BAŞKAN'DAN

OLPAK: ” ABD BAŞKANI BİDEN’IN POLİTİK VE DAYANAKSIZ İFADELERİ ASLA KABUL EDİLEMEZ”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, ABD Başkanı Joe Biden tarafından 1915 Olayları için sözde "Soykırım" ifadesi kullanılmasına ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları ifade etti:

"ABD Başkanı Joe Biden'ın 1915 olaylarına ilişkin olarak politik bir söylemle yaptığı sözde soykırım ifadesini büyük bir üzüntüyle karşıladık. Türkiye, köklü tarihi boyunca asla böyle bir insanlık suçu işlememiştir. Uluslararası hukuk açısından da geçerliliği olmayan bu gerçek dışı, politik temelli ve dayanaksız ifadeye şiddetle karşı çıkıyor, tümüyle reddediyoruz. Dost ve müttefik ülke olarak nitelendirdiğimiz ABD'nin, bir üçüncü ülke olarak kimseye yarar sağlamayacak bu haksız tutumunu, ne siyasi ne de diplomatik açıdan doğru bulmuyoruz. Yaşanan farklı sorunlara rağmen, Türkiye ile ABD arasında ekonomik ve ticari iş birliğinin artırılması için ortak çaba gösterdiğimiz böylesine kritik bir süreçte, ABD yönetimini bir kez daha hassasiyetleri gözetmeye ve tavrını gözden geçirmeye davet ediyoruz. Türk iş dünyasının dış ekonomik ilişkilerine, dünyanın dört bir yanında değer katmak için yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz." 

NAİL OLPAK: “KARARLILIK, ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK, ŞEFFAFLIK VE HESAP VERİLEBİLİRLİK ÜZERİNE KURULU EKONOMİK REFORMLAR İŞ DÜNYAMIZA GÜÇ KATACAK.”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomi Reformları'na ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları ifade etti:

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomik Reform Paketi, iş dünyamızın ve ekonomimizin tüm aktörleriyle istişareye dayanarak hazırlanan nitelikli bir yol haritası. Ekonomik Reform Paketi'nin hazırlık aşamasında, Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığımızın iş dünyamızın beklentilerini, fikir ve önerilerini alması çok önemliydi. Bu yaklaşım bizim için son derece önemli istişare kazanımıydı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) olarak, biz de uluslararası ticaret, yüksek katma değerli üretim, reel ekonomi, fiyat istikrarı, destek ve teşvikler gibi birçok konuda ivedilikle önerilerimizi ve taleplerimizi sunduk. DEİK olarak, görüşmelerde yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak 4 temel maddede dile getirdiğimiz; öz sermaye finansmanının teşviki, yeşil tahvil piyasasına altyapı, sanayide yeşil dönüşüm, katılım finans altyapısının güçlendirilmesi, hedef ülkelerde özel destekler, teşvik sisteminin gözden geçirilmesi, teşviklerin etki analizi yapılması ve KVKK konularını bugün reform paketinde görmek bizi son derece mutlu etti. İş dünyamızın sesini duyan ve buna cevap veren hükümetimize teşekkür ediyoruz. Kararlılık, öngörülebilirlik, şeffaflık ve hesap verilebilirlik üzerine kurulu ekonomik reformlar iş dünyamıza güç katacak.

Bugün açıklanan Ekonomi Reformları, gerek kapsamı gerekse Türkiye'yi ekonomi ve ticarette geleceğe taşıyacak kritik adımları içeriyor. Elbette her zaman belirttiğimiz gibi, bu reformist adımların hızlı ve takvime uygun bir aksiyon planıyla hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. Paketin uygulamasını da birlikte yapacağız. Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmek için yapısal anlamda yeni bir vizyon ve güvene dayanan bir istikrar modelini destekliyoruz. Tam da bu noktada siyasi kırılganlıktan uzak, küresel ve yerel dalgalanmalardan en az biçimde etkilenecek bir ekonomik istikrardan söz ediyoruz. Yurt içi yatırım ortamı ve yurt dışından gelecek doğrudan yabancı yatırımlar için anahtar kelimelerin "Güven" ve "İstikrar" olduğunu görüyoruz.

Proaktif, esnek ve etkili politikalarla, Covid-19 pandemi sürecinde dahi pek çok ülkeden pozitif ayrışmayı başardık. G20 ülkeleri arasında Çin ile birlikte pozitif büyüme yakalayan iki ülkeden biri olduk. Sanayi altyapımızın ve özel sektörümüzün üretim gücünü Türkiye'nin büyümesinde kilit açan bir rol oynuyor. Sürdürülebilir, güçlü ve kaliteli bir büyümenin, refah getirecek politikalarla  hayata geçeceğini biliyoruz. Makroekonomik istikrarın tesis edilmesinde yapısal politikalardaki gerçekçi ve ayakları yere sağlam basan değişimi, dönüşümü sonuna kadar destekliyoruz.

Reformların omurgasını makroekonomik ve yapısal politikalar oluşturuyor. Makroekonomik istikrar kapsamında; kamu maliyesi, enflasyon, finansal sektör, cari açık ve istihdam alanlarına odaklanılıyor. Yapısal politikalar açısından da; kurumsal yapının güçlendirilmesi, yatırımların teşvik edilmesi, iç ticaretin kolaylaştırılması, rekabet politikaları, piyasa gözetimi ve denetimi reform kapsamında öne çıkıyor.

Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat konularında yeni politikaların hayata geçmesi iş dünyamızın küresel ticarette önünü açacak. Şeffaflık ve hesap verilebilir bir yapı, ülkemizin imajı açısında da son derece önemli bir adım. İş dünyamız açısından küçük esnafımıza getirilecek vergi muafiyeti ile 850 bin esnafımızın nefes alacağını düşünüyoruz. Türkiye Dijital Vergi Dairesi uygulaması da vergi mükelleflerinin hayatlarını kolaylaştıracak. Vergi politikalarının sadeleşmesi ise iş dünyamızın uzun zamandır beklediği en önemli kazanımlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay'ın başkanlığında çalışacak Ekonomi Koordinasyon Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanlığımız bünyesinde kurulacak Finansal İstikrar Komitesi, ekonomik reformların en sağlıklı biçimde devreye alınması ve sürdürülebilirlik açısından iki çok önemli mekanizma olacak. Bu atılımdan büyük memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca üç ayda bir gerçekleştirilecek reform takip toplantılarını da süreç yönetimi ve reformların adım adım hayata geçme noktasında çok olumlu ve doğru bir hamle olarak değerlendiriyoruz.

Yatırımcı güveni ve vergide öngörülebilirlik gibi kamu ihalelerinin tamamen dijital platformlar üzerinden yapılması da pozitif bir gelişme. Stratejik sektörlerde yerliliğin önünü açacak yeni adımları da memnuniyetle karşılıyoruz.

Biz de DEİK olarak 146 İş Konseyimizle birlikte, Türkiye'nin ekonomi ve ticaretteki yeni başarılarında etkin rol oynayacak ticari diplomasi faaliyetlerimize tüm hızıyla devam edeceğiz."

 

 

NAİL OLPAK: “2020 BÜYÜMESİ GELECEK İÇİN POZİTİF SİNYAL VERDİ”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2020 yılı dördüncü çeyrek büyüme rakamları ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.

Olpak değerlendirmesinde şunları ifade etti:

"Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi, herkesin planlarını alt üst etti. Sürecin başında endişeliydik çünkü çok belirsizlik vardı. Ama dönüp baktığımızda endişelerin bir kısmı hala devam etse de, çok hızlı bir adaptasyonla ekonomimizi ayakta tutmanın yollarını aradığımızı ve koşulların elverdiği ölçüde de başarı sağladığımızı görüyoruz.

Elbette etkilendik ve salgın nedeniyle olumsuzluklar yaşadık. Ama bunun yanı sıra, salgına rağmen sanayide yükselen potansiyelimizin, yerli üretim gücümüzün ve sürece hızla adapte olma kabiliyetimizin önemini bir kez daha gördük.

2020 içinde yaptığımız açıklamalarda, 2020 yılını bazı kuruluşların eksi yüzde 5 tahminine rağmen yüzde 1'in üzerinde pozitif bir büyümeyle kapatmayı beklediğimizi söylemiştik. Bugün açıklanan 2020 yılı büyüme verileri pandemiye rağmen büyüdüğümüzü ortaya koydu.

Pandemi sürecinde büyüyen nadir ülkelerden biri olduk. Yıllık büyümemiz yüzde 1,8 oldu. 2020 yılı son çeyrek büyümemiz de yüzde 5,9 oldu.

2020 yılının tamamına bakıldığında GSYH bileşenleri açısından en hızlı artış yatırımlar tarafında yaşandı. Buna göre yatırımlar yüzde 6,5 büyüdü. Yatırımların büyümesi, tarım ve sanayi sektöründe büyüme son derece önemli ve sevindirici. Makine ve teçhizat yatırımlarında 2020'de yıllık büyüme yüzde 21'i aştı.

2020'nin son çeyreğinde ise makine ve teçhizat yatırımları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 38,7 arttı. Makine ve teçhizat yatırım harcamaları yıllık artışı %38,7 ile son 9,5 yılın en yüksek seviyesinde kaydedildi ve gelecek dönem üretim faaliyetleri için pozitif sinyal verdi.

Elbette her şey toz pembe değil. Küçük esnaf ve hizmetler sektörü başta olmak üzere, turizm, eğitim, ulaşım, lojistik ve inşaat sektöründe sorunlar var. Özellikle geniş kesimleri etkileyen sektörlere odaklı çözüm ve desteklere devam etmemiz gerekiyor.

2021 yılı ülkemiz ekonomisi için beklentilerimizi değerlendirecek olursak; dengeli iç talep ve güçlü dış talep katkısıyla büyümenin 2021 yılında iyi bir sıçrama yapması beklenmektedir. Bu çerçevede 2021 yılı büyümesinin dünya çapında olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa yüzde 5 seviyesinin üstünde olabileceğini öngörüyorum.

Ekonomik aktivite üzerindeki en büyük risk hiç kuşkusuz salgının seyri ve buna ilişkin alınan tedbirler olacak. 2020'nin son ayında aşı ile ilgili umutların artmış olması, 2021 yılına daha olumlu bakmamızı sağlıyor."

AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI KAPSAMINDAKİ DÜZENLEMELER AB VE TÜRKİYE PERSPEKTİFLERİNDEN ELE ALINDI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) EU Talks kapsamında, "Avrupa Yeşil Mutabakatı: Fırsatlar & Riskler" webinarı, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur,  DEİK Başkanı Nail Olpak, T.C. Avrupa Birliği Daimi Temsilcisi ve Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Ekonomiden Sorumlu AB Komiseri Paolo Gentiloni'nin Özel Danışmanı, AB Türkiye Delegasyonu Eski Başkanı ve Eski Büyükelçi Stefano Manservisi ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Doç. Dr. Sevil Acar Aytekin'in katılımları ile DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Zeynep Bodur Okyay'ın moderatörlüğünde 24 Şubat 2021 tarihinde gerçekleştirildi. Çevrim içi olarak düzenlenen webinara, 549 iş insanı izleyici olarak katıldı.

Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur, "Önümüzdeki dönemde Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) ile ilgili olarak çerçeve daha da netleşecek ama bizim o netleşmeyi, tam oturmayı beklemeden gerekli bilinci gerekli duyarlılığı kendi içimizde yaratmamız ve hazırlıklarımızı şimdiden yapmaya başlamamız son derece önemli" dedi. Küresel ekonominin 2020 yılında yüzde 4,4 daraldığına dikkat çeken Batur, Türkiye'nin 2020 yılının üçüncü çeyreğindeki yüzde 6,7'lik büyümesini vurgulayarak,  "Avrupa bizim çok önemli pazarımız. 2020'de 69 milyar dolar ihracat, 73 milyar dolar ithalat yaptığımız bir pazardan söz ediyoruz. Biz yüzde 6,7'lik üçüncü çeyrek büyümesini yaparken bu büyük pazarımızda birçok üye ülkenin yüzde 10'lar civarında küçüldüğünü de gözlemledik. Yani ana pazarımızda yüzde 10'larda bir küçülme yaşanmasına rağmen biz büyümemizi yüzde 6,7 gibi iyi bir rakamda tutabildik" dedi. 

AB'nin büyük ekonomik daralmalara rağmen AYM'den vazgeçmediğini vurgulayan Batur, "Ülkemizin en önemli ticaret ve yatırım ortağı AB'de yaşananlara da dikkat etmemiz, buradaki gelişmeleri de iyi anlamımız gerekiyor. AB, bu dönemde büyük ekonomik daralmalara rağmen görüyoruz ki AYM ile tarihlediği 2050 yılında karbon nötr kıta olma hedefinden hiç taviz vermedi. Ekonomik ne tip sıkıntı yaşanırsa yaşansın bu dönemde ekonomik ve sosyal hayatın bütün yönlerini yeşil dönüşüm perspektifiyle şekillendirdiğini net olarak ortaya koydu. Şekillendirmeye de devam etti." AYM ve kapsamındaki eylemlerin enerji, ulaşım, sanayi, finans ve gıda dahil AB sanayisinin tamamını çevre ekseninde yeniden şekillendirecek ve yıllar alacağı öngörülen bir ekonomik seferberlik olduğunu belirten Batur, "AB'nin AYM duyurusunun hemen ardından aslında bu değişime hazırlıklı olma gerekliliğiyle hemen kendi çalışmalarımızı hızla başlattık. En başından beri de amacımız AYM'nin yeni ticaret sisteminde ön gördüğü yapıyı doğru analiz etmek ve alacağımız aksiyonlar ile bu riskleri ülkemiz adına birer fırsata dönüştürmek" ifadesini kullandı.

