Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), ABD Ticaret Odası ABD-Türkiye İş Konseyi (USTBC) iş birliğinde 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında Yuvarlak Masa Toplantısı'nı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle 23 Eylül 2026 tarihinde New York'ta Türk Evi'nde gerçekleştirdi.
19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında düzenlenen Yuvarlak Masa Toplantısı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, T.C. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, U.S. Exim Başkanı John Jovanovic, T.C. Vaşington Büyükelçisi Sedat Önal, ABD Ankara Büyükelçisi Thomas J. Barrack, T.C. Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/TAİK Başkanı Murat Özyeğin, ABD Ticaret Odası AB-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya ve Fortune 100 listesinde yer alan ABD'li üst düzey firma temsilcilerinin katılımlarıyla 23 Eylül Çarşamba günü Türkevi'nde gerçekleştirildi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mastercard, Uber, Honeywell, P&G, Carrier Energy, Google, Zynga, GE Aerospace, Citi, Ford, PepsiCo, Boeing başta olmak üzere yaklaşık 20 Amerikan şirketinin karar vericileri ile bir araya geldiği Toplantıda, Türkiye'nin yatırım ortamı ile sunduğu fırsatların yanı sıra başta enerji, finans, teknoloji, havacılık, otomotiv ve tüketici ürünleri olmak üzere stratejik sektörlerde Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik iş birliği imkanları ele alındı.
Erdoğan: "Amerika ile stratejik iş birliğini her alanda geliştiriyoruz"
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, diplomatik ilişkilerin 100. yılına yaklaşılan bugünlerde Amerika ile stratejik iş birliğini her alanda geliştirdiklerini aktararak, "ABD ile stratejik iş birliğimiz her alanda gelişiyor. Siyasi ilişkilerimizde yakaladığımız ahengi ekonomik, ticari ilişkilerimize de yansıtmayı arzu ediyoruz. Esasen bu alanda çok ciddi bir potansiyel de sahibiz. Yakın dönemde ortak çabalarımızla enerji, havacılık ve diğer kritik sektörlerde önemli anlaşmaları sonuçlandırdık. Amerika bugün LNG tedarikçilerimiz arasında birinci sırada. Böylece Avrupa'da Amerikan kaynağını tercih eden ülkelerin başında geliyoruz. Bu iş birliğini nükleer dahil, enerjinin tamamına genişletmeyi hedefliyoruz. Öte yandan Amerika'yla ekonomik münasebetlerimizi yalnızca ticaret rakamları üzerinden okumak doğru değildir. Küresel ekonomik düzenin yeniden kurgulandığı bir dönemde Türkiye'yle stratejik bir ekonomik iş birliği modeline ihtiyaç olduğu kanaatindeyim" dedi.
Türkiye, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'ne sahip geniş bir serbest ticaret ağına bağlı güçlü sanayi altyapısıyla bu arayışın doğal adresi olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti: "Enerji güzergahları yeniden çiziliyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan'dan TANAP'a kadar Türkiye kesintisiz enerji akışının en güvenilir koridorudur. Ticaret koridorları değişiyor. Asya'yı Avrupa'ya bağlayan orta koridor ve Körfezi Avrupa'ya bağlayan Kalkınma Yolu Türkiye'de kesişiyor. Yeniden imar dönemi başlıyor. Bölgemizde yollar, limanlar, enerji santralleri, konutlar, fabrikalar yeniden inşa edilecek. Türk müteahhitlik sektörü zor coğrafyalarda iş yapma tecrübesiyle bu sürecin en hazırlıklı aktörüdür. Savunma ve ileri teknoloji. NATO standartlarında üretim yapan savunma sanayimiz, müttefiklerimizin tedarik güvenliğine katkı sunacak kapasiteye ulaştı. Ülkemizin bu dönüşüm fırsatlarından faydalanması için nisan ayında dünyanın en rekabetçi yatırım paketlerinden birini hayata geçirdik. Washington ve New York'taki yatırım ve finans ofislerimiz başta olmak üzere dış temsilciliklerimiz her zaman sizlere desteğe hazırdır. Yeşil dönüşümde iddialıyız. Bu yıl Antalya'da kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapacağız."
Olpak: "100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini, ortak bir vizyon olarak görüyoruz"
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, "Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz Yuvarlak Masa Toplantımız, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini, iki ülkenin kamu ve özel sektöründeki en üst düzey karar vericilerle doğrudan ele almamız açısından son derece kıymetli. Enerjiden sanayiye, finanstan dijital teknolojilere, teknolojiden havacılığa, otomotivden tüketici ürünlerine kadar stratejik sektörlerde faaliyet gösteren küresel şirketlerin yöneticileriyle Türkiye'nin yatırım ortamını, sunduğu fırsatları ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirdik. Bugün dünyada kalite, fiyat ve teknoloji rekabetinin yanında yeni ve belki de daha belirleyici bir rekabet alanının öne çıktığını görüyoruz: ‘güven rekabeti'. Çünkü sermaye ve yatırım, fırsat kadar güveni ve uzun vadeli ortaklığı da arıyor. Türkiye ve ABD iş dünyaları arasında uzun yıllara dayanan ilişkilerimizin oluşturduğu güveni, yeni yatırımlara ve daha güçlü ticari ortaklıklara dönüştürmemiz gerektiğine inanıyoruz. Türkiye ve ABD arasında ortaya konulan 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini, yalnızca rakamsal bir hedef olarak değil, ekonomik ilişkilerimizi daha güçlü, dengeli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyacak ortak bir vizyon olarak görüyoruz. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin mevcut potansiyelinin çok daha üzerinde bir noktaya taşınabileceğini düşünüyoruz. DEİK olarak hedefimiz, iş dünyalarımız arasındaki diyaloğu güçlendirmenin ötesinde, bu diyaloğun somut yatırım, ticaret ve ortak projelere dönüşmesini sağlamak. 19 yıldır sürdürdüğümüz Türkiye Yatırım Konferansı'nı da bu hedef doğrultusunda Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinin geleceğine yatırım yaptığımız stratejik bir platform olarak görüyoruz." dedi.
Özyeğin: "İş dünyası olarak, yakaladığımız bu olumlu ivmeyi daha fazla ticarete ve iş birliğine dönüştürmek için üzerimize düşeni yapmaya hazırız"
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Murat Özyeğin, "Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Trump liderliğinde, Türkiye-ABD ilişkilerinde son dönemde kuvvetli bir ivme yakalandı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ev sahipliğinde geçtiğimiz Temmuz ayında Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik rolünü, transatlantik ilişkiler açısından taşıdığı önemi, savunma sanayii alanında kat ettiği gelişimi ve uluslararası arenada ne denli dengeleyici bir aktör olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ekonomik alanda ise Orta Vadeli Programın dezenflasyonist süreci, istikrarı, yatırımı, üretimi ve rekabetçiliği önceleyen yaklaşımını iş dünyası olarak en güçlü şekilde benimsiyor ve destekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılına gireceğimiz 2027 yılında, iş dünyası olarak, yakaladığımız bu olumlu ivmeyi daha fazla ticarete, yatırıma, teknoloji ortaklığına ve kalıcı ekonomik iş birliğine dönüştürmek için üzerimize düşeni yapmaya hazırız" dedi.
Ulukaya: "Buluşma, Amerikan şirketleri ile Türk özel sektörünün yenilikçi gücünü aynı vizyonda kenetleyecek"
ABD Ticaret Odası ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı Hamdi Ulukaya: "Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yıl dönümünü kutlayacağımız bu tarihi süreçte, iki ülkenin ortak refahına yön verecek kritik bir haftaya giriyoruz. İki ülke yönetiminin ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ikili ticaret vizyonu, Türk ve Amerikan iş dünyasının ortak inancı, karşılıklı yatırımları ve sahadaki üretkenliğiyle hızla gerçeğe dönüşüyor. New York'ta hayata geçireceğimiz güçlü buluşma, küresel Amerikan şirketleri ile Türk özel sektörünün yenilikçi gücünü aynı vizyonda kenetleyecektir. Küresel tedarik hatlarının ve stratejik yatırımların yeniden yapılandığı günümüz dünyasında, Türkiye dinamik sanayi altyapısı, genç yetenek havuzu ve eşsiz üretim kapasitesiyle uluslararası sermaye için en güvenilir ortaklardan biridir. İki ülkenin öncü kurumlarıyla yalnızca mevcut ticaret hacmini artırmak için değil, enerji, ileri teknoloji ve dijital dönüşüm gibi geleceği belirleyen alanlarda kalıcı ortaklıklar kurmak üzere bir araya geliyoruz. Bir asırlık köklü dostluğumuzdan aldığımız güçle, Türkiye ve ABD arasındaki ikinci yüzyılın ekonomik omurgasını inşa etmeye kararlıyız." ifadelerini kullandı.
19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında Yuvarlak Masa Toplantısı'nın sponsorları ise, Borusan Holding, Çalık Holding, Chobani, Fiba Holding, Kibar Holding, Koç Holding, Limak Holding, Sabancı Holding, Sahibinden, Türk Hava Yolları ve Türk Telekom oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı, 21-23 Eylül 2026 tarihlerinde New York'ta gerçekleştirildi.
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), Konferansın ikinci gününde, Citi ev sahipliğinde, T.C. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ile çok sayıda Amerikalı kurumsal yatırımcı, fon yöneticisi ve finans kuruluşu temsilcisinin katılımlarıyla "19. Türkiye Yatırım Konferansı'nın Ana Oturumu"nu ve American Turkish Business Roundtable (ATBR), Atlantic Council Türkiye ve Franklin Templeton iş birliğiyle T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın katılımlarıyla "Enerji Yuvarlak Masa Toplantısı"nı gerçekleştirdi.
19. Türkiye Yatırım Konferansı'nda Türkiye Ekonomisi ve Yatırım Ortamı Ele Alındı
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), Citi ev sahipliğinde 19. Türkiye Yatırım Konferansı'nın ana oturumunu, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin, Citi Türkiye Genel Müdürü Emre Karter ve Amerikalı kurumsal yatırımcı, fon yöneticisi ve finans kuruluşu temsilcilerinin katılımlarıyla New York'ta gerçekleştirdi. Para politikası, enflasyon görünümü, enflasyonla mücadele, mali disiplin ve Türkiye'nin yatırım ortamının sunduğu fırsatlar ele alınan Toplantıda, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve yatırım ortamına ilişkin değerlendirmeler doğrudan ABD'li yatırımcılarla paylaşıldı.
Bolat: "100 milyar dolarlık ticaret hedefimizi daha güçlü ortaklıklarla desteklemek istiyoruz"
T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, "Türkiye; stratejik konumu, güçlü üretim altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve küresel pazarlara erişim imkânlarıyla uluslararası yatırımcılara önemli fırsatlar sunuyor. Ülkemize yatırım yapanlar, yalnızca büyük ve dinamik bir pazara girmekle kalmıyor; üretim, ihracat ve büyüme için güçlü bir merkez kazanıyor. 2002 yılından Temmuz 2026'ya kadar Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 294,7 milyar dolara ulaşması, yatırımcıların ekonomimize ve uzun vadeli büyüme potansiyelimize duyduğu güveni ortaya koyuyor" dedi. Türkiye ile ABD arasındaki ticari ilişkilerin karşılıklı fayda temelinde geliştirilmesine devam ettiklerini belirten Bolat, "2025 yılında 38,6 milyar dolara ulaşan ikili mal ticaretimiz, 2026 yılının ilk sekiz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,5 artarak 28,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimizi, yatırım, üretim ve teknoloji alanlarında daha güçlü ortaklıklarla desteklemek istiyoruz. Enerji, yapay zekâ, dijital teknolojiler, savunma ve havacılık başta olmak üzere pek çok sektörde önemli iş birliği fırsatları görüyoruz. Önceliğimiz, ticaretin önündeki engellerin kaldırıldığı, yatırımların arttığı ve şirketlerimizin üçüncü ülkelerde de ortak projeler geliştirdiği bir iş birliği ortamı oluşturmak. 2027 yılında diplomatik ilişkilerimizin 100'üncü yıl dönümünü kutlamaya hazırlanırken Türk ve Amerikan iş dünyasının birlikte daha fazlasını başaracağına inanıyoruz" dedi.
Bayraktar: "Türkiye'nin 2040'a yönelik enerji gündemini hazırlıyoruz"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Türkiye'nin 2040'a yönelik enerji gündemini hazırlıyoruz. Bu çalışmayı ‘Türkiye için Yeni Enerji Mimarisi' veya ‘Vizyon 2040' olarak adlandırabiliriz. Bu yıl ekim sonu veya kasım başında, COP31 öncesinde açıklamayı planlıyoruz. Böylece Türkiye'nin enerji alanındaki planlarını kapsamlı şekilde ortaya koyacağız. 2040 vizyonunun temelinde elektrifikasyonun olacak. Yani Türkiye'yi elektriklendireceğiz. Binalardan sanayiye, ulaşımdan tarıma ve imalata kadar Türk ekonomisini elektriklendireceğiz; ülkeyi elektriklendireceğiz. Söz konusu vizyon beş temel politika alanından oluşacak. Bunlar yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, nükleer enerji, petrol ve doğal gaz olacak. Dijitalleşme, altyapı ve bölgesel bağlantılar da yatay politika alanları olarak öne çıkıyor. Elektrik iletim şebekesinin güçlendirilmesi için 2035'e kadar en az 30 milyar dolar, dağıtım şebekesi için ise en az 50 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. Doğal gaz depolama tesisleri, yeniden gazlaştırma terminalleri, boru hatları ve kompresör istasyonları gibi altyapıları da geliştirmeyi planlıyoruz. Komşu ülkelerle doğal gaz, elektrik ve petrol alanlarında daha fazla bağlantı kurmak önemli. Bölgesel bağlantılar enerji güvenliği ve çeşitlendirme açısından oldukça kritik bir konumda. 2040'a kadar enerji ve maden sektörlerinde yapmayı planladığımız yatırımların toplamı 300 milyar doların üzerine çıkabilir. Enerji arzında çeşitlendirmeye önem veriyoruz. Petrol ve doğal gaz boru hatları ile diğer enerji altyapı projelerini bu çerçevede değerlendiriyoruz. Bu yatırımların gerçekleştirilmesinde uluslararası iş birliği çok önemli. Bu kapsamda Türkiye ile ABD arasında enerji alanında önemli iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz" dedi.
Olpak: "Önceliğimiz, güven temelinde rekabet etmek ve iş birliğimizi geliştirmek"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise şunları söyledi: "Yeni dönemin rekabeti, güven rekabeti olacak. Çünkü fiyat değişebilir, teknoloji gelişebilir, ancak güven yıllar içinde inşa edilir. Türkiye ve ABD'nin enerji ve kritik mineraller başta olmak üzere, bu güveni karşılıklı yatırımlara ve kalıcı ortaklıklara dönüştürebileceğine inanıyoruz. DEİK olarak 153 İş Konseyimizle Türkiye'nin potansiyelini uluslararası yatırımcılara anlatmaya, doğru iş ortaklarını buluşturmaya ve kamu ile özel sektör arasında güvene dayalı köprüler kurmaya devam ediyoruz."
Özyeğin: "Türkiye ve ABD'nin potansiyeli ve uzmanlığı birleştiğinde önemli yatırım fırsatları ortaya çıkıyor"
DEİK/TAİK Başkanı Murat Özyeğin ise "Enerji güvenliği artık yalnızca enerji arzını güvence altına almakla değil, güçlü altyapı, çeşitlendirilmiş enerji kaynakları, teknoloji ve yatırım kapasitesiyle birlikte ele alınması gereken stratejik bir konu. Türkiye'nin artan enerji talebi, güçlü sanayi altyapısı ve yenilenebilir enerji potansiyeli, ABD'li şirketlerin sermaye, teknoloji ve uzmanlığıyla birleştiğinde önemli yatırım fırsatları ortaya çıkıyor. Türkiye-ABD enerji ilişkilerinin önümüzdeki dönemde yalnızca enerji ticaretine değil, geleceğin enerji sistemlerini birlikte geliştirmeye ve üçüncü pazarlarda yeni iş fırsatları yaratmaya odaklanacağına inanıyoruz" dedi.
Karter: "Citi olarak, Türkiye ile küresel yatırımcı topluluğu arasındaki bu diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunmayı önemsiyoruz"
Citi Türkiye Genel Müdürü Emre Karter ise "Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında yatırımcılarla ve Türkiye'nin ekonomi yönetimiyle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduk. Türkiye'nin ekonomik görünümünü, küresel gelişmelerin ülkemiz açısından yarattığı fırsatları ve önümüzdeki dönemde yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik perspektifleri doğrudan ve açık bir diyalog ortamında ele almak son derece değerli. Küresel ticaret ve tedarik zincirlerinde önemli bir yeniden yapılanma sürecinden geçiyoruz. Ticaret koridorlarının ve yatırım akımlarının yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye'nin stratejik konumu, güçlü üretim kapasitesi ve farklı pazarlara erişim imkânları ülkemiz açısından önemli fırsatlar yaratıyor. Bu dönüşümün Türkiye'nin küresel ticaret ve yatırım ağlarındaki konumunu daha da güçlendirebileceğine inanıyoruz. Bu fırsatların somut yatırımlara dönüşmesinde, uluslararası yatırımcılarla Türkiye'nin ekonomi yönetimi arasında güçlü ve sürekli bir iletişim kurulmasının büyük önem taşıdığını düşünüyoruz. Yatırımcıların Türkiye'yi, Türkiye'nin önceliklerini ve ekonomik politikalarını doğrudan ilk ağızdan anlaması; aynı zamanda ekonomi yönetiminin de yatırımcıların beklentilerini, sorularını ve küresel piyasalardaki gelişmeleri yakından takip etmesi, karşılıklı anlayış ve güvenin güçlendirilmesine önemli katkı sağlıyor. Citi olarak Türkiye ile küresel yatırımcı topluluğu arasındaki bu diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunmayı önemsiyoruz. Uzun yıllara dayanan Türkiye deneyimimiz ve küresel ağımız sayesinde, Türkiye'nin sunduğu yatırım fırsatlarının uluslararası yatırımcılar tarafından daha iyi anlaşılmasına ve ülkemize yönelik yabancı yatırımların artmasına destek olmayı sürdüreceğiz" dedi.
Türkiye'nin Enerji Dönüşümü ve Yatırım Fırsatları ABD'li İş İnsanlarıyla Değerlendirildi
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), "Enerji Yuvarlak Masa Toplantısı"nı American Turkish Business Roundtable (ATBR), Atlantic Council Türkiye ve Franklin Templeton iş birliğiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın katılımıyla New York'ta gerçekleştirdi. Toplantıda, Türkiye'nin enerji dönüşüm hedefleri kapsamında yenilenebilir enerjinin güçlendirilmesi, küçük modüler reaktörler (SMR) dahil nükleer enerjinin enerji karmasına entegrasyonu, LNG yatırımları ve ticareti, kritik madenler, batarya depolama ve akıllı şebeke gibi yeni teknolojiler ele alındı.
Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde yeni iş birliklerinin kapılarını aralayacak 19. Türkiye Yatırım Konferansı'nın sponsorları ise Akbank, Borusan Holding, Çalık Holding, Fiba Holding, Kibar Holding, Koç Holding, Limak Holding, Sahibinden, Türk Hava Yolları ve Türk Telekom oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından 19. Türkiye Yatırım Konferansı, 21-23 Eylül 2026 tarihlerinde New York'ta düzenlendi.
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), 19'uncu Türkiye Yatırım Konferansı'nın ilk günü kapsamında, Citi iş birliğinde T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın katılımlarıyla "Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı"nı; Concordia ile iş birliğinde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımlarıyla "Sanayi ve Yüksek Teknoloji Yuvarlak Masa Toplantısı"nı ve T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ile Türk ve Amerikan iş dünyasının önde gelen 400'den fazla iş insanının bir araya geldiği "Türkiye Yatırım Konferansı Akşam Resepsiyonu"nu gerçekleştirdi.
ABD'li Doğrudan Yatırımcılar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'la Bir Araya Geldi
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), konferansın ilk programını, Citi iş birliğiyle T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın katılımlarıyla "Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı"nı 21 Eylül 2026'da New York'ta gerçekleştirdi. Toplantıda, Eylül ayı başında açıklanan Orta Vadeli Programın 3 yıllık yol haritası ve Türkiye'nin yatırım ortamı ile öne çıkan sektörlerdeki fırsatlara yer verildi. TCMB Başkanı Karahan, para politikası ve makroekonomik görünüme dair değerlendirmelerde bulundu.
Toplantıda, kısa vadeli ve çeyreklik dalgalanmaların ötesinde, Türkiye ekonomisinin orta ve uzun vadeli görünümü, Türkiye'nin son yıllarda kaydettiği verimlilik artışı ve fiyat istikrarı ile büyüme hedefleri, mali disiplinin dezenflasyon programındaki rolü ve kamu maliyesinin görünümü ele alındı. Ayrıca, Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı, stratejik coğrafi konumu, gelişmiş ulaşım ve lojistik bağlantıları ile bölgesel pazarlara erişim imkânları, yeşil ve dijital dönüşüm, ileri imalat, savunma ve havacılık, sağlık-sağlık turizmi, lojistik-ulaştırma ve dijital teknolojiler başta olmak üzere Türkiye'nin yüksek katma değerli yatırımlar açısından sunduğu fırsatlarla ülkemizin savunma sanayindeki atılımıyla müttefiklerimizle büyüyen küresel pazardan daha fazla pay almasının yatırımcılar için önemi ele alındı.
Şimşek: "Zorlu küresel koşullara ve bölgede yaşanan savaşa rağmen Türkiye ekonomisi güçlü ve dayanıklı"
ABD'li doğrudan yatırımcılar bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, zorlu küresel koşullara ve bölgede yaşanan savaşa rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu vurgulayarak, "Ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını destekleyen sağlam temeller var. Sabit sermaye yatırımlarımız kişi başına gelirimize oranla yüksek. Son iki yılda verimlilik artışında da güçlü bir ivme yakaladık. Bu iki unsur, orta vadeli büyüme görünümümüzü destekliyor. Toplam borçluluk oranımızın düşüklüğü, kamu maliyesindeki hareket alanımız, