BAŞKAN'DAN

TÜRKİYE-KUZEY MAKEDONYA İŞ FORUMU, İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, Türkiye-Kuzey Makedonya İş Forumu'nu, Kuzey Makedonya Başbakanı Prof. Dr. Hristijan Mickoski, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kuzey Makedonya Birinci Başbakan Yardımcısı ve Avrupa İşleri Bakanı Bekim Sali, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Prof. Dr. Timcho Mucunski, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Kuzey Makedonya İş Konseyi Başkanı Bilal Kara ve BM Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa Bölge Bürosu Bölge Müdür Yardımcısı Nick Hartmann ve iki ülkeden 350'den fazla iş insanının katılımlarıyla, 12 Haziran 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi. Kuzey Makedonya Başbakanı Danışmanı ve Eski Ekonomi İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Vladimir Peshevski ise, Kuzey Makedonya Yatırımcı Haritası sunumunu gerçekleştirdi.

Kuzey Makedonya Başbakanı Prof. Dr. Hristijan Mickoski, bu forum gibi toplantıları fırsat olarak nitelendirerek, siyasi dostlukların bu toplantılarda ekonomik iş birliği, yatırım ve istihdama dönüştüğünü söyledi. Kuzey Makedonya-Türkiye ilişkilerinin devletler arası klasik ilişkilerin ötesinde olduğunu aktaran Mickoski, taraflar arasındaki karşılıklı saygı, samimiyet, güven ve anlayış zeminine işaret etti. Türkiye'nin Kuzey Makedonya'nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler arasında yer almasının kendileri için büyük önem arz ettiğini aktaran Mickoski, ülkesinin geleceği ve kalkınmasına güvenen dostlara sahip olduğu mesajını verdiğini söyledi. Ekonomik ve jeopolitik değişimlerin yaşandığı bir dönemden geçildiği değerlendirmesinde bulunan Mickoski, ülkesinin yatırım için güvenli rotalar arayan şirketler için istikrar ve öngörülebilirlik sunduğunu söyledi. Kuzey Makedonya'ya yatırım yapılmasının yerel pazarın dışında Balkanlar ve Avrupa pazarına da erişime imkân sağladığını belirten Mickoski, "Türk şirketleri için özellikle önemli olan husus şudur ki ülkeme yatırım yaparak, Avrupa tedarik zincirine entegre olacak üretim tesisleri kurabilir ve ürünlerini son derece elverişli koşullar altında Avrupa pazarlarına sunma fırsatına sahip olabilirler. Ülkemdeki Türkiye yatırımlarından bahsettiğimizde, Türk şirketlerinin halihazırda ekonomimizin önemli bir parçası olduğunu ve varlıklarının son derece başarılı bir iş ekosistemi oluşturduğunu vurgulamak önem arz etmektedir" dedi.

Bolat: "İkili ticaret hacmi hedefi 2 milyar dolar"

T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Forumun, Türkiye ve Kuzey Makedonya arasındaki ekonomik iş birliğinin güçlü potansiyelini ve artan dostluk ilişkilerini bir kez daha ortaya çıkardığını söyledi. Görüşmelerin, ticaret, yatırım, üretim, lojistik, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma gibi kritik alanlarda yoğunlaştığını aktaran Bolat, "Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve stratejik konumuyla küresel ölçekte önemli bir üretim ve yatırım merkezi olmayı sürdürmektedir.  Kuzey Makedonya, ihracat ve kişi başı geliri artırarak bölgesel ölçekte güçlü bir ekonomik başarı sergilemiş ve yatırım açısından cazip bir ülke hâline gelmiştir.  Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması, 25 yılı aşkın süredir ticaret ve yatırımların temel taşıdır.  Türkiye, Kuzey Makedonya'nın en büyük 7. ticaret ortağı ve en büyük 2. yabancı yatırımcısı konumundadır. İkili ticaret hacmi yaklaşık 1 milyar dolara ulaşmış olup 2 milyar dolar hedefi korunmaktadır. Türk şirketleri Kuzey Makedonya'da istihdam, sanayi kapasitesi ve ekonomik büyümeye önemli katkı sağlamaktadır. Ortak vizyon: Balkanlar'da rekabet yerine birlikte üretim, bölgesel iş birliği ve ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesidir. İş Forumu, yeni yatırım, proje ve iş ortaklıkları için önemli bir networking ve fırsat platformu olmuştur. Hedef ise, ticaret hacmini artırmak, yatırım akışlarını güçlendirmek ve ekonomik entegrasyonu derinleştirmek" dedi.

Uraloğlu: "Ticari ilişkilerimizin gelişmesinin olmazsa olmazı ulaştırma koridorlarıdır"

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise, "Sayın Cumhurbaşkanımızın da defaatle ifade ettiği gibi ikili ilişkilerimizi, ulaştırma, savunma, sanayii ve enerji başta olmak üzere her alanda geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Ticari ilişkilerimizin daha da gelişmesinin olmazsa olmazı ulaştırma koridorlarıdır. Kuzey Makedonya'da kendisini ispatlamış şirketlerimiz, bir yandan çalışmalarına devam ederken bir yandan da gerçekleştirilmesi planlanan ve kimi ihale aşamasına gelmiş önemli projelerinizde de yer almaya devam edebilirler. Türk firmalarının bölgedeki projelere gösterdiği ilgi ve katkı, sahip oldukları teknik kapasitenin, uluslararası tecrübenin ve bölgeye duydukları güvenin önemli bir göstergesidir. Orta Koridor vizyonumuz kapsamında ülkemiz, yalnızca bir transit güzergâh değil; aynı zamanda üretim, lojistik ve veri akışının merkezinde bulunan stratejik bir ortak konumundadır. Kuzey Makedonya ile iş birliğimizi çok boyutlu şekilde geliştirmeyi önemsiyoruz. Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında geliştirilecek iş birliklerini yalnızca ikili ekonomik ilişkiler açısından değil; Avrupa'dan Orta Asya'ya, Körfez'den Afrika'ya uzanan daha geniş bir bağlantısallık vizyonunun parçası olarak değerlendiriyoruz.

Olpak: "İkili ticaretin artması için sektörel çeşitlendirmeye de odaklanmalıyız"

DEİK Başkanı Nail Olpak, "Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında güçlü siyasi ilişkiler, Serbest Ticaret Anlaşması ve Türk yatırımları sayesinde Balkanlar'ın en güçlü ekonomik ortaklıklarından biri bulunmaktadır. Yaklaşık 1 milyar dolarlık ikili ticaret hacminin kısa sürede iki katına çıkarılabileceği değerlendirilmektedir. Kuzey Makedonya'nın AB üyelik süreci, altyapı yatırımları ve büyüyen ekonomisi yeni iş fırsatları yaratırken; üretim, lojistik, inşaat ve yenilenebilir enerji alanları iki ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi için öne çıkan sektörlerdir. İki ülke arasındaki ticaret hâlen sınırlı bir sektörel çeşitliliğe sahiptir. İkili ticaretin artması için sektörel çeşitlendirmeye de odaklanmalıyız. Serbest Ekonomik Bölgeler, gelişen kara ve demiryolu ağları ile Kuzey Makedonya'nın Pan-Avrupa ulaşım koridorları üzerindeki stratejik konumu, Türk inşaat ve lojistik firmaları açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bugünkü panelde bu konular ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bununla birlikte, sınır geçiş süreleri, transit kotaları ve Balkanlar'da artan taşımacılık maliyetleri ticaret açısından çeşitli zorluklar yaratmaktadır. Kuzey Makedonya'nın kömürden uzaklaşarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme kararlılığı, Türk şirketlerinin güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve enerji verimliliği alanlarındaki uzmanlıklarıyla önemli katkılar sağlayabileceği bir alandır. Türk firmaları Kuzey Makedonya'da bankacılık, üretim, sağlık ve eğitim sektörlerinde yatırımlar gerçekleştirmiştir. Ancak finansmana erişim imkânlarının sınırlı olması ve nitelikli iş gücü eksikliği, bu yatırımların daha da genişlemesinin önündeki başlıca engeller arasında yer almaktadır" dedi.

Sali: "Türk şirketlerini, Avrupa finansman mekanizmalarından doğan fırsatları aktif bir şekilde değerlendirmeye teşvik etmek istiyorum"

Kuzey Makedonya Birinci Başbakan Yardımcısı ve Avrupa İşleri Bakanı Bekim Sali ise, "Hükümet olarak yatırımı, inovasyonu ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik eden istikrarlı, öngörülebilir ve rekabetçi bir iş ortamı yaratma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Türk şirketlerini AB fon araçlarından, IPA fonlarından, Batı Balkanlar Yatırım Çerçevesi'nden ve diğer Avrupa finansman mekanizmalarından doğan fırsatları aktif bir şekilde değerlendirmeye teşvik etmek istiyorum" dedi. Kuzey Makedonya hükümetinin altyapı bağlantısallığına öncelik verdiğini aktaran Sali, Koridor 8 ve Koridor 10 otoyol projelerinin ülkesine ve bölgeye ekonomik ve ticari anlamda katkıda bulunacağını söyledi. Kuzey Makedonya'yı Adriyatik, Baltık ve Asya için lojistik merkezine çevirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Sali, Türk şirketlerinin yenilenebilir enerji, yeşil dönüşüm ve modern teknolojiler alanındaki deneyim ve uzmanlığının ülkesinin gelişimine katkı sağlayabileceğini kaydetti.

Mucunski: "Türkiye, en önemli ticari ortaklarımızdan biri olmayı sürdürmektedir"

Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Prof. Dr. Timcho Mucunski, "Kuzey Makedonya ile Türkiye'nin, stratejik ortak ve müttefik olarak, karşılıklı saygı ve siyasi güvene dayalı bir ilişkisi var. Bu güçlü siyasi temel bir kazançtır ancak aynı zamanda bir sorumluluktur. Bu temel artık şirketlerimiz ve vatandaşlarımız için daha da derin bir ekonomik iş birliğine, daha yüksek ticaret hacimlerine, daha fazla yatırıma ve daha somut fırsatlara dönüştürülmelidir. Türkiye, en önemli ekonomik ve ticari ortaklarımızdan biri olmayı sürdürmektedir. Türk yatırımları, ekonomik kalkınmamıza önemli bir katkı sağlamıştır" dedi. 3 binden fazla Türk şirketinin ülkesindeki varlığının Türk iş dünyasının Kuzey Makedonya'nın geleceğine duyduğu güçlü güveni gösterdiğini belirten Mucunski, ikili ticaret hacminin 1 milyar dolara ulaşmasının önemli bir mihenk taşı olduğuna dikkat çekerek, ekonomik ortaklığın ve karşılıklı yatırımların daha da geliştirilebileceğini söyledi.

Kara: "Ticaret, yatırım, ortak girişim ve uzun vadeli iş birliklerine dönüştürmemiz gerekiyor"

DEİK/Türkiye-Kuzey Makedonya İş Konseyi Başkanı Bilal Kara ise, "Kuzey Makedonya'da uzun yıllara dayanan yatırım tecrübemle, iki ülkenin birbirini tamamlayan güçlü ekonomik potansiyele sahip olduğunu söyleyebilirim. Güçlü siyasi ilişkilerimizi daha fazla ticaret, yatırım, ortak girişim ve uzun vadeli iş birliklerine dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun için şirketlerimizi doğru şekilde buluşturmalı, iş fırsatlarını somut projelere çevirmeli ve yatırım ortamında güven, öngörülebilirlik ve şeffaflığı güçlendirmeliyiz. DEİK/Türkiye–Kuzey Makedonya İş Konseyi olarak, iş dünyalarımız arasında köprü olmaya ve bugün doğan fırsatların takipçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.

Hartmann: "Kuzey Makedonya olarak, 2024-2034 kalkınma stratejisinde iddialı ve azimliyiz"

BM Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa Bölge Bürosu Bölge Müdür Yardımcısı Nick Hartmann ise, İş Forumun düzenlenmesinin Türkiye'nin Batı Balkanlar'la ilişkisine yönelik bağlılığını gösterdiğini aktardı. Kuzey Makedonya'nın 2024-2034 kalkınma stratejisinin iddialı ve azimli olduğunu söyleyen Hartmann, "Bugün burada, bu salonda hem Türkiye'den hem de Kuzey Makedonya'dan sağlanan güçlü katılım; bölgesel iş birliği ve sınır ötesi yatırımlara yönelik artan ilginin net bir göstergesidir" dedi.

İkili İş birliği: Ticaret, Sanayi, İmalat ve Tedarik Zincirleri Paneli, DEİK Başkanı Nail Olpak moderatörlüğünde, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Ekonomi ve Çalışma Bakanı Besar Durmishi, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Enerji, Madencilik ve Maden Kaynakları Bakanı Sanja Božinovska ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez'in katılımlarıyla düzenlendi.

Ulaşım Ağlarının Geliştirilmesi: Altyapı, Lojistik ve Yatırım Alanlarında İş Birliği Paneli ise, Kuzey Makedonya Hükümeti Genel Sekreteri Igor Janushev moderatörlüğünde, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı Aleksandar Nikoloski, Kuzey Makedonya Serbest Ekonomi Bölgeleri CEO'su Dr. Goce Dimovski,  TAV Havalimanları CEO'su Serkan Kaptan ve Serbest Ekonomi Bölgeleri Genel Müdürü Emel Emirlioğlu'nun katılımlarıyla düzenlendi.

Forum sponsorları ise, Halkbank, Gülermak ve TAV Havalimanları oldu.

DEİK 5. USTALARA SAYGI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu - DEİK, Türkiye'nin uluslararası ekonomik ve ticari ilişkilerinin güçlenmesine uzun yıllar boyunca değerli katkılar sunan ve iş dünyasına iz bırakan duayen isimleri 5. Ustalara Saygı Ödülleri ile onurlandırdı. DEİK'in 39'uncu Olağan Mali Genel Kurulu'ndan sonra düzenlenen tören, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleri ve T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, T.C. Adalet Bakanı Akın Gürlek, iş dünyası temsilcileri, diplomatik misyon mensupları ve DEİK üyelerinin geniş katılımıyla DEİK Başkanı Nail Olpak'ın ev sahipliğinde 6 Haziran 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi.

DEİK tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl beşincisi düzenlenen Ustalara Saygı Ödül Töreni, Türk özel sektörünün gelişimine, ihracatına, uluslararası yatırımlarına ve ticari diplomasisine değerli katkılar sunmuş iş insanlarının tecrübelerine duyulan saygının bir göstergesi olarak düzenleniyor. Türk iş dünyasının bugün ulaştığı başarıda önemli pay sahibi olan, bilgi birikimleri ve vizyonlarıyla gelecek nesillere ilham veren isimlerin onurlandırıldığı 5. Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde, duayen iş insanları Mithat Yenigün, Remzi Gür, merhum Sakıp Sabancı ve Ömer Cihad Vardan ödüle layık görüldü.

Erdoğan: "DEİK, ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır"

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK'in, Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle perçinlediğini belirterek, DEİK'in 41'inci yaşını kutladı. DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Erdoğan, vefa geleneği haline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu milli değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ediyorum. DEİK 153 İş Konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. DEİK'le yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz" dedi.

Erdoğan'dan yatırımcılara çağrı: "Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan"

Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye'nin büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğüne dikkat çeken Erdoğan, "Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükümetlerimiz döneminde sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin. Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikayesinin bir parçası olun. DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK'le el ele vererek Türkiye'yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum" dedi.

Bolat: "DEİK, Ticari Diplomasimizin en önemli aktörlerinden biri"

T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ise, DEİK'in kuruluşundan bu yana Türk özel sektörünün dış ekonomik ilişkilerinde önemli bir görev üstlendiğini belirterek, Türkiye'nin ticaret diplomasisinin kamu tarafında Ticaret Bakanlığı, özel sektör tarafında ise DEİK tarafından yürütüldüğünü söyledi. DEİK'in Türkiye'nin küresel ekonomik ilişkilerine güç kattığını ifade eden Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son yıllarda Türkiye'nin tüm dünya ülkeleri nezdinde güvenilir bir ortak konumuna ulaştığını ve bunun iş dünyasına da önemli bir dinamizm kazandırdığını vurguladı. Bölgedeki sıcak savaşlar, artan korumacılık ve ticaret engellerine rağmen Türkiye'nin güçlü büyüme performansını sürdürdüğünü kaydeden Bolat, son 23 yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlayan Türkiye ekonomisinin 1,6 trilyon dolarlık büyüklüğü aştığını söyledi. Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 2026 yılı 410 milyar dolarlık ihracat hedefi doğrultusunda iş dünyasının, Ticaret Bakanlığının koordinasyonunda tüm bakanlıklar ile hep birlikte canla başla çalıştıklarını dile getirdi. Türkiye'nin küresel alanda da güçlü aktör olarak yoluna devam ettiğini kaydeden Bolat, son yıllarda katma değerli ve teknoloji ağırlığı yoğun ihracatın da payının arttığını, 2-3 yıllık süre zarfında yüzde 50'ye ulaştırmayı hedeflediklerini vurguladı.

Bolat: "Diplomasiyle büyüyen ticaret, ticaretle büyüyen Türkiye anlayışıyla çalışmalarımızı devam ettireceğiz"

Ticaret Diplomasisinin çok önemli bir alan olduğunu belirten Bolat, "Bu alanda DEİK'le özel sektör bazlı yaptığımız çalışmaların yanında en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde tüm dünya ülkeleriyle yürütülen ticaret diplomasisi, Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerine çok büyük katkılar yapmıştır. Gerek liderler diplomasisi gerekse bakan arkadaşlarımızla yürüttüğümüz Karma Ekonomik Komisyon ve JETCO toplantılarıyla Türkiye'nin 200'den fazla ülkeyle dış ekonomik ilişkilerine anlaşmalar yoluyla katkılar sağlıyoruz. Haziran 2023'ten bu yana toplam 232 ticaret ortağıyla 574 toplantı ve müzakere gerçekleştirdik. Diplomasiyle büyüyen ticaret, ticaretle büyüyen Türkiye anlayışıyla çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Öncü sloganımız olan 'Durmak yok, ihracata devam, Türkiye'yi büyütmeye devam' anlayışıyla, hedefiyle inşallah Türkiye'mize çok önemli katkılar sağlayacağız" dedi.

Olpak: "Küresel Ticarette Yeni Dönemin Belirleyicisi Güven Rekabeti Olacak"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Jeopolitik kırılmalar, ticaret savaşları, iklim gündemi ve teknolojik dönüşümün yaşandığı küresel ortamda bugün belirli olan tek şey, maalesef belirsizliktir. Yarın, dünden çok daha farklı kurallarla geliyor. İş hayatımızda bugüne kadar kalite, fiyat, estetik ve teknoloji alanlarında hep rekabet ettik ve bu rekabet devam edecek. Ancak bugünün ve geleceğin belirleyici unsuru artık başka bir ifadeyle tanımlanacak: Güven Rekabeti. Güven rekabetinde öne geçmek, belirsizliğin tavan yaptığı günümüzde sığınılacak yeni liman olmak demektir. Güven, soyut bir değer değil; somut kararların ve uzun soluklu ilişkilerin birikimiyle oluşur. Satın alınamaz, devredilemez, sabırla örülür. DEİK olarak 153 İş Konseyimizle birlikte tüm gücümüzle çalışarak ülkemizi güven rekabetinde öne geçirmeyi ve küresel fırtınalarda dimdik ayakta tutmayı hedefliyoruz" dedi.

41. yılını dolduran DEİK'in dünyanın dört bir yanına yayılmış iş konseyleri ve 5 binden fazla üyesiyle her yıl 2 binden fazla ticari diplomasi faaliyeti gerçekleştirdiğini söyleyen Olpak, daha vizyoner, stratejik ve odaklı çalışmalar yürüttüklerinin altını çizdi. Olpak, Almanya ile ticari ilişkilerde 250 milyar avroluk hedef doğrultusunda bir yol haritası ortaya koyduklarını belirtti. AB ile tam üyelik perspektifi ile ilgili AB liderlerine yönelik hazırladıkları mektupları prestijli gazetelerde ilan olarak yayımladıklarını söyleyen Olpak konuşmasında, ödül alan DEİK'in ustalarını tebrik etti.

Ödül alan ustalar;

  • Mithat Yenigün, DEİK/Türkiye-Polonya, Türkiye-Katar ve Türkiye-Rusya Eski İş Konseyi Başkanı ve DEİK eski Başkan Yardımcısı, DEİK Yönetim Kurulu Eski Üyesi ve Türkiye-Avrasya İş Konseyleri Eski Koordinatör Başkanı.
  • Remzi Gür, DEİK Sayman Eski Üyesi, DEİK Yönetim Kurulu Eski Üyesi, DEİK/Türkiye-Birleşik Krallık ve Türkiye-İrlanda eski İş Konseyi Başkanı.
  • Merhum Sakıp Sabancı, DEİK Kurucuları arasında yer alıyor. Adına Elçin Melisa Sabancı Tapan'a ödülü takdim edildi.
  • Ömer Cihad Vardan, DEİK Eski Başkanı.

 

TÜRKİYE-KAZAKİSTAN TİCARET HACMİ HEDEFİ: 15 MİLYAR DOLAR

DEİK ve Kazakh Invest iş birliğinde düzenlenen Kazakistan-Türkiye İş Forumu, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, DEİK Başkanı Nail Olpak, Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası Atameken Başkanı Kanat Şarlapayev, Kazakistan Uluslararası Ticaret Odası Başkanı ve Türkiye-Kazakistan İş Konseyi Kazakistan tarafı Başkanı Murat Karimsakov, her iki ülkeden Bakanlar, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarının üst düzey yetkilileri ve 300'den fazla özel sektör temsilcisi katılımlarıyla 14 Mayıs 2026 tarihinde Astana'da gerçekleştirildi.

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, bağımsızlığının 35. yılını idrak eden Kazakistan'ın her zaman en yakın destekçisi olacağını vurgulayarak, "Kazakistan ile ekonomik ilişkilerimizin her geçen gün daha da ileriye gitmesinden bahtiyarız. Kazakistan'ın Sayın Tokayev'in güçlü liderliğinde ekonomi alanında kaydettiği ilerlemeleri büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. 2025 yılında gayri safi yurt içi hasılası yüzde 6,5 gibi çarpıcı bir büyüme gösteren Kazakistan'da kişi başına düşen milli gelir 15 bin dolara yaklaştı. Artık karşımızda toplam dış ticaret hacmi 145 milyar doları bulan Orta Asya'nın en büyük ekonomisine sahip bir Kazakistan var. Bu büyümenin de etkisiyle Kazakistan 2025 yılında Türk dünyası içerisinde en fazla ticaret gerçekleştirdiğimiz ortağımız olmuştur. 5 bin 500'e yakın şirketimiz inşaattan finansa, turizmden bilişime 6 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla sadece refahı değil, aynı zamanda kardeşliğimizi de destekliyor. Müteahhitlerimiz ülkenin dört bir yanında değeri 30 milyar dolara varan 500'ü aşkın projeyi üstlendiler. Başarıyla tamamlayıp Kazak halkının hizmetine sundukları eserlerle ülkemizin gurur kaynağı oldular" dedi.

Erdoğan: "Hazar geçişli Orta Koridor'un ihyası için çalışıyoruz"

750'den fazla Kazak firma 2 milyar dolara yaklaşan yatırımla Türkiye'de faaliyetlerine devam ettiğini aktaran Erdoğan, "Karşılıklı güvene dayalı güçlü ortaklığımız sayesinde ticaret hacmimiz geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla 10 milyar dolara yaklaştı. Tabii ki bunlarla yetinmiyoruz. Hedefimiz olan 15 milyar dolara sürdürülebilir ve dengeli şekilde ulaşmak için çabalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Açıkçası çok daha fazlasını yapabileceğimize, çok daha ileri seviyelere ulaşabileceğimize eminim. Bu minvalde geçtiğimiz ay Astana'da düzenlenen Karma Ekonomik Komisyon toplantısında kabul ettiğimiz kapsamlı eylem planı ticaret ve yatırım ilişkilerimize yeni bir soluk getirecektir. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantımız vesilesiyle bugün imzaladığımız Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Anlaşması'nın karşılıklı yatırımları daha da teşvik edeceğini düşünüyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde ayrıca Kazakistan ile elektronik izin sistemine geçilmesi, geçiş belgesi kotalarının artırılması, ikili ve transit taşımaların serbestleştirilmesi gibi ticaretimizi olumlu etkileyecek konuları da ele aldık. Demir yolu bağlantılarımızı, liman altyapımızı ve dijital gümrük sistemlerimizi entegre ederek, Hazar Geçişli Orta Koridor'un ihyası için çalışıyoruz. Ülkelerimizi birbirlerine yakınlaştırırken aynı zamanda küresel ekonomide Avrasya bölgesini daha rekabetçi bir konuma ulaştırmak hedefimiz olmayı sürdürüyor" dedi.

Tokayev: "Dijitalleşme ve yapay zekâ öncelikli gündem maddelerimiz arasındadır"

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömer Tokayev ise, Kazakistan'ın Türk şirketlerine kapsamlı destek sunduğunu söyledi. Ülkede yatırım yapan Türk firmalarına çalışmalarından dolayı teşekkür eden Tokayev, "Bugün ülkemizde Türk sermayeli yaklaşık 3 bin 800 şirket başarıyla faaliyet göstermektedir. Ortak çabalar sayesinde binlerce yeni istihdam oluşturuldu. Yatırım hacminin artırılması için sanayi alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kazakistan Orta Asya'nın en büyük ekonomisidir. Ülkenin GSYİH'sı 2025 yılında yüzde 6,5 oranında büyüyerek 300 milyar doları aştı. Bu durum, iç pazarımızın istikrarını ve büyük potansiyelini göstermektedir. Bu ivmeyi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ulaştırma ve lojistik alanındaki iş birliğinin geliştirilmesi öncelikli hedeflerimizden biridir. Kazakistan Çin-Avrupa güzergahında önemli transit merkezlerden biri olup, mevcut yük taşımacılığının yüzde 85'i Kazakistan üzerinden gerçekleşmektedir. Orta Koridor sayesinde Kazakistan'ın lojistik kapasitesi güçlenmekte olup son yıllarda bu güzergahla taşınan yük kapasitesi 5 kat artmıştır. Kazakistan dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından birisi olup, tarım alanında önemli iş birliği fırsatları bulunmaktadır. Dijitalleşme ve yapay zekâ öncelikli gündem maddelerimiz arasındadır. Yapay zekâ, fintech, siber güvenlik ve çevrim içi hizmetler alanlarında Türk şirketleriyle ortak projeler yürütmeye hazırız" dedi.

Olpak: "Trans-Hazar uluslararası güzergahının stratejik önemi her geçen gün artıyor"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Türkiye ile Kazakistan'ın yalnızca ticaret ortakları değil; ortak kök, dil ve tarihsel hafızayla bağlı iki kardeş ve dost ülke olduğunu söyledi. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı günümüzde Orta Koridor olarak bilinen Trans-Hazar uluslararası güzergahının stratejik öneminin her geçen gün arttığını aktaran Olpak, hattın iki kilit ülkesi olan Türkiye ve Kazakistan arasında lojistik alanında iş birliğinin geliştirilmesinin hem ikili ilişkiler hem de bölgesel refah açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Tarım ve gıda sanayi, madencilik, ilaç üretimi, savunma sanayi, havaalanı işletmeciliği ve diğer alanlarda Türk firmalarının Kazakistan'daki yatırımlarının hatırı sayılır boyuta ulaştığını vurgulayan Olpak, enerji, altyapı inşaatı, kargo terminalleri ve havaalanı projeleri, tarım ve gıda sanayi, sağlık, dijital ekonomi ve e-ticaretin potansiyel iş birliği açısından öne çıktığını belirtti.

Şarlapayev: "Uzun dönemli ve iki tarafın da kazançlı çıkacağı iş modelleri tercih edilmeli"

Atameken Başkanı Kanat Şarlapayev ise, Türkiye ile Kazakistan arasındaki stratejik ortaklığın yüksek seviyeye ulaştığını söyledi. Bundan sonraki aşamada mal ve hizmet ticaretinden ziyade sanayi ve ileri teknolojiler alanında iş birliğine odaklanılması gerektiğini aktaran Şarlapayev, iş ilişkilerinde anlık kar ve menfaatlere dayalı yaklaşım yerine uzun dönemli ve iki tarafın da kazançlı çıkacağı iş modellerini tercih etmeye çalıştıklarını dile getirdi.

İş Forumu'nun sponsorları ise, Rams Global, Fabe Agro ve Pharmananda İç ve Dış Ticaret oldu.

DEİK, BELÇİKA KRALİÇESİ’NİN TEŞRİFLERİYLE TÜRKİYE-BELÇİKA İŞ FORUMU’NU GERÇEKLEŞTİRDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, Türkiye-Belçika İş Forumu'nu, Belçika Kraliçesi Majesteleri başkanlığında Ekonomik Misyon ziyareti vesilesiyle, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Belçika Şirketler Federasyonu (FEB) Onursal Başkanı René Branders, Flandre Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele, DEİK/Türkiye-Belçika İş Konseyi Başkanı Mustafa Akıncılar ve iki ülke iş insanlarının katılımlarıyla 11 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi.

Forumda, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot ve Belçika Savunma Bakanı Theo Francken tarafından, Türkiye ile Belçika arasında "İkili Ticaret İlişkilerinin Geliştirilmesine İlişkin Ortak Bildiri"si imzalandı.

Bolat: "İki ülke 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor"

T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye ile Belçika arasındaki ikili ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla 9,3 milyar dolara ulaştığı belirterek, "İki ülke, sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor" dedi. İki ülke arasındaki ikili ticaret hacminin istikrarlı bir şekilde yükselerek 2025'te 9,3 milyar dolara ulaştığını belirten Bolat, "İki ülke, sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor" dedi. Belçika'nın Türkiye'deki yatırımlarının yaklaşık 5 milyar dolara ulaştığını belirten Bolat, Türkiye'nin Belçika'daki yatırımlarının ise 750 milyon dolara yaklaştığını aktardı. İki ülkenin iş birliği yapabileceği yeni ve stratejik alanlardan bahseden Bolat, bu alanlardan ilkinin savunma sanayisi olduğunu kaydederek, "Savunma ve havacılık ihracatımız 2002'deki 248 milyon dolardan 2025'te 10 milyar doların üzerine çıktı. Belçika'nın savunma ekosistemimizle daha derin bir etkileşim kurma konusunda artan bir ilgisi olduğunu görüyoruz. İkincisi Türkiye, 150 milyar dolarlık lojistik pazarı ve 50 milyar doların üzerinde lojistik hizmet ihracatıyla gelişmiş dijital gümrük sistemlerine sahip önemli bir lojistik merkezidir" dedi.

Türk müteahhitlerin bugüne kadar 138 ülkede 560 milyar dolarlık proje üstlendiğini anlatan Bolat, Belçika'da üstlenen inşaat projesi hacminin 335 milyon dolar olduğunu söyledi. Ekonomik ortaklığın yalnızca ikili ülke arasında değil, aynı zamanda üçüncü pazarlarda ve hükümetler nezdinde de geliştirmek için büyük bir alan bulunduğunu aktaran Bolat, Gümrük Birliğinin modernize edilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirterek, "Yatırımların korunması ve teşviki ile çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin anlaşmalar da dahil olmak üzere sağlam hukuki çerçevemiz, yatırımcılar için şeffaflık, öngörülebilirlik ve güvenlik sağlamaktadır. Aynı zamanda AB ile Türkiye ve AB üyesi ülkeler arasındaki Gümrük Birliğinin günümüz koşullarına uygun şekilde modernize edilmesi konusunda çok yakın çalışıyoruz. Günümüzün ekonomik gerçekleri doğrultusunda Belçika'nın AB içinde bu yaklaşımı desteklediğine inanıyoruz" dedi.

Prévot: "Belçika, Türkiye'deki en önemli 8'inci yatırımcı"

Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot ise, Belçika ve Türkiye'nin bazı sektörlerde tamamlayıcı nitelikte güçlerinin bulunduğunu belirterek, "Enerji, havacılık, uzay ve savunma gibi sektörlerde daha derin iş birliği için büyük bir potansiyel var" dedi. Belçika'nın Türkiye'ye yönelik düzenlediği "Ekonomik Misyon" programının benzerinin 14 yıl önce düzenlediğini hatırlatan ve ziyarete Kraliçe Mathilde'nin liderlik etmesinin iki ülke ilişkilerinin önemini vurguladığını aktaran Prevot, "Türkiye-Belçika ilişkileri uzun soluklu, neredeyse iki asırlık siyasi, ekonomik ve diplomatik iş birliğine dayanıyor. Belçika ve Türkiye'nin bazı sektörlerde tamamlayıcı nitelikte güçleri bulunuyor. Enerji, havacılık, uzay ve savunma gibi sektörlerde daha derin iş birliği için büyük bir potansiyel var. Türkiye'nin yenilikçi, etkileyici ve rekabetçi bir ekosistemi bulunuyor. Limanlar, lojistik, ulaşım, yaşam bilimleri, tıbbi ürünler, biyoteknoloji, dijital dönüşüm ve sanayi gibi sektörlerdeki iş birliği imkanları var. Türk şirketlerinin de Belçika'ya yatırım yapmaya başlamasından memnuniyet duyuyoruz" dedi. Belçika ile Türkiye'nin yaklaşık 300 Horizon Europe (Ufuk Avrupa) projesinde birlikte çalıştığını aktaran Prévot, bu durumun Belçika'yı, Türkiye'nin Avrupa'daki en önemli beşinci araştırma ortağı haline getirdiğini söyledi.

Olpak: "Türk iş dünyası, Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun arkasında güçlü bir şekilde durmaktadır"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Türkiye ile Belçika'nın farklı alanlarda birbirini tamamlayan iki ekonomi olduğunu belirterek, "Belçikalı şirketleri, Türkiye'yi daha fazla bir üretim üssü ve ortak girişimler için bir platform olarak görmeye davet ediyoruz" dedi. Yeşil dönüşümün büyük önem taşıdığını aktaran Olpak, Belçika'nın sürdürülebilirlik alanındaki yetkinliği ile Türkiye'nin hızla büyüyen yenilenebilir enerji sektörünün güçlü bir uyum yakalayabileceğini vurguladı. Üçüncü alanın teknoloji ve inovasyon, savunma ve uzay sanayisi, son alanın da lojistik olduğunu belirten Olpak, "Hepimiz görüyoruz ki günümüzde tek kesinlik belirsizliktir ve bu, iş dünyasının hiç hoşlanmadığı bir durumdur. Serbest ticaret anlayışı, artık yalnızca ekonomik bloklara değil aynı zamanda siyasi bloklara da dönüşmüş durumda. Bu yeni atmosferde 60 yılı aşkın süredir devam eden Türkiye-AB ortaklık sürecinin tamamen yeni bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Öncelikli olarak Türkiye'nin AB ile daha derin entegrasyonunu vurgulamak isterim. Ocak ayının sonunda biz, DEİK olarak, Financial Times'ta AB Parlamentosu, AB Konseyi ve AB Komisyonu liderlerine hitaben açık bir mektup yayımladık" dedi. Avrupa Günü vesilesiyle kendisinin ve AB üyesi ülkelerdeki 26 İş Konseyi Başkanının imzasını taşıyan açık mektubu De Tijd gazetesinde yayımladıklarını aktaran Olpak, Almanya ve Polonya'da da açık mektup yayınladıklarını, İspanya, İtalya, Hollanda ve Fransa'da da buna devam edeceklerini aktararak, "Mesajımız, son derece nettir. Türk iş dünyası, Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun arkasında güçlü bir şekilde durmaktadır." diye konuştu. AB'nin kurucu üyelerinden ve Brüksel'e yakınlığı bulunan Belçika'nın bu gündeme öncülük etmesi gerektiğini vurgulayan Olpak, "Sizin desteğinize ve sesinize güveniyoruz. Ayrıca tüm katılımcıları, European Business Summit iş birliğiyle Egmont Sarayı'nda 13 Ekim 2026 tarihinde düzenleyeceğimiz bir sonraki AB-Türkiye İş Zirvesi'ne davet etmek isterim" dedi.

Dağlıoğlu: "Türkiye, bölgesel bir merkez haline geldi"

T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise, Türkiye'de faaliyet gösteren 700'ün üzerinde Belçikalı şirketin bulunduğunu ifade ederek, bu şirketlerin 2003 yılından bu yana gerçekleştirdikleri toplam yatırım miktarının 8 milyar doların üzerinde olduğunu ve bu rakamı daha da artırmak istediklerini dile getirdi. Türkiye'de uluslararası yatırım projelerini kolaylaştırdıklarını belirten Dağlıoğlu, ülkenin son derece iş dostu yatırım ortamı sunduğunu söyledi. Türkiye'nin bölgesel merkez haline geldiğini belirten  Dağlıoğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın politikaları sayesinde bugün bölgesel bir merkez konumundayız ve küresel bir ekonomik güç olmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca iki hafta önce finansal ve finansal olmayan teşvikleri içeren yeni bir destek paketi açıkladı" dedi.

Branders: "Türk şirketleri, Belçika'yı Avrupa'nın merkezindeki ana yatırım platformu olarak tercih ediyorlar"

Belçika Şirketler Federasyonu (FEB) Onursal Başkanı Rene Branders ise, "Bugün burada 200 şirketi temsil eden en az 400 Belçikalı katılımcıyla Türkiye'de bulunuyoruz" dedi.

Bu şirketlerin birçoğunun yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösterdiğini belirten Branders, kimya, yaşam bilimleri, otomotiv, savunma, uzay, gıda sanayisi, tekstil ve hatta mobilya sektörlerinden temsilcilerin burada yer aldığını dile getirdi. Türkiye'nin Belçika için önemli bir ekonomik ortak olduğunu aktaran Branders, "İkili ekonomik ilişkilerimiz, uzun yıllara dayanan güçlü bir geçmişe sahiptir. Belçikalı şirketler, bugüne kadar ülkenize önemli yatırımlar yapmıştır. Türk şirketleri, Belçika'yı Avrupa'nın merkezindeki ana yatırım platformu olarak tercih ediyorlar" dedi.

Diependaele: "Türkiye geleceğe yönelik stratejik ortak"

Flandre Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele ise, "Türkiye, Avrupa Birliği dışındaki en önemli ekonomik ortaklarımızdan biri. Diğer yandan Türkiye'nin ticaret ve yatırım ortamında sağlam bir yer edinmiş durumdayız" dedi.  Lojistik ve limanlar, ileri imalat, kimya sektörü, enerji dönüşümü, yaşam bilimleri, tarım ve gıda sektörlerinde iki ülkedeki şirketlerin her gün bir araya geldiğini aktaran Diependaele, tedarik zinciri, üretim süreçleri veya giderek artan inovasyon ortaklıklarının gerçek olduğunu kaydederek, bunların girişimciler, risk alan, yatırım yapan, istihdam sağlayan insanlar tarafından inşa edildiğini dile getirdi. Türkiye'de somut projeler, ortaklıklar, yatırımlar ve teknolojiyi konuşmak için bulunduklarını belirten Diependaele, "Türkiye bizim için yalnızca önemli bir pazar değil, aynı zamanda geleceğe yönelik stratejik bir ortak" dedi. Türk şirketlerinin Avrupa'ya yatırım yaptığını belirten Diependaele, Türkiye'nin girişimcilik gücünün, sanayi altyapısının, teknik bilgi birikiminin, nitelikli iş gücünün ve bölgesel erişim kapasitesinin değerinin farkında olduklarını söyledi. Ziyareti vizyon sahibi Türk şirketleri tarafından görülmek için de yaptıklarına işaret eden Diependaele, bunların ekonomiler ve toplumlara fayda sağlayacak daha derin ve güçlü bir ekonomik ilişkinin temelini oluşturacağını ve iş birliğine inandıklarını söyledi. Türkiye'nin güçlü bir stratejik ortak olduğuna inandıklarını vurgulayan Diependaele, ekonomik ilişkilerin geleceğinin girişimcilik ruhuyla şekilleneceğine inandıkları aktardı.

DEİK, TÜRKİYE-BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ İŞ FORUMU’NU GERÇEKLEŞTİRDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, Türkiye-BAE İş Forumu'nu, BAE Dış Ticaret Bakanı Sayın Dr. Thani bin Ahmed Al Zeyoudi, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca, Birleşik Arap Emirlikleri-Türkiye İş Konseyi Başkanı Abdullah Al-Hameli, Birleşik Arap Emirlikleri Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Genel Sekreteri Humaid ben Salem ve iki ülke iş insanlarının katılımlarıyla 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi. Forumda, "Enerji ve Sürdürülebilirlik: «Geleceği Güçlendirmek: Türkiye-BAE Arasında Yenilenebilir Enerji Ortaklıkları»", "Gıda Güvenliği ve Tarım İşletmeciliği: «Türkiye-BAE Arasında Gıda Güvenliği, Ticaret, Gıda Yatırımları ve Dayanıklılığın Geliştirilmesi»" ve "İnovasyon ve Teknoloji: «Dijital Geleceği Şekillendirmek: Türkiye-BAE Arasında İnovasyon ve Teknoloji Ortaklıkları»" oturumları ile ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi.

BAE Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Thani Ahmed Al Zeyoudi, BAE'nin ticari anlamda doğuyu ve batıyı birbirine bağlayan ticari faaliyetlerde önemli bir role sahip olduğunu dile getirdi. İki ülke ticaretinin 2022 yılına kıyasla üç katına çıktığını belirten Zeyoudi​​​​​​​, "Bugün Türkiye, BAE'nin petrol dışı ticarette 5. en büyük ortağı. Bu yatırımın gelişmesi ve bu şekilde iyi bir noktaya gelmesi, iki ülke iş insanlarının ticaretinin neticesidir" dedi. ​​​İki taraf arasındaki anlaşmalar neticesinde 40 milyar dolarlık petrol dışı ticaret hedefinin 2-3 yıl önce konulduğunu aktaran Zeyoudi, "İthalat ve ihracat konusunda bütün bu rakamlar tabii ki önemli ancak eğer iki ülkenin liderlerinin iradesi olmasaydı bu ilerleme gerçekleşmeyecekti" dedi.

Tuzcu: "Üçüncü ülkelerde de kuracağımız işbirlikleri yeni fırsatlar sunacaktır"

Ticaret Bakan Yardımcı Mustafa Tuzcu, "Birleşik Arap Emirlikleri, kuşkusuz Türkiye'nin Körfez bölgesindeki en önemli ticaret ortaklarından biridir. Son yıllarda Türkiye ile BAE arasında ivme kazanan ilişkilerin en önemli itici gücü, en üst düzeyde ortaya konan güçlü siyasi iradedir. Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, çeşitlenmiş üretim kabiliyeti, esnek tedarik zinciri ve nitelikli insan kaynağıyla bölgesel bir üretim ve ihracat merkezidir.  BAE ise kapsamlı dönüşüm vizyonu, büyük ölçekli yatırımları, finansal kapasitesi ve bölgesel ekonomik ağırlığıyla önemli bir çekim merkezidir. BAE'li şirketlerin ülkemizdeki yatırımları ekonomik ilişkilerimizde bir başka önemli boyutu oluşturmaktadır. Ülkemize en çok yatırım getiren ülkeler arasında BAE yer almaktadır.  Türk şirketlerinin de BAE'de konaklamadan lojistiğe, inşaattan bilgi işlem teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede yaptığı yatırımlar BAE'nin özellikle hizmet sektörüne önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir.  Türk müteahhitlik firmaları BAE'de bugüne kadar 20 milyar dolar değerinde 154 proje üstlenmiştir. Bu rakamlarla BAE, ülkemizin değer bazında en fazla proje üstlendiği 10. ülke konumuna gelmiştir. Firmalarımız konuttan havalimanına, tünelden turistik tesislere kadar geniş bir yelpazedeki projelerde yetkinliklerini kanıtlamışlardır. Küresel ölçekteki bilgi ve tecrübeleri ile müteahhitlik firmalarımız BAE'de önümüzdeki dönemde büyük çaplı altyapı ve üst yapı projeleri almaya hazırdır. Ayrıca, ekonomilerimizin potansiyeli dikkate alındığında, üçüncü ülkelerde de kuracağımız iş birlikleri yeni fırsatlar sunacaktır. Türkiye'nin müteahhitlik alanındaki üstünlüğü ile BAE'nin güçlü finansal kapasitesinin tamamlayıcılığı dikkate alındığında, Afrika'da ortak proje yapmak noktasında önemli potansiyele sahip. Kalkınma Yolu Projesi ile Körfez Bölgesini Avrupa'ya ve Orta Koridora bağlamayı, Türk müteahhitlerinin uluslararası deneyimi ile BAE'nin finansman modellerini birleştirerek ortak projeleri hayata geçirmeyi önceliklendiriyoruz" dedi.

 

Olpak: "Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşmasıyla hedef, ticaret hacmimizi 25 milyar dolara taşımak"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Türkiye-BAE ilişkilerinde, 1 Eylül 2023'te yürürlüğe giren Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşmasıyla hedef, ticaret hacmimizi 5 yıl içinde 25 milyar $'a taşımak. 2025 yılında ikili ticaret hacmimiz dengeli bir şekilde yaklaşık 19 milyar dolara ulaştı. Türkiye'nin BAE'ye ihracatı da 9,3 milyar dolar oldu" dedi.  Türkiye ile BAE'nin ekonomik yapıları birbirini tamamlar nitelikte olduğunu belirten Olpak, "Türkiye; üretim kapasitesi, sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla bir ekonomik güç. BAE de finans, lojistik ve dağıtım merkezi rolüyle etkin Ticaret platformlarından biri. Bu tamamlayıcılık, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mevcut küresel konjonktürde değerli bir avantaj. Tüm dünyanın ve aynı zamanda Orta Doğu'nun içinden geçtiği bu zorlu dönemde; jeopolitik risklerin arttığı, enerji piyasalarında dalgalanmaların yaşandığı ve küresel ticaret hatlarının yeniden şekillendiği bir süreçten geçiyoruz. Böylesi bir dönemde, Batı Avrupa ile Çin arasındaki en büyük yatırım, üretim ve teknoloji üssü olan ülkemiz, hizmet ticareti dahil 820 milyar dolar seviyesini geçen bir dış ticaret hacmine sahip. Enerjiden, sanayiye, tarımdan alt yapı yatırımlarına kadar neredeyse her alanda önemli yatırım imkanlarımız var. BAE'li iş dünyasını da bu imkanlarımızdan daha fazla yararlanmak için ülkemizde daha fazla yatırım yapmaya davet ediyorum" dedi.

Akarca: "Bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir ekonomik iş birliği modeli ortaya koyabiliriz"

DEİK/Türkiye-BAE İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca ise, "İş Konseyi olarak bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz iş forumları, heyet ziyaretleri ve ikili iş görüşmeleri ile firmalarımız arasında doğrudan temas kurulmasına imkân sağladık. Mevcut küresel konjonktürde, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve alternatif iş birliği modellerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu süreçte birlikte hareket ederek, bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir ekonomik iş birliği modeli ortaya koyabileceğine inanıyoruz. Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ekonomik ilişkilerin daha güçlü, daha derin ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için iş dünyamıza önemli görevler düşmektedir. Bu süreçte, siz değerli iş insanlarımızın aktif katılımı ve katkısı büyük önem taşımaktadır" dedi.

İş Forumu sponsorları ise, Kazed Group ve Koç Sistem oldu.

DEİK, TÜRKİYE-BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ İŞ FORUMU’NU GERÇEKLEŞTİRDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, Türkiye-BAE İş Forumu'nu, BAE Dış Ticaret Bakanı Sayın Dr. Thani bin Ahmed Al Zeyoudi, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca, Birleşik Arap Emirlikleri-Türkiye İş Konseyi Başkanı Abdullah Al-Hameli, Birleşik Arap Emirlikleri Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Genel Sekreteri Humaid ben Salem ve iki ülke iş insanlarının katılımlarıyla 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi. Forumda, "Enerji ve Sürdürülebilirlik: «Geleceği Güçlendirmek: Türkiye-BAE Arasında Yenilenebilir Enerji Ortaklıkları»", "Gıda Güvenliği ve Tarım İşletmeciliği: «Türkiye-BAE Arasında Gıda Güvenliği, Ticaret, Gıda Yatırımları ve Dayanıklılığın Geliştirilmesi»" ve "İnovasyon ve Teknoloji: «Dijital Geleceği Şekillendirmek: Türkiye-BAE Arasında İnovasyon ve Teknoloji Ortaklıkları»" oturumları ile ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi.

BAE Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Thani Ahmed Al Zeyoudi, BAE'nin ticari anlamda doğuyu ve batıyı birbirine bağlayan ticari faaliyetlerde önemli bir role sahip olduğunu dile getirdi. İki ülke ticaretinin 2022 yılına kıyasla üç katına çıktığını belirten Zeyoudi​​​​​​​, "Bugün Türkiye, BAE'nin petrol dışı ticarette 5. en büyük ortağı. Bu yatırımın gelişmesi ve bu şekilde iyi bir noktaya gelmesi, iki ülke iş insanlarının ticaretinin neticesidir" dedi. ​​​İki taraf arasındaki anlaşmalar neticesinde 40 milyar dolarlık petrol dışı ticaret hedefinin 2-3 yıl önce konulduğunu aktaran Zeyoudi, "İthalat ve ihracat konusunda bütün bu rakamlar tabii ki önemli ancak eğer iki ülkenin liderlerinin iradesi olmasaydı bu ilerleme gerçekleşmeyecekti" dedi.

Tuzcu: "Üçüncü ülkelerde de kuracağımız işbirlikleri yeni fırsatlar sunacaktır"

Ticaret Bakan Yardımcı Mustafa Tuzcu, "Birleşik Arap Emirlikleri, kuşkusuz Türkiye'nin Körfez bölgesindeki en önemli ticaret ortaklarından biridir. Son yıllarda Türkiye ile BAE arasında ivme kazanan ilişkilerin en önemli itici gücü, en üst düzeyde ortaya konan güçlü siyasi iradedir. Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, çeşitlenmiş üretim kabiliyeti, esnek tedarik zinciri ve nitelikli insan kaynağıyla bölgesel bir üretim ve ihracat merkezidir.  BAE ise kapsamlı dönüşüm vizyonu, büyük ölçekli yatırımları, finansal kapasitesi ve bölgesel ekonomik ağırlığıyla önemli bir çekim merkezidir. BAE'li şirketlerin ülkemizdeki yatırımları ekonomik ilişkilerimizde bir başka önemli boyutu oluşturmaktadır. Ülkemize en çok yatırım getiren ülkeler arasında BAE yer almaktadır.  Türk şirketlerinin de BAE'de konaklamadan lojistiğe, inşaattan bilgi işlem teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede yaptığı yatırımlar BAE'nin özellikle hizmet sektörüne önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir.  Türk müteahhitlik firmaları BAE'de bugüne kadar 20 milyar dolar değerinde 154 proje üstlenmiştir. Bu rakamlarla BAE, ülkemizin değer bazında en fazla proje üstlendiği 10. ülke konumuna gelmiştir. Firmalarımız konuttan havalimanına, tünelden turistik tesislere kadar geniş bir yelpazedeki projelerde yetkinliklerini kanıtlamışlardır. Küresel ölçekteki bilgi ve tecrübeleri ile müteahhitlik firmalarımız BAE'de önümüzdeki dönemde büyük çaplı altyapı ve üst yapı projeleri almaya hazırdır. Ayrıca, ekonomilerimizin potansiyeli dikkate alındığında, üçüncü ülkelerde de kuracağımız iş birlikleri yeni fırsatlar sunacaktır. Türkiye'nin müteahhitlik alanındaki üstünlüğü ile BAE'nin güçlü finansal kapasitesinin tamamlayıcılığı dikkate alındığında, Afrika'da ortak proje yapmak noktasında önemli potansiyele sahip. Kalkınma Yolu Projesi ile Körfez Bölgesini Avrupa'ya ve Orta Koridora bağlamayı, Türk müteahhitlerinin uluslararası deneyimi ile BAE'nin finansman modellerini birleştirerek ortak projeleri hayata geçirmeyi önceliklendiriyoruz" dedi.

Olpak: "Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşmasıyla hedef, ticaret hacmimizi 25 milyar dolara taşımak"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Türkiye-BAE ilişkilerinde, 1 Eylül 2023'te yürürlüğe giren Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşmasıyla hedef, ticaret hacmimizi 5 yıl içinde 25 milyar $'a taşımak. 2025 yılında ikili ticaret hacmimiz dengeli bir şekilde yaklaşık 19 milyar dolara ulaştı. Türkiye'nin BAE'ye ihracatı da 9,3 milyar dolar oldu" dedi.  Türkiye ile BAE'nin ekonomik yapıları birbirini tamamlar nitelikte olduğunu belirten Olpak, "Türkiye; üretim kapasitesi, sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla bir ekonomik güç. BAE de finans, lojistik ve dağıtım merkezi rolüyle etkin Ticaret platformlarından biri. Bu tamamlayıcılık, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mevcut küresel konjonktürde değerli bir avantaj. Tüm dünyanın ve aynı zamanda Orta Doğu'nun içinden geçtiği bu zorlu dönemde; jeopolitik risklerin arttığı, enerji piyasalarında dalgalanmaların yaşandığı ve küresel ticaret hatlarının yeniden şekillendiği bir süreçten geçiyoruz. Böylesi bir dönemde, Batı Avrupa ile Çin arasındaki en büyük yatırım, üretim ve teknoloji üssü olan ülkemiz, hizmet ticareti dahil 820 milyar dolar seviyesini geçen bir dış ticaret hacmine sahip. Enerjiden, sanayiye, tarımdan alt yapı yatırımlarına kadar neredeyse her alanda önemli yatırım imkanlarımız var. BAE'li iş dünyasını da bu imkanlarımızdan daha fazla yararlanmak için ülkemizde daha fazla yatırım yapmaya davet ediyorum" dedi.

Akarca: "Bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir ekonomik iş birliği modeli ortaya koyabiliriz"

DEİK/Türkiye-BAE İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca ise, "İş Konseyi olarak bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz iş forumları, heyet ziyaretleri ve ikili iş görüşmeleri ile firmalarımız arasında doğrudan temas kurulmasına imkân sağladık. Mevcut küresel konjonktürde, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve alternatif iş birliği modellerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu süreçte birlikte hareket ederek, bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir ekonomik iş birliği modeli ortaya koyabileceğine inanıyoruz. Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ekonomik ilişkilerin daha güçlü, daha derin ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için iş dünyamıza önemli görevler düşmektedir. Bu süreçte, siz değerli iş insanlarımızın aktif katılımı ve katkısı büyük önem taşımaktadır" dedi.

İş Forumu sponsorları ise, Kazed Group ve Koç Sistem oldu.

TÜRKİYE-CEZAYİR TİCARET HACMİ HEDEFİ: 10 MİLYAR DOLAR

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu -DEİK, Türkiye-Cezayir İş Forumu'nu Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmadjid Tebboune'un Türkiye ziyareti vesilesiyle, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Cezayir Dış Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamel Rezig, Cezayir Yatırım Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Omar Rekkache, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Cezayir İş Konseyi Başkanı Muhammet Mesut Toprak, Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi Başkan Yardımcısı Reda Hechelaf ve iki ülkeden 500'e yakın iş insanının katılımlarıyla 7 Mayıs 2026 tarihinde Ankara'da gerçekleştirdi. Forumda, "DEİK ile Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi (CREA)", "MY Silo ile AGROMAVI", "Optimum Süreç Tasarım ve Uygulamaları AŞ ile SOPI", "KLE Information Tecnologies ile Exwor" ve "Condor ve Sarl LYC" arasında mutabakat zaptı imzalandı.

T.C. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adana'nın Ceyhan ilçesinde yürütülen Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Terminal Projesi'nin, Türkiye'nin petro-kimya üretimine katkı sağlayacağını belirterek, "Türkiye ile Cezayir arasındaki en önemli yatırımlardan birisi olarak kayda geçecektir." dedi. Türkiye ile Cezayir arasında, 2 yıldır devam eden tercihli ticaret anlaşması görüşmelerinin, yıl sonuna kadar anlaşmayla sonuçlanması iradesinin karşılıklı ortaya konulacağını bildiren Bolat, yatırımların teşvik edilmesi ve korunmasına yönelik bir anlaşma imzalanması konusunda da iki ülke arasında görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Cezayir'in Türkiye'nin Afrika'da 3'üncü, müteahhitlik yatırımlarında ise dünyada 7'nci büyük ortak olduğunu belirten Bolat, Cezayir'de yaklaşık 8 milyar dolarlık Türk yatırımlarının bulunduğunu, ikili ticaretin geçen yıl itibarıyla 5,6 milyar dolar olduğunu aktararak, "Her iki ülke liderleri, bizlere 10 milyar dolarlık karşılıklı dış ticaret hacmine ulaşma hedefi vermişti, inanıyoruz ki bu sene dış ticarette iki ülke arasında ciddi bir yukarı doğru atılım sağlanacaktır" dedi.

Bolat: "Türk yatırımcılar yenilenebilir ve güneş enerjileri projeleri için hazır"

Cezayir'in tüketim gücünün yüksek, yatırım noktasında da elverişli olduğunu anlatan Bolat, Ziraat Bankasının bu ülkede şube açıp çalışmaya başlamasının, iki ülke iş dünyası arasında önemli bir köprü vazifesi gördüğünü dile getirdi. Türkiye'nin dost ve kardeş ülkeleri önceleyerek, ekonomide entegrasyon düzeyini güçlendirmeye çalıştığını vurgulayan Bolat, Cezayir'de demir-çelik, kimyevi ve temizlik ürünleri ile tekstil sektörlerine kadar çeşitli alanlarda çok sayıda Türk yatırımcının faaliyet gösterdiğini, bu yatırımcıların ilerleyen dönemlerde yenilenebilir ve güneş enerjileri projelerinde yer almak için hazır olduklarını aktardı. Cezayir'in alt ve üst yapı ile büyük kamu projelerinde, Türk müteahhitlerinin başarılı projelere imza attığının altını çizen Bolat, firmaların bu ülkede 24 milyar dolar değerinde 687 proje üstelenerek tamamladıklarını açıkladı.

Rezig: "Türkiye, Cezayir için güvenilir ekonomik ortak"

Cezayir Dış Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamel Rezig, Türkiye ile ikili ve uluslararası düzeyde çalışmaları güçlendirmek istediklerini belirterek, Türkiye'yi her zaman güvenilir ekonomik ortak olarak gördüklerini ve çeşitli iş birliği alanlarındaki çalışmalarla stratejik ve kapsamlı bir ortaklığa adım atabileceklerini söyledi. Cezayir ile Türkiye arasındaki ilişkilerin çok ileri ve yüksek düzeyde olduğunu aktaran Rezig, iki ülkenin tamamlayıcı ticaret ortaklığını amaçladığını aktararak, iş birliğinin çeşitlendirilmesinin, üretim ve ekonomide entegrasyonun sağlanmasının gerekliliğini vurguladı. 200'den fazla Cezayirli iş insanının iş forumuna katıldığını aktaran Rezig, somut projelere doğru çalışmaların yapılması ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini ifade etti. Hem ikili hem uluslararası düzeyde çalışmaları güçlendirebileceklerini aktaran Rezig, "Biz Türkiye'yi her zaman güvenilir ekonomik ortak olarak görmekteyiz. Ve iş birliği alanlarını ne kadar genişletebilirsek özellikle öncelikli olarak sanayi, tarım, madencilik ve altyapı alanlarında. Bunlara vurgu yapıyorum, bizim için öncelik teşkil etmektedir. Bu ilişkileri dolayısıyla biz stratejik ve kapsamlı bir ortaklığa doğru götürebiliyoruz. İki ülke halkı kardeş halktır" dedi.

Olpak: "Tercihli ticaret anlaşması müzakerelerinin sonlanmasını bekliyoruz"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Cezayir'in Sahra Bölgesi'ndeki güneş enerjisi ve yeşil hidrojen kapasitesinin, kıtanın en büyük potansiyellerinden olduğunu söyledi. İmalat, bankacılık ve özel sektörün güçlendirilmesi konusunda iş birliklerinin yürütülebileceğine belirten Olpak, iş dünyasının tercihli ticaret anlaşması müzakerelerinin sonlanmasını beklediklerini söyledi.  Ziraat Bankasının Cezayir'deki varlığının önemli olduğunu aktaran Olpak, iş dünyasının teminat mektubu ve proje finansmanı konularında çözüm beklediğini vurguladı. Olpak, uzun süreli iş vizesi kolaylığı ve iki ülkedeki çalışanları kapsayan sosyal güvenlik anlaşmasının da iş dünyasının beklentileri arasında olduğunu dile getirdi.

Rekkache: "Cezayir çok önemli bir potansiyel taşıyor"

Cezayir Yatırım Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Omar Rekkache ise, üretken ve herkese açık yatırımı teşvik eden, sanayi ve tarımsal üretimi ve inovasyonu destekleyen bir vizyona sahip olduklarını belirterek, ülkesinin çok önemli bir potansiyel taşıdığına ve bu şekilde Cezayir'in yatırım anlamında gelecek vadeden bir ülke olduğuna dikkati çekti. Cezayir'in Afrika ile Avrupa kıtası arasında köprü olduğunu, doğal kaynaklar, tarım ve madencilik alanlarında da büyük bir potansiyeli bulunduğunu aktaran Rekkache, Cezayir'de her yıl 300 binden fazla gencin üniversiteden mezun olduğunu ve nitelikli iş gücü bulunduğuna işaret ederek, yenilenebilir enerji, tarım ve gıda, sanayi, turizm ve sağlık gibi sektörlerin fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Türk ortaklarla ve şirketlerle iş birliğine, teknoloji ve deneyim transferi olasılığına değinen Rekkache, son 3 yılda 30'dan fazla Türk yatırım projesinin hayata geçtiği bilgisini paylaştı.

Toprak: "Elde edilen başarılar, ekonomik ilişkilerin derinleştiğinin göstergesidir"

DEİK/Türkiye-Cezayir İş Konseyi Başkanı Muhammet Mesut Toprak ise, Türk firmalarının bu ülkede altyapı, enerji, inşaat, tarım ve sanayi gibi stratejik alanlarda önemli projelere imza attığını, ülkede halihazırda 30 ana yüklenici Türk firmasının aktif olarak faaliyet gösterdiğini belirtti. Toprak, özellikle son dönemde gelişen tohum üretimi gibi stratejik alanlarda iş birliklerinin geliştirildiğini değinerek, "Otomotiv yan sanayisinde, yerlileşmeye katkı sağlayacak Türk firmalarının yer almaları, enerji ve altyapı projelerinde elde edilen başarılar, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin derinleştiğinin açık göstergesidir." şeklinde konuştu.

Hechelaf: "Ortak sanayi platformu oluşturularak, ortak üretim güçlendirebilir"

Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi Başkan Yardımcısı Reda Hechelaf ise, enerji ve diğer koridorlarda her iki ülkenin stratejik konumunun çok önemli olduğunu belirterek, Cezayir ve Türkiye'nin ortak çıkarlarının olduğu bir bölgede yer aldığını ifade etti. CREA ile DEİK arasında bir mutabakat zaptının imzalanmasının çok önemli olduğunu dile getiren Hechelaf, Türk dostlara güvendiklerini ve çevre ülkelerle platform oluşturarak ihracat yapabileceklerini aktardı.  Hechelaf, ülkesinin ekonomisinin çeşitlenmesi için Türkiye'nin Avrupa ve Afrika'ya yakınlığıyla stratejik konumunun Cezayir için önem teşkil ettiğini vurguladı. Cezayir'de 6 milyar dolardan fazla Türk yatırımı bulunduğuna aktaran Hechelaf, ortak sanayi platformu oluşturabileceklerini ve ortak üretimi güçlendirebileceklerini belirtti.

İş Forumu sponsorları ise, Tosyalı Algeria ile DEKİnsan Grup oldu.

OLPAK: “TÜRKİYE İLE ALMANYA TİCARET HACMİNİN 10 YILDA 250 MİLYAR AVRO’YA ÇIKARABİLECEK POTANSİYELİ VAR”

Alman-Türk İş Konseyi Yönetim Kurulu Toplantısı, Almanya Federal Cumhuriyeti 10. Cumhurbaşkanı ve Alman-Türk İş Konseyi Onursal Başkanı Christian Wulff, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve Alman-Türk İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyeleri'nin katılımlarıyla 27 Nisan 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Toplantının iki ana gündem maddesi olarak; DEİK ile Boston Consulting Group'un Almanya ve Türkiye ofisleriyle Türkiye-Almanya ekonomik ilişkilerinin önümüzdeki on yıllık vizyonunu ortaya çıkaran Türkiye-Almanya İş Birliğinin Geleceği raporu ve Türkiye'nin AB tam üyeliği konusunda özel sektör girişiminin değerlendirildiği iki saatlik toplantıda, Türkiye'nin Almanya ve AB ile ticaret ve yatırım konusundaki güçlü entegrasyonu ve gelecek vizyonu değerlendirildi

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye ile Almanya'nın yıllardır cesur kararlar alarak, büyük hedefler koyarak ve bu hedeflerin peşinden kararlılıkla giderek başarıyı birlikte inşa etmiş iki ülke olduğunu söyledi. DEİK ve BCG'nin hazırladığı Türkiye-Almanya İş Birliğinin Geleceği raporunda, orta ve uzun vadede nerelere gelebiliriz sorusuna cevap arandığını belirten Olpak, "5-10 yıllık periyotlarda neler olabileceğine ait tespitler ve rakamsal hedefler oradan hareketle bulundu. Son dönem küresel konjonktürün getirmiş olduğu mega trendleri ve bu trendlerin ortaya çıkardığı fırsat ve riskleri analiz edildi. Almanya ve Türkiye'nin bu gelişmeler karşısında geleceğe dönük stratejileri analiz edilince görüldü ki birçok başlıkta örtüşen stratejilerimiz var. Hizmetle dahil yaklaşık 50 milyar Avro civarında olan ikili ticaret hacmimizi 5 yıl dolayında 125 milyar Avro'ya ve 10 yıl dolayında da 250 milyar Avro'ya çıkarabilecek bir potansiyelimiz var" dedi.

Olpak: "Türkiye ve Almanya arasında 10 farklı büyüme alanı olacağını tespit ettik"

Raporda, Türkiye ve Almanya'nın geleceğe yönelik çizdikleri stratejilerinin dikkate alınarak, 10 farklı büyüme alanı olacağını tespit ettiklerini belirten Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Almanya ve AB, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Türkiye'nin Almanya ve AB ülkeleri için yakın coğrafyada, güvenilir ve önemi artan bir üretim merkezi konumunun pekiştiğini söyleyebiliriz. Türkiye, derin iş bağları, tedarik zinciri entegrasyonu ve benzer KOBİ sektör yapısı sayesinde yetenekli ortaklarla Almanya'ya yatırım yapmak için iyi bir konumda. Türkiye, dijitalleşmiş altyapısıyla uygun maliyetli bir sağlık sistemi sunuyor. Almanya, Avrupa'nın 3'üncü en büyük girişim ekosistemine sahip ve hükümet tarafından güçlü bir şekilde destekleniyor. Almanya ve Türkiye, tekstil, iş verimliliği, finansal yazılım, oyun, iklim teknolojileri ve yapay zekâ konularına odaklanan, karşılıklı olarak yüksek yatırım çeken konulara sahipler. Almanya, Avrupa'da e-ticaret lideri olmaya devam ediyor ve Avrupa gümrük yasasını e-ticaretin zorluklarına uyarlamak için devam eden önerileri bulunuyor. Raporda, Türk KOBİ'lerin Almanya'da e-ticaret alanında etkin olabilecekleri alanları belirledik, bu konuda hangi platformlar ve yolları izleyerek ilerleyebileceklerini analiz ettik. Türkiye ve Almanya birlikte çalışarak her iki ülkenin işgücü piyasasındaki açıklarını kapatabilirler. AB'de veri merkezleri toplam elektrik tüketiminin yüzde 2.7'sinden sorumlu ve 2030 yılına kadar yüzde 28'e ulaşması öngörülüyor. Enerji boyutuyla birlikte ele aldığımızda bu alanda iş birliğinin önemi ortada. Türkiye, artan ilgiyle birlikte güçlü bir turizm altyapısına sahip; Almanya, Türkiye'ye gelen turist sayısında en büyük paya sahip ülke konumunda. Hazar ve Afrika bölgeleri yüksek ekonomik büyüme potansiyeline sahip. Üç temel uzun vadeli trend, Hazar ve Afrika'daki yatırım fırsatlarını şekillendiriyor: altyapı ihtiyacı, enerji geçişi ve katma değerli üretim. Türkiye ve Almanya, Hazar bölgesi ve Afrika'da benzersiz ve birbirini tamamlayıcı güçlü yönlerini kullanarak iş birliği yapabilirler."

Wulff: "Türkiye ve Almanya arasındaki bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor"

Almanya Federal Cumhuriyeti 10. Cumhurbaşkanı ve Alman-Türk İş Konseyi Onursal Başkanı Christian Wulff ise, dünyanın Türkiye'ye ihtiyacının, Türkiye'nin dünyaya ihtiyacından daha fazla olduğunu belirterek, "Türklerle el sıkışıyoruz. Türkiye ile el sıkışıyoruz ve karşılıklı olarak da Almanya'nın imajı Türkiye'de hala son derece iyi. Hal böyle olunca da Türkiye ve Almanya arasındaki bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor" dedi. Almanya'nın Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olduğunu aktaran Wulff, "Dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin dünyaya ihtiyacından daha fazla. Şüphesiz sahip olduğumuz en büyük sermaye karşılıklı güven. Türklerle el sıkışıyoruz. Türkiye ile el sıkışıyoruz ve karşılıklı olarak da Almanya'nın imajı Türkiye'de hala son derece iyi. Hal böyle olunca da Türkiye ve Almanya arasındaki bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor. Türkiye lehinde pek çok şey söz konusu. Tedarik zincirinin Hürmüz Boğazı'ndan Akdeniz limanlarına doğru kaydığını görüyoruz. Akdeniz limanlarında bir yoğunluk var. Türkiye'nin jeopolitik ve stratejik olarak avantajı burada yatıyor. Başka özelliklerle birlikte personel maliyetleri görece olarak daha düşük. Almanya bu fırsatlardan faydalanmak istiyor" dedi.

Yalçındağ: "Türkiye'nin AB'ye tam üyelik zamanı gelmiştir. Bu fırsatı her iki tarafın da kaçırmaması gerekir"

DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Sayın Mehmet Ali Yalçındağ ise, "Almanya'nın hem ülkemiz hem de Avrupa Birliği içindeki stratejik ağırlığını dikkate alarak, Türkiye'nin önde gelen firmalarını ve gruplarını bu yapının parçası olmaya davet ettik" dedi. DEİK ile Boston Consulting Group'un Almanya ve Türkiye ofisleriyle Türkiye-Almanya ekonomik ilişkilerinin önümüzdeki on yıllık vizyonunu ortaya koyan raporun hazırlandığını belirten Yalçındağ, "Amacımız yaklaşık 50 milyar avroluk mevcut ticaret hacmini doğru sektör öncelikleri ve stratejik adımlarla daha ileri taşımanın yollarını belirlemektir. Raporda, jeostratejik dönüşüm, iklim ve enerji, inovasyon ve rekabetçilik ile demografi ve iş gücü dinamiklerini temel eksenler olarak ele alıyor" dedi.

Yalçındağ: "Ortak ve müreffeh bir gelecek için, iş dünyası olarak nihai hedefimizin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği olması gerekiyor"

Türkiye ve Almanya arasındaki entegrasyonun tek başına gerçek potansiyeli ortaya çıkarmadığını belirten Yalçındağ, "Ortak ve müreffeh bir gelecek için, iş dünyası olarak nihai hedefimizin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği olması gerekiyor. Avrupa Birliği bugün 500 milyonluk nüfusu ve 18,5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle büyük bir potansiyel taşıyor. Türkiye'nin katılımıyla bu yapı 600 milyonluk nüfusa ve yaklaşık 20 trilyon dolarlık bir ekonomik güce ulaşacaktır. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasıyla bölgemizin enerji ve tedarik zincirleri güvenliği, savunma kapasitesi, dijital rekabetçilik gibi birçok alanda stratejik özerkliğe çok daha rahat bir şekilde erişebileceğini düşünüyoruz. Dün bazı koşullar bakımından erken görünen bu hedef, yarın geç kalınmış bir fırsata dönüşebilir. Bu nedenle bugünün en doğru zaman olduğunu düşünüyorum. Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası; Türkiye gazdan elektriğe, yenilenebilir kaynaklardan veri hatlarına kadar Avrupa'nın dayanıklılığını arttıran bir bağlantı merkezi rolü üstleniyor. Türkiye henüz Avrupa Birliği'nin tam bir parçası değilken dahi bu yoğun ticaret ve yatırım ilişkisini kurabildiysek, tam entegrasyon senaryosunun yaratacağı fırsat çok daha büyüktür" dedi.

Toplantının ardından, DEİK Başkanı Nail Olpak, Alman-Türk İş Konseyi Onursal Başkanı Christian Wulff, DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Rahmi Koç Müzesinde bulunan Eski Alman İmparatoru Wilhelm Kaiser II tarafından Sultan V. Mehmet Reşat'a hediye edilen Vagonu ziyaret etti.

ADF-DEİK İŞ BİRLİĞİNDE JEOPOLİTİK BELİRSİZLİKLER ÇAĞINDA AVRUPA'NIN REKABET GÜCÜ PANELİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Antalya Diplomasi Forumu (ADF) – DEİK iş birliğiyle düzenlenen Jeopolitik Belirsizlikler Çağında Avrupa'nın Rekabet Gücü Paneli, DEİK Başkanı Nail Olpak moderatörlüğünde, Lüksemburg Büyük Dükalığı Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı, Kalkınma İşbirliği ve İnsani İşler Bakanı Xavier Bettel, Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir, İrlanda Avrupa İşleri ve Savunmadan Sorumlu Devlet Bakanı Thomas Byrne ve T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu'nun katılımlarıyla 18 Nisan 2026 tarihinde Antalya'da gerçekleştirdi.  DEİK, Antalya Diplomasi Forumu'nda birçok Devlet Başkanını, Bakan ve Büyükelçiyi standında ağırladı.

DEİK Başkanı Nail Olpak, iş dünyasının sıklıkla konuştuğu rekabetçilik konusuna değinerek, "Rekabeti; fiyat, kalite, estetik, hız, hizmet, finansman gibi birçok başlıkta ele alıyoruz. Ancak tüm bu unsurların ötesinde, bizim için en öncelikli konu her zaman öngörülebilirlik oldu ve olmaya devam ediyor. Türk iş dünyasının temsilcisi olarak ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne aday ülke statüsü çerçevesinde, bu konuların bu perspektiften de ele alınmasını özellikle önemsiyorum. Türkiye'nin AB üyeliğini 60 yıl daha müzakere etmeye ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesini de 30 yıl daha konuşmaya devam mı edeceğiz? Torunlarımıza, yalnızca kendi fırsatlarımızı değil, onların fırsatlarını da geciktirerek geleceği nasıl sınırladığımızı anlatmaya hazır mıyız? Bugünkü görüş alışverişi, ekonomilerimizin ne kadar iç içe geçtiğini ve artan küresel belirsizlik ortamında ortaklıkları korumanın ve daha da güçlendirmenin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya çıkarıyor. Bizim perspektifimizden bakıldığında, ileriye giden yol; karşılıklı anlayış, ortak sorumluluk ve uzun vadeli bir vizyon çerçevesinde iş birliğini derinleştirmekten geçiyor. Ancak aynı zamanda kendimizi günümüz gerçeklerine göre de güncellemek zorundayız. Türkiye ve Avrupa birlikte, ne yazık ki kısa vadede sona ermeyecek gibi görünen bu belirsizlik döneminde, daha hızlı ve daha güçlü, gerçek bir ortaklık için ellerinden gelenin en iyisini yapacaktır ve yapmalıdır. Avrupa'nın rekabet gücü, Türkiye'yi de kapsayacak şekilde ortaklıklarının gücüyle doğrudan bağlantılı olduğuna inanıyorum. Bu doğrultuda, biz Türk iş dünyası olarak, Avrupalı paydaşlarımızla yapıcı ve ileriye dönük bir anlayışla el ele çalışmayı sürdürmeye hazırız" dedi.

Bettel: "Avrupa, rekabet gücü için daha koordineli bir sanayi politikasına ihtiyaç duyuyor"

Lüksemburg Büyük Dükalığı Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı, Kalkınma İşbirliği ve İnsani İşler Bakanı Xavier Bettel, Avrupa'nın rekabet gücü için daha koordineli bir sanayi politikasına ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Avrupa'nın 27 ayrı pazar yerine gerçek anlamda tek bir pazar gibi hareket etmesi gerektiğini söyledi. Enerji maliyetleri, çevresel standartlar ve sosyal politikaların rekabet üzerindeki etkisine değinen Bakan, bu değerlerden vazgeçmeden dengeli bir model kurulması gerektiğini vurgulayan Bettel, küresel düzeyde kurallara dayalı sistemin zayıfladığına dikkat çekerek, mevcut belirsizlik ortamının ekonomik öngörülebilirliği zorlaştırdığını ifade etti. Türkiye-AB ilişkilerine değinen Bettel, Türkiye'nin Avrupa ile yakın ilişkilerini sürdürmesinin önemine vurgu yaparak, Karşılıklı olarak, kazan kazan çözümleri bulunması gerektiğini söyledi.

Popşoi: "Enerji, güvenlik ve ekonomi alanlarında AB desteğiyle önemli ilerlemeler sağlandı"

Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi ise, Avrupa Birliği'nin dünyanın en başarılı ekonomik ve barış projelerinden biri olduğunu belirterek, rekabet gücünün artırılması için daha fazla entegrasyon gerektiğini söyledi. Gerçek bir tek pazarın önündeki engellerin kaldırılması halinde Avrupa ekonomisinin ciddi büyüme potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Popşoi, ticari engellerin kaldırılmasıyla Avrupa'nın GSYH'nin iki katına çıkabileceğini söyledi. Enerji, güvenlik ve ekonomi alanlarında AB desteğiyle önemli ilerlemeler sağlandığını aktaran Popsoi, Moldova'nın AB sürecinde önemli ilerlemeler kaydettiğini belirtti. Türkiye, Moldova'nın önemli ticaret ortaklarından biri olduğunu hatırlatan Popşoi, Türkiye ile ticari ilişkilerin güçlenmesinin ve iş birliğinin memnuniyetle karşılandığını söyledi.

Gunnarsdottir: Değişen küresel koşulların Avrupa ile daha güçlü entegrasyon gerekli"

İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir, Avrupa Birliği'nin sadece ekonomik değil, aynı zamanda değerler temelinde güçlü bir yapı olduğunu vurgulayarak, "İzlanda olarak, AB üyesi değiliz ama üyeliği savunuyoruz. AB bir süper güçtür ve öyle davranmalıdır. Rekabet sadece ekonomi değildir; demokrasi ve insan hakları gibi değerler de önemlidir" dedi. Rekabet gücünün demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi değerlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gunnarsdottir, İzlanda'nın AB üyelik sürecine ilişkin tartışmalarına değinerek, değişen küresel koşulların Avrupa ile daha güçlü entegrasyonunun gerekli olduğunu söyledi.

Byrne: "Türkiye ve komşularımızla harika ilişkilerde olmak istiyoruz"

İrlanda Avrupa İşleri ve Savunmadan Sorumlu Devlet Bakanı Thomas Byrne, Avrupa Birliği'nin temelinde barış projesi olduğunu hatırlatarak, ekonomik büyüme ile sosyal ve çevresel hedefler arasında denge kurulması gerektiğini söyledi. Tek pazarın güçlendirilmesi ve bürokrasinin azaltılması yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Byrne, yeşil ve dijital dönüşüm ekonomik yapıyı değiştirdiğini söyledi. Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesine açık olduklarını ifade eden Byrne, Türkiye ve komşularıyla harika ilişkilerde olmak istediklerini söyledi.

Tuzcu: "Türkiye, AB'nin stratejik özerklik ve sanayi dönüşüm hedeflerine ulaşabilmesi için sadece bir ortak değil, sürecin ayrılmaz bir parçası"

T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu ise, "Biz bir Avrupa ülkesiyiz. Biz dostlarımızın bunu kabul etmesini bekliyoruz. Türkiye'nin bir savunma sistemi var. Sanayi rekabetçiliğinde Türkiye çok büyük katkı yapacak" dedi. AB'nin rekabet gücünü artırmak için yeni bir sanayi dönüşüm sürecinden geçtiği ve "Rekabetçilik Pusulası" ile inovasyon açığını kapatma, karbon nötrlüğü sağlama ve stratejik bağımlılıkları azaltma hedefleri ortaya konduğu belirten Tuzcu, bu hedeflerin güçlü ekonomik büyüme olmadan gerçekleştirilemeyeceği vurguladı. AB'nin son 20 yılda düşük büyüme performansı gösterdiği, küresel ihracattaki payının azaldığını belirten Tuzcu, AB'nin yeni yaklaşımında ekonomik dayanıklılık ve stratejik özerkliğe daha fazla önem verdiğini belirtti. Uygulanan sanayi politikalarının fazla içe kapanmacı, parçalanmaya yol açan ve aşırı regülasyon üreten bir yapıya yönelme riski taşıdığını aktaran Tuzcu, Türkiye'nin Avrupa'nın enerji, sanayi, gıda ve lojistik güvenliği açısından kritik bir ortak olduğu; genç ve dinamik yapısıyla Avrupa'nın büyüme sorununa katkı sağlayabileceğini söyledi. Tuzcu, Gümrük Birliği'nin güncelliğini yitirdiği, günümüz küresel ekonomik koşullarına uyarlanması gerektiği ve hizmetler, dijital ticaret ve kamu alımları gibi alanları da kapsayacak şekilde güncellenmesinin zorunlu olduğu savunulduğunu söyledi.  Tuzcu, AB'nin stratejik özerklik ve sanayi dönüşüm hedeflerine ulaşabilmesi için Türkiye'nin sadece bir ortak değil, sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.


Sponsorlar ise, Eksim, ETİ, Glory Group, Hayat Holding, Roketsan ve Türk Altın oldu.

BAKAN BOLAT: “TÜRK FİRMALARI SURİYE'NİN YENİDEN İNŞASINDA GÖREV ALMAYA HAZIR"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde, Türkiye-Suriye JETCO 1. Dönem Toplantısı kapsamında düzenlenen Türkiye-Suriye İş ve Yatırım Forumu, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Prof. Dr. Muhammed Nidal eş-Şaar, DEİK Başkanı Nail Olpak, Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Konseyi Başkanı Rawad Ramadan, DEİK/Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya, Suriye-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hüssam Eddin Tatari ve iki ülke iş dünyası temsilcilerinin katılımlarıyla 7 Nisan 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleşti.

Bakan Bolat: "Geçen yıl yüzde 40 artışla 3,7 milyar dolarlık ticaret gerçekleştirdik"

T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat Suriye ile dengeli, sürdürülebilir ticaretten yana olduklarını vurgulayarak, "Gerek 2011 öncesindeki Serbest Ticaret Anlaşmamızın canlandırılması gerekse daha ileri seviyede geniş kapsamlı bir ekonomik iş birliği anlaşması yapma konusunda da kardeşlerimize gerekli bilgilendirmeyi yaptık. Şu anda JETCO ile adım adım ilerliyoruz. Diğer taraftan Ortak Gümrük Komitesini kuran anlaşmayı Suriye'de imzalamıştık ve burada bu anlaşma da 26 Mart tarihinde yürürlüğe girdi. Artık gümrük konularında kolaylaşma hızlanma gibi konular Ortak Gümrük Komitesinde iki hükümetin ilgili bakanları arasında konuşularak çözülecek" dedi. Orta Doğu'da komşu ülkeleri yaralayan bir savaş olduğuna dikkat çeken Bolat, bu noktada Türkiye ve Suriye'nin transit ticaretinin hızlanması ve kolaylaşmasının Orta Doğu'ya yönelik tedarik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında büyük önem taşıdığını kaydetti. Ulaştırma alanında ilgili bakanların imzaladıkları iki anlaşma ile gerek ikili ticaretteki ulaştırma kolaylıkları gerekse Suriye'den transit geçiş konusunda bir anlaşmanın geçen yıl 28 Haziran'da İstanbul'da imzalandığını hatırlatan Bolat, "Şu anda transit ticaret Suriye üzerinden bütün Orta Doğu'ya ve Körfez'e mümkün hale geldi. Aynı şekilde yine kardeşimiz, dostumuz Suudi Arabistan ile de geçen hafta transit ticaret konusunda şoförlerimiz için vize verilmesi konusunda 10 yıldır olmayan bir konuda büyük bir anlaşma ile ilerleme sağlamış durumdayız. Gelecek hafta çarşamba gününden itibaren Suudi Arabistan üzerinden de transit ticaret başlıyor" şeklinde konuştu. Müteahhitlik konusunda dünyada nam salmış Türk firmalarının Suriye'nin yeniden inşasında görev almaya hazır olduğunu aktaran Bolat, "Onlar da incelemeler yapıyorlar. Suriye, özellikle ülkede birlik ve bütünlüğü sağladıktan ve mali ambargolar kalktıktan sonra güven unsurunu yükseltti, istikrar katsayısını yükseltti. Bundan sonra yatırımlar, inşaat faaliyetleri, müteahhitlik faaliyetleri, sanayi bölgeleri yatırımları hızlanacaktır, buna yürekten inanıyoruz" dedi.

Eş-Şaar: "Suriye ve Türkiye'den kardeşlerimizin iş ortaklığına ev sahibi olabiliriz"

Türk yatırımcıların Suriye'ye rahat ve güvenli bir şekilde girebileceğini belirten Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Prof. Dr. Muhammed Nidal eş-Şaar, "Görevimiz, kardeşlerimizin yatırım sorunlarını çözmek. Bizler hazırız. Suriye ve Türkiye'den kardeşlerimizin bu ortaklığına ev sahibi olabiliriz. Türkiye'nin yüzlerce, binlerce yıllık bir tecrübe ve birikiminden istifade ederek ve Suriye'deki yine binlerce yıllık deneyimden istifade ederek bu hayali bir gerçeğe dönüştürmeye hazırız. Türkiye ve Suriye arasındaki ilişki sonradan gelişmiş değil ve siyasi gelişmelerden kaynaklanan bir şey değil. Bu bir kaderdir" dedi. Eş-Şaar, özgürleşme sürecinde Suriye'nin bir fırsat ülkesi olduğunu söylediklerinde binlerce yatırımın ülkeye gelmeye başladığını ifade etti.

Olpak: "Son 15 yılı çok ciddi zorluklar içerisinde geçiren Suriye bugün itibarıyla o zorlukları aşmanın gayretiyle güzel bir yere geliyor"

Geçen yıl mart ayında göreve gelen Suriye hükümetinin bütün bir sistemi yeniden dizayn etmesinin çok kolay olmadığına işaret eden DEİK Başkanı Nail Olpak, "Bize düşenler noktasında DEİK ailesi olarak elimizden geleni yapacağımızı ifade etmek istiyorum. Son 15 yılı çok ciddi zorluklar içerisinde geçiren Suriye bugün itibarıyla o zorlukları aşmanın gayretiyle güzel bir yere geliyor. DEİK/Türkiye-Suriye İş Konseyimiz 2000 yılından beri faaliyet gösteriyor. Bundan sonraki süreçte tüm desteğimizle Suriyeli dostlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. İş dünyası açısından değerlendirdiğimizde ikili ekonomik ilişkilerimizi ve ticaretimizi daha da geliştirmek için özellikle Orta Doğu'daki dönem sebebiyle daha da farklı hale gelen lojistik, kolaylaştırılması gereken alanlardan bir tanesi. Devamında gümrük işlemleri ile birlikte elbette finansman ve para transferi. Özel sektörün yatırımları bakımından da çifte vergilerin önlenmesi ile yatırımların karşılıklı korunması ve teşviki anlaşması da son derece önemli. Kamu yatırımları da altyapı yatırımları bakımından son derece önemli. Bu bağlamda teknik ve teknolojik olarak çözülemeyecek hiçbir problem yok. Türk iş dünyası adına bunu yeterince ispat ettik. Suriye ile dostlarımızla bunu gerçekten beraberce de yaparız. İki temel unsura da orada ihtiyacımız var. Bunlardan birisi hukuki ve diğer mevzuat altyapısının oluşturulması, ikincisi de finansmanının sağlanması. Biz, Türkiye'yi Batı Avrupa ile Çin arasındaki en büyük yatırım, üretim ve teknoloji üssü olarak ifade ediyoruz. 820 milyar doları aşan bir dış ticaretimiz var. Dolayısıyla daha fazla Suriyeli firmayı bu güzel ülkeye yatırıma davet ediyorum" dedi.

Ramadan: "Resmi kurumların şirketlerle beraber ortaya koyduğu büyük bir çaba görüyoruz"

Suriye İş Konseyleri Koordinasyon Konseyi Başkanı Rawad Ramadan ise Türkiye-Suriye İş ve Yatırım Forumu'nun son derece önemli olduğunu vurgulayarak, etkinliğin iki ülke arasındaki iş birliğini destekleyen nitelikte gerçekleşmekte olduğunu kaydetti. Türkiye-Suriye Ekonomi ve Ticaret Orta Komitesi (JETCO) toplantısının süreci destekleyici nitelikte olduğunu dile getiren Ramadan, "Resmi kurumların şirketlerle beraber ortaya koyduğu büyük bir çabayı görüyoruz. Türkiye ve Suriye arasındaki iş birliği büyük fırsatlar taşıyor. Bugün Suriye bir fırsat niteliğindedir. Türkiye de büyük bir tecrübeye sahip." dedi.

Altunkaya: "Gümrük uygulamalarının iyileştirilmesi, bankacılık entegrasyonunun sağlanması ve ortak ekonomik bölgelerin kurulması büyük önem taşıyor"

Türkiye ile Suriye arasındaki ticari ilişkilerin 2025 yılında ivme kazandığını ve önümüzdeki dönem için ciddi bir gelişim potansiyeli olduğunu vurgulayan DEİK/Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya ise, "2025 yılında Türkiye'nin Suriye'ye ihracatı, 2024 yılına göre önemli bir artış göstererek 3,5 milyar dolara kadar yükselirken, aynı dönemde Suriye'den yapılan ithalat yüzde 46 oranında azalarak 235 milyon dolara geriledi. Böylece iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 itibarıyla 3,7 milyar dolara kadar ulaştı. Biz de Türkiye‑Suriye İş Konseyi olarak, bu doğrultuda, Suriye'deki yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi ve yatırımlarımızı artırmayı kendimize bir hedef olarak belirledik. Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret gelişme potansiyeli taşırken, Suriye tarafından uygulanan yüksek gümrük vergileri ve artan lojistik maliyetler ihracatçılarımızın rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Bu sorunların giderilmesi adına gümrük uygulamalarının iyileştirilmesi, bankacılık entegrasyonunun sağlanması ve ortak ekonomik bölgelerin kurulması büyük önem taşıyor" diye konuştu.

Tatari: "Ekonomik ilişkilerimizi yeniden canlandırmak için süreci hızlandırması için çalışacağız"

Sadece ticari ilişkileri geliştirmeyi değil, her iki ülkenin güçlü yönlerine dayanan, karşılıklı fayda sağlayan ve uzun vadeli stratejik bir ortaklık kurmayı hedeflediklerini ifade eden Suriye-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hüssam Eddin Tatari ise, "Ortak çabalarımızın ilk somut adımı Türk kardeşlerimizle birlikte geliştirdiğimiz tekstil iş birliği ve entegrasyon planı. Bu kapsamda yıllık 7 milyar dolarlık bir iş hacmi hedefliyoruz. Aynı zamanda Suriye'de 400 bin, Türkiye'de ise 50 bin istihdam öngörüyoruz. Türk ortaklarımızla birlikte diğer sektörler için de aynı çabayı sarfederek, ekonomik ilişkilerimizi yeniden canlandırmak için süreci hızlandıracak hukuki ve yasal altyapının hızlandırılması için çalışacağız" dedi.

Forumun açış konuşmalarının ardından "Sınırdan Pazara: Suriye'de Lojistik Ağların Yeniden Kurulması", "Finansal Akışın Yeniden Tesisi: Suriye'de Bankacılık ve Ödeme Sistemleri" ve "Yeniden İnşa Hamlesi: Suriye'de Müteahhitlik ve Altyapı Projeleri" başlıklarındaki üç panelde ise iki ülke iş dünyası temsilcileri tarafından, Türkiye-Suriye ekseninde ekonomi ve ticaretin geleceğine ilişkin odak sektörler bazlı ana fırsatlar ele alındı.

Forum sponsorları, Altunkaya İnşaat, Özeller Group, Acarsan Holding, Kadooğlu Yağ ve Mahmood Coffee oldu.

7. TÜRKİYE-AZERBAYCAN-GÜRCİSTAN İŞ FORUMU TSİNANDALİ’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

7. TÜRKİYE-AZERBAYCAN-GÜRCİSTAN İŞ FORUMU TSİNANDALİ'DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu -  DEİK, Gürcistan Ticaret ve Sanayi Odası, ve Azerbaycan Cumhuriyeti İhracat ve Yatırım Teşvik Ajansı (AZPROMO) iş birliğinde düzenlenen 7. Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan İş Forumu, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrivişvili, Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov, T.C. Tiflis Büyükelçisi Ali Kaan Orbay, T.C. Ticaret Bakan Yardımcıları Mustafa Tuzcu ve Sezai Uçarmak, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, DEİK Başkanı Nail Olpak, Gürcistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Giorgi Pertaia, AZPROMO İcra Direktörü Yusif Abdullayev, DEİK/Türkiye-Gürcistan İş Konseyi Başkanı Osman Çalışkan, DEİK/Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı Selçuk Akat ve iş insanlarının katılımlarıyla 26 Şubat 2026 tarihinde Gürcistan - Tsinandali'de gerçekleştirildi.

T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, "Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan; Güney Kafkasya'nın jeostratejik konumu sayesinde dünyanın enerji transferi ve lojistik hatlarının tam merkezinde yer almaktadır. Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirerek ekonomilerimizi iş birliği içinde güçlendirmeliyiz. Bu doğrultuda üç ülke olarak gerekli yatırımları yapmak ve özel sektörün önünü açacak her türlü imkânı sağlamakla sorumluyuz. Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmek adına atılacak her adıma istekli ve hazırdır" dedi. Türkiye'nin hem Azerbaycan'ın hem de Gürcistan'ın en büyük ticaret ortakları arasında üst sıralarda yer aldığını aktaran Bolat, "Türkiye'nin Gürcistan dahil olmak üzere 24 ülkeyle Serbest Ticaret Anlaşması ve Azerbaycan dahil olmak üzere 6 ülkeyle Tercihli Ticaret Anlaşması bulunuyor. 2025 yılında Azerbaycan ile ticaret hacmimiz 7 milyar doları, Gürcistan ile ticaret hacmimiz ise 3 milyar doları aşmıştır. Türk yatırımcılar, üçüncü ülkeler üzerinden Gürcistan'a 1,2 milyar dolar yatırım yaparak ülkenin istihdamına ve kalkınmasına önemli katkı sağladı. Gürcü dostlarımızın Türkiye'de yatırım yapmaları için de her türlü destek ve kolaylığı sağlamaya hazırız. Zira Gürcistan'dan Türkiye'ye gelen yatırımların mevcut seviyesi yalnızca 54 milyon dolardır. Bu rakamın gerçek potansiyelimizi yansıtmadığına inanıyoruz. Türkiye'nin Azerbaycan'daki yatırımları ise 18 milyar dolara ulaşmış; Azerbaycan'ın Türkiye'deki yatırımları ise 20 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu yüksek yatırım seviyesini dahi yeterli görmüyor; yeni projelerle bu rakamları artırmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu noktada iş insanlarımıza ülkelerimize yatırım yapmaları çağrısında bulunuyorum. Üç ülkenin hükümetleri ihtiyaç duyacağınız tüm desteği sağlamaya hazırdır" dedi.

Bolat: Demiryolu taşımacılığı Orta Koridor'un bel kemiğidir.

Enerji alanında başlayan iş birliği, ulaştırma sektörüyle desteklenerek daha etkin bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü aktaran Bolat sözlerini şöyle sürdürdü: "Özbekistan ve Azerbaycan'ın ardından Gürcistan'ın da bu sisteme katılmasıyla Orta Koridor boyunca dijital entegrasyon daha da güçlenecektir. Demiryolu taşımacılığı Orta Koridor'un bel kemiğidir. Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan ve Demir İpek Yolu olarak anılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu (BTK) projesi büyük önem taşımaktadır. BTK'yı bölgemizin lojistik haritasını değiştiren ve ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini artıran gurur verici bir proje olarak görüyoruz. Hedefimiz; kota kısıtlamalarının olmadığı, malların serbestçe taşındığı, maliyetlerin makul seviyelere indirildiği, gümrük işlemlerinin sadeleştirildiği ve hızlandırıldığı, mal hareketinin önündeki engellerin kaldırıldığı ortak bir lojistik altyapı tesis etmektir."

Kvrivişvili: "Türkiye, 2025'te Gürcistan'ın bir numaralı ticaret ortağı oldu"

Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrivişvili, Türkiye'nin geçen yıl Gürcistan'ın en büyük ticaret ortağı ülke olduğunu söyleyerek, forumun üç ülke arasındaki yakın iş birliğinin daha da güçlendirilmesine eşsiz bir platform sunduğunu söyledi. Kvrivişvili, "Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye'den 300'den fazla önde gelen ve büyük şirketin katılımı, özel sektörün enerji, ulaştırma ve lojistik, sağlık, inşaat, tarım, finans ve turizm gibi kilit sektörlerde iş birliğini derinleştirmeye ve ortak girişimler uygulamaya olan büyük ilgisini vurgulamaktadır" dedi. Türk ve Azerbaycan firmalarının Gürcistan'daki faaliyetlerinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kvrivişvili, "Gürcistan'da şu anda Türk sermayeli 2 bin 805'ten fazla ve Azerbaycan sermayeli 1660'tan fazla şirket faaliyet göstermektedir. Azerbaycan ve Türk şirketlerinin Gürcistan'daki aktif varlığını son derece takdir ediyoruz" ifadelerini kullandı. Havayolu altyapısı yatırımlarına değinen Kvrivişvili, TAV işletmeciliğinde Tiflis havalimanının kapasitesinin iki katına çıkarıldığını, öte yandan 2031 yılına kadar sıfırdan yeni bir havalimanı inşasının planlandığını söyledi.

"Orta Koridor" olarak da bilinen Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru'nun geliştirilmesi için aktif çalışmaları sürdürdüklerini kaydeden Kvrivişvili, Gürcistan hükümetinin 2032'ye kadar söz konusu koridor kapsamında liman, demir yolu ve kara yolu gibi altyapı projelerin geliştirilmesi yönünde 7 milyar dolar yatırım yapmayı planladığını bildirdi. Gürcistan'ın ayrıca Karadeniz'de Anaklia derin deniz limanı projesini geliştirmek istediğini de dile getiren Kvrivişvili sözlerini şöyle sürdürdü: "Anaklia projesi sadece bir liman değil, bölgesel tedarik zincirlerini güçlendirmek için çok yönlü taşımacılığı, katma değerli hizmetleri ve endüstriyel gelişmeyi birleştiren bir lojistik ve sanayi merkezidir. Bu entegre lojistik ve sanayi merkezini inşa etmede bize katılmaları için Türk ve Azerbaycanlı yatırımcıları ve diğer bölgesel ortakları memnuniyetle karşılarız."


Cabbarov: "Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye rotası, Avrupa enerji altyapısının bir parçasıdır"

Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayıl Cabbarov ise, kardeş Türkiye'nin bu süreçte her zaman Azerbaycan'ın yanında olduğunu, yine kardeş Gürcistan'ın da toprak bütünlüğünü destekleyerek Azerbaycan'ın yanında yer aldığını söyledi. Güney Kafkasya bölgesinin tarihi dönemden geçtiğini ve barış sürecinin yürütüldüğünü söyleyen Cabbarov, komşu ve dost ülkelerin bu sürece katkılarının önemli olduğunu belirtti. Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan'ın bir araya gelerek verimli üçlü iş birliği formatı oluşturduğunu aktaran Cabbarov, "İş birliğimiz istikrarı pekiştiriyor, refahı artırıyor. İş birliğimiz ortak enerji ve altyapı projeleri üzerinde şekillendi. Birlikte daha da ilerleme kaydedebiliriz" dedi. Azerbaycan'ın güçlü ve istikrarlı ekonomik yapıya sahip olduğunu vurgulayan Cabbarov, enerji alanındaki iş birliklerine de değinerek, "Türkiye ve Gürcistan'ın enerji güvenliğine katkı sunmaktan büyük gurur duyuyoruz. 16 ülkeye doğal gaz ihraç ediyoruz. Bunlardan 10'u Avrupa ülkesidir. Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye rotası artık Avrupa enerji altyapısının bir parçasıdır" dedi.

Ulaştırma ve transit alanında üç ülkenin iş birliğinde önemli role sahip olduğunu söyleyen Cabbarov, ulaştırma olanaklarının Orta Koridor'u güçlendirdiğini söyledi. Cabbarov, Azerbaycan'ın ana karasını Nahçıvan'a bağlayacak, Zengezur Koridoru olarak da nitelendirilen Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası'nın (TRIPP) da bölgeye büyük fayda sağlayacağını vurguladı. Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne olan bir kapı olarak gördüklerini aktaran Cabbarov, "Türkiye'nin sanayi kapasitesi, teknoloji olanakları, Avrupa Birliği ile gümrük entegrasyonu ve ilişkileri Azerbaycan ve Gürcistan'a büyük değer katacaktır" dedi.

Olpak: "Orta Koridor'un yanı sıra bölgede bir yenilenebilir enerji koridoru da oluşturabiliriz"

DEİK Başkanı Nail Olpak, "İş dünyası öngörülebilir bir atmosfer arzu eder; ancak günümüzde küresel ortam giderek daha öngörülemez hale gelmiştir. Bu koşullar altında güvenilir dostlar, ortaklar ve komşular her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Orta Koridor'un bölgesel ekonomik entegrasyonu artırmada öncü bir rol oynayabileceğine inanıyorum. Bu güzergâh, Azerbaycan–Gürcistan–Türkiye üçlüsünü yalnızca transit ülkeler olmaktan çıkararak bölgesel bir üretim ve lojistik platformuna dönüştürebilir. Orta Koridor'u sadece bir ulaşım hattı olarak değil, üretim coğrafyasının yeniden konumlandırılması olarak görmeliyiz. Bu koridor; taşıma süresi ve maliyetlerin azaltılmasıyla lojistiği güçlendirecek, dijital ticareti, hizmet sektörünü ve sınır ötesi yatırımları artıracaktır. Ulaştırma ve lojistik altyapısı (yollar, demiryolları ve terminallerin inşası), dijital ticaret kolaylaştırma sistemleri, lojistik merkezleri (hub ve depolar) ve çevresinde üretim ve enerji altyapısı alanlarında yatırım fırsatlarını görüyoruz.  Azerbaycan'ın enerji piyasası, Gürcistan ile serbest ticaret yapısı ve Türkiye'nin sanayi kapasitesi ile Avrupa entegrasyonu dikkate alındığında, bu üç ülkeyi birbirine bağlayan iyi kurgulanmış bir mekanizma tüm taraflar için faydalı olacaktır" dedi. Enerji piyasalarının entegrasyonun önemli olduğunu belirten Olpak sözlerine şöyle devam etti: "Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) gibi projelerin rolü, Orta Koridor'un güçlendirilmesiyle daha da artacaktır. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasında enerji piyasası entegrasyonu, ekonomik entegrasyon için yapısal bir dayanak olabilir. Trans-Anatolian Natural Gas Hattı eline (TANAP), Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı bölgede hâlihazırda başarılı enerji projeleridir. Orta Koridor'un yanı sıra bölgede bir yenilenebilir enerji koridoru da oluşturabiliriz."

Firmalar arasında ikili görüşmelerin (B2B) düzenlenen İş Forumunda; "İş Dünyası Liderlerinin Perspektifleri" paneli, Galt & Taggart CEO'su Giorgi Kuprashvili moderatörlüğünde, DEİK Başkanı Nail Olpak, Gürcistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Giorgi Pertaia, AZPROMO İcra Direktörü Yusif Abdullayev, Anaklia Deniz Limanı Genel Müdür Yardımcısı Mamuka Burchuladze, SOCAR Başkan Yardımcısı Javid Mammadov ve TAV Havalimanları CEO'su Serkan Kaptan'ın katılımlarıyla düzenlendi. Panelde, Orta Koridor iş dünyası liderlerinin perspektifinden değerlendirildi.

İş Forumunun sponsorları, Ziraat Bankası, TAV ve İş Bankası oldu.

DEİK, TÜRKİYE ve FRANSA İŞ İNSANLARINI İSTANBUL’DA BİR ARAYA GETİRDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, MEDEF International iş birliğinde Türkiye-Fransa İş Yuvarlak Masa Toplantısını, Türkiye-Fransa JETCO Toplantısı kapsamında, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Fransa Dış Ticaret ve Ekonomik Çekicilikten Sorumlu Delege Bakan Nicolas Forissier, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Fransanın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Fransa-Türkiye İş Konseyi Başkanı Jean Lemierre ve iş insanlarının katılımlarıyla 17 Şubat 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi.

Toplantıda, Fransa Kamu Yatırım Bankası (Bpifrance) ile Limak Holding ve Rönesans Holding arasında iş birliği anlaşmaları imzalandı.

TÜRKİYE VE ÇİN İŞ DÜNYASI İSTANBUL’DA BİR ARAYA GELDİ

DEİK, TÜSİAD ve Çin Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi (CCPIT) tarafından düzenlenen 3. Türkiye-Çin İş Konferansı, T.C. Ticaret Bakanı  Prof. Dr. Ömer Bolat, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, DEİK Başkanı Nail Olpak, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı  Ozan Diren, Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi (CCPIT) Başkanı Ren Hongbin, TÜSİAD Çin Çalışma Grubu Başkanı Korhan Kurdoğlu, Çin İhracat-İthalat Bankası Başkan Yardımcısı Wang Kang, DEİK/Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu ve iki ülke iş insanlarının katılımlarıyla 7 Şubat 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. 4. Çin Uluslararası Tedarik Zinciri Fuarının tanıtıldığı Konferansta, "DEİK ile CCPIT", "TÜSİAD ile CCPIT" ve "CIEC ve ATA Holding" arasında iş birliği anlaşmaları imzalandı.

Bolat: "Çin'in küresel yatırım gücünün Türkiye'de daha görünür hâle gelmesini arzuluyoruz"

T.C. Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat, "Türkiye ve Çin gibi üretim kabiliyeti güçlü, tedarik zincirlerinde ağırlığı olan iki ülkenin karşılıklı fayda temelinde iş birliğini derinleştirmesi ayrı bir önem taşıyor. Biz, ilişkilerimizi Cumhurbaşkanlarının ortaya koyduğu ortak vizyon doğrultusunda "sıfır toplamlı oyun" yaklaşımıyla değil; daha fazla yatırım, daha fazla ortak üretim, daha fazla teknolojik iş birliği ve daha dengeli ticaret üzerinden büyütebileceğimize inanıyoruz" dedi. Çin'in küresel dış yatırım stoğunun yaklaşık 3,12 trilyon dolar düzeyinde olduğu değerlendirildiğinde, Çin'in Türkiye yatırımlarının çok düşük bir seviyede olduğunu belirten Bolat sözlerine şöyle devam eti: "Bu oran, iki ülkenin ekonomik ölçeği ve iş birliği kapasitesiyle kıyaslandığında oldukça sınırlıdır. Çin'de iş yapan Türk firmalarının sayısı, Türkiye'de iş yapan Çinli firmaların sayısından fazladır. Bizim arzumuz, Çin'in küresel yatırım gücünün Türkiye'de daha görünür hâle gelmesi; özellikle üretim odaklı, yüksek katma değerli, teknoloji iş birliği içeren, yerli tedarik zinciriyle bütünleşen ve ihracat kapasitesi yaratan projelerin artmasıdır.  CCPIT'nin İstanbul'da bir ofis açmasını, iş dünyalarımızın daha düzenli temas kurması, daha hızlı eşleştirmeler yapılması ve üçüncü ülkelerde ortak iş geliştirme imkânlarının artırılması açısından stratejik bir adım olarak görüyoruz. Türkiye, Çin iş dünyasıyla daha fazla ortak üretime, daha fazla yatırıma ve daha dengeli bir ticaret yapısına hazırdır."

Ren: "Ziyaretimizi, iş insanlarının daha güçlü bağlar kurulması amacıyla düzenledik"

Çin Uluslararası Ticaret ve Tanıtım Konseyi (CCPIT) Başkanı Ren Hongbin ise, "Çin ve Türkiye, Avrasya kıtasının doğu ve batı uçlarında yer almakta; binlerce yıllık İpek Yolu iki ülkeyi birbirine bağlayarak dostluk ve iş birliğinin güzel hikâyelerini günümüze taşımaktadır. Yılın hemen başında finans, ticaret, biyoteknoloji, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi alanlarda faaliyet gösteren 30'dan fazla Çinli şirketten 50'yi aşkın temsilciyle Türkiye'ye gerçekleştirdiğimiz ziyaret, iş dünyaları arasında daha güçlü bağlar kurulması amacıyla düzenlenmiştir. Bu vesileyle, karşılıklı faydaya dayalı iş birliğini daha ileri taşımak için üç önerimi paylaşmak isterim. Birincisi, ticarette kaliteyi artırarak iş birliğinin temelini güçlendirmek. İkincisi, üretim kapasitesi entegrasyonu ile büyümenin itici gücünü harekete geçirmek. Üçüncüsü, çok taraflı iş birliği ile kalkınma gücünü birleştirmek. Türkiye, Çin ile "Kuşak ve Yol" iş birliği belgesini imzalayan ilk ülkelerden biridir. Çin'in bütüncül sanayi sistemi ve dayanıklı tedarik zinciri ile Türkiye'nin Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu pazarlarına açılan stratejik konumu bir araya geldiğinde; özellikle yenilenebilir enerji ve dijital ekonomi alanlarında büyük bir iş birliği potansiyeli ortaya çıkmaktadır. Çinli şirketlerin Türkiye'ye yatırımlarını artırmasını ve altyapı projelerinde düzenli ve planlı iş birliklerinin hayata geçirilmesini destekliyoruz." dedi.

Jiang: "Hükümetlerimiz, şirketlerimizin iş birliği için elverişli bir ortam yaratmaya hazırdır"

Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin ise, "Bu yıl Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Böylesine anlamlı bir yılda, iki ülkeden iş dünyası temsilcilerinin bir araya gelerek Çin-Türkiye ekonomik ve ticari ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik fikir ve önerileri ele alması, özel bir önem taşımaktadır. Çin Devlet Başkanı Sayın Xi Jinping tarafından ortaya konulan Küresel Kalkınma Girişimi, Küresel Güvenlik Girişimi, Küresel Medeniyet Girişimi ve Küresel Yönetişim Girişimi'nin dünyanın karşı karşıya olduğu ortak sorunların çözümü için Çin'in sunduğu yaklaşımları temsil etmekte; ekonomik küreselleşmenin daha açık, kapsayıcı, adil, dengeli ve kazan-kazan temelli bir yönde ilerlemesini teşvik etmektedir. Çin ve Türkiye Hükümetinin iki ülke şirketleri arasındaki iş birliği için elverişli bir ortam yaratmaya hazırdır. Sadece güven duymakla yetinmeyip, fırsatları yakalamalı ve geleceği birlikte inşa etmeliyiz. Çin, 15. Beş Yıllık Kalkınma Dönemi'ne girmiştir. Önümüzdeki beş yıl boyunca Çin, yüksek kaliteli kalkınmayı kararlılıkla ilerletecek, yüksek standartlı dışa açılmayı genişletecek ve 1,4 milyarı aşkın nüfusuyla devasa pazar avantajını sürekli olarak ortaya koyacaktır. Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor planının eşgüdümü ve Çin-Avrupa yük trenlerinin güney hattının geliştirilmesi, iki ülke liderlerinin üzerinde mutabık kaldığı önemli bir uzlaşıdır" dedi.

Olpak: "Üçüncü ülkelerde ortak proje ve yatırımlar yapabiliriz"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "DEİK olarak, dünya ekonomisinde ve bizim ikili ticaretimizde ağırlığı bulunan 33 ülkeyi öncelikli olarak belirledik ve Çin bu ülkelerin başında geliyor. Çin'de toplam yatırımı 1,2 milyar dolar olan 1.465 firmamız faaliyetlerini yürütürken, ülkemizde de 1.400 Çinli firma bulunuyor. İki ülke olarak ilişkilerimizin başlangıcında değiliz, uzun yıllara dayalı köklü bir iş birliği sürecimiz var. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın yüksek teknolojili ürün yatırımlarını destekleyen HİT 30 programı önemli, biz de CCPIT ile Çin iş dünyasını bilgilendirici faaliyetler organize edebiliriz. Türk ve Çinli iş dünyası temsilcileri olarak, ticaret ve yatırım ilişkilerimizi dengeli bir şekilde geliştirmenin sorumluluğu da bizlerde" dedi. Kuşak ve Yol Girişimi'nin Çin'in başta Avrupa olmak üzere diğer pazarlara hızlı erişimi için altyapı ve ticaret koridoru projesi olduğunu belirten Olpak, "Proje, içinde fırsatları barındırırken, olası farklı yansımaları da değerlendirilmeli ve sonunda hepimizin kazanması sağlanmalı. Hem Çin'in hem de bizim Afrika'da proje ve yatırımlarımız var. Üçüncü ülkelerde proje ve yatırımları ortak yapabilmenin mekanizmasını da çalışmalıyız" dedi.

Diren: "Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir perspektifle ilerlemesini önemsiyoruz"

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Çin'in uzun yıllardır TÜSİAD'ın çalışmalar yaptığı öncelikli ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "TÜSİAD olarak, Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir perspektifle ilerlemesini önemsiyoruz. İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği, ticaret hacminin ötesine geçerek; üretim, teknoloji ve yatırımların karşılıklı ve tamamlayıcı bir anlayışla yeniden ele alınmasına bağlıdır. İkili ilişkiler yalnızca dış ticaret dengesi üzerinden değerlendirilmemeli. Türkiye'nin Çin stratejisinin kurumsallaştırılması, Türkiye'nin Çin'den yaptığı ithalatın sanayinin üretim kapasitesine katkı sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması, Çin'e ihracatımızda sektörel stratejiler belirlenmesi, ticaretin dijital altyapısının güçlendirilmesi ve hizmet ticaretinin geliştirilmesi gibi alanlarda eş zamanlı ilerleme sağlanmasının önem taşıdığını değerlendiriyoruz. Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin karşılıklı yatırımların artması üzerinden daha da güçlenmesi de önceliklerimiz arasında. Türk ve Çinli şirketler arasında kurulacak ortaklıkların, teknoloji, inovasyon ile yeşil ve dijital dönüşüm gibi alanlarda iki ülke ekonomisine de değer katacağına inanıyoruz. Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor Girişimi'nin uyumlaştırılmasına yönelik proje ve iş birliklerini de çok değerli buluyoruz."

Wang: "Türkiye'ye yönelik doğrudan yatırımlar artırılacaktır"

Çin İhracat-İthalat Bankası Başkan Yardımcısı Wang Kang, "Çin İhracat-İthalat Bankası, şirketlerin finansman ihtiyaçlarını ve projelerin farklı özelliklerini dikkate alarak; kredi, ticaret finansmanı, sermaye yatırımı, finansal piyasalar ve danışmanlık hizmetlerini içeren kapsamlı bir finansal ürün ve hizmet setini esnek biçimde kullanacaktır. Bankamızın öncülüğünde kurulan Çin–Avrasya Ekonomik İş Birliği Fonu'nun rolü güçlendirilerek, Türkiye'ye yönelik doğrudan yatırımlar artırılacak; "yatırım–kredi bağlantılı" yenilikçi modellerle projelere katılım sağlanarak finansman zorluklarının aşılmasına destek olunacaktır. Banka, "Kuşak ve Yol" Girişimi ile Türkiye'nin "Orta Koridor" vizyonunun uyumunu desteklemeye devam edecektir. Önümüzdeki dönemde iş birliği; altyapı, enerji ve ticaretin yanı sıra dijital ekonomi, yenilenebilir enerji, yapay zekâ ve biyoteknoloji gibi yeni alanlarda derinleştirilecektir. Finansman modelleri çeşitlendirilerek projelerin hayata geçirilmesi kolaylaştırılacak, çok taraflı ve çok para birimli finansman çözümleriyle Türkiye'ye destek artırılacaktır" dedi.

Kurdoğlu: "Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin teknoloji, inovasyon ve yeşil-dijital dönüşüm odaklı ilerlemesini önemsiyoruz"

TÜSİAD Yönetim Kurulu heyetinin 8-14 Kasım 2025 tarihlerinde Çin'e gerçekleştirdiği ziyareti hatırlatan TÜSİAD Çin Çalışma Grubu Başkanı Korhan Kurdoğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Çalışmalarımız ve Çin'e gerçekleştirdiğimiz teknoloji odaklı ziyaret kapsamında, Türkiye-Çin ekonomik ilişkilerini özellikle teknoloji, sanayi ve uzun vadeli iş birliği perspektifinden ele alma imkânı bulduk. Bu kapsamda, TÜSİAD olarak, Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin daha dengeli, daha katma değerli, teknoloji, inovasyon ve yeşil-dijital dönüşüm odaklı bir çerçevede ilerlemesini önemsiyoruz. Bu doğrultuda, ticaretin niteliğinin dönüştürüldüğü, finansal altyapının güçlendirildiği, lojistik ve bağlantısallık unsurları ile teknoloji ve sanayi politikalarıyla uyumlu bir çerçeveyi içeren daha bütüncül bir yaklaşım önem kazanıyor."

Mıstaçoğlu, "CCPIT ile imzaladığımız "Eylem Planı" ile ilişkilerimizi ileri taşıyacağız"

DEİK/Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanımız Aydın Mıstaçoğlu ise, "Türkiye-Çin arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması büyük önem taşımaktadır. Karşılıklı ticaret hacmimizin artırılması, ürün yapısının daha katma değerli hale getirilmesi ve Türk firmalarının Çin pazarına erişiminin kolaylaştırılması temel hedeflerimiz arasındadır. Türkiye; Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'ya erişim sağlayan stratejik bir üretim ve lojistik merkezidir. Çin ise küresel tedarik zincirlerinin ana aktörlerinden biridir" dedi. DEİK/Türkiye-Çin İş Konseyi'nin Karşı kanat kuruluşu CCPIT ile imzalanan "Eylem Planı"nın ikili ilişkilerin ve iş birliklerinin stratejik olarak önceden planlanmış şekilde ileriye taşıyacağını belirten Mıstaçoğlu, "Anlaşma ile kurumsallaştırılmış ve sonuç odaklı birliktelikleri güçlendirmeyi hedefliyoruz. Karşılıklı fuarlara katılım, iş forumları, yatırım konferansları ve yuvarlak masa toplantılarını bu hedefin temel araçları olarak görüyoruz" dedi.

Konferans sponsorları, Mıstaçoğlu Holding, Mytechnic, TFI TAB Food Investments, CLK Worldwide ve PtteM oldu.

TÜRKİYE-MISIR TİCARET HACMİ HEDEFİ: 15 MİLYAR DOLAR

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde Suudi Arabistan ve Mısır'a gerçekleştirilen resmi ziyaret kapsamında DEİK'in organizasyonunda düzenlenen İş Forumları, 3-4 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleştiriyor. Ziyaretlerin son durağı Mısır oldu.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Mısır Yatırım Ajansı (GAFI) organizasyonunda düzenlenen Mısır - Türkiye İş Forumu, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdel Fatah El-Sisi, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Mısır Yatırım ve Dış Ticaret Bakanı Hassan El Khatib, DEİK Başkanı Nail Olpak, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, DEİK/Türkiye-Mısır İş Konseyi Başkanı Mustafa Denizer ve iki ülkeden 850'den fazla iş insanının katılımlarıyla 4 Şubat 2026 tarihinde Mısır'ın  Başkenti Kahire'de gerçekleştirildi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Uluslararası gündemi en çok meşgul eden gelişmelerin merkezinde yer alan iki büyük ülkeyiz. Aramızdaki iş birliğinin sadece ülkelerimiz için değil, bölgemizin istikrarına yaptığı katkıya hep birlikte şahit oluyoruz. Bunu özellikle yatırım ve ticaret alanında en verimli şekilde kullanmak istiyoruz" dedi. Mısır'ın, Türkiye'nin Afrika'daki en büyük ticaret ortağı olduğunu, Mısır'la ticaret hacminin 8 milyar doları aştığını gördüklerini vurgulayan Erdoğan, "Mısır'ın en çok ihracat yaptığı ülkeler arasında yüzde 7,4 pay ile üçüncü, en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında ise yüzde 3,4 pay ile yedinci sıradayız. Bunlar elbette bizleri umutlandıran, bizleri cesaretlendiren rakamlar ancak hedefimiz olan 15 milyar dolar ticaret hacminin hâlen gerisindeyiz. Mısır Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdel Fatah El-Sisi ile 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimiz doğrultusunda yakın mesaimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Yatırımcılarımızın ikamet, çalışma izni ve ruhsatlar gibi konularda karşılaşabildikleri pürüzlerin giderilmesi konusunda Mısırlı dostlarımızdan inşallah güzel haberler almayı bekliyoruz" dedi.

Erdoğan: "15 milyar dolar ticaret hedefine giden yolda her türlü öneriye açığız."

Mısır'ın hâlen Türk yatırımlarının en çok yöneldiği ikinci ülke konumunda olduğunu aktaran Erdoğan, Türkiye'nin 4 milyar dolara yaklaşan Mısır'daki yatırımlarının bugün 100 bin Mısırlının istihdamına destek sağladığını görmekten memnun olduklarını söyledi. Firmaların tekstil, kimya, cam, hijyen, imalat sanayi, turizm başta olmak üzere pek çok sektörde başarılı çalışmalarıyla öne çıktığını aktaran Erdoğan, 2030 vizyonu kapsamında kurulması planlanan 14 yeni akıllı şehrin inşasında firmaların pay almalarını temenni ettiklerini söyledi. Gelecek süreçte enerji, madencilik ve ham madde alanlarında daha yapacak çok işlerinin olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk seferini 2012'de yapan Ro-Ro gemilerinin her iki tarafın müşterek menfaatine olacak şekilde yeniden başlatılmasını önemli bulduğunu aktararak sözlerine şöyle devam etti: "Süveyş Kanalı dolayısıyla dünya deniz taşımacılığında önemli bir yere sahip olan Mısır'la gemi inşası alanında da beraber çalışabiliriz. Biz, 'kazan kazan' temelinde buna her zaman hazırız. Gördüğünüz üzere iki ülke arasında gerçekten muazzam iş birliği imkânları mevcut. Bu imkânları değerlendirecek olan bizim de desteklerimizle sizlersiniz. Siz çalıştığınız, siz ürettiğiniz, siz istihdam sağladığınız müddetçe biz de sizin önünüzü açmaya devam edeceğiz. 15 milyar dolar ticaret hedefine giden yolda her türlü öneriye açığız."

Sisi: "Türkiye, Mısır ihracatının en önemli destinasyonlarından biridir"

Mısır Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdel Fatah El-Sisi, "Son yıllarda ekonomik ve ticari iş birliğinde artan bir ivme yakalamayı başaran her iki ülkenin iş dünyasına derin takdirlerimi sunuyorum. Bu, Mısır ile Türkiye arasındaki bağların ve ortak çıkarların gücünü yansıtmaktadır." dedi. Mısır-Türkiye İş Forumu'nun iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın önemini vurguladığını dile getiren Sisi, "Mısır ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler sağlam ve pratik temeller üzerine kurulmuştur. İki ülke arasındaki güçlü ekonomik entegrasyon, coğrafi ve kültürel yakınlık, siyasi ve ticari irade, benzeri görülmemiş düzeyde ticaret ve yatırım iş birliğine ulaşılmasına katkıda bulunmuştur. Mısır, Türkiye'nin Afrika'daki en önemli ticaret ortağı. Türkiye de Mısır ihracatının en önemli destinasyonlarından biridir. Türkiye'nin Mısır'daki yatırımları 4 milyar doları aştı. Bu başarı, hükümetlerin ve iş dünyasının ortak çabaları sayesinde mümkün oldu. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100'üncü yılını kutlarken, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bugün yaptığımız görüşmelerde iş birliği potansiyelinin henüz tam olarak gerçekleştirilmediği konusunda mutabık kaldık" dedi.

Sisi: "Türk hazır giyim ve tekstil yatırımcılarının başarılı deneyimini özellikle takdir ediyorum"

Küresel gelişmelerin tedarik zincirlerinin millileştirilmesini ve pazarlarla daha yakınlaştırılmasını gerektirdiğini aktaran Sisi, Türk sanayi uzmanlığının Mısır'ın avantajlarıyla bütünleşmesinin önemine değindi. İki ülke arasındaki ortak iş birliği alanlarına işaret eden Sisi, otomotiv ve yedek parça, kimya, metal ve ev aletleri gibi öncelikli sektörlerde teknolojik öneme sahip alanlarda ortak sanayi yatırımlarını teşvik etmenin gerekliliğine dikkati çekti. Mısır'da faaliyet gösteren Türk hazır giyim ve tekstil yatırımcılarının başarılı deneyimini özellikle takdir eden Sisi, "Bu yatırımcıların katkıları, söz konusu sektörün Mısır'dan yurt dışına yapılan ihracatında önemli ve etkili bir paya sahiptir. Bununla birlikte, kimya ve sağlık sanayileri gibi diğer sektörlerde de Türk yatırımlarının genişletilmesini memnuniyetle karşıladığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu tür yatırımlar; gerçek anlamda katma değer yaratmakta, istihdam sağlamakta ve sanayi ile teknoloji alanlarında bilgi ve tecrübe transferine katkıda bulunmaktadır" dedi.

Olpak: Mısır, sadece Afrika'ya değil, uluslararası pazarlara erişme noktasında önemli bir köprü görevi görüyor"

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Mısır ile aramızdaki serbest ticaret anlaşması ticari ilişkilerimizi geliştirmede önemli bir dayanak. İkili dış ticaretimiz 2025 yılında 8 milyar dolar bandında gerçekleşti. Türk iş insanları da son dönemde bölgedeki yatırımlarını hızlandırdılar. Bugün Mısır'da 3 milyar doların üzerine çıkan ve 100.000 kişiye istihdam sağlayan Türk yatırımlarının varlığından gurur duyuyoruz. Mısır Türk firmaları için sadece Afrika'ya değil, uluslararası pazarlara erişme noktasında önemli bir köprü görevi görüyor. Hedefimiz ticaret hacmini makul bir sürede 15 milyar dolara çıkarmak" dedi. Güçlü bir lojistik iş birliği potansiyeli ortaya çıktığını ve değerlendirilmesi gerektiğini belirten Olpak, "Turizm önemli bir iş birliği alanı. Hem Mısır hem de ülkemizin turizm potansiyelini ortak projelerle daha da yukarı taşımalıyız. Sanayi alanında başta tekstil ve hazır giyim sektörlerinde güçlü iş birliğimizi daha ileri taşıyarak, ortak üretim modelleriyle başta Afrika ve Orta Doğu bölgesi olmak üzere üçüncü pazarlara ihracat yapabiliriz. Enerji konusunda yenilenebilir enerjiye geçiş, depolama ve enerji arz kaynaklarını çeşitlendirme çabaları her iki ülkenin de ortak amacı. Beraber çalıştığımızda amacımıza çok daha hızlı ulaşabileceğiz. Savunma sanayiinde ülkemiz önemli atılımlar yaptı. Bu alandaki iş birliğimiz bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanması açısından da önem arz ediyor. Geleceğin ekonomi dünyasında daha fazla söz sahibi olmak için e-ticaret, fintek, yapay zekâ gibi dijital dönüşüm sektörlerinde ve tüm bu yatırım ve ticari ilişkilerimizin gelişmesi için gerekli olan finansal çözümlerimizin temininde de ortak hareket etmeliyiz" dedi.

Forum sponsorlarımız ise, Polaris Parks ve Bank of Bahrain and Kuwait (BBK) oldu.

TÜRKİYE VE SUUDİ ARABİSTAN TİCARET HACMİ HEDEFİ: 30 MİLYAR DOLAR

T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde Suudi Arabistan ve Mısır'a gerçekleştirilen resmi ziyaret kapsamında DEİK'in organizasyonunda düzenlenen İş Forumları, 3-4 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleştiriyor. Ziyaretlerin ilk durağı Suudi Arabistan oldu.

DEİK ve Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı (MISA) organizasyonunda düzenlenen Suudi Arabistan- Türkiye Yatırım Forumu,  Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid Al-Falih, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, DEİK Başkanı Nail Olpak, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, DEİK/Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Haşim Süngü, Suudi Arabistan–Türkiye İş Konseyi Başkanı Sami Mohammed Al-Osaimi ve iki ülkeden 800'den fazla iş insanının katılımlarıyla 3 Şubat 2026 tarihinde Suudi Arabistan'ın Başkenti Riyad'da gerçekleştirildi.

T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, "İki ülke arasında ekonomik, siyasi, savunma sanayisi ve enerji ilişkilerinin stratejik düzeye çıkarılması kararı her iki ülkenin kıymetli liderlerinin vizyonel bakışlarının ve vizyonel fikirlerinin sonucudur" Suudi Arabistan'ın hem enerji hem de müteahhitlik alanlarında Türkiye için büyük önem arz ettiğini belirten Bolat, "Türk müteahhitleri Suudi Arabistan'da 434 proje tamamladı. 32,5 milyar dolarlık projeleri tamamladılar. Yeni dönemde de Suudi Arabistan'ın gerek 2030 Kalkınma Vizyon projeleri gerekse 2030 Expo Riyad'ın Suudi Arabistan'da yapılacak olması, aynı şekilde 2034'te Dünya Futbol Şampiyonası'na Suudi Arabistan'ın ev sahipliği yapacak olması müteahhitlik ve inşaat sektöründe çok büyük ve önemli projelerin ortak iş birliğiyle yapılacağını göstermektedir" dedi.

Bolat: "Ticaret hacmini kısa vadede 10 milyar dolara, uzun vadede de 30 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz"

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminin 8,6 milyar doları aştığını belirten Bolat, "Liderlerimizin iki ülke arasındaki ticaret hacmini kısa vadede 10 milyar dolara, uzun vadede de 30 milyar dolara çıkarma hedefleri sabittir. Her iki ülkenin bakanlıkları ve iş dünyası temsilcileri olarak bu hedefleri gerçekleştirmek için canla başla çalışacağız. 2026'nın 10 milyar dolar hedefini gerçekleştireceğimiz yıl olmasını temenni ediyorum. Yenilenebilir enerji konusunda Türkiye'de çok önemli Suudi yatırımları bulunmakta ve bunun yanında başka sektörlerde de Suudi yatırımları var. 2 milyar dolar değerinde olan bu yatırımların şu anda görüşülmekte olan yeni projelerle birkaç milyar dolar artacağına inanıyoruz. Türkiye'den de Suudi Arabistan'a 117 milyon dolarlık uluslararası yatırım gelmiş bulunmaktadır. Bütün bu çabalarımızda ticareti ve enerji iş birliğini artırmayı, ulaştırma koridorlarını genişletmeyi ve iyileştirmeyi, uluslararası doğrudan yatırımların her iki ülkede artmasını sağlamayı hedefliyoruz. Savunma sanayisinde de Türkiye-Suudi Arabistan iş birliği gerek tedarik gerekse ortak üretim alanında hızlanmakta" dedi.

Falih: "Yatırımlarımızı birleştirerek dünyanın farklı yerlerinde de yatırımlarımızı artırmak istiyoruz"

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid Al-Falih, "Bu ziyaretin Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki iş birliğini geliştirmesini bekliyoruz ve bu yeni dönem, çok önemli stratejik ilişkimizin üzerine inşa edilecek, ilişkiler daha üst düzey seviyelerde tutulacak. Şu kesindir ki bu üst düzey temas aynı zamanda iki ülke arasındaki siyasi uyumun derinliğini yansıtmakta ve liderliklerimizin ilişkileri yeni bir stratejik seviyeye taşıma konusundaki ortak kararlılığını ortaya koymaktadır. Bu ziyaretle eş zamanlı olarak 200'ün üzerinde şirketten oluşan bir iş heyetinin burada bulunması ekonomik iş birliğinin ve özel sektörün bu ortaklığın merkezinde yer aldığını göstermektedir. Türk şirketlerini aramızda görmekten çok mutluyuz" dedi. Bu yatırım forumunun sıradan bir etkinlik olmadığı belirten Al-Falih, "Eşi benzeri görülmemiş bir forum, diyebiliriz. Bu durum karşılıklı güvenin söylemden uygulanmaya net bir geçişi ifade etmekte" dedi. Suudi Arabistan'ın Türkiye'deki yatırımlarının 2 milyar doları geçtiğini dile getiren Falih, özellikle inşaat ve gayrimenkul alanlarına odaklanıldığını söyledi.

Suudi Arabistan'da faaliyet gösteren Türk şirket sayısının da hızla arttığını belirten Al-Falih sözlerine şöyle devam etti: "Bu durum iki ülke arasındaki iş birliğinin ve ticari ilişkilerin ne kadar büyüdüğünü, nereye gittiğini ve nasıl bir potansiyel taşıdığını gösteriyor. Türk özel sektörünü burada görmekten çok mutluyuz. Suudi Arabistan'a ve tüm dünyaya çok fazla katkı sundunuz. Bugün somut ilerleme sağlamak istiyoruz. Ortaklığımızı önümüzdeki 3 yılda daha genişletmek istiyoruz. Özellikle karşılıklı yatırım konusunda gelişim görmek istiyoruz. Yatırımlarımızı birleştirerek dünyanın farklı yerlerinde de yatırımlarımızı artırmak istiyoruz. Türkiye ve Suudi Arabistan özel sektörünün yapacakları şeyler, kesinlikle düşündüğümüzün ötesine geçiyor. İki ülkedeki fırsatlara baktığımızda büyük bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Tüm katılımcıların ülkemizdeki yatırım fırsatlarından faydalanmasını isterim."

Olpak: "En önemli strateji 'güvenilir ortaklarla daha fazla birlikte olmaktır'

DEİK Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan'da 350'den fazla Türk firmasının faaliyet gösterdiğini belirterek, "İlişkilerin gelişmesinde finansın ve bankacılığın rolü büyük. Ziraat Bankamızın Cidde'de bir şubesi var, ondan memnunuz. Dostlarımız, arkadaşlarımız 'Riyad'da bir şube olabilir mi?' diye bize talepte bulunuyorlar. Biz de yetkililerimize bunu ifade edeceğiz" dedi. Küresel ekonomide belirsizliklerin ve öngörülemezliğin arttığı bir süreci yaşadıklarını anlatan Olpak, "Böyle bir sürecin en önemli stratejisi 'güvenilir ortaklarla daha fazla birlikte olmaktır'. Bu noktada Türkiye ve Suudi Arabistan birbirleriyle dostluğa ve güvene sahip iki ülke. Elbette hem ticaretimizi hem de yatırımlarımızı bu çerçeve içerisinde götürmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin Batı Avrupa ile Çin arasındaki en büyük yatırım, üretim ve teknoloji üssü olduğunun altını çizen Olpak, enerjiden sanayiye, tarımdan altyapıya kadar birçok alanda önemli yatırımların bulunduğunu, son yıllarda savunma sanayisi ve o ekosistemin geliştirdiği teknolojiyle ön plana çıktıklarını bildirdi. Nail Olpak, "Bu kadar güzel bir amaçla bir araya gelen bir toplumun olduğu yerde Suudi Arabistanlı iş dünyası dostlarımızı güzel ülkemizdeki yatırım imkanlarından daha fazla faydalanmaya davet ediyoruz" ifadesini kullandı.

Süngü: "Türk şirketleri, 25 milyar doları aşan projelere imza atmıştır"

DEİK/Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Haşim Süngü ise, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Her iki ülke de G20 üyesi olup bölgenin en büyük ekonomileri arasında yer almaktadır. Suudi Arabistan pazarında faaliyet gösteren 5.600'den fazla Türk şirketi bulunmaktadır. Bu sayı birkaç yıl önce yalnızca yaklaşık 3.500 civarındaydı. Bu hızlı artış bir tesadüf değil; karşılıklı güvenin ve net bir vizyonun sonucudur. Yatırım ve uygulama alanında ise Türk şirketleri genelinde altyapı, inşaat ve mega projeler başta olmak üzere 25 milyar doları aşan projelere imza atmıştır. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 kapsamındaki stratejik projelerin bir parçasıyız. Bu bizim için yeni bir deneyim değil; gurur duyduğumuz güçlü bir geçmişe dayanmaktadır. DEİK/Türkiye–Suudi Arabistan İş Konseyi olarak, 2024–2025 yıllarında 20'den fazla etkinlik düzenledik. Bunların 13'üne bakanlar ve üst düzey kamu yetkilileri katıldı. Binlerce iş insanını bir araya getirerek karşılıklı yatırımları artırmak, ticareti kolaylaştırmak ve yeni ortaklık modelleri geliştirmek adına somut adımlar attık. Kamu-özel sektör iş birlikleri ve finansman konusunu ele aldığımızda, Türk şirketlerinin uygulama ve işletme alanında küresel deneyime sahip olduğu bir alandan bahsediyoruz. Türk firmalarımız büyük projelerin hayata geçirilmesi, hız ve proje yönetimi konusunda önemli bir uzmanlığa sahiptir. Bugün Vizyon 2030 kapsamında yürütülen büyük ölçekli projelerle doğal bir uyum içindedir" dedi.

Etkinlikte, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) ile Suudi Arabistan'da inşaat ve müteahhitlik sektörünü düzenleyen, geliştiren ve temsil eden resmi kamu otoritesi Saudi Contractors Authority arasında anlaşma imzalandı.

Forum sponsoru ise Bank of Bahrain and Kuwait (BBK) oldu.