Olpak: "AYM yalnızca üye ülkeleri değil, Türkiye gibi AB ile yoğun ticari ilişkileri olan ülkeleri de önemli oranda etkileyecek"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Türkiye'nin AB tarafından 2019 yılının Aralık ayında açıklanan AYM'nin yalnızca üye ülkeleri değil, Türkiye gibi AB ile yoğun ekonomik ve ticari ilişkileri olan ülkeleri de önemli oranda etkileyeceğini söyledi. AYM kapsamında devletlerin sorumluluklarının yanı sıra özel sektörün de sorumluluklarının bulunduğuna dikkati çeken Olpak, "Bu kapsamda iklim değişikliği, sınırda karbon düzenlemesi gibi alanlarda sadece devletleri değil aynı zamanda özel sektör kuruluşlarının da sorumluluklarının olduğu bilinciyle DEİK ailesi olarak, 'Sanayi Sektörünün Karbonsuz Ekonomiye Geçiş Sürecinin Desteklenmesi' projesini başlatmamızın önemli olduğunu düşünüyoruz. Amacımız, sanayi kuruluşlarının Mutabakat kapsamındaki gelişmeleri yakından takip edip gerekli adımları atmaları konusunda da bizim yol gösterici olmak gibi bir sürece dâhil olmamız" dedi.

AYM konusunda yapılan çalışmalarda önemli hususun başta Ticaret Bakanlığı olmak üzere kurumlarla koordinasyonda olunduğunu vurgulayan Olpak sözlerini şöyle sürdürdü:  "Toplam ihracatımızın  yaklaşık yüzde 50'ler civarında AB ile gerçekleştirildiğini düşündüğümüz zaman buradaki çalışmaların bir taraftan ülkemizin sanayisi için riskler getirebileceği gibi diğer taraftan değerlendirirsek fırsatları da beraberinde getireceği zannederim en önemli gündem maddelerimizden olacaktır. Biz bu çalışmalarımızın içerisinde Mutabakat'ın dış ticaretimize getireceği yeni düzenlemeleri sanayi kuruluşlarımızın iş yapış biçimleri üzerinde oluşturabileceği etkileri öngörebilmelerini ve alınabilecek tedbirleri değerlendirmeleri için de bir rapor ve kontrol listesi oluşturma aşamasındayız. Avrupa Birliği bir anlamda 'gelecek nesil' ticaretin kurallarını yeniden yazmaya başlıyor. AB'nin şirketler hukuku alanında gerçekleştirmeyi planladığı reform ile nasıl bir hükümet ülkesindeki sosyal adaleti sağlamak, çevreyi korumak gibi sorumluluklar içerisindeyse bunun küçük ölçeklisini de şirketlerin yönetim kurullarının kendi iş yerlerinde uygulamaya doğru gideceğini görüyoruz. Türkiye olarak Avrupa ile ticaretimizdeki konumumuzdan da faydalanarak, süreci uzun vadeli olarak değerlendirip gerekli aksiyonları da alabilirsek, bir taraftan riskleri bertaraf ederken diğer taraftan rekabet gücümüzü koruyabilir ve hatta artırabiliriz."

Bozay: "Yeşil Mutabakat, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor"

Avrupa Birliği Daimi Temsilcisi ve Büyükelçi Mehmet Kemal Bozayise, "Yeşil Mutabakat kapsamı itibarıyla bir büyüme stratejisi. Daha geniş anlamda, yeşil ekonominin üzerine inşa edileceği büyüme stratejisine dayalı bir sanayi devrimi" dedi. AYM'nin jeopolitik açıdan önemine dikkat çeken Bozay, "Bir Büyükelçi olarak dış politika perspektifinden baktığımda da Yeşil Mutabakat'ın, jeopolitik oyun değiştirici sonuçlar doğurmayı ve bu sonuçlarla AB'yi başat küresel güçler konumunda tahkim etmeyi hedefleyen bir siyasi, sosyo-ekonomik ve kültürel diplomasi boyutu taşıdığını da görebiliyorum. Nitekim, bu açıdan bakıldığında Çin ve ABD gibi başlıca küresel aktörlerin Yeşil Mutabakat'ın tetiklemesiyle karbon nötr kavramı temelinde hemen harekete geçmeleri de hepimizin dikkatini çekti ve küresel diplomasi bu boyutunu da teyit eder nitelikte oldu." değerlendirmesini yaptı.

Yeşil Mutabakat'ın Türkiye'yi doğrudan ilgilendirdiğini vurgulayan Bozay, "Ülkemizin AB'yle iş birliğinde ve ticaretinde ilgili sektörler bazında hazırlıklı olması, gerekli adımları vakitlice atması önem taşımaktadır. Eylem Planı da zaten bunu amaçlamaktadır. Çok geniş bir yelpazesi olan bu Eylem Planı'nda birçok unsur var. Öncelikli gördüğüm enerji sektörü, Ar-Ge ve binalar/inşaat sektörü. Fırsatlar ve risklere bakıldığında, ülkemizin politika ve öncelikleri doğrultusunda Yeşil Mutabakat çerçevesinde bazı başlıklar ön plana çıkmaktadır. Bu başlıklar, başta hidrojen olmak üzere, offshore dahil yenilenebilir enerji teknolojileri, karbonsuz gazlar, binalarda ve sanayide enerji verimliliği uygulamaları, enerji sistem entegrasyonu ve diğer temiz enerji teknolojileri olarak sayılabilir" dedi.

Manservisi:  "AB açık ekonomi olmayı sürdürecek"

Ekonomiden Sorumlu AB Komiseri Paolo Gentiloni'nin Özel Danışmanı, AB Türkiye Delegasyonu Eski Başkanı ve Eski Büyükelçi Stefano Manservisi ise, Avrupa'da iş dünyasında ve sektörler arasında AYM ile ilgili olarak fırsatların ve risklerin tartışıldığını söyledi. AYM'nin yepyeni bir sanayi devrimi olduğunu belirten Manservisi, "Bu proje bitmiş bir proje değil. Burada birlikte çalışma yapılabilecek birçok geniş alan söz konusu. AB kesinlikle açık ekonomi olmayı sürdürecek. AB tek pazarı kesinlikle daha iyi bir küresel ticaret ve uluslararası ilişkiler şampiyonu olmayı ve açık olmayı sürdürecek. O yüzden AB bu Yeşil Mutabakatı sadece kendisi için inşa etmiyor. Bu Mutabakat'ı aslında mevcut küresel ilişkilere katkıda bulunmak için tasarlıyor" dedi.

Bodur Okyay: "Yol haritasının çizilmesi ülkemiz ve sanayicilerimiz adına elzem"

DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Zeynep Bodur Okyay ise, "Yeşil Mutabakat her ne kadar bir AB projesi olsa da, 2015 Paris Anlaşması, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve ABD'nin Biden hükümetiyle hızlıca giriştiği iklim hareketiyle birlikte incelediğimizde, yeni bir küresel konjonktürün en detaylı projesi olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla iş dünyasını da bu nedenle çok yakından ilgilendiriyor. İhracatımızda yaklaşık yüzde 50'lik bir paya sahip AB ile ticaretimizde karbon vergisi ya da Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi kararların alınabilecek olması Türk iş dünyasını endişelendiren konuların başında geliyor. Bunlara ek olarak başta enerji ve kaynak yoğun sektörlerin uyum süreci adına yol haritasının çizilmesi ülkemiz ve sanayicilerimiz adına elzem gözüküyor" dedi.

Acar Aytekin: "Olası etkileri hepimizi ilgilendiren, hepimizin önemsemesi gereken süreç olacak"

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Doç. Dr. Sevil Acar Aytekin ise, AYM'nin ülkeyi, sektörleri ve akademisyenleri hareketlendirdiğini belirterek, "Olası etkileri hepimizi ilgilendiren, hepimizin önemsemesi gereken süreç olacak. Bu nedenle ben bir akademisyen olarak, bir araştırmanın böylesi bir gündeme katkı sağlayabilecek olmasından çok mutluyum" ifadesini kullandı ve olası senaryolar üzerinden AYM'nin Türkiye ekonomisi üzerine etkilerinin çalışıldığı sunumunu katılımcılarla paylaştı.

Avrupa Yeşil Mutabakat kapsamındaki düzenlemelerin AB ve Türkiye perspektiflerinin ele alındığı webinar, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

TÜRKİYE-AZERBAYCAN İŞ FORUMUNDA DEĞERİ 100 MİLYON DOLARI AŞKIN 11 ANLAŞMA İMZALANDI

DEİK ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Azerbaycan İş Forumu, T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı Ali Esedov, T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Mikayil Cabbarov, DEİK Başkanı Nail Olpak, Azerbaycan'da İhracat ve Yatırımları Teşvik Fonu (AZPROMO) Başkanı Yusif Abdullayev,  Azerbaycan Küçük ve Orta Ölçekli Girişimciliği Geliştirme Ajansı (KOBİA) Başkanı Orhan Mammadov ve Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı Selçuk Akat'ın katılımlarıyla düzenlendi. Türk ve Azerbaycanlı iş insanlarının bir araya geldiği İş Forumunda,  değeri 100 milyon doları aşkın 11 anlaşma imzalandı.

T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Hedefimiz, salgın sebebiyle yavaş seyreden küresel ekonomik büyüme karşısında iş insanlarımıza yeni alternatifler bulmak, zayıf ve kırılgan büyüme eğilimlerini birlikte yapılacak projeler ile aşmaktır" dedi. Muzaffer Azerbaycan'ın göğüs kabarttığını belirten Oktay, "Biz 30 yıldır Karabağ'da süren Ermenistan zulmüne sessiz kalmadığımız gibi işgalci Ermenistan'ın Karabağ'da sivilleri katletmesine de kayıtsız kalmadık" dedi. Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında olmaya devam edeceğini bildiren Oktay, Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını geri almasının Türkiye'de de büyük bir heyecanla karşılandığını belirtti. İki ülke arasındaki ilişkilerin bundan sonraki seyrine ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan Oktay, "Gerek işgalden kurtulan topraklar, gerek Kovid-19 salgınının oluşturduğu yeni avantajlar Türkiye ve Azerbaycan ekonomik ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir. Önümüzde 2023 yılına kadar 15 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak gibi bir hedefimiz var. Bu istikamet doğrultusunda, siz kıymetli iş insanlarına mevcut potansiyele hayat vermek için tarihi bir görev düşmektedir. Bu salonda nice mega projeleri hayata geçirmiş, sağlık, gıda, tekstil ve müteahhitlik gibi farklı alanlarda nice hayati iş birliklerine imza atmış iş insanlarımız var" dedi.

Oktay:  "İşgalcilerden kurtarılan toprakları ihya edeceğiz"

Türkiye ve Azerbaycan'ın iş insanlarının elini taşın altına koymaya hazır olduğunu belirten Oktay, "Azerbaycan-Türkiye 'gardaş' diyorsak lojistiği en hızlı hale getireceğiz. 'Tek millet, iki devlet' ruhu diyorsak hem vatandaşlarımızın hem de iş insanlarımız arasındaki hasbi ilişkileri güçlendireceğiz" dedi. Türkiye'nin bunun için üzerine düşeni yapacağını vurgulayan Oktay, iş insanlarının lojistik duvarlara, bürokratik engellere takılmaması gerektiğinin bilincinde olduklarını kaydetti, Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan anlaşmaların hayırlı olmasını diledi. Oktay, Azerbaycan ile ticari ilişkilerin sadece kar amacıyla yatırım olarak değerlendirilemeyeceğini, bölge ekonomisine birlikte sağlanacak katkının beraber kalkınma anlamına geldiğini dile getirdi. Oktay, "Bizleri daha da güçlendirecek olan ekonomik ve ticari ilişkilerimizi geliştirmek ve yeni iş birliği imkanlarını el birliğiyle oluşturmaktır. İş insanlarımızın yolunu açarken, iki ülkenin üreticilerini, girişimcilerinin kazan-kazan anlayışıyla sahada daha aktif olduklarını görmeyi arzu ediyoruz." dedi.

Esedov: "Türk şirketlerini de Azerbaycan'a davet ediyoruz"

Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı Ali Esedov, Türkiye'de 2 bin Azerbaycanlı şirketin faaliyet gösterdiğini, Türkiye'ye yatırım yapan Azerbaycanlı iş insanlarının hem şirket sayısı hem de yatırım miktarı bakımından Orta Asya ve Kafkasya iş insanları arasında ilk sırada olduğunu belirtti.

Esedov, "Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler özel önem taşımaktadır ve devlet başkanlarının yorulmak bilmeyen çabaları sayesinde bugün en yüksek zirvededir. Bu, dost ve kardeş iki halk arasındaki ilişkilerdir" dedi. İki ülkenin siyasi, ekonomik, yatırım, enerji, ulaştırma ve tüm alanlarda sıkı iş birliği içinde olduğuna işaret eden Esedov, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen ticaret hacmindeki düşüşün, büyük bir düşüş olmadığını dile getirdi. Esedov, iki ülke arasındaki karşılıklı yatırımların miktarının 30 milyar dolar olduğunu söyledi. İki ülke arasında son olarak imzalanan kimlikle seyahat edebilme imkanı sunan anlaşmaya da dikkati çeken Esedov, bunun iki ülke arasındaki iş birliğini, ticaret hacmini ve turist sayısını artıracağını vurguladı.

Esedov, Türkiye ile Azerbaycan'ın gerçekleştirdiği büyük projelerin Avrupa'nın enerji güvenliğinin sağlanmasında ve iki ülkenin bir kavşağa dönüşmesinde büyük rol oynadığını belirterek, "2017'de Bakü-Tiflis-Kars demir yolunu açarak, Türkiye ile Azerbaycan arasında demir yolu ulaşımı oluşturduk. Bakü-Tiflis-Kars ile taşınan yüklerin hacmi, geçen yıl 2 katından çok arttı ve artışın gelecekte de devam edeceğine eminiz." dedi. Güney Gaz Koridoru, Trans Anadolu Boru Hattı (TANAP) ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) gibi projelerle Azerbaycan doğal gazının Avrupa'ya ulaştırıldığını anlatan Esedov, bu gelişmelerin Azerbaycan'ın doğal gaz ülkesi olarak gelişiminde yeni bir sayfa olduğunun altını çizdi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in onayladığı "Azerbaycan 2030 Milli Öncelikler Programı"na değinen Esedov, bu kapsamda sürdürülebilir, rekabete dayalı ekonomi, dinamik ve sosyal adalet temelli toplum, gelişmiş insan sermayesi ve çağdaş inovasyonlar, işgalden kurtarılan bölgelere büyük dönüş ile temiz çevre ve yeşil büyüme ilkelerinin belirlendiğini söyledi. Esedov, bu hedeflere ulaşmak için Türk şirketlerini de Azerbaycan'a davet ettiklerini sözlerine ekledi.

Pekcan: "Hedefimiz, Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 15 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak"

T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Yukarı Karabağ'ın 30 yıldır süren işgalden kurtarılmasının kendileri için en güzel gelişme olduğunu belirterek, "Bu hadise hepimiz için büyük bir mutluluk ve motivasyon kaynağı olmuştur" dedi. Pekcan, Azerbaycan'ın zaferinin, bölgenin ticari ve lojistik yapısının değişeceği yeni bir dönemin de başlangıcı olduğuna işaret ederek, "Her zaman olduğu gibi bu yepyeni dönemde de Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında, kendileri ile tam bir iş birliği halinde olacağız" dedi. Pekcan, ticari ilişkilerin geliştirilmesi için imzaladıkları Tercihli Ticaret Anlaşması'nın 1 Mart 2021 tarihi itibarıyla yürürlüğe gireceğinin altını çizerek, "Ama bu bizim için bir başlangıç, bir ilk adım. Biz şu anda yeniden listeleri paylaştık, Tercihli Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi üzerine çalışmalarımıza başladık ama Sayın Cabbarov ile TTA'nın kapsamının daha da genişletilmesini ve Serbest Ticaret Anlaşması'na evrilmesini hedefliyoruz. Bu doğrultuda bütün ekiplerimiz çalışmalarını sürdürüyor. Hedefimiz, Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 15 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak. Bu hedefe ulaşmak için de her iki iş dünyasının bizimle beraber aktif bir şekilde çalışması lazım. Biz aradaki engelleri kaydırmak için Sayın Bakan'la beraber ciddi bir çalışma halindeyiz." dedi. 

Pekcan: Türkiye ve Azerbaycan iş dünyası için finansman imkanı

Bakan Pekcan, karşılıklı yatırımların önemine dikkati çekerek, Türkiye'nin Azerbaycan'da 12 milyar dolar, Azerbaycan'ın Türkiye'de 19,5 milyar dolar yatırımı bulunduğunu vurguladı. SOCAR'ın Türkiye'deki yatırımlarını önemsediklerini belirten Pekcan, SOCAR'ın petrol ve akaryakıt alanında kurduğu iki şirkete Eximbank üzerinden çok ciddi finansman imkanları sağladıklarını söyledi.  Türk iş dünyasına seslenen Pekcan, "Yatırım için doğru adres kardeşlerimizin adresi. Aynı zamanda Azerbaycanlı iş insanlarını da Türkiye'ye yatırım yapmaya davet ediyorum. Yukarı Karabağ'ın yeniden yapılandırılması çerçevesinde Azerbaycanlı iş insanlarımızla Türk müteahhitlik ve müşavirlik firmalarımız iş birliği ve tecrübe paylaşımı yapmaya hazırlar. Bugüne kadar ortaya koydukları başarılı çalışmalarını burada gerçekleştirilecek altyapı, üstyapı projelerinde de kullanacaklar. Başta Şuşa bölgesi olmak üzere altyapı, üstyapı ihtiyaçlarının karşılanması, bölge halkının yaşam standardının yükseltilmesi sadece Azerbaycan'ın değil hepimizin görevi" dedi. Pekcan, ticarette kazan-kazan ilkesini belirleyeceklerini dile getirerek, Türkiye Azerbaycan ilişkilerinin çok daha üst noktalara taşınması için elbirliği ile çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov,  "Türk iş insanlarının Azerbaycan'da geniş şekilde temsil olunması memnuniyet verici" dedi. Forum kapsamında iş insanları arasında bazı anlaşmaların imzalanacağını aktaran Cabbarov, "Bu anlaşmaların iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine hizmet edeceğine inanıyorum." ifadesini kullandı. Cabbarov sözlerine şöyle devam etti: "Azerbaycan'da özelleştirme süreci hızlanmıştır. Devlet şirketlerinden bir tanesi Türk şirketi tarafından işletilecektir. Şöyle ki devlet şirketi olan Azerlotereya'nın, Demirören şirketinin yönetimine verilmesi yönündeki karar kabul edildi. Aynı zamanda, altın ve bakır madenlerinin işletilmesini öngören bir anlaşmanın daha imzalanması öngörülmektedir. İkili ilişkilerimizde ticaret alanı hususi yer tutmaktadır. Biz devlet başkanlarımızın ticaret hacmi ile ilgili ortaya koydukları hedefleri biliyoruz. Bu hedeflerin yerine getirilmesi için iş adamları ile birlikte çalışmalıyız. Azerbaycan-Türkiye ortak yatırım fonunun oluşturulması gibi girişimler, iki ülke arasında büyük projeler, özellikle devlet ve özel ortaklı projeler, ortak teknoloji üretimi projelerinin hayata geçirilmesi, önümüzdeki görevlerin daha hızlı hayata geçirilmesine katkı sağlayabilir." Cabbarov, ikili ilişkilerde önemli fırsatlar bulunan alanlardan birinin de ulaştırma, transit sektörü olduğunu vurguladı. Azerbaycan'da hayata geçirilen yapısal reformlar kapsamında devlet şirketlerinin verimliliğini artırmak için Azerbaycan Yatırım Fonu'nun kurulduğunu dile getiren Cabbarov, "Türk iş adamlarını, büyük şirketleri bu konuda iş birliğine davet ediyorum." diye konuştu.

Olpak: "Farklı alanlarda iş birliği imkanlarımız var"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, yeni covid-19 salgını sürecindeki ilk yüz yüze iş forumunu gerçekleştirdiklerini dile getirerek, Azerbaycan'ı Karabağ zaferi için tebrik etti. İş dünyası temsilcileri olarak ikili ekonomik ilişkileri daha da artırmak durumunda olduklarını aktaran Olpak, yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşması'nın genişletilmesi konusunda bakanların çalışmalarının olduğunu hatırlattı. Olpak, "Karabağ'da yaraların sarılmasının elbette iş tarafı vardır; ama bunu görev olarak gördüğümüzü ve her şekliyle iş dünyası olarak yanınızda olduğumuzu da ifade etmek isterim." diye konuştu.  3'üncü ülkelerle iş birliği noktasında daha önce  ekonomi ve ticaret bakanlarının katılımıyla Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan iş forumlarının düzenlendiğini anımsatan Olpak, "Bunların devamının bizim açımızdan önemli olduğunu bir defa daha sizlere sunmak isterim. Farklı alanlarda iş birliği imkânlarımız var. Sağlıktan başlayıp madencilik dahil olmak üzere. Bu fırsatları çalışmak bizlerin, iş dünyasının görevi. Elbette desteği de değerli devlet büyüklerimizden alacağız" dedi.

Olpak: "Azerbaycan Road Show'u Türkiye'de gerçekleştirmek görevimiz"

Olpak, Azerbaycan Road Show'u Türkiye'de gerçekleştirmeyi görev olarak gördüklerini aktararak, şöyle devam etti:

"Milli parayla ticaretin kapsamının genişletilmesine önem veriyoruz. Firmalarımız Türkiye'de kalite ve tescil belgelendirmesi yapılmış ürünlerle ilgili tekrar Azerbaycan'da bir belgelendirme yapılmamasını talep ediyor. Gümrük vergilerinde makul indirme talebini 1 yıl önce de dile getirmiştik ben tekrar huzurunuzda arz etmek istiyorum." DEİK çatısı altındaki Dünya Türk İş Konseyi'nin de başkanlığını yürüttüğünü anımsatan Olpak, "Bu konsey bizim yurt dışındaki diasporamız. Bu konuda Azerbaycan diasporasının da gücünü biliyoruz. Birlikte hareket etmek bizim açımızdan her noktada çok önemli" dedi.

Mammadov: "İş birliğimiz Türkiye tecrübesinin öğrenilmesi gibi konuları kapsıyor"

Azerbaycan Küçük ve Orta Ölçekli Girişimciliği Geliştirme Ajansı (KOBİA) Başkanı Orhan Mammadovise,  Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi ile birlikte küçük ve orta ölçekli işletmeler alanındaki iş birliği olanaklarının da arttığını ifade etti.

KOBİA olarak kardeş ülke Türkiye'nin zengin tecrübesine büyük önem verdiklerini dile getiren Mammadov, 2018 yılında gerçekleştirdikleri ziyarette KOSGEB ile iş birliklerinin çerçevesini ve izlenecek yol haritasını belirlediklerini aktardı. Mammadov, Türkiye'nin tecrübesinden yararlanacakları konulara değinip, "İş birliğimiz, KOBİ'lere devlet desteğinin belirlenmesi, verimliliğin artırılması alanlarında Türkiye tecrübesinin öğrenilmesi gibi konuları kapsıyor. İki ülke KOBİ'leri arasında iş birliklerinin geliştirilmesi, bu alanda ortak etkinlik ve projelerin gerçekleştirilmesi, ülkelerimiz arasında ticaret hacminin artırılmasında KOBİ'lerin rolünün daha aktif hale getirilmesi gibi konuları içeriyor." diye konuştu.

Azerbaycan'da İhracat ve Yatırımları Teşvik Fonu (AZPROMO) Başkanı Yusif Abdullayev ise, Karabağ'da yaşanan çatışmalar süresince Türkiye iş çevrelerinden birçok destek mektubu aldıklarını söyledi.  Abdullayev, iki ülke arasında düzenlenmesi planlanan ve Azerbaycan yatırım ortamıyla ilgili tanıtımın yapılmasının amaçlandığı roadshow organizasyonun salgın nedeniyle iptal edildiğini belirterek, "2021'in ikinci yarısında artık fiziksel olarak bir roadshow gerçekleştireceğiz." diye konuştu.  Karabağ bölgesinin kalkınması için atılacak adımların iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin artmasına önemli bir destek sağlayacağını vurgulayan Abdullayev, Türkiye'deki Azerbaycan ticari misyonlarında pandemi şartlarına uygun olarak çalışmaların devam edeceğini sözlerine ekledi.

Akat: "Karabağ'ı biznes değil bir görev olarak görmeliyiz"

Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı Selçuk Akat ise, Karabağ'ı özgürleştirmek için şehit düşen 2 bin 841 Azerbaycanlı kardeşimizi rahmetle andığını söyledi.   Azerbaycan'ın tekrardan bağımsızlığının 30'uncu yılına girerken iki devlet tek millet ve tek ekonomi olma yolunda stratejik adımlarla ilerlendiğini belirten Akat, "Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, TANAP, Star Rafinerisi gibi stratejik projeleri hayata geçirdik" dedi. İki ülke arasında "Tercihli Ticaret Anlaşması"nın yürürlüğe girdiğini belirten Akat, salgına rağmen ticaret hacminin 2019 yılına göre yaklaşık yüzde 30 arttı. İki ülke arasında vizesiz ve pasaportsuz seyahat dönemini başlattık. 2019 yılında 829 bin Azerbaycanlı Türkiye'yi, 275 bin Türk, Azerbaycan'ı ziyaret etmişti. Yeni sistem ve salgın sonrası normalleşme ile daha fazla sayıda vatandaşımız karşılıklı olarak birbirini ziyaret etmesini bekliyoruz.  Öncelikle Türkiye ve Azerbaycan'ın Nahçıvan ve Karabağ üzerinden demir ve kara yolu ile direkt bağlanması gündeme gelmiştir. Önümüzdeki dönemde Türkiye ve Azerbaycan şirketleri iş birliği yaparak Karabağ'daki yatırım potansiyeli en verimli şekilde değerlendirip Karabağ'ın Azerbaycan'ın diğer bölgeleri ile aynı gelişmişlik düzeyine ulaşması için çalışacağız. Yeni dönemde Karabağ birincil gündemimiz olacak ve Türk yatırımcılarını bölgeye kanalize etmek için çalışacağız. Bizler Karabağ'ı biznes değil bir görev olarak görmeliyiz!" dedi." Dedi.  

İki ülke arasında 11 anlaşma imzalandı

İş Forumu kapsamında, Azerbaycan Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı ile T.C. Eti Bakır A.Ş./ Artvin Maden İşletmeleri A.Ş.; CTC Holding ile Zorlu Holding; CTC Holding ile Aslan Yapı; CTC Holding ile Varnet Cam Sera; Azerbaycan'da İhracatı ve Yatırımları Teşvik Fonu (AZPROMO) ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO); Küçük ve Orta Girişimciliğin Geliştirilmesi Ajansı (KOBİA) ile Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK); Küçük ve Orta Girişimciliğin Geliştirilmesi Ajansı (KOBİA) ile Türk Girişim ve  İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED);  AS Group Investment ile Reta Line Mimarlık Mühendislik İnşaat Taah. San. ve Tic. LTD. STİ; "BETEKS" ile Koçaklar Tekstil;  "Bakü Tekstil Fabrikası" ile Bakü Örme ve  Azerbaycan Girişimci Kadınlar Birliği (AQSİA) ile Uluslararası Yatırım ve İş Dünyası Konfederasyonu (ULUSKON) arasında iş birliği anlaşmaları imzalandı.

DEİK, YENİDEN ASYA: “TÜRKİYE’NİN ASYA ÜLKELERİ İLE TİCARETİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE YENİ PERSPEKTİFLER” TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ

Yeniden Asya: "Türkiye'nin Asya Ülkeleri ile Ticaretinin Geliştirilmesinde Yeni Perspektifler" Toplantısı, T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın teşrifleriyle DEİK Başkanı Nail Olpak'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. 18 Ocak 2021 tarihinde çevrim içi olarak düzenlenen toplantıya, Türkiye-Asya Pasifik İş Konseyleri ve Türkiye-Avrasya İş Konseyleri Başkanları katıldı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,Türkiye'nin Avrupa kıtasının doğusunda, Asya'nın da en batısında yer alan bir ülke olduğuna dikkat çekerek, "Bu benzersiz konumumuzu en iyi şekilde değerlendirmek için hep birlikte çalışıyoruz. Hem Doğu hem Batı'yla ilişkilerimizi artırmaya çalışıyoruz" dedi. Önceki haftalarda hem Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) grubu hem de Avrupa Birliği'nin (AB) Ankara'daki büyükelçileriyle bir araya geldiklerini aktaran Çavuşoğlu, son 1 ayda Endonezya, Bangladeş ve Pakistan'ı ziyaret ettiklerini ve ana gündem maddelerinin yatırım, ticaret ve savunma sanayi konuları olduğunu kaydetti. Dünyanın her yerinde mutlaka bir Türk girişimci bulunduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Biz de insanımızın bu özelliğini dış politikamıza yansıtıyoruz. Her coğrafyada bayrak gösterip insanımızın önünü açıyoruz" dedi. Türkiye'nin dünyanın 5. büyük diplomatik ağına sahip olduğunu da hatırlatan Çavuşoğlu, büyükelçilere verdikleri en önemli görevlerden birinin "ekonomi ve ticaret diplomasisi" olduğuna dikkat çekti. Çavuşoğlu, Merkez Bankasının son yaptığı bir çalışmayı hatırlatarak, "Bu çalışma, yeni büyükelçilik açtığımız 39 ülkeyle ticaretimizin yüzde 27 arttığını gösteriyor. El birliğiyle yürüttüğümüz ticaret diplomasinin somut sonuçlarını almak bizler için en büyük ödüldür" dedi. Asya'nın bugünkü önemine işaret eden Çavuşoğlu,  "Tarihin sarkacı bir kez daha ana kıta Asya'ya yöneldi. 19 ve 20. yüzyıllar sırasıyla Avrupa ve Amerika asırlarıydı. Bugün tüm veriler 21. yüzyılın Asya asrı olacağını gösteriyor. Birçok ülke de bu gerçeğin bilinciyle hareket ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 2019'da Yeniden Asya girişimini ilan ettik. Girişimin amacı Asya ile yeniden daha güçlü bağlanmak ve özellikle ekonomik ilişkilerimizi ilerletmek. Yeniden Asya, aslında sizlerin önünü daha fazla açmak için ortaya konan bir girişimdir" dedi.

Çavuşoğlu: "10 ülke, 650 milyon nüfus ve 3 trilyon dolara yaklaşan dev bir Pazar"

Çavuşoğlu, "Tüm bakanlıklarımızın ve cumhurbaşkanlığı üst kurullarının da aralarında bulunduğu 31 kurumdan müteşekkil bir eş güdüm kurulu kurduk. Geçen yıl 31 ülke için 40 ana faaliyet alanında eylem planları oluşturduk" dedi. Bölge ülkelerinin ise bir yandan ekonomik olarak bağlı oldukları Çin ve diğer yandan güvenlik bakımından bağlı oldukları ABD arasında hassas bir denge kurmaya çalıştıklarına değinen Çavuşoğlu, Güneydoğu Asya ülkelerinin gelişmişlik düzeylerindeki farklara rağmen Asya Pasifik coğrafyasının gelecek vadeden parlak yıldızları olduğunu vurguladı. Karşıda 10 ülke, 650 milyon nüfus ve 3 trilyon dolara yaklaşan dev bir pazar olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, "Biliyorsunuz biz de hükümetimiz döneminde yaklaşık 3 sene önce ASEAN'ın sektörel diyalog ortağı olduk ve ortak bir fon kurduk. 2019-2023 dönemini kapsayan ortak bir yol haritası çerçevesinde ülkemiz ve çeşitli ASEAN ülkeleri tarafından 15 proje ASEAN sekreteryasına sunuldu. Kamu-özel sektör ortaklığı ile yenilenebilir enerji kaynakları, sürdürülebilir kalkınma, eğitim, kültür, turizm, ticaret, yatırım ve e-ticaret de dâhil olmak üzere pek çok alanda iş birliğimizi derinleştirmeyi amaçlıyoruz. Bu bağlamda, DEİK bünyesinde ASEAN Çalışma Grubu kurulması da önemli bir adımdır" dedi.

Pekcan:  "Ülkemizi Avrupa ve Çin arasında bir köprü haline getirmek hedefiyle çalışıyoruz"

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcanise, başta Çin ve Hindistan'a dikkati çekerek, "Asya ve Pasifik coğrafyasını artık ihracat pazarlarımız olarak görmenin vakti geldi, geçiyor. Dış ticaret açığı verdiğimiz bu ülkeler ithalat için uzak değilse, ihracat için hiç uzak değildir" dedi. Salgın koşullarına rağmen geçen yıl söz konusu coğrafyada Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ve DEİK organizasyonunda 30 ülke ile 131 iş etkinliği gerçekleştirildiğini ifade eden Pekcan, 2020 ihracat performansının son derece memnuniyet verici olduğunu söyledi. Asya-Pasifik coğrafyasındaki ülkelerin ekonomilerinin yıllar içindeki değişimlerine değinen Pekcan, "Ülkemizin 'Yeniden Asya' girişimi ülkeleri ile ticaretine baktığımızda 2020 yılında ihracatımızda yüzde 1,6'lık, ithalatımızda da yüzde 8,6'lık bir düşüş olduğunu görüyoruz. Buna rağmen 2020 yılında bölge ülkelerinin Türkiye'nin ihracatındaki payı yüzde 14,3 iken, ithalatında payı ise yüzde 33,7 olmuştur. Bu da Asya ülkeleri ile dış ticaretimizin halen ne kadar dengesiz olduğunun ve bu ülkelerin dış ticaret açığımızda belirleyici rol oynadığının göstergesidir. Sürdürülebilir olmayan bu ticaret yapısını değiştirmemiz gerekmektedir" dedi.

Asya ve Avrupa arasında bir köprü niteliğine sahip Türkiye'nin stratejik konumundan kaynaklanan teorik ayrıcalıklarını pratiğe dökmenin büyük önem arz ettiğini belirten Pekcan, "Burada iş dünyasına da büyük görevler düşmektedir. Biz devlet olarak yanınızdayız. Bu bakımdan, Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda ve ilgili diğer bakanlık ve kuruluşlarımızın da dâhil olmasıyla ortaya konulan 'Yeniden Asya Girişimi'ni, kıtaya yönelik Bakanlığımızın faaliyetlerini ve bölgeye yönelik çeşitli alanlardaki ticari hedeflerimize ulaşmamızı desteklemesi açısından oldukça faydalı buluyoruz. Devletimizin desteği, iş dünyamızın azmi ve gayretleri ile ortaya çıkan sinerjinin, Yeniden Asya Girişimi sorumluluk alanında bulunan ülkelerde karşılaşılan fırsatları ve iş birliği imkânlarını en iyi şekilde değerlendirmemize vesile olacağına inanıyorum" dedi.

Pekcan:  "Bölge ülkeleri ile önemli iş birliği potansiyeline sahibiz"

2019 yılı itibarıyla Türk iş insanlarının bölgedeki mevcut yatırım tutarının 3,5 milyar dolar, bu ülkelerden Türkiye'ye gelen yatırım tutarının 17,5 milyar dolar düzeyinde olduğuna değinen Pekcan, "Başta Çin, Japonya, Güney Kore, Singapur, Malezya gibi dış yatırım portföyleri ile öne çıkan bölge ülkeleri ile önemli iş birliği potansiyeline sahip olduğumuzu değerlendiriyorum. Keza Çin, Japonya, Hindistan, Singapur ve Güney Kore gibi ülkeler; blok zincir, yapay zeka, nesnelerin interneti, bulut bilişim, 5G gibi teknolojilerin ulusal ve uluslararası ticarete uygulandığı dijital destek hizmetleri ve paylaşım ekonomisi gibi dijital ekonomi unsurlarına yönelik en iyi uygulamalarının hayata geçirildiği yerler olarak ön plana çıkıyor. Bu alanlarda, özel sektörümüzün bölgedeki iş dünyası ile ortak yatırım ve ticari iş birliklerini derinleştirmelerinin, katma değerli üretim ve ihracat portföyümüzün geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yeniden Asya Girişimi doğrultusunda, Türkiye'nin ticaretinde açık verdiği bölge ülkeleri ile ticaret kompozisyonunun dengeli bir yapıya kavuşturulması için, başta İş Konseyi başkanlarımız olmak üzere değerli iş insanlarımızın 2021 yılında daha fazla çaba sarf etmeleri son derece kritiktir. Ticaret müşavirliklerimiz sizlerle koordinasyona her zaman hazırdır. Başta Çin ve Hindistan olmak üzere, Asya ve Pasifik coğrafyasını artık ihracat pazarlarımız olarak görmenin vakti geldi, geçiyor. Her fırsatta belirttiğimiz gibi, dış ticaret açığı verdiğimiz bu ülkeler 'ithalat için uzak değilse, ihracat için hiç uzak değildir.' Avrupa'nın yavaşladığı bir dönemde, yeni pazarlara açılarak ihracatımızı sürdürülebilir kılmak için bir engel görmüyoruz" dedi.

10 Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi ülke ve artı 5 ülke arasında kasım ayında imzalanan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (RCEP) ile dünyanın en büyük serbest ticaret alanının oluşturulduğunu vurgulayan Pekcan, RCEP ile kurulan serbest ticaret rejiminin, kapsamlı bir içerikle faaliyete geçtiği anda dünya nüfusu ve üretim hacminin yaklaşık yüzde 30'unun bulunduğu bir ekonomik alan oluşturacağını ve yaklaşık 20 yılda gümrük vergilerinin sıfırlanmasının planlandığını söyledi. Bakanlık olarak RCEP Anlaşması'nın Türkiye'ye olası etkileri ile barındırdığı tehdit ve fırsatları yakından izlediklerini, aynı zamanda DEİK bünyesindeki ilgili 7 iş konseyi ve ASEAN Çalışma Grubu ile istişarelerini yürüttüklerini anlatan Pekcan,

DEİK İş Konseyi Başkanlarının ve Türk ihracatçısının Asya pazarında ticaret elçileri olarak üstlendikleri rolün önemine dikkat çeken Pekcan, "Biz neden bu ülkelere yeterince ihracat yapamıyoruz? Kapsamlı ve Tedrici Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) Anlaşması, Avrasya Ekonomik Birliği ve ASEAN gibi Asya Bölgesi'ni kapsayan veya merkezinde Asya'nın yer aldığı diğer ekonomik ve ticari anlaşmaların da ülkemiz açısından oluşturduğu fırsatları ve riskleri aynı şekilde sürekli analiz ediyoruz. Güney Kore, Malezya ve Singapur ile yeni nesil STA'larımız yürürlüktedir. Gürcistan da dâhil edildiğinde Asya'da toplam 4 ülke ile STA'mız bulunmaktadır. Japonya, Endonezya ve Tayland ile STA müzakerelerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca, Azerbaycan ile imzaladığımız Tercihli Ticaret Anlaşmamız (TTA) yakın dönemde yürürlüğe girmiş olup, İran ile ülkemiz arasındaki mevcut TTA'nın genişletilmesine yönelik müzakerelerimize de devam ediyoruz. STA ve TTA'ların dışında, bölge ülkelerinin 27'si ile Ticari, Ekonomik ve Teknik İşbirliği (TEİ) anlaşmamız bulunmaktadır. Bu anlaşmalarla tesis edilen ve ikili ilişkilerimize çok yönlü katkı sağlayan Karma Ekonomik Komisyon (KEK) mekanizmasını etkin bir şekilde çalıştırıyoruz. Bölgedeki 17 ülkeyle 'Gümrük Konularında Karşılıklı İdari Yardım ve İşbirliği Anlaşmamızı' imzalamış durumdayız. Dolayısıyla 'STA'mız yok, gümrük vergileri yüksek' diye şikayet etme şansımız da yok. Lojistik de kısaldı, destekleri de bu bölgelere diğer bölgelere nazaran daha fazla veriyoruz. Daha ne istiyorsunuz bizden, söyleyin biz onları yapalım. Yeter ki bu bölgedeki dengesiz ticareti beraber el birliğiyle önleyelim" dedi.

Olpak:  "Karşılıklı ticaretimizi kolaylaştıracak anlaşmalar üzerinde çalışmamız önem taşıyor"

DEİK Başkanı Nail Olpakise, "Asya bölgesinin en büyük ekonomisi olan Çin'in Türkiye'nin ithalatında birinci, ihracatında 15'inci sırada yer aldığını belirterek, "Çin, dış ticaret açığımızın yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Asya'nın kalanı toplam dış ticaret açığımızın yüzde 88'ine ulaşıyor. Neredeyse bölgeyi dengeleyebildiğimiz zaman açığımız ortadan kalkacak. Zor ama önemli bir hedef. Bölgenin dış ticaret üstünlüğüne baktığımızda, iki eksen görüyoruz. Biri, tedarik zincirinde teknoloji ve Ar-Ge altyapısına dayanan politikalar, diğeri de bölgesel ekonomik entegrasyona yönelik projeler. Yani Asya'nın bir yandan daha değerli olanı üretme bir yandan da bunun için pazar oluşturma çabaları dünyanın geri kalanı üzerinde ticaret üstünlüğü kurmasını sağlıyor" dedi. DEİK ASEAN Çalışma Grubu ile bu ülkelerde sadece sektörel diyalog ortağının değil, doğrudan ortak olma algısının da oluşturulması için çalıştıklarını ifade eden Olpak, "Bu bölgede takip ettiğimiz önemli bir başlık da 'Kuşak ve Yol' projesi. DEİK olarak bu konuda bir rapor hazırlayıp kamuoyuna sunmuştuk, salgın şartlarında onu güncelliyoruz." dedi.

Azerbaycan'da işgalden kurtarılan toprakların yeniden imarında Türk firmalarının yer almasının önemli olduğuna işaret eden Olpak, Rusya'nın öncülük ettiği Avrasya Ekonomik Birliği'nin de üye ülkelerle ticareti önemli ölçüde etkileyen bir faktöre dönüştüğünü söyledi. Birliğe üye ülkelerin üçüncü ülkelerle iki taraflı STA yapamadığına dikkati çeken Olpak, "Bu kapsamda, karşılıklı ticaretimizi kolaylaştıracak anlaşmalar üzerinde çalışmamız önem taşıyor. Son olarak, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi çerçevesinde iş birliği mekanizmalarının daha etkin kullanılması gerekli. Bu çerçevede, Ticaret ve Dışişleri Bakanlıklarımızla oluşturacağımız yeni stratejilerin çok değerli olduğunu ifade etmek istiyorum" dedi.

DEİK Başkanı Nail Olpak moderatörlüğündeki toplantıda, küresel ticarette etkinliğini artıran bölgedeki mevcut fırsatlar ve yapılan çalışmalar ele alındı.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN DEİK YÖNETİM KURULU’NU KABUL ETTİ
DEİK, CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLERİN YOL HARİTASINI SUNDU
 
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyeleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir araya geldi.
 
Görüşmede, ABD ile ticari ilişkilerden Yeşil Mutabakata, küresel ticaretin ana gündem maddelerinden Türk diasporasının uluslararası faaliyetlerine kadar, DEİK'in ticarette yeni döneme ilişkin önerileri ve iş dünyasına yol haritası olacak stratejik çalışmaları, geniş bir projeksiyon ile Cumhurbaşkanına sunuldu.
 
Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleşen toplantıya Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül,Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Ekonomi Politikaları Kurulu üyeleri Nihat Zeybekci, Dr. Cemil Ragıp Ertem, Yiğit Bulut, Gülsüm Azeri, Hakan Yurdakul, Doç. Dr. Hatice Karahan, Korkmaz Karaca, Mehmet Ali Akben, Meltem Taylan Aydın, Prof. Dr. Servet Bayındır, DEİK Başkanı Nail Olpak ile DEİK Başkan Yardımcıları Abdurrahman Kaan, İsmail Gülle, Mithat Yenigün, DEİK Yönetim Kurulu Üyeleri: Ahmet Cengiz Özdemir, Ahmet Çalık, Ahmet Nazif Zorlu, Ali Kibar, Ayşem Sargın, Baran Çelik, Başar Arıoğlu, Berna Gözbaşı, Çetin Nuhoğlu, Ebru Özdemir, Fatih Gürsoy, Firuz Bağlıkaya, Fuat Tosyalı, İbrahim Burkay, Mahsum Altunkaya, Mehmet Ali Yalçındağ, Murat Kolbaşı, Muzaffer Çilek, Orhan Cemal Kalyoncu, Osman Aksoy, Prof. Dr. Orhan Gazi Yiğitbaşı, Steven Young, Şekib Avdagiç, Tuncay Özilhan, Ümit Kiler, Ümit Leblebici, Vahap Küçük, Yaşar Doğan, Zeynep Bodur Okyay, DEİK Genel Sekreteri Caner Çolak ve DEİK Genel Sekreter Yardımcısı Merih Kepez Örnek katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Önümüzdeki dönemde DEİK ile çalışmalarımıza hız vereceğiz"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK Yönetim Kurulu'yla yaptığı görüşmede önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, şöyle konuştu: "DEİK çatısı altında Türkiye'nin gelişmesi, güçlenmesi ve büyümesi için çalışan tüm iş insanlarımıza şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. 2020 yılında pandemi sebebiyle DEİK ailesiyle yeteri kadar bir araya gelemedik. Önümüzdeki dönemde salgın şartlarının hafiflemesiyle birlikte DEİK bünyesindeki çalışmalarımıza hız vereceğiz. Türkiye olarak ticari diplomasi alanında yeni bir sıçramaya ihtiyaç duyuyoruz. Salgın döneminde güçlü sağlık altyapısının yanı sıra üretimin, Ar-Ge'nin, ihracatın, ticaretin ve ticarette pazar ve ürün çeşitliliğinin önemini bir kez daha gördük. Sadece iç piyasaya odaklanan şirketler salgından olumsuz etkilenirken ihracata, inovasyona ve Ar-Ge'ye önem veren şirketler süreci en az hasarla atlattı. İhracat odaklı çalışan şirketlerimizin, salgın sürecinde müşteri yelpazesini genişlettiğini görüyoruz. Sanayicimizle bir araya gelerek üreticilerimizi ve ihracatçılarımızı dinledikçe şunu görüyoruz ki, pandemi çeşitli zorluklar getirse de iş dünyamıza yeni fırsat pencereleri açıyor. Türk firmaları yine bu dönemde, kaliteli ürünleri, rekabetçi fiyatları ve hepsinden önemlisi güvenilirlikleriyle rakiplerine fark atıyor. Şüphesiz bunda dünya genelinde Asya merkezli üretim biçimlerine yeni alternatifler oluşturma çabasının da payı var.
 
Salgında, tüm yumurtalarını aynı sepete koymanın riskini gören şirketler, bu süreçte üretim ağlarını ve merkezlerini çeşitlendirmeye başladılar. Bu arayışlarda Türkiye'nin adı giderek ön plana çıkıyor. Aşılamanın artmasıyla beraber dünya genelinde salgın geriledikçe taşlar yerine oturacak, ülkemizin yakaladığı ivme daha da artacaktır. Salgın sonrası dönemde de dünya, Türkiye'nin başarılarını konuşmaya devam edecektir. Salgın nedeniyle yapmak zorunda kaldığımız kısıtlamaların, üretici ve çalışanlarımız üzerinde oluşturduğu yükü en az seviyeye indirebilmek için pek çok ilave desteği uygulamaya geçirdik. Gerekirse yeni destekleri de devreye alacağız. Ülkemizin ve milletimizin huzuru, geleceği ve güvenliği için atik olacağız. Gerçekçi olup, ayaklarımızı yere sağlam basacağız.
 
Türkiye salgın sonrası döneme güçlü, dayanıklı ve rekabetçi bir küresel oyuncu olarak girecektir. Salgının etkileriyle mücadeleyi hem makroekonomik hem de mali alanda atacağımız adımlarla destekleyeceğiz. Ekonomimizin güçlü yönlerini sağlamlaştırırken, tedbir gerektiren hususların da üzerine kararlılıkla gideceğiz. Serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde attığımız adımların etkisi, finansal piyasa göstergelerimizi olumlu bir şekilde yansımaya başladı. Ülkemizi yatırım, üretim ve teknoloji üssü yapacağız. Daha iyi bir yatırım ortamının tesisi için gereken tüm adımları atacağız. Ekonomi ve hukuk alanındaki reform gündemimizle ilgili yoğun bir hazırlık dönemini geride bıraktık. Yakında bu reformları kamuoyuyla paylaşacağız. Reform gündemimize uygun adımları hızla hayata geçireceğiz."
 
Dış ekonomik ilişkiler ve iş dünyasının gündemi ile ilgili kısa, orta ve uzun vadede somut öneriler sunuldu
 
Görüşmeyle ilgili kısa bir değerlendirme yapan DEİK Başkanı Nail Olpak şunları söyledi:
 
"Bugün, DEİK Yönetim Kurulumuzla birlikte Sayın Cumhurbaşkanımız ile oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdik. İstişareye her zaman önem veren Cumhurbaşkanımıza öncelikle DEİK ailesi adına teşekkürlerimi sunuyorum. Cumhurbaşkanımıza, DEİK'in pandemiye rağmen tüm hızıyla süren Ticari Diplomasi faaliyetlerimiz ile dış ekonomik ilişkilerimizin ana gündemleri ve bu yöndeki proje ile çalışmalarımızı arz ettik. Bir başka tabirle, dış ekonomik ilişkilerimizin yol haritasını sunduk.
 
Bu çerçevede; yeni Başkan Biden döneminde Türkiye-ABD ticari ilişkileri, Yeniden Asya Girişimi, Yeşil Mutabakat, uluslararası yatırımcı algısı, tedarik zinciri, transit ticaret, yeni ticaret blokları konu başlıkları ve iş dünyamızın talep ve önerilerini içeren bir sunum gerçekleştirdik. Bununla birlikte, Dünya Türk İş Konseyi çatısı altında yürüttüğümüz diaspora çalışmalarımız da önemli gündemlerimizden biri oldu.
 
Gerek dış ekonomik ilişkilerimiz gerekse iş dünyamızın gündemini oluşturan somut önerilerimizi kısa, orta ve uzun vade takviminde Cumhurbaşkanımıza sunduk. DEİK olarak, konuştuğumuz her başlıkta gerek rapor gerekse farklı projelerle iş dünyamıza yol haritası olacak önemli çalışmalar yürütüyoruz. Önümüzdeki dönemde de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve desteğiyle, tüm dünyaya yayılmış 146 İş Konseyimiz ile küresel ekonominin ve ticaretin kalbinin attığı her coğrafyada Ticari Diplomasi faaliyetlerimizi etkin bir şekilde yürütmeye, iş dünyamızın küresel ufku olmaya devam edeceğiz."
NAİL OLPAK: “AfCFTA ANLAŞMASIYLA YENİ FIRSATLARA VE BÖLGESEL YATIRIMLARA ODAKLANMALIYIZ”

NAİL OLPAK: "AFRİKA KITASAL SERBEST TİCARET BÖLGESİ (AfCFTA) ANLAŞMASIYLA YENİ FIRSATLARA VE BÖLGESEL YATIRIMLARA ODAKLANMALIYIZ"


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türk iş dünyasının Afrika kıtasındaki yeni dönem ticaret ve yatırım vizyonunu şekillendirecek raporlardan birine daha imza atmaya hazırlanıyor. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) anlaşmasının ardından kapsamlı bir bölgesel rapor hazırlığını sürdüren DEİK/Türkiye-Afrika İş Konseyleri, ürün ihracatından pazarda değişen dinamiklere, kıtadaki yeni yatırım fırsatlarından atılması gereken stratejik adımlara kadar Türk özel sektörüne Afrika'da rehberlik edecek bir projeksiyon sunacak.

DEİK Başkanı Nail Olpak, 1 Ocak 2021'de yürürlüğe giren Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) anlaşmasını, Türkiye ile Afrika ülkeleri ticari ilişkileri açısından değerlendirdi.

Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) anlaşması ile 1,3 milyar nüfusa sahip ve 3,4 trilyon dolarlık yeni bir serbest ticaret pazarı oluştuğuna dikkat çeken DEİK Başkanı Nail Olpak," AfCFTA anlaşması sadece Afrika Kıtası için değil, dünya ticareti açısından da son derece önemli bir değişim. Afrika içi ticareti yüzde 50 artırması öngörülen, dünya ticaretine 76 milyar dolar ek gelir sağlaması beklenen ve en büyük küresel serbest ticaret bölgesi olma özelliği taşıyan AfCFTA anlaşmasını Türkiye açısından iyi okumalıyız. Afrika ülkelerinin kalkınması, kıta için önemli olduğu kadar elbette dünya için de çok mühim. Bugün dünyadaki işlenmemiş toprakların yüzde 60'ını kapsayan bir coğrafyadan söz ediyoruz. Küresel nüfusun tarım ve gıda ihtiyacını karşılamak üzere, 1 trilyon dolarlık yeni bir üretim gerçekleşecek olması bile aslında bize çok şey söylüyor. Bu bağlamda Afrika kıtasındaki ticarette şeffaflık ve eşitlik ile özellikle sanayi alanındaki yatırımların artmasına da katkıda bulunacak AfCFTA anlaşmasını, Türk iş dünyası açından da memnuniyetle karşılıyoruz. Yeter ki bu yeni dönemin artılarını da eksilerini de doğru analiz edelim ve Afrika'nın bölgedeki sanayileşme ile kalkınma vizyonuna yatırımlarımızla ortak olalım. Türk iş dünyası olarak bu büyük kıtasal pazardaki yeni fırsatları ilk değerlendiren ülkelerden biri olmalıyız. Kazan-kazan ilkesine dayanan yaklaşımımızla, yine her zamanki gibi Afrikalı dostlarımızla ekonomik ve ticari ilişkilerde farkımızı ortaya koyacağımıza inanıyoruz." dedi.

Olpak: "ECOWAS ve COMESA ile STA imzalayarak Afrika'da rekabet gücümüzü artırabiliriz"

DEİK olarak 54 ülkeye sahip Afrika kıtasında 45 İş Konseyi ile faaliyet gösterdiklerini ve etkin ticari diplomasi faaliyetleriyle Türk iş dünyası adına bölgenin nabzını tuttuklarını belirten Olpak, "DEİK/Türkiye-Afrika İş Konseylerimiz ile şimdi de Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması kapsamında özel bir rapor hazırlıyoruz. Özellikle pandemi ile birlikte artan globalleşmeden glokalleşmeye geçiş trendinin önemini hep vurguladık ve biz aslında bu paradigma değişiminin Afrika'ya da yansıyacağını 2019 sonundan beri biliyorduk. Bu anlaşmanın Afrika ile ticaret yapan ya da iş yapmayı hedefleyen Türk iş insanlarımıza, pozitif ya da negatif etkileri olması çok doğal. Ancak biz bardağın dolu tarafına bakmalı, Afrika'daki ticaret ve yatırım ortamında ayrıcalıklı konuma gelmek için çalışmalıyız. Yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları ile Türk özel sektörünün Afrika'daki rekabet gücünü artırmamız gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye'nin Afrika ülkelerinden Tunus, Fas, Mısır ve Morityus ile halihazırda yürürlükte olan STA'ları var. Afrika Bölgesel Ekonomik oluşumları ECOWAS ve COMESA ile de yeni STA'lar imzalayarak, Afrika'da serbest ticaret imkanı bulacağımız ülke sayısını artırmamız gerekiyor. Ticaret Bakanlığımızın Afrika özelinde atacağı stratejik adımlar ve stratejik öneme sahip Afrika ülkelerinde kurulması planlanan lojistik merkezleri de Türk iş dünyasına yeni kazanımlar sunacak. Biz de DEİK olarak, hazırladığımız bu rapor ile Türk özel sektörünün Afrika'daki yol haritasına ışık tutmaya çalışacağız. AfCFTA anlaşması sonrası, Afrika ülkeleri ile daha fazla iş yapmak isteyen iş insanlarımıza doğrudan yatırım, üçüncü ülkelerle iş birliği, hedef sektörler, devlet projeleri ve stratejik ürünler gibi dış ticaretin her alanında rehberlik edecek bir rapor yayınlayacağız." diye konuştu.

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK: “İŞ DÜNYASI OLARAK BİRLEŞİK KRALLIK’LA İMZALANAN STA’YI BÜYÜK MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ”
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, bugün Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili bir değerlendirme yaptı.
 
Olpak değerlendirmesinde şunları kaydetti:
 
"Türkiye ile Birleşik Krallık, Serbest Ticaret Anlaşması imzalayarak çok önemli bir adım attı. Birleşik Krallık, AB ile varılan Gümrük Birliği Anlaşması'nın hemen ardından ilk ikili anlaşmasını Türkiye ile gerçekleştirdi, bu da çok önemli. Her iki taraf da anlaşma metni üzerinde 2017 yılından bu zamana çalışarak uzlaşmaya varmışlardı. Sürecin bugüne kadar gelmesinde emeği geçen herkese ve gecikme olmadan tam zamanında bu anlaşmanın imzalayan Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan'a teşekkür ederiz. 
 
Biz de DEİK olarak, bu sürecin iş dünyası perspektifiyle bir parçası olduk. Birleşik Krallık'ın AB'den anlaşmalı ayrılmasının ardından bu anlaşma, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için de bir zemin oluşturur diye bekliyoruz. Anlaşmayı, iş dünyası olarak büyük memnuniyetle karşılıyoruz.
 
Birleşik Krallık, en büyük üçüncü ticaret ortağımız, düzenli olarak dış ticaret fazlası verdiğimiz ve ülkemizdeki en önemli yatırımcı ülkelerden biri konumunda. Tarımın dahil edildiği anlaşmanın, öncelikle Brexit sonrası ticari ilişkilerimizi korumamız ve sonrasında da ticaret hacmimizi önümüzdeki yıllarda arttırmamız yolunda zemin oluşturacağına inanıyoruz. Ayrıca, ikili ilişkilerimizin derinleştirilip güçlendirilerek önümüzdeki dönemde, hizmetleri de kapsayan daha kapsamlı bir anlaşmayla daha güçlü bir iş birliği modeli geliştirilebileceğini umuyoruz. 
 
Başta destekleri için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan olmak üzere emeği geçen tüm Türk ve İngiliz yetkililerine iş dünyası adına teşekkür ediyor ve hayırlı olmasını diliyorum."
TÜRKİYE VE IRAK İŞ DÜNYASI ANKARA’DA BİR ARAYA GELDİ

Başbakan Kazımi: "Türk Firmalarına Irak'ta Fırsat Ortamı Sunacağız"

Irak Başbakanı Mustafa El-Kazımi'nin Türkiye'ye resmi ziyareti kapsamında, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Irak Cumhuriyeti Başbakanı Mustafa El-Kazımi'nin Türk İş İnsanları ve Yatırımcıları ile Toplantısı', T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Emin Taha ve iki ülke iş dünyası temsilcilerinin katılımlarıyla hibrit olarak 17 Aralık 2020 tarihinde gerçekleştirildi.

Irak Başbakanı Mustafa El-Kazımi, Irak'ta yatırım açısından bakıldığında pek çok bakir alanın olduğunu, tecrübe sahibi Türk firmalarının bu fırsatı değerlendirmesini istediklerini söyledi. Kazımi, hali hazırda Irak'ta ciddi deneyimleri olan Türk özel sektörüne, her ne kadar zorlayıcı etkenler olsa da, Irak'ın kapılarının ardına kadar açık olduğunu söyledi. Irak Hükümeti olarak yeni beyaz bir sayfa açmak üzere karar aldıklarını söyleyen Kazımi, idari ve yapısal sorunların pek çok yatırımcıyı zor duruma soktuğunu bildiklerini, bununla beraber bu sorunların çözümüne ilişkin kollarını sıvadıklarını ifade etti. Kazımi, petrole dayalı ekonomiden sektörel çeşitlendirmeye doğru gitmek istediklerini, bunu gerçekleştirmek üzere Türk firmalarına bütün fırsat ortamlarını açacaklarını ekledi. Türkiye'nin yalnızca ekonomi ve ticaret alanında bir ortak olmadığını belirten Kazımi, Türkiye'nin Irak için dost ve kardeş bir ülke olduğunu, hep beraber iş birliği ile sorunların üstesinden gelinebileceğini söyledi. Irak'ın yeniden imarı için yapılacak yatırımlarda uzaktaki diğer ülkeleri değil komşu ülke Türkiye'nin yer almasını arzu ettiklerini dile getiren Kazımi, sorunların çözümünde ortak komiteler kurulabileceğini ifade etti.

Turagay: "Sektörel çeşitliliği hedefleyen Irak için Türk özel sektörü hazır"

T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, Kasım ayı itibari ile iki ülke arasındaki ticaret hacminin 18,1 milyar dolara dayandığını ve daha önce 20 milyar dolar olarak koyulmuş olan hedefinde üstüne çıkacaklarını inandığını söyledi. Irak ile olan dostane ilişkilerin yanı sıra ekonomi ve ticaret faaliyetlerinin de olduğu söyleyen Turagay, Türk müteahhitlerinin şimdiye kadar Irak'ta gerçekleştirdiği iş hacminin 27 milyar dolar olduğunu ve 1000'in üzerinde projeye imza attıklarını söyledi. Petrole dayalı ekonomiden sektörel çeşitliliği hedefleyen Irak için Türk özel sektörünün hazır olduğunu söyleyen Bakan Yardımcısı, bu iş birliklerinin arttırılabilmesi için sorunların en kısa sürede çözüme kavuşturulmasının önemli olduğunu söyledi.  Turagay, ilk atılacak adımların arasında Habur sınır kapısının yanında ikinci bir kapının açılması ve tren yollarının yeniden yapılandırılarak Türkiye'den Bağdat'a olan eski hattın tekrar açılması hususlarının dikkate alınabileceğini ekledi. Bugün imzalanan 'Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması' ile iki ülke iş insanlarının önündeki engelleri ortadan kalktığını vurgulayan Turagay, diğer önemli anlaşmaların imzalanmasıyla da birçok stratejik proje hayata geçirebileceğini söyledi.

Olpak: "Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile hız kazanabiliriz"

DEİK Başkanı Nail Olpak, özellikle son dönemde Irak hükümetinin sanayi üretiminde yerlileşme hedefi olduğunu bildiklerini ve bu kapsamda Türk sanayi kuruluşlarının özellikle enerji, tekstil ve gıda sektörlerindeki deneyimlerini Iraklı ortakları ile paylaşmaya hazır olduğunu ifade etti. Olpak, bu iş birliklerinin Irak'ın kalkınması adına önemli ölçüde katma değer sağlayacağına inandığını söyledi. Olpak, Türkiye ve Irak arasında uzun süredir gündemde olan "Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması"nın imzalanması halinde iki ülke arasındaki yatırım ilişkileri hız kazanacağını, bu konuyu bu toplantıda bir kez daha gündeme getirilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Olpak, Irak kamu ihale şartnamelerinde genellikle AB menşeli ürün kullanma zorunluluğu getirildiğini, bu durumun AB standartlarında üretim yapan Türk firmalarının Irak pazarında rekabetçi olmalarını engellediğini söyledi. DEİK Başkanı Nail Olpak, sorunun çözümü hususunda Iraklı yetkililerin atacağı adımların yüksek öneme haiz olduğunu söyledi.

DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Emin Tahaise, tek sınır kapısının yanı sıra ikinci bir sınır kapısının açılmasının önemli olduğunu, 2012'ye kadar Türk tırlarının Bağdat'a kadar hareket edebildiğini; ancak şu aşamada bu duruma kısıtlama getirildiğini söyledi. Bu sorunun çözümünün her iki ülke faydasına olacağını belirten Taha, vize hususunda yaşanan sorunların da giderilmesinin iş yapma ortamını kolaylaştıracağını ifade etti. Irak iç piyasasını korumak maksadıyla bazı Türk ürünlerinin ithalatına yasak getirilmesinin Irak'ın lehine olmadığını söyleyen Taha, Türk firmalarının Irak'ta iş ve yatırım yapmak için istekli olduğunu; ancak bu sorunların çözüme kavuşmasıyla birlikte Irak'ın kalkınmasının hızlanabileceğini ifade etti.

DEİK VE İTALYAN TİCARET AJANSI (ITA) İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALADI

Türkiye-İtalya JETCO İmza Töreni ve Sanal İş ve Yatırım Forumu, 2. Türkiye-İtalya JETCO Toplantısı kapsamında, T.C. Ticaret Bakanı  Ruhsar Pekcan, İtalya Dışişleri ve Uluslararası İş Birliği Bakanı  Luigi Di Maio, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı  Gonca Yılmaz Batur, İtalya Dışişleri ve Uluslararası İş Birliği Müsteşarı  Manlio Di Stefano, DEİK Başkanı  Nail Olpak, İtalyan Ticaret Ajansı Başkanı  Carlo Ferro, DEİK/Türkiye-İtalya İş Konseyi Başkanı  Zeynep Bodur Okyay, Confindustria Başkan Yardımcısı  Barbara Beltrame Giacomello ve iki ülke iş insanlarının katılımlarıyla 10 Aralık 2020 tarihinde gerçekleştirildi.

T.C. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye'nin İtalya ile oldukça dengeli bir ikili ticaret yapısına sahip olduğunu belirterek, "20 milyar dolar mertebesine yaklaşan ikili ticaret hacmini, en kısa sürede 30 milyar dolar seviyesine çıkarabilmeyi arzu ediyoruz" dedi.  İtalya'nın Türkiye'nin en önemli ticaret ortaklarından biri olduğunu ifade eden Pekcan, ihracatta 3'üncü, ithalatta ise 4'üncü sırada yer aldığını, bunun İtalya'nın stratejik önemini ve İtalya ile ticari ilişkilere verilen değeri somut şekilde ortaya koyduğunu söyledi.

Pekcan: "Resmi ve teknik düzeyde çeşitli iş birliği konuları ele alındı"

Pekcan, yeni tip Covid-19 salgını koşullarına rağmen bu yıl içerisinde İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Luigi Di Maio'nun 19 Haziran'da Türkiye'ye yaptığı ziyaret ve temmuz ayında düzenledikleri JETCO hazırlık toplantısının Türkiye için önemli ve değerli gelişmeler olduğunu vurguladı.  JETCO Toplantısı ile bu çalışmaları bir adım daha öteye taşıdıklarını belirten Pekcan, sözlerine şöyle devam etti: "Bakan Di Maio ile birlikte JETCO II. Dönem Protokolü'nü imzalayacak olmaktan memnuniyet duyuyorum. Keza, iki ülkeden farklı kurumlarımız arasında bazı iş birliği protokollerinin imzalanacak olması sevindiricidir. JETCO bünyesinde kurulan çalışma grupları, JETCO mekanizmasının etkin bir şekilde işletilmesi noktasında oldukça faydalı bir rolü yerine getiriyor."

İş dünyasının aktif katılımıyla bir yuvarlak masa toplantısı ve ikili iş görüşme oturumlarının da yapılacağına dikkat çeken Pekcan, bu etkinliklerin ikili ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirme noktasında gösterdikleri iradenin bir sonucu olduğunu söyledi. Pekcan "Türkiye olarak, ikili ilişkilerimizi geliştirme anlamında alınacak her inisiyatife destek olmaya hazırız. Bugünkü JETCO Protokol metnimize sanayi, enerji, sağlık, tarım, eğitim, kadın girişimciliği, turizm, ulaştırma gibi pek çok farklı konuda mevcut iş birliğinin devamı ve geliştirilmesi yönündeki mutabakatımızı yansıttık" dedi. Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin tüm tarafların yararına bir gelişme olacağını ifade eden Pekcan, "Bu çerçevede, AB'nin Türkiye ile güncelleme müzakerelerine başlaması noktasında bir an önce adım atmasını umuyoruz. Başta İtalya iş dünyası olmak üzere, AB iş dünyasından ve tüm üye ülke hükümetlerinden, sürece destek ve pozitif katkı beklediğimizin altını çizmek isterim. Türk-İtalyan dostluğuna ve Türk-İtalyan ortaklığına inanıyoruz. Sosyal mesafeye rağmen bugün her zamanki gibi oldukça sıcak, samimi ve iş birliğine açık bir toplantı gerçekleştirdiğimizi görmekten memnun oldum. Bunun için Başta Bakan Luigi Di Maio olmak üzere, her iki ülkeden emeği geçen herkese tüm yetkililere teşekkür ediyorum" dedi.

Di Maio: "İlk Çalışma grubu toplantısını ITA ile DEİK gerçekleştirdi"

İtalya Dışişleri ve Uluslararası İş Birliği Bakanı Luigi Di Maio, Türkiye ile İtalya'nın üretim sistemlerinin birbirini tamamlayıcı özelliğe sahip olduğunu ifade ederek, Türkiye ve İtalya'nın üçüncü ülkelerde iş birliği yapabileceğinin altını çizdi.

JETCO kapsamında kurulan çalışma grupları arasında ilk hazırlık toplantısını DEİK ile ITA'nın gerçekleştirdiğini belirten Bakan Di Maio, DEİK ile ITA arasında imzalanacak mutabakat zaptının ise, iki ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi bakımından önemli olduğuna inandıklarını ifade etti.

Olpak: "AB'nin gündeminde Türkiye'ye yönelik olası yaptırımların konuşulmasından endişe duyuyoruz"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Covid-19 ile birlikte yeni bir süreçteyiz. Yapay zekânın hayatımızda hızlı bir şekilde yer aldığı, globalleşmenin yanında 'glokalleşme'yi ele aldığımız, ölçek ekonomisini konuşurken tek kaynağa bağlı olmanın risklerini ve kaynak çeşitliliğinin önemine dikkat çektiğimiz, lojistikte uzaklık ve yakınlık kavramlarının yanında ulaşılabilirlik kavramını da eklediğimiz ve tedarik zincirini daha fazla önemsediğimiz bir süreç içerisindeyiz" dedi.

Güven kelimesinin öneminin çok daha önemli olacağını belirten Olpak, "İkili ticaretimizin daha da güçlenmesini sağlayacağını düşündüğüm üç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. İş dünyası için Gümrük Birliği'nin güncellenmesi bizim için çok hayati. İtalya'ya bugüne kadar ki destekleri için teşekkür ediyoruz. Biz bu konunun acil bir şekilde sonuçlanmasını arzu ettiğimiz bu süreçte bugün toplanan Avrupa Birliği'nin (AB) gündeminde Türkiye'ye yönelik olası yaptırımların konuşulmasından endişe duyuyoruz. Elbette ikili ticaretin yanında üçüncü ülkelerde özellikle müteahhitlik olmak üzere iş birliği kurmak çok önemli. Biliyorsunuzdur; SACE ve Türk Eximbank arasında da iş birliği mevcut. Yani, iş birlikleri için gerekli araçlar hali hazırda var. Ancak İtalyan dostlarımızdan ve Türk iş dünyamızdan daha somut adımlar bekliyoruz. Yeşil Mutabakat'tan bahsetmek istiyorum. Yeni nesil korumacı önlemlere sebebiyet vermemesi kaydıyla Yeşil Mutabakatı elbette destekliyoruz ancak yeşil mutabakat mevzuatı oluşturulurken kararların sonuçlarından etkilenecek olan ve AB dışında kaldığı için kararların içinde olamayan Türkiye gibi ülkelerin de göz ardı edilmemesi çok önemli" dedi.

Bodur Okyay: "Çalışma grubumuz ikili ticareti 30 milyar dolar düzeyine çıkarmaya büyük bir önem atfediyor"

DEİK/Türkiye-İtalya İş Konseyi Başkanı Zeynep Bodur Okyay ise, görevlendirildikleri günden bu yana gerçekleştirdikleri hazırlık çalışmaları neticesinde 5 ayrıcalıklı konu başlığında ve 5 stratejik sektörde işbirliği için uzlaştıklarını belirterek, "Biliyoruz ki iş birliği koşullar ne olursa olsun fayda üreten bir faktör. Bugün bunun en güzel örneğini görüyoruz. Dünya Bankası değerlendirmeleri küresel tedarik zincirine dâhil olan oyuncuların diğerlerinden iki kat daha fazla fayda ürettiğini ortaya koyuyor. Bu gerçeklerden hareketle çalışma grubumuz Türkiye-İtalya arasındaki ikili ticareti 30 milyar dolar düzeyine çıkarmaya büyük bir önem atfediyor" dedi.

Açılış konuşmalarının ardından, Türkiye ve İtalya arasında JETCO Protokolü, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve İtalyan Ticaret Ajansı (ITA) arasında iş birliği anlaşması, İtalyan Sigorta ve İhracat Kredi Kuruluşu (SACE) ve Rönesans Holding arasında imza töreni gerçekleştirildi.

Açılış Konuşmalarının ardından Çalışma Grubunun Sonuçlarının Sunumları Paneli, Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Müsteşarı Manlio Di Stefano ve Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur moderatörlüğünde İtalyan Ticaret Ajansı (ITA) Başkanı Carlo Ferro, DEİK/Türkiye-İtalya İş Konseyi Başkanı Zeynep Bodur Okyay, SACE CEO'su Pierfrancesco Latini, Avrupa Birliği Genel Müdürü Vincenzo Celeste, T.C. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve AB İşleri Genel Müdürü Hüsnü Dilemre ve Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Enis Güntekin'in katılımlarıyla düzenlendi.

Yuvarlak Masa Toplantısı ise,  İtalya Devlet Müsteşarı Manlio Di Stefanove Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Baturmoderatörlüğünde TUSİAD Italya Netwörkü Başkanı Fulvio Villa, Confindustria Uluslararasılaşma için Başkan Yardımcısı Barbara Beltrame Giacomello, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Cihat Lokmanoğlu, Ferrovie Dello Stato Italiane Kıdemli Başkan Yardımcısı Giovanni Rocca, IC Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Altyapı İşleri Genel Müdürü Murat Soğancıoğlu, Valvitalia S.P.A. Başkanı Salvatore Ruggerı, Borusan Mannesmann Genel Müdür Yardımcısı Ali Okyay, Ferraro S.P.A. Başkanı ve Acimit Ceo'su Alessandro Zucchi, Türkiye Makine İmalatçıları Birliği Genel Sekreteri Sefa Sadık Aytekin, Türk Prysmian Ceo'su Cinzia Farisè, Organik Kimya Yönetici Direktörü Stefano Kaslowski, İstanbul Kimya ve Kimyasal Ürünler İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Doğu Kaya, Telespazio Ofset Yönetcisi Antonio Pullara, SDT Simülasyon Sistemleri ve Bilgi Teknolojileri Direktörü Halil Sunar ve Kale Havacılık Stratejik Planlama ve Programlar Direktörü Hasan Gülgönül'ün katılımlarıyla düzenlendi.

 

DEİK BAŞKANI NAİL OLPAK; “YATIRIM KAYNAKLI BÜYÜME SEVİNDİRİCİ”
Dünya, Covid-19 pandemisi nedeniyle zor bir süreç geçiriyor.  Dünya ekonomisi ve dış ticarette her açıdan büyük değişimler yaşadığımız, dönüşümlere hazır olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz.
 
Bugün açıklanan 3. çeyrek büyüme verilerinin, yüzde 5,5 olan tahminlerin üzerine çıkarak, yurtdışı kaynaklı tahminlerin ise çok çok üstüne çıkarak yüzde 6,7 oranında gelmesi Türk iş dünyası temsilcileri olarak bizleri sevindirdi.  En önemlisi de bu büyümenin yatırım kaynaklı bir büyüme olması. Veriler, bize yatırımların bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22,5 oranında arttığını gösteriyor. Bu ekonomimizin toparlanması adına son derece önemli bir gösterge. Biz bu sürecin en başından beri, bu dönemin anahtar kelimesinin "güven" olacağını her fırsatta vurguladık. Güven duygusunu oluşturanların, tedarik zincirini koparmayanların ve üretime odaklananların bu dönemin kazananı olacağını biliyoruz. 
 
Büyümenin öncü göstergeleri olan sanayi üretimi PMI endeksleri, esasında yılın 3. çeyreğinde güçlü bir büyümenin geleceğinin sinyallerini bize vermişti. Bu pozitif tablo ile birlikte yıl sonu için Yeni Ekonomik Programda yer alan yüzde 0.3 büyüme oranının da gerçekleşmesi, hatta bir miktar üzerine çıkması da kuvvetle muhtemel. Ülkemiz aynı zamanda 3. çeyrek büyümesiyle G20 ülkeleri arasında en yüksek 3. Çeyrek büyüme verisini yakalamıştır. 
 
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türk iş dünyası olarak, her zaman ifade ettiğimiz gibi ülkemiz için çalışmaya, daha fazlasını, daha iyisini yapmaya ve ülkemize güvenmeye devam edeceğiz.
UKRAYNA BAŞBAKANI SHMYHAL: “UKRAYNA, TÜRKİYE İLE BİRLİKTE BÜYÜMEK İSTİYOR”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde düzenlenen Ukrayna Başbakanı Denys Shmyhal ile Yuvarlak Masa Toplantısı, Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Stratejik Endüstriler Bakanı Oleg Uruskyi, Ukrayna Altyapı Bakanı Vladislav Kryklii, DEİK Başkanı Nail Olpak, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha, DEİK/Türkiye-Ukrayna İş Konseyi Başkanı Ruşen Çetin ve iki ülke iş dünyası temsilcilerinin hibrit katılımıyla İstanbul'da gerçekleştirildi.

Başbakan Shmyhal: "Ukrayna ile Türkiye'nin altyapı, enerji ve inşaat gibi alanlarda pek çok ortak projeye imza atabileceğini düşünüyoruz"

Türk iş dünyası ile altyapı, inşaat ve enerji alanlarında ortak projelere imza atmak istediklerini belirten Ukrayna Başbakanı Denys Shmyhal, "Türkiye'ye ilk resmi ziyaretim ile birlikte iş birliğimizin daha da artacağına inanıyorum. DEİK'e de iki ülke iş dünyamızı bir araya getirdiği için teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiye, Ukrayna için sadece bir iş ortağı değil, aynı zamanda çok önemli bir stratejik ortaklığımız bulunuyor. En üst düzeyde bir araya geliyoruz, yoğun bir diyalog içindeyiz. Politik ilişkilerimizin yanında ekonomik ve ticari iş birliğimizi de sürekli artırıyoruz. Ukrayna, Türkiye ile büyümek istiyor. Pandemiye rağmen, Ukrayna ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi ve ekonomilerimiz gelişmeye devam ediyor. Türk iş dünyası biliyor ki; Ukrayna, son birkaç ay içinde attığı dijital devlet yönetimi, ekonomi ve sağlık reformlarıyla öne çıkıyor. Türkiye'nin kamu-özel sektör tecrübesinden istifade edeceğimize inanıyorum. Bu açıdan Ukrayna ile Türkiye'nin altyapı, enerji ve inşaat gibi alanlarda pek çok ortak projeye imza atabileceğini düşünüyoruz. Bu alanlardaki iş birliğimizi artıracak, devlet garantili kamu-özel sektör projelerinin kolaylaştıracak tüm enstrümanları kullanıyoruz. İkili ticaretimiz açısından tarım, enerji ve IT alanlarının potansiyelini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Ayrıca turizm alanında da ortak projeleri geliştirmemiz için en uygun zamandayız. Eminim ki, ortak gelişimimizi sürdüreceğiz. Bu yolda en önemli adımlardan biri de Serbest Ticaret Anlaşması imzalamamız olacak. Ticaretimizin önündeki sorunları ve teknik bariyerleri ortadan kaldırmak adına tüm problemleri ele alarak ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz." dedi.

Vladislav Kryklii: "Ukrayna'da yaklaşık 2 milyar dolarlık 6 yeni otoyol projesinde Türk iş dünyası ile çalışmak istiyoruz"

Ukrayna'nın Türk iş dünyası ve özel sektörü için pek çok yeni fırsat sunduğuna değinen Ukrayna Altyapı Bakanı Vladislav Kryklii, "Ukrayna Devlet Emlak Fonu tarafından finanse edilen ve halihazırda devam eden 3 büyük özelleştirme projemiz bulunuyor. Bilhorod-Dnistrovsky, Skadovsk ve Ust-Dunaisk deniz limanlarıyla ilgili özelleştirme çalışmalarımızı ise tamamladık. Ayrıca ilerleyen zamanda Berdyansk, Mariupol, Izmail ve Reni deniz limanlarında da özelleştirmeye gideceğiz. Ayrıca, Chornomorsk deniz limanında konteyner terminali ve Odesa deniz limanında ise yolcu terminali inşaatıyla ilgili yeni projelerimiz bulunuyor. Bugün burada bulunan Türk iş dünyası temsilcilerinin yatırım yapmak isteyeceği pek çok farklı alanda proje olduğuna inanıyorum. Türk iş insanları için Ukrayna'daki altyapı ve yatırım projeleri için de bir atlas hazırladık. Örneğin; otoyol ve tren istasyonları gibi önemli yatırım imkanları bulunuyor. Özel sektör temsilcileri için uluslararası finans ve kredi kuruluşlarının finansman desteğiyle Khmelnytskyi, Dnipro, Kharkiv, Vinnıtsya, Mıkolayiv, Kıyiv şehirlerinde 7 tren istasyonu inşaatıyla ilgili projelerimiz söz konusu. Bu tren istasyonlarının yenilenmesi yerine, sıfırdan inşa edilsin istiyoruz. Bu tren istasyonları ile bölgede hem ticari hem kültürel açıdan cazibe merkezi haline getirmek istiyoruz.Ukrayna'nın çeşitli bölgeleri arasında yapılacak yeni otoyollar için değeri 2 milyar doları bulan 6 büyük projemiz bulunuyor. Havacılık sektöründe de fizibilite çalışmalarına başladığımız yeni havalimanı projelerimiz var. Çernivtsi ve Kherson havalimanlarını örnek olarak verebiliriz. Özellikle bu iki havalimanı için Türk iş dünyasının bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz." dedi.

Nail Olpak: "Türkiye'nin kamu-özel sektör iş birliği tecrübesi Ukrayna'ya fayda sağlayacak"

Türkiye'nin, kamu-özel sektör iş birliği ile gerçekleştirdiği projelerdeki tecrübesinin Ukrayna'daki altyapı projeleri için faydalı olacağını vurgulayan DEİK Başkanı Nail Olpak, "20 Kasım'da dijital bir toplantı gerçekleştirmiştik ve bugün de hibrit olarak bir aradayız. Covid-19 süreci günlük hayatımız gibi iş yaşamımızda da bazı kavramların değişmesine sebep oldu. Dijital teknolojiler ile yapay zeka artık hayatımızda daha fazla yer alıyor. Öte yandan globalleşmeye odaklandığımız bir dönemden glokalleşmeyi konuştuğumuz yeni bir dönemin içindeyiz. Covid-19 pandemisi ile birlikte ölçek ekonomisinin de tek başına yeterli olmadığını bir kez daha kavradık. Ve elbette küresel ticarette ulaşılabilirlik diye yeni bir kavram ortaya çıktı. İş dünyası olarak tedarik zincirini kavramının önemini hep vurgulardık ama tedarik zincirinin bu kadar önemli olduğunu zannederim pandemi bize çok net bir şekilde ifade etti. Ve en önemlisi de "güven" kelimesi. Dönemin kazananları, tedarik zincirini kopartmadan ayakta kalanlar ve muhataplarına güven duygusunu çok daha iyi verebilenler olacaktır diye düşünüyorum. Güven ve tedarik zinciri kavramları, önümüzdeki dönemde hayatımızda çok daha önemli bir rol oynayacak. Türkiye ile Ukrayna arasında ikili ticaretin artırılması hedeflerimizin yanı sıra özellikle altyapı ve müteahhitlik alanında da önümüzde çok önemli projeler var. Bu noktada, Türkiye'nin kamu-özel sektör alanındaki iş yapma tecrübesinin Ukrayna ile gerçekleştireceğimiz ortak projeler açısından son derece faydalı olacağını düşünüyorum." diye konuştu.

Hibrit olarak gerçekleşen toplantıya, Altınbaş Holding, Arnova Construction, Atlas Maden Ürünleri Otomotiv İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., Cemtech Global Mühendislik A.Ş., Chart-It Asia Pte Ltd. Türkiye İrtibat Bürosu, Chynar İç ve Dış Tic. A.Ş., Çağ Lojistik A.Ş., ÇEKA Grup, Tureks A.Ş., Vi-Za Star Turizm Denizcilik Tic. ve San. Ltd. Şti., Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık San. ve Tic. A.Ş., Doğuş İnşaat ve Ticaret A.Ş., Ford Otosan, GAP İnşaat Yatırım ve Dış Tic. A.Ş., Gökova Denizcilik Yatırım ve Ticaret A.Ş., Gülsan Holding, Helmann, Construction, Humartaş Enerji Taahhüt A.Ş., Kolin Holding, Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Tic. A.Ş., KÖKER Mühendislik İnşaat Ltd. Şti., Limak Holding, Makyol İnşaat Sanayi ve Tic A.Ş., Nazalı Tax and Legal, Ndustrio, Onur Taahhüt Taşımacılık İnşaat A.Ş., Özaltın Holding, Sıla Danışmanlık Bil. Sağlık İnş. San. Tic. A.Ş., Superlit Boru Sanayi A.Ş., Taşyapı İnşaat Taahhüt, Türkiye - Ukrayna İşadamları Derneği, Üniversal Kazan, Yağmurcan İnşaat Turizm Tic. San. Ltd. Şti. ve Yapı Merkezi İnşaat ve Sanayii A.Ş. firmalarının temsilcileri katıldı.

TÜRK VE BULGAR İŞ DÜNYASINA YATIRIM DAVETİ
İş Dünyası Temsilcileri Türkiye-Bulgaristan İş ve Yatırım Forumunda Buluştu
 
TÜRK VE BULGAR İŞ DÜNYASINA YATIRIM DAVETİ
 
Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticaret ve yatırımların artırılması amacıyla Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Bulgaristan Ulusal KOBİ Tanıtım Ajansı iş birliği ile düzenlenen Türkiye-Bulgaristan İş ve Yatırım Forumu, 25 Kasım 2020 tarihinde dijital olarak gerçekleştirildi.
 
T.C Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur, Bulgaristan Ekonomi Bakan Yardımcısı Yana Topalova, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Bulgaristan İş Konseyi Başkanı Zeki Sarıbekir, Bulgaristan Ulusal KOBİ Tanıtım Ajansı (BSMEPA) Direktörü Boyko Takov ile Türkiye ve Bulgaristan iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen forumda, yatırım ve iş fırsatları ele alındı.
 
Sınır kapılarındaki sorunların çözümü için iş birliği çağrısı 
İki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerine dair güncel bilgileri aktaranT.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Baturaçılış konuşmasında, Covid-19 salgını nedeniyle ticari faaliyetlerin önemli ölçüde yavaşlaması sebebiyle dünya ekonomisinin olumsuz bir dönemden geçtiğini söyledi. Türkiye ve Bulgaristan arasındaki ticaret hacminin salgının olumsuz etkileri nedeniyle 2020 yılında bir daralma gösterdiğini belirten Batur, iki ülke arasındaki ticaret potansiyelinin salgının olumsuz etkilerini kısa sürede etkisiz kılacağını ve ticaret hacmini yeniden eski seviyelerine geleceğine inandığını vurguladı. Sınır kapılarındaki sorunların çözümü için iş birliğinin önemine değinen Batur, Türkiye ve Bulgaristan arasındaki karşılıklı yatırımları artırmak ve ayrıca üçüncü ülke ve pazarlarda ortak yatırımlar yapmak için her türlü çabayı göstermeye kararlı olunduğunu söyledi. Bulgaristan'ın Türkiye'nin Avrupa'daki en önemli ticari ortaklarından biri konumunda olduğuna dikkat çeken Batur, salgın döneminde Bulgaristan ile ekonomik ve ticari alandaki ilişkilerin geliştirilmesinin ayrı bir anlam kazanacağını söyledi.
 
Topalova: "Bulgar ve Türk iş dünyası ortak işletmeler kurarak, üçüncü ülke piyasalarında iş birliği yapabilirler"
Türkiye'nin Bulgaristan'ın ileri gelen stratejik partnerleri arasında yer aldığını belirten Bulgaristan Ekonomi Bakan Yardımcısı Yana Topalova ise, Covid-19 pandemisinin sadece ekonomileri etkilemekle kalmadığını, ikili ticari ve yatırım ilişkilerini de etkilediğini söyledi. Türkiye'nin Bulgaristan'ın ilk 10 doğrudan yatırımcı ülkeleri arasında yer aldığını söyleyen Topalova, "Dünyadaki salgının olumsuz sonuçlarına rağmen Bulgaristan mali ve makroekonomik yönden istikrarını sürdürmektedir. Bulgaristan, son zamanlarda tüketim ve yatırımları artırmayı başardı. Haziran ayı başında Bulgaristan, Bankacılar Birliğine dâhil oldu. Uluslararası kredi kuruluşları da bu durumu olumlu karşılayarak, kredi realitemizi Balkanların en yüksek seviyesine çıkardı" dedi. Sanayi parkları ile ilgili yasaya değinen Topalova, "Sanayii parkları, yatırımcılar için bir alt yapı hazırlayarak, yeni imkânlar yaratacaktır. Yatırımların gerçekleştirilmesi için büyük potansiyel bulunuyor. İki ülke iş dünyası için otomotiv, elektrik, makine üretimi, ulaştırma, lojistik, IT, tekstil, kimya ve gıda sektörlerinde imkânlar bulunuyor. Bulgar ve Türk iş dünyası ortak işletmeler kurarak, üçüncü ülke piyasalarında iş birliği yapabilirler. Özellikle tıbbi malzeme, tıbbi cihaz konusunda üçüncü ülkelere açılabilirler. Dinamik ve gelişen ortamda, pandemi ortamında özellikle partnerliklerimiz önemli. Çabalarımızla daha fazla faydalı sonuçlar elde edelim" dedi.
 
Olpak: "Daha fazla Bulgar firmayı Türkiye'de görmek istiyoruz"
DEİK Başkanı Nail Olpak, Covid-19 pandemisinin bazı kavramların hayatımızda daha fazla değişmesine yol açtığını dile getirerek, dijitalleşme, glokalleşme, ulaşılabilirlik ve güven kavramlarının önemine değindi. Olpak, hem Türkiye hem de Bulgaristan açısından pazar çeşitliliğinin ihracat ve ithalat noktasında kritik olduğunu vurguladı. Özellikle pandemi sonrası komşu ülkelerle birçok alanda ortak hareket etmenin önemini daha çok kavradıklarını dile getiren Olpak, "Daha çok iş birliği yapmamız gerekiyor. Hedeflerimiz çerçevesinde turizm başta olmak üzere, otomotiv, makine, bilgi-iletişim teknolojileri ve kimya gibi alanların yanı sıra alt yapı, inşaat, eğitim, mobilya gibi sektörlerde de iş birliği noktasında daha fazla kafa yorabiliriz. Bulgaristan, Türk yatırımcılar için en önemli yatırım noktalarından bir tanesi. Bu dönemde Bulgaristan iş dünyasının da Türkiye'ye ilgisinin artması oldukça önemli. Daha fazla Bulgar firmayı Türkiye'de görmek istiyoruz. Bu Avrupa'ya açılma konusunda da bir fayda sağlayabilir. Özellikle Kuzey Afrika ve Orta Doğu pazarına erişmek isteyen Bulgar firmalar Türkiye'de önemli avantajlar bulacaklardır. Yıllardır sevgi bağıyla birbirimize tutunmuş Türkiye ve Bulgaristan iş dünyası temsilcileri olarak dostluğumuzun yanı sıra, ticaret ve yatırım ilişkilerimiz ile ortaklıklarımızı daha fazla artırmak için tüm cesaretimizle yol alacağımıza inanıyorum" diye konuştu.
 
Takov, "Forum ile Türk ve Bulgar KOBİ'leri fayda sağlayabilir"
Bulgaristan Ulusal KOBİ Tanıtım Ajansı (BSMEPA) Yönetici Direktörü Boyko Takovise,  uluslararası arenada Bulgar iş insanlarının payını artırmaya çalıştıklarını belirterek, "2020 yılında Covid-19 pandemisi, uluslararası arenada yeni yöntemler aramamıza neden oldu. Ülkemize yabancı yatırımcı çekebilmek için yeni yöntemler aramalıyız ki ortak çalışmalarımızı durdurmayalım. İki ülke şirketlerinin ilişkilerinin geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeni imkânları değerlendirmemiz gerekiyor. Bugünkü iş ve yatırım forumu yeni yatırım imkânlarını ele alacaktır" dedi. Bulgaristan Ulusal KOBİ Tanıtım Ajansının desteklediği konulardan birinin yatırım teşviki olduğuna değinen Takov, Ajansın sitesinde iş insanlarının 14 sanayi sektörü ile partner kuruluşları görebileceklerini belirtti. Takov, Türk ve Bulgar KOBİ'lerinin de düzenlenen forum ile fayda sağlayabileceklerini vurguladı.
 
Sarıbekir:"Bulgaristan'ın stratejik öneminin farkındayız"
DEİK/ Türkiye- Bulgaristan İş Konseyi Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye ve Bulgaristan iş dünyası olarak, bu zorlu süreçte dostlukla birlikte, ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirmek amacıyla bu forumu düzenlediklerini ifade etti. Sarıbekir, "Türkiye ve Bulgaristan farklı ama birbirini tamamlayan nitelikte avantajlara sahip iki ülke... İş birliğimiz, geliştireceğimiz ortak üretim ve iş modellerimiz bu yeni düzende güçlü bir şekilde var olmamızı sağlayacaktır. Bu dönemde ciddi ticari daralmalar yaşanmış olsa da birlikte çalışarak hızla ticaretimizi geliştirebiliriz. DEİK/Türkiye-Bulgaristan İş Konseyi olarak, kardeş ülke Bulgaristan'ın stratejik öneminin farkındayız ve ekonomik ilişkilerimizi hak ettiği noktaya getirmek için çaba sarf etmeye gayret ediyoruz.  Bulgaristan hem Avrupa'ya hem de dünyaya erişim noktasında önemli imkânlar sunuyor. İş Konseyi olarak gerek Bulgaristan'da faaliyetleri bulunan Türk yatırımları ile gerekse de iki ülke arasında iş yapan Türk ve Bulgar firmalarımız ile yakın iş birliği ve iletişim içerisinde olmak gayesiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.
 
Türkiye-Bulgaristan İş ve Yatırım Forumunun açılış konuşmalarının ardından "İkili İş ve Yatırım Fırsatları" paneli, DEİK/Türkiye-Bulgaristan İş Konseyi Başkan Yardımcısı Emrah Sazakmoderatörlüğünde, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Kıdemli Proje Direktörü Mehmet Tangut, Bulgaristan Yatırım Ajansı CEO'su Desislava Trifonova, Bulgaristan Yatırım Ajansı Genel Sekreteri Irina Kirovave Bulgaristan Ulusal Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Antoaneta Bares'inkatılımıyla düzenlendi.
 
Forumda, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bulgar-Türk Ticaret ve Sanayi Odası ve İKMİB'in destekleriyle Türk ve Bulgar iş insanlarının katılımlarıyla otomotiv, makine, IT ve kimya sektörlerinde ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi.
DEİK BAŞKANI OLPAK: TÜRKİYE YENİ BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZIYOR

DEİK Başkanı Olpak, "Ağustos ayında 320 milyar metreküplük doğal gaz rezerviile ülkemizin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirmiştik. Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün milli enerjide yeni bir müjde daha verdi. Sakarya Gaz Sahası'ndaki Tuna-1 kuyumuzda, Fatih sondaj gemimiz ile bulunan 85 milyar metreküplük yeni keşfimizle birlikte bulunan rezerv miktarımız 405 milyar metreküpe çıktı. Karadeniz'de keşfettiğimiz bu doğalgaz rezervi, tarihimdeki en büyük hidrokarbon kaynağımız olma özelliği taşıyor. Ülkemizin yerli ve milli hamleleriyle gurur duyuyoruz. Türkiye enerji bağımsızlığında yeni bir başarı hikayesi yazmaya başladı. Bulunan rezervlerin kullanılmaya başlamasıyla enerji ithalatımızda önemli ölçüde azalma olacak bu da doğrudan cari dengemize pozitif katkı sunacak" dedi.

Olpak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan milli enerjide yeni müjde ile ilgili yazılı bir değerlendirmede bulundu.

Olpak, "Ağustos ayında yine Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan ve 320 milyar metreküplükle ülke tarihimizin en büyük doğal gaz rezervi keşfinin ardından, Karadeniz'in Fatih'i olarak da adlandırabileceğimiz, yerli ve milli sondaj gemimiz Fatih, yeni bir müjde getirdi. Cumhurbaşkanımızın bugün bizzat verdiği milli enerjide 85 milyar metreküplük yeni müjdeyle keşfedilen doğal gaz rezervimiz 405 milyar metreküpe çıktı. Enerji bağımsızlığımız adına tarihi ve gurur verici gelişmelere şahit oluyoruz. Yaklaşık iki ay arayla açıklanan doğal gaz keşiflerimiz ülkemizin ekonomisine katacağı ivmenin yanı sıra siyasi ve stratejik açıdan ülkemizi çok daha güçlü bir konuma taşıyacak.

Ülkemizinher yıl ortalama 40 milyar dolar civarında bir enerji ithalatı bulunuyor. Bu rakamın yaklaşık 10-15 milyar dolarlık bölümünü ise doğal gaz ithalatımız oluşturuyor. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi bulunan rezervlerin 2023 yılından itibaren kullanılmaya başlamasıyla enerji ithalatımızda önemli ölçüde azalma olacak bu da doğrudan cari açığımızı azaltacak. Bununla birlikte, gaz konusunda transit ülke olmaktan çıkaracak proaktif girişimlerimizle, enerjide ihracat potansiyelimizin de ortaya çıkacağını ve bununla birlikte elde edeceğimiz işletim deneyiminin de bizi başka platformlara taşıyacağını düşünüyorum.

Devletimiz ve hükümetimizin benimsediği yerli ve milli hamleler, ülkemize yeni bir başarı hikayesi yazdırıyor. Bu hikâyenin kahramanları olan başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak'a, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Fatih Dönmez'e ve sondaj çalışmalarında emeği geçen herkese, Türk iş dünyası adına teşekkürlerimizi sunuyoruz.