyeti'nin makro ve mikro ekonomik olarak reformlara imza attığını belirten Lourenço, "Angola ekonomisi yükselme dönemini yaşıyor şu an. Bu Forum ile bütün yatırımların basitleştirilmesi, vizelerin kolaylaştırılması, yabancı yatırımcıları çekmek için reformlar yaptık. Tabii ki hala yapacağımız reformlar var. Ama biz de pozitif yönde ilerliyoruz" ifadelerine yer verdi. Yolsuzluk, rüşvet gibi konularla mücadele ettiklerini aktaran Lourenço, "Bunları yatırımcıları çekmek için yapıyoruz. Altyapıları, iş zamanlarını, iş fırsatlarını düzenliyoruz. Daha hacimli uluslararası özel sektör yatırımı gelsin diye uğraşıyoruz. Tabii ki monopolden çekmek istiyoruz ekonomiyi. Daha özgür, rekabetçi bir ekonomi istiyoruz. Bu politikaları güdüyoruz. Bizim bu yatırımları çekip onları da yatırımların korunması fırsatı veriyoruz. Böylece kendi kazançlarını da ülkelerine göndermelerini sağlıyoruz" dedi.

Muş:  "Ticaret hedefi çok kısa zamanda yakalanacaktır"

Ticaret Bakanı Mehmet Muş,Angola ve Türkiye arasında ticaret hacmini en kısa zamanda 500 milyon dolar seviyesine ulaştırma hedefleri bulunduğunu belirterek, "Bu hedefe ulaşılacaktır. İki ülkenin potansiyeli dikkate alındığında bu hedefe çok kısa bir zamanda ulaşabileceğimizi düşünüyorum" dedi. Angola ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerini dile getiren Muş, etkinliğin Angola ile gelecekte kurulacak güçlü iş birliği tohumlarının atılmasına vesile olacağına inandığını söyledi. 2003 yılından beri uygulanan "Afrika Ülkeleri ile Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi"nin kıta ile ilişkilerin çok boyutlu bir yaklaşımla geliştirilmesini sağladığına dikkati çeken Muş, "2003 yılında Türkiye-Afrika ticaret hacmi 5,4 milyar dolar seviyelerinden 2020 yılına gelindiğinde 25,3 milyar dolara ulaşmıştır. Kıtaya ihracatımız 2,1 milyar dolardan 15,2 milyar dolara, yaptığımız ithalat ise 3,3 milyar dolardan 10,1 milyar dolara yükselmiş durumdadır. 18 yılın sonunda Afrika'daki yatırımlarımızın piyasa değeri 6 milyar doları aşmış, Türk müteahhitlerinin kıta genelinde üstlendikleri projelerin büyüklüğü ise kümülatif olarak 70 milyar doları geçmiştir. Hâlihazırda, Afrika'nın 43 ülkesinde büyükelçiliğimiz, 26 ülkesinde ise ticaret müşavirliğimiz bulunmaktadır. Türk Hava Yolları, kıta genelinde 58 noktaya uçmaktadır. Önümüzdeki dönemde de 'kazan-kazan' ilkesi ve eşit ortaklık temelinde iş birliğimizi her alanda geliştirmek istiyoruz" dedi. Ticaretin iki ülke arasındaki büyük potansiyeli yansıtacak seviyeye gelmesi için karşılıklı fayda ilkesi çerçevesinde çaba sarf edilmesi gerektiğine işaret eden Muş, 2020'de 250 milyon dolar olan ticaret hacmini daha ileriye taşımak için çalışmalara devam edeceklerini bildirdi.

Muş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği ticaret hacmini en kısa zamanda 500 milyon dolar seviyesine ulaştırma hedefine dikkati çekerek şunları söyledi: "Bu hedefe ulaşılacaktır. İki ülkenin potansiyeli dikkate alındığında bu hedef çok kısa zamanda yakalanacaktır. Bugün ayrıca huzurlarınızda Sayın Cumhurbaşkanı'mızın dün verdiği müjdeyi de tekrarlamak istiyorum. Bu en üst düzey ziyaret programının bir iade-i ziyareti olarak Sayın Cumhurbaşkanı'mız başkanlığında iş insanlarımızın da dâhil olduğu geniş bir heyetle ekim ayında Angola'da olacağız. Yapacağımız bu ziyaretin ikili ilişkilerimizi daha ileriye taşıyacağından ve yakaladığımız ivmeyi sürdüreceğinden eminim."

Angola'da tarımsal işleme, madencilik ve tekstil gibi sektörlerin potansiyel arz ettiğini belirten Muş, bunun yanında enerji santralleri ve elektrik iletim altyapılarının inşası ve modernizasyonu, elektrik dağıtım hizmetleri gibi alt sektörlerin muazzam potansiyelleriyle öne çıktığını dile getirdi. Muş, Angola'da şu anda madencilik, un sanayisi, ilaç ve gübre sektörü başta olmak üzere bazı Türk yatırımlarının gündemde olduğunu dile getirerek, "Tekstil, savunma sanayi, şehir atıkları yönetimi, hazır giyim perakendeciliği ve akaryakıt depolama sektörlerinde iş birliklerinin gündemde olduğunu memnuniyetle kaydetmek isterim. Burada madencilik sektöründe gündemde olan bir projeye özellikle değinmek istiyorum. Tosyalı Holding, demir cevheri madeni projesini hayata geçirmek için çalışmaları hızlandırdı. Ekim ayında bu çalışmalar daha da ivme kazanacak. Zira bu proje tamamlandığında Türkiye-Angola ekonomik ilişkilerinin 'bayrak taşıyıcı' projesi haline gelecek, aynı zamanda Angola'nın sanayileşme ve kalkınma hamlesine önemli bir katkı sağlayacak. Tosyalı, ciddi birikim ve 'know how'u da ülkeye götürmüş olacak. Önümüzdeki dönemde, bu ve bunun gibi büyük ve önemli projeler yoluyla iş birliğimizin güçlendirilmesi hususunda Angolalı mevkidaşımla mutabık kaldık" dedi.

Muş: "Uçak seferleri ilişkilerimize ivme kazandıracak"

Ticari ve ekonomik ilişkilerin gelişmesinde önemi bulunan karşılıklı uçak seferlerine de değinen Muş, "Bu noktada, İstanbul ve Luanda arasında doğrudan yolcu ve kargo seferlerinin başlaması, ilişkilerimize ivme kazandıracaktır. Sayın Cumhurbaşkanı'nın ziyareti bu alanda uzun zamandır beklenen somut adımın atılmasına vesile olmuştur. İnanıyorum ki İstanbul-Luanda-İstanbul uçuşları iş insanlarımız arasındaki temasları artıracak, ülkelerimiz arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerini geliştirecektir. Bugün Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ile Angola Özel Yatırım ve İhracatın Teşviki Ajansı arasında imzalanan mutabakat zaptının da iş insanlarımız arasındaki temas ve ilişkilerin kurumsallaştırılması ve geliştirilmesi açısından son derece işlevsel olacağına yürekten inanıyorum" dedi.

Olpak: "Çifte vergilendirmenin önlenmesini bekliyoruz"

DEİK Başkanı Nail Olpak,Angola ile ticaret hacminin iki ülke devlet başkanlarıyla iş dünyası tarafından yeterli bulunmadığını belirterek, "Devlet başkanlarımızın yaptığı görüşmelerde verdikleri mesajlar ve bu hacmin ilk etapta 500 milyon dolara çıkarma hedefi, bizi motive ediyor ve iş dünyasına önemli bir sorumluluk yüklüyor" dedi. Geçen yılın kasım ayında iki ülke arasında tekstil ve gıda sektörlerine yönelik çevrim içi toplantı düzenlendiğini anımsatan Olpak, benzer toplantıları gelecek dönemde yüz yüze gerçekleştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Kovid-19 salgınının tüketici tercihlerinden üretim modellerine, tedarikten lojistiğe kadar birçok alanda yeni kavramları ortaya çıkardığına dikkati çeken Olpak, dijitalleşme ve yapay zeka, kaynak çeşitliliği, lojistikte ulaşılabilirlik, tedarik zinciri gibi kavramların öneminin arttığını dile getirdi. Salgına rağmen tedarik zincirini kopartmadan hayatta kalabilenlerin bundan sonraki sürecin kazananları olacağını vurgulayan Olpak, "Ülkelerimiz arasındaki karşılıklı ticaret rakamları ne devlet başkanlarımızı ne de biz iş dünyasını tatmin ediyor. Devlet başkanlarımızın yaptığı görüşmelerde verdikleri mesajlar ve bu hacmin ilk etapta 500 milyon dolara çıkarma hedefi, bizi motive ediyor ve iş dünyasına önemli bir sorumluluk yüklüyor. Farklı alanlarda bunu gerçekleştirebileceğimize eminim" dedi.

Türk müteahhitlerinin yurt dışındaki projelerdeki başarılarına işaret eden Olpak, Angola'da da bugüne kadar 800 milyon doların üzerinde proje gerçekleştirildiğini, daha fazla proje yapılabileceğini düşündüğünü bildirdi. Angola ile dün imzalanan yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşmasının önemli olduğunu söyleyen Olpak, çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmasının da imzalanmasını beklediklerini kaydetti. Olpak, Angola'da iş yapmak isteyenler için vize kolaylığının sağlanması ve salgından sonra THY'nin Angola'nın başkenti Luanda'ya direkt uçuşlarının başlamasının da önemli olduğunun altını çizdi. Madencilik ve çelik alanında Tosyalı Holding ile başlayan iş birliğinin de artarak sürmesini dileyen Olpak, iş dünyası temsilcileri olarak iş birliklerini geliştirmek için çalışacaklarını sözlerine ekledi.

DEİK/Türkiye-Angola İş Konseyi Başkanı Abdullah Eriş,iki ülke arasında ticarete konu olan ürünlere değinerek, "Angola'da gerçekleştirilen reformları ilgiyle takip ediyoruz. Özelikle ekonomiyi çeşitlendirme çalışmalarını ve özelleştirme programlarını çok kıymetli buluyoruz" dedi. Türk iş dünyasının birçok alanda Angola'nın ihtiyaçlarını karşılayabileceğini vurgulayan Eriş, ülke ekonomisine katkı sağlayabileceklerini dile getirdi.

Angola-Türkiye İş Forumunun açılış konuşmalarının ardından Türkiye-Angola Özel Sektör İş Birliği oturumu düzenlendi. Oturumda, Angola Özel Yatırımlar ve İhracatı Teşvik Ajansı (AIPEX) Başkanı Antonio Henriques da Silva, Angola'daki yatırım fırsatları hakkında sunum yaptı.

İş Forumunda, DEİK Başkanı Nail Olpak ile Angola Özel Yatırımlar ve İhracatı Teşvik Ajansı Başkanı Antonio Henriques da SILVA, "DEİK ile AIPEX Mutabakat Zaptı"nı imzaladı.

NAİL OLPAK: “TÜRKİYE, DEMOKRASİDEN ALDIĞI GÜVEN VE MİLLET İRADESİNDEN ALDIĞI GÜÇ İLE BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK”
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile ilgili bir mesaj yayımladı.
 
Olpak açıklamasında şunları ifade etti:
 
"Türkiye'nin birliğine ve bütünlüğüne göz diken FETÖ terör örgütünün, 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirdiği hain darbe girişiminin ardından tam beş yıl geçti. Devletimizin güçlü kudreti ve milletimizin sarsılmaz iradesiyle, dünyaya örnek bir duruş sergileyerek hep birlikte tek vücut olarak demokrasimizi sekteye uğratmaya çalışanlara geçit vermedik. O kara gecede, vatanını korumak adına ülkemizin nice değerlerinin kahramanca şehit ve gazi olduğuna derin acılarla tanıklık ettik.
 
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve devletimizin gösterdiği kararlılık neticesinde, egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletin olduğunu bir kez daha ispatladık. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle, Türkiye'yi karanlığa boğmaya çalışan vatan hainlerine karşı, gözünü kırpmadan canını ortaya koyan tüm demokrasi kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Bu güzel ülkenin ve aziz milletimizin bir daha böylesi elim hadiseler yaşamamasını temenni ediyoruz.
 
Devletimiz ve milletimiz, hem konjonktürel hem de bölgesel pek çok zorluğun üstesinden gelerek mücadelesini sürdürürken, "Güçlü Türkiye" vizyonu ile hedeflerine emin adımlarla yürümeye devam ediyor. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alan Türkiye, küresel ticaretin de seyrini değiştiren Covid-19 salgın sürecinde dahi pozitif büyüme başarısı gösteren nadir ülkelerden biri olmayı başardı. Ümit ediyoruz ki; 2021 yılında da Cumhuriyet tarihimizde ilk defa 200 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşacağız.
 
Türk iş dünyasının lokomotif platformu Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) olarak, daha fazla ticaret anlayışıyla yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetlerimizi, 146 İş Konseyimiz ile dünyanın dört bir yanına taşımaya devam edeceğiz. Türk özel sektörünün gücünü tüm dünyaya taşırken, Türk diaspora temsilcilerimizle birlikte dünyanın her yerinde gerçekleştirdiğimiz demokrasi mücadelemiz de asla durmayacak. 
 
Ülkemizin dış ticarette yeni kapılar açması, ihracatta yeni rekorlar kırması, uluslararası yatırımların beşiği ve ticaretin cazibe merkezlerinden biri olması amacıyla gece gündüz demeden Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz."
İKİNCİ TİCARİ DİPLOMASİ ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Ticari Diplomasinin Yıldızları Belli Oldu

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen "DEİK Ticari Diplomasi Ödülleri" 23 Haziran 2021 tarihinde İstanbul'da gerçekleşti. DEİK'in bel kemiğini oluşturan İş Konseyleri; 2020 yılında gerçekleştirdikleri faaliyetler kapsamında 6 kategoride toplam 12 ödüle layık görüldü. Ticari Diplomasi Ödül Töreni, DEİK Başkanı Nail Olpak ev sahipliğinde T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, DEİK Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri, DEİK İş Konseyleri Başkanları ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleşti.

2'nci DEİK Ticari Diplomasi Ödülleri'nde, DEİK İş Konseyleri Performans Değerlendirme Sistemi kapsamında; ‘Sponsorluk ve Bütçe Yönetimi', ‘Üye İlişkileri ve Kazanımı', ‘Medya Görünürlüğü', ‘Paydaşlarla İlişkiler', ‘Yürütme Kurulu Süreç Yönetimi' ve ‘Üstün Performans' kategorilerinde ticari diplomasinin sanatkarları belirlendi. 

DEİK'in 146 İş Konseyi ile birlikte Türkiye'ye dış ticarette yeni kapılar açılmasında etkin rol oynadığını ifade eden T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, "DEİK, 1985 yılından beri, ülkemizin ekonomik ve ticari ilişkilerine katkı sunan çok önemli bir iş platformu. Ülkemizin ihracat ve yatırımlar özelindeki hedeflerine giden yolda, iş dünyamızın önde gelen STK'ları ile büyük bir sinerji oluşturan DEİK'e teşekkür ediyoruz. Covid-19 salgınının zor koşullarına rağmen 2021'de ilk çeyrek büyümemiz yüzde 7 oldu ve bu başarıda ihracatın 1,1 puanlık net bir katkısı var. İhracatımız yılın ilk 5 ayında yüzde 38,3 artarak 85,2 milyar dolara ulaştı. Bunlar büyük başarılar. Hedefimiz ihracatta 200 milyar dolarları görmek. Son 12 aylık rakamlara bakarsak 198 milyar doları bulmuş durumdayız. Haziran ayı da iyi sinyallerle geliyor. Dolayısıyla inşallah 200 milyar dolarları da hep birlikte geçeceğiz ve yine birlikte başaracağız.

Turagay: "Gündemimizde AB ile tesis ettiğimiz Gümrük Birliği'nin modernizasyonu var"

Ticaret Bakanlığı'nın ticari diplomasi alanında da yoğun mesai harcadığını vurgulayan Turagay, "Gündemimizde AB ile tesis etmiş olduğumuz Gümrük Birliği'nin modernizasyonu var. Sayın Bakanımızın öncülüğünde, bu konu üzerinde yoğun ve titiz bir çalışma yürütüyoruz. Ayrıca Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenlemeleri de Türk iş dünyamız açısından son derece önemli. Biz de gelecek dönemde ‘AB kaynaklarından daha fazla nasıl yararlanabiliriz?' buna çalışıyoruz. Bakanlığımız bünyesinde bununla ilgili çalışma kurulları kurduk ve bu kurullarda DEİK gibi iş dünyası kuruluşlarımız da yer alıyor. Özellikle yeşil alanda, gerekli önlemleri vakit geçirmeden almalıyız. ABD ise, Türkiye için vazgeçilmez bir pazar. Orada da ihracat konusunda daha yüksek rakamlara ulaşacağımıza eminiz. ABD'ye ihracatımız ilk 5 ayda yüzde 42'nin üzerinde arttı, AB'ye ihracatımız yüzde 41'lerin üzerinde arttı. Bunlar aslında adım adım bu yolda ilerlediğimizi gösteriyor. DEİK Ticari Diplomasi Ödüllerini layık görülen İş Konseylerimizi canı gönülden tebrik ediyorum. Ticaret Bakanlığı olarak hepinizi teşekkür ediyorum. Türkiye'yi hep birlikte daha güçlü bir noktaya taşıyacağız" ifadelerini kullandı.

Olpak: "Türkiye'ye küresel ticarette eşik atlatacak yeni kapılar açmaya devam edeceğiz"

Covid-19 salgının tüm dünyada bazı kapıların kapanmasına sebep olmasına rağmen, DEİK'in doğru anahtarla Türk iş dünyası için en doğru kapıları açmayı başardığını vurgulayan DEİK Başkanı Nail Olpak, "2020 yılında, Cumhurbaşkanımız, Devlet Başkanlarımız, Bakanlarımız, Büyükelçilerimiz, Ticaret Müşavirlerimiz ve karşı kanat temsilcilerimizin katıldığı 2100 etkinlik yaptık. On binlerce yabancı iş insanıyla görüştük. Covid-19 salgının tüm etkilerine rağmen, 146 İş Konseylerimizle tek vücut olarak küresel ticari diplomasi faaliyetlerimizi yoğun bir şekilde sürdürdük. Gönül kapıları açık iş dünyası temsilcileri olarak, dünyanın dört bir yanında yeni kapıları çaldık ve bunun için en doğru anahtarları kullandık. Odaklandığımız anahtar kavramlar ise; dijitalleşme, yapay zeka, globalleşmeden glokalleşmeye geçen yeni düzen, kaynak çeşitliliği ve lojistikte ulaşılabilirliğin ön plana çıkması oldu" dedi.

Olpak: "DEİK'in ana omurgasında daima daha fazla ticaret var"

DEİK'in yeni dönemde odaklandığı çalışma alanlarına değinen Olpak, "İş dünyamızın, küresel ticaretten daha fazla pay alması için öncelik vermesi gereken konularda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. ABD ile ikili ekonomik ilişkilerimizde hala gündemde olan 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini salgın şartlarında güncelleyerek takip ediyoruz. Amerika'da eyalet tabanlı ve kanaat önderleri hedefli stratejik iletişim çalışmalarımız var. AB çalışmalarımız kapsamında, Tam Üyelik ve Gümrük Birliğinin Güncellenmesi yanı sıra, geçtiğimiz yıl itibarıyla gündeme gelen Yeşil Mutabakat da önemli bir başlığımız. Ticaret Bakanlığımızın çalışmalarını destekleyen DEİK Yeşil Dönüşüm Çalışmamızı da ayrıca önemsiyoruz. Asya-Pasifik Bölgesindeki İş Konseylerimizle, bölge ülkeleriyle ikili ticaretimizi dengeleyerek arttırmak için ASEAN Çalışma Grubunu kurduk. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol projesi özelinde Türkiye'nin lojistik üstünlüğünü korumasına odaklanıyoruz. Afrika Kıtasında geçtiğimiz yıl sonu yürürlüğe giren Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması'nın, Türk firmaları üzerindeki olası etkileri, ülkelere ait öngörüleri ve yeni stratejiler oluşturmayı amaçlayan bir çalışmamız var. Ticaret Bakanlığımızın hedefleri arasında yer alan Yurt Dışı Lojistik Merkezleri kurmak da başka önemli bir çalışmamız. Dünya Türk İş Konseyimiz ile yürüttüğümüz diaspora faaliyetlerimiz de tüm hızıyla sürüyor. Dolayıyla ticari diplomasinin tüm enstrumanlarını kullanarak, ülkemiz ve iş dünyamız için daha fazla ticaret sağlayacak çok kapsamlı bir gündemimiz bulunuyor. İçinde bulunduğumuz koşullar dijital ekonomiye geçişi de bir hayli hızlandırdı. Yurt Dışı Girişim Sermayesi Fonlarının Türkiye'deki teknoloji start-up'larına yatırım yapmasını ve Türkiye'deki girişim sermayesi fonlarıyla iş birliklerinin kurulmasını sağlamak için, gelecek Şubat ayında "DEİK Start-up Expo" etkinliğini planlıyoruz. Yakın dönemde iki yeni İş Konseyi daha kuracağız. Paraguay ve Uruguay ile İş Konseyi sayımızı 148'e yükselteceğiz" dedi.

Ticari Diplomasi Ödül Töreni'nin açılış konuşmalarının ardından, DEİK Başkanı Nail Olpak ile Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay,  6 kategoride ödüle layık görülen 12 İş Konseyi'ne ödüllerini takdim etti.

Tören, aile fotoğrafının çekilmesiyle sona erdi.

ÖDÜL ALAN İŞ KONSEYLERİMİZ;

SPONSORLUK VE BÜTÇE YÖNETİMİ ÖDÜLÜ

•            DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK)

•            DEİK/Türkiye- Bulgaristan İş Konseyi  

ÜYE İLİŞKİLERİ VE KAZANIMI ÖDÜLÜ

•            DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi   

•            DEİK/ Türkiye- Libya İş Konseyi

MEDYA GÖRÜNÜRLÜĞÜ ÖDÜLÜ

•            DEİK/ Türkiye - ABD İş Konseyi (TAİK)

•            DEİK/Türkiye - Güney Afrika İş Konseyi

PAYDAŞLARLA İLİŞKİLER ÖDÜLÜ

•            DEİK/Türkiye – Rusya İş Konseyi

•            DEİK/Türkiye - Tacikistan İş Konseyi

YÜRÜTME KURULU SÜREÇ YÖNETİMİ ÖDÜLÜ

•            DEİK/Sağlık İş Konseyi

•            DEİK/Türkiye-Bangladeş İş Konseyi

ÜSTÜN PERFORMANS ÖDÜLÜ

•            DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi

•            DEİK/ Türkiye-Bahreyn İş Konseyi

DEİK, ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU’NDA AFRİKA KITASINDAKİ 14 DIŞİŞLERİ BAKANINI AĞIRLADI

DEİK, ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU'NDA AFRİKA KITASINDAKİ 14 DIŞİŞLERİ BAKANINI AĞIRLADI

Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Türkiye - Afrika İş Birliği Fırsatları Yuvarlak Masa Toplantısı,  DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi ve DEİK/Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Sayın Berna Gözbaşı'nın katılımlarıyla 19 Haziran 2021 tarihinde Antalya'da gerçekleştirildi.

"Yenilikçi Diplomasi: Yeni Dönem, Yeni Yaklaşımlar" ana temasıyla T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki Türkiye-Afrika İş Birliği Fırsatları Yuvarlak Masa Toplantısı'nda, Türk iş dünyası temsilcilerinin Afrika'daki faaliyetleri ve yatırımları ile Afrika ülkeleri Dışişleri Bakanlarının Afrika'da ekonomik fırsatları konuları değerlendirildi. Afrika'da faaliyet gösteren Türk iş dünyası temsilcileri, Cezayir, Gabon, Gine Bissau, Güney Afrika, Kamerun, Kenya,  Kongo Demokratik, Libya, Madagaskar, Nijer, Nijerya, Senegal, Somali ve Zimbabve Dışişleri Bakanlarıyla ülkemizin kıta ile ticari ilişkilerinin nasıl derinleştirilebileceğini ele alarak, tarım teknolojileri, altyapı ve inşaat, lojistik, enerji ve sanayi üretimi sektörlerinde iş birliklerini değerlendirdi.

Nail Olpak: "Afrika ile ortak projeler oluşturulmalı"

DEİK Başkanı Nail Olpak,1,3 milyar nüfuslu ve 3,4 trilyon dolarlık yeni bir serbest ticaret pazarı oluşturan Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) anlaşmasının ardından DEİK olarak kapsamlı bir bölgesel rapor hazırladıklarını belirterek, "Rapor, ürün ihracatından pazarda değişen dinamiklere, kıtadaki yeni yatırım fırsatlarından atılması gereken stratejik adımlara kadar Türk özel sektörüne Afrika'da rehberlik edecek bir projeksiyon sunacak. Yakın zamanda raporumuzun lansmanını gerçekleştireceğiz" dedi.

Afrika'nın bölgedeki sanayileşme ile kalkınma vizyonuna Türk iş dünyasının yatırımlarıyla ortak olması gerektiğini ifade eden Olpak, "Türkiye ve Afrika arasında sürdürülebilir kalkınma için, dünya pazarlarındaki rekabet gücümüzü artıracak ileri teknoloji ürünleri geliştirmemiz ve daha çok kullanmamız gerekiyor. Ayrıca Afrika ülkeleri ile ortak projeler oluşturulmasının ve yürütülmesinin teşvik edilmesi de önem arz ediyor. Türk özel sektörünün dış dünyaya açılan penceresi olan DEİK, olarak ülkeler arası yatırım ve ticareti artırmak için Kıta'da 45 olmak üzere 146 İş Konseyimizle ticari diplomasi çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz" diye konuştu.

Berna Gözbaşı: "Türk bankalarının Afrika'daki mevcudiyetlerini arttırmamız gerekiyor"

DEİK Yönetim Kurulu Üyesi ve DEİK/Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Berna Gözbaşıise, Türkiye ve Afrika ülkeleri arasındaki iş birliği fırsatlarının ele alınacağını belirterek,  ilişkilerin ne durumda ve daha nasıl geliştirilebileceğini değerlendirmek istediklerini söyledi. 2021 yılının başında yürürlüğe giren Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması ile kıtada önemli bir değişim süreci başladığını ve sürecin ivmelenerek devam edeceğini belirten Gözbaşı, "Türk özel sektörü olarak bu süreci iyi takip etmeli ve buna göre kendimizi revize etmeliyiz. Bankacılık ilişkileri önemli bir konu.

Türk bankalarının Afrika'daki mevcudiyetlerini arttırmalarını sağlamamız gerekiyor. Bu alanda hem sektör temsilcileri hem de ilgili kamu kurumları ile görüşmelere Türk iş dünyası olarak öncülük etmeliyiz" dedi. Kuzey Afrika ülkelerinin ayrı bir başlık altında değerlendirmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Gözbaşı, "Son dönemde Libya ekseninde bölge ülkeleri ile siyasi ilişkilerin geliştirilmesi noktasında önemli bir çaba mevcut. Özel sektör olarak bu sürece katkı sağlayacak çalışmalar gerçekleştirmeliyiz" dedi.

Açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam eden toplantıda, Türk iş dünyası temsilcileri ile Afrika ülkelerinin Dışişleri Bakanları görüş alışverişinde bulundu. Afrikalı Bakanlar tarafından, ülkelerindeki Türk yatırımlarından ve projelerinden memnun oldukları, daha çok Türk firmasının kıtada yerleşik olmasını ve genç iş gücü için istihdam sağlayacak sanayi üretimi yatırımlarının yapılmasını arzu ettikleri dile getirildi.

OLPAK: “NATO ZİRVESİ’NDEKİ DİYALOG ZEMİNİ İŞ DÜNYASINI MEMNUN ETTİ”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Zirvesi'nde devlet liderleri ile gerçekleştirdiği görüşmelere ilişkin Türk iş dünyası açısından yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları ifade etti:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, NATO Zirvesi kapsamında başta; ABD Başkanı Joe Biden, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte olmak üzere birçok liderle gerçekleştirdiği ikili görüşmelerin, Türkiye açısından pozitif ve verimli bir tablo ortaya koymasından dolayı büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Türk iş dünyası olarak önümüzdeki yeni süreçte, NATO'daki dost ve müttefik ülkelerle olan ekonomik ve ticari ilişkilerimizin çok daha güçlü bir ivme ile süreceğine inanıyoruz. Dünya ekonomisine ve küresel ticarete yön veren, en büyük ticari ve ekonomik partnerlerimiz olan Batı ülkeleriyle verimli temasların ve iş birliği zemini oluştuğunu görüyoruz. Bu yapıcı ve uzlaşmacı yaklaşımın, iş dünyamız açısından da küresel ticarette vites yükseltici bir katkı sunacağını düşünüyoruz.

Bununla birlikte, Ticaret Bakanımız Sayın Mehmet Muş Brüksel'de AB Komisyonu yetkilileri ile Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği'nin modernizasyonu başta olmak üzere; ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, tedarik zincirleri ve yeşil dönüşüm alanında iş birliği, Türkiye-AB pozitif gündemini ele alan verimli görüşmeler gerçekleştirmesi de iş dünyası açısından memnuniyet verici.

Biz de DEİK olarak, İş Konseylerimiz ile yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetlerimizde, ülkeler arasında daima açık iletişimi sürdürerek ortak çıkarlar doğrultusunda daha fazla ticaret için çalışmaya devam edeceğiz. İkili ticaret, karşılıklı yatırımlar, endüstriyel iş birliği ve ihracat özelinde atılacak yeni adımlar ile dünya ticaretinden daha fazla pay alma yolunda kararlı adımlar atmayı sürdüreceğiz."

OLPAK: “SALGINA RAĞMEN BEKLENTİYİ AŞAN, DENGELİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR VE KALİTELİ BÜYÜME KOMPOZİSYONU SEVİNDİRİCİ”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2021 yılı ilk çeyrek büyüme rakamları ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları ifade etti:

"2021 ilk çeyreğinde büyüme verilerine ilişkin öncü göstergeleri yüksek büyümenin sinyallerini vermişti. Sanayi üretimi ilk çeyrekte yıllık olarak yüzde 12,3 oranında büyürken ihracat ilk çeyrekte yıllık yüzde 17,2 oranında büyüyerek 50 milyar dolar seviyesini aşmıştı.  PMI verileri de dönem boyunca eşik değer olan 50'nin üzerinde gerçekleşmişti. Bu anlamda açıklanan veri beklediğimiz gibi yüksek gerçekleşti. Veriler doğrultusunda, Türkiye artık sadece büyüyen değil büyümenin ivmesini de artıran bir döneme girdi diyebiliriz.

Büyümenin detaylarına baktığımızda daha önceki dönemlerde pozitif büyüme eşlik edemeyen sektörlerin de pozitif büyümeye geçmesiyle tüm sektörlere yayılan kapsayıcı bir büyüme verisi gözlemlemek çok sevindirici oldu. En yüksek büyüme performansı dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla bilgi ve iletişim sektöründe gözlemleniyor. Bu da salgının ekonomi üzerindeki olumsuz etkisini azaltmakla beraber gelecekte hazırlanmamız gereken dijital dönüşüm için de fırsatları iyi değerlendirdiğimizi gösteriyor. Bunun dışında öncü sektörlerden izlediğimiz gibi sanayi sektörünün yüzde 11, 7 oranında büyüyerek ekonomik büyümede önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Üretimin artması son derece değerli.

Büyümenin harcama kompozisyonuna bakıldığında ise en büyük artışın yüzde 11,4 oranında yatırımlar kaleminde olması da ayrıca sevindirici. Yatırım odaklı bir büyüme, büyümenin sürdürülebilir ve kapsayıcı olması bakımından önemli bir kazanım. Özellikle makine ve teçhizat yatırımlarındaki yüzde 30,5 oranındaki artış önümüzdeki dönem büyüme verisi için de önemli bir gösterge olarak değerlendiriyoruz.  Önümüzdeki dönemde makine ve teçhizat yatırımına, bu dönem yüzde 4,7 oranında daralan inşaat sektöründeki yatırımların da eşlik etmesi için çalışmalarımızı sürdürmeliyiz.

Buna ilaveten, yurt içi tüketim harcamalarının yüzde 7,4 oranında büyümesine ilave olarak mal ve hizmet ihracatının yüzde 3,3 oranında büyümesi de hem yurt içi pazarın hem de yurt dışı pazarların etkin olarak kullanıldığını gösteriyor.

Özet olarak büyümenin yüksekliği kadar, iç ve dış talebin daha dengeli olduğu, sürdürülebilir ve kaliteli bir büyüme kompozisyonun olduğunu gözlemlemek sevindirici oldu.

Biz en başından beri yıllık büyüme oranının yüzde 5'in üzerinde gerçekleşeceğini öngörüyorduk. Bugünkü rakamlar bu öngörümüzü teyit kuvvetlendiriyor. Yılın ikinci çeyreğinde büyüme oranlarının geçen yılın düşük bazının da etkisiyle çift hanelere çıkmasını bekliyoruz. Yıl sonunda ise yüzde 5'in üzerinde, yüzde 6 civarında bir büyüme tahminimizi korumaya devam ediyoruz.

Küresel ticaretin yeniden rotasına kavuşması, ekonomik aktivitenin canlanması ve yatırım ortamının olumlu yönde ilerlemesi ile Türkiye'nin büyümede hız kesmeden, yoluna emin adımlarla devam edeceğine inancımız tam. Türk iş dünyasının da güçlü sanayisi, üretim gücü ve yüksek potansiyeli ile büyüme trendinin en önemli itici güçlerinden biri olacağına eminiz.

DEİK olarak, ülkemizin küresel ticaretten daha fazla pay alması için ticari diplomasi faaliyetlerimizi hızla sürdürecek ve 146 İş Konseyimizle birlikte dünyanın dört bir yanında var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."

DEİK, TÜRKİYE-AZERBAYCAN YATIRIM FORUMU’NU ÇEVRİM İÇİ OLARAK DÜZENLEDİ

Türkiye-Azerbaycan Yatırım Forumu, DEİK/Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi ile Azerbaycan İhracatın ve Yatırımların Teşviki Fonu (AZPROMO) iş birliğinde, T.C. Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş, Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov, DEİK Başkanı Nail Olpak,   AZPROMO Başkanı Yusif Abdullayev ve Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı Selçuk Akat'ın katılımlarıyla 31 Mayıs 2021 tarihinde çevrim içi olarak düzenlendi.

T.C. Ticaret Bakanı Dr. Mehmet Muş, Türk müteahhitlik sektörünün, Azerbaycan'ın kurtarılan bölgelerinde ve Karabağ'ın yeniden imarında halihazırda sürdürdükleri iş birliği ve çalışmaları daha da artırmak ve bu süreçte etkin şekilde yer almak istediğini söyledi. İkili ticarette hedefin, iki ülke Cumhurbaşkanlarının belirlediği 15 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak olduğunu hatırlatan Muş, karar alıcılar olarak bu hedefe ulaşmak için çok çalıştıklarını söyledi.

Azerbaycan ile ikili ticaret hacminin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen 2020'de bir önceki yıla göre yüzde 5 artışla 4,6 milyar dolara ulaştığına işaret eden Muş, "Bu yılın ilk 4 ayında da ikili ticaretimizin artış göstermesi memnuniyet vericidir. Bu ivmenin 2021 yılının tamamına yayılmasını bekliyoruz. Bu yolda attığımız önemli adımlardan birisi de kendi ticaret kurallarımızı belirlediğimiz Tercihli Ticaret Anlaşması'nın 1 Mart 2021 tarihinde yürürlüğe girmesidir. Anlaşma kapsamının genişletilmesi için çalışmalarımız devam etmektedir" dedi.

Muş: "Azerbaycan, imzalamış olduğu serbest ticaret anlaşmaları sayesinde yatırımcılara Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri ile gümrük vergisiz ticaret fırsatı da temin etmektedir."

Azerbaycan'daki Türk yatırımlarının 12 milyar dolara, Azerbaycan'ın Türkiye'deki doğrudan yatırımlarının ise 19,5 milyar dolara ulaştığına işaret eden Muş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu rakamlar, iş dünyasının ülkelerimize olan güvenini de göstermektedir. Hiç şüphesiz, Azerbaycan ve Türkiye'de yatırım yapan iş insanlarımızı ve girişimcilerimizi, iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin ekonomik alanda da uzun soluklu olmasına katkı sunan aktörler olarak görüyoruz. Türk firmaları, Azerbaycan'da şimdiye kadar gerçekleştirdikleri yatırımlarıyla Azerbaycan'ın yerli sanayisinin gelişimine ve ülkenin kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürmektedir. Başta finans, madencilik, gıda ve içecek ürünleri sektörleri olmak üzere, firmalarımız Azerbaycan'daki yatırımlarıyla 5 bin kişiyi aşan bir yerel istihdam yaratmaktadır. Özellikle sektörel bazda oluşturulan sanayi parkları sayesinde gerek altyapı alanında sağlanan kolaylıklar, gerekse vergisel avantajlarla Azerbaycan, yatırımcılar için bölgedeki önemli cazibe merkezlerinden birisi haline gelmiştir. Ayrıca, bilgi ve iletişim teknolojileri, tarım ve gıda sektörü ile kimya alanlarında yabancı yatırımcılar için önemli fırsatlar barındıran Azerbaycan, imzalamış olduğu serbest ticaret anlaşmaları sayesinde yatırımcılara Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri ile gümrük vergisiz ticaret fırsatı da temin etmektedir."

Muş: "Azerbaycan Hükümeti'nin Türk firmalarına karşı bugüne kadar gösterdikleri teveccühün, özellikle Karabağ'ın yeniden imarı kapsamında devam edeceğine olan inancımız tamdır"

Kafkasya'daki en güçlü para birimine, en yüksek milli gelire ve yetişmiş bir iş gücüne sahip Azerbaycan'ın istikrarlı ekonomisinin, Türk girişimcilerin yatırım kararlarını olumlu yönde etkileyecek bir faktör olduğuna işaret eden Muş, Türkiye'nin de Azerbaycan'daki yatırımlarını her geçen yıl artırarak, bu alandaki tecrübesi ve kapasitesiyle ülkenin sanayisine katkıda bulunacağını söyledi. İki ülkenin müteahhitlik alanındaki iş birliğine de değinen Muş, dünyanın birçok ülkesinde uzun yıllardır projeler üstlenen Türk müteahhitlik sektörü için Azerbaycan'ın her zaman önemli bir yeri olduğunu dile getirdi. Bugüne kadar 15 milyar doların üzerinde ve 450'ye yakın proje üstlenilen Azerbaycan'da firmaların aynı zamanda yatırımcı olarak da yerleşikliklerini sürdürdüğünü belirten Muş, "Bu kapsamda firmalarımız ve sektörümüz, Azerbaycan'ın kurtarılan bölgelerindeki ve Karabağ'ın yeniden imarında halihazırda sürdürdükleri iş birliği ve çalışmaları daha da artırmak ve bu süreçte etkin bir şekilde yer almak istemektedir. Azerbaycan Hükümeti'nin Türk firmalarına karşı bugüne kadar gösterdikleri teveccühün, özellikle Karabağ'ın yeniden imarı kapsamında devam edeceğine olan inancımız tamdır." değerlendirmesinde bulundu.

Cabbarov: "Hedefimiz karşılıklı ticaret hacmini artırmak"

Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov ise, birlikte atacakları adımların iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesinde önemli rol oynayacağını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan'ın her zaman birbirlerinin yanında olduklarını anlatan Cabbarov, bütün bunların, devlet başkanlarının dostluk ve kardeşlikleri neticesinde gerçekleştiğine işaret etti. Salgın döneminde de Azerbaycan-Türkiye arasındaki ticaret hacminin arttığını belirten Cabbarov, şunları kaydetti:  "Hedefimiz karşılıklı ticaret hacmini artırarak, devlet başkanlarımızın bize verdiği hedefleri, yerine getirmektir. Ne kadar çok Azeri iş adamı ve şirketi Türkiye'de yatırım yaparsa, ne kadar çok Türk şirketi ve iş adamı Azerbaycan'da yatırım yaparsa iktisadi ilişkilerimiz olumlu etkilenecektir. Kardeş Türkiye yatırımlarda birincidir."

Nail Olpak: "İki ülke arasında iş birliği yapılabilecek birçok alan var."

DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye ve Azerbaycan arasında iş birliği yapılabilecek birçok alan olduğunu belirterek, "Kovid-19'la ilgili olduğu için sağlık ve sağlık turizmi başta olmak üzere tarım, savunma, altyapı, madencilik ve ilaç sektörlerini özellikle vurgulamak istiyorum." dedi. Karabağ zaferiyle birlikte yeni yatırım alanları olduğunu vurgulayan Olpak, savaştan güçlü çıkan Azerbaycan'la üçüncü ülkelerde de ortak projeler gerçekleştirilmesi konusunu konuştuklarını aktarak, iki ülke arasında iş birliği yapılabilecek birçok alan olduğunu söyledi.

Olpak, "Alan çok... Kovid-19'la ilgili olduğu için sağlık ve sağlık turizmi başta olmak üzere tarım, savunma, altyapı, madencilik ve ilaç sektörlerini özellikle vurgulamak istiyorum. Azerbaycan'ın büyük projeleri var. O çerçevede Türkiye'nin de çok önemli bir deneyimi var." şeklinde konuştu.

İki ülke arasında uygulanmasına başlanan kimlikle seyahat uygulamasının önemini vurgulayan Olpak, "Önümüzü açacak hususlardan bir tanesi de milli paralarla ticaretin kapsamının genişletilmesidir" dedi. İş birliklerini geliştirmenin önemini vurgulayan Olpak, "En değerli varlıklardan birisinin bilgi ve network olduğu bilinciyle DEİK ailesinin tüm dünyaya yayılan 146 iş konseyinin tecrübe ve network'ünün Azerbaycanlı kardeşlerimize açık olduğunu ifade etmek istiyorum." dedi.

Selçuk Akat: "Bugün Azerbaycan'a yatırım yapma zamanıdır"

Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı Sayın Selçuk Akat ise, küresel ekonomiyi olumsuz etkileyen salgına rağmen iki ülke arasındaki ekonomik etkileşimin hızla güçlenmesinin kendilerini sevindirdiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

"Her geçen gün önemi artan Bakü Limanı, İpek Yolu'nun parlayan yıldızı olacak. Son bir yılda tercihli ticaret anlaşması, vizesiz ve pasaportsuz seyahat ile iş insanlarının önü açıldı. Hazar'ı, Akdeniz'i daha da yakınlaştıracak olan Zengezur koridorunun açılmasını heyecanla bekliyoruz. Karabağ'ı bir milli görev bilinciyle yeniden inşa edip küresel değer zincirine entegre edeceğiz. Tüm bu nedenlerle buradan Türk iş dünyasına sesleniyor, 'bugün Azerbaycan'a yatırım yapma zamanıdır' diyorum."

Azerbaycan'da İhracatın ve Yatırımların Teşviki Fonu Başkanı Yusif Abdullayev ise, forum kapsamında iki ülke arasındaki ticaretin geliştirilmesi amacıyla görüşmeler yapılacağını belirtti. Abdullayev, "Bu görüşmeler için 2019 sonunda '2021 yılında yapacağız' şeklinde anlaştık ama maalesef pandemiden dolayı bunu yapamadık. Bakanlarımızın bize verdiği talimatlar üzerine bunun ilk etabını çevrim içi yapıyoruz. Azerbaycan'da son yıllarda yatırım konusunda olan tüm yenilikleri Türkiye'den iş adamlarına anlatacağız. Aynı zamanda Türkiye'de yatırım konusunda olan yenilikler için de bize sunumlar yapılacak." şeklinde konuştu.

Yatırım Forumunun açılış konuşmalarının ardından, Karabağ Diriliş Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Rahman Hacıyev, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi (Ispat) Proje Müdürü Mehmet Tangut, Alat Serbest Ekonomik Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Valeh Alasgerov, Azerbaycan Cumhuriyeti Orta ve Küçük Girişimciliğin Geliştirilmesi Ajansı (KOBIA) Başkanı Orhan Mammadov, Azerbaycan Yatırım Şirketi (Aiş) Direktörü  Ülvi Mansurov, T.C. Ticaret Bakanlığı Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve Hizmet Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Ali Bayraktar, Sumgayıt Kimya Sanayi Parkı Direktörü Elşad Nuriyev ve Azerbaycan Ekonomi Bakanlığı Girişimciliğin Geliştirilmesi Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Nacafov sunumlarını gerçekleştirdi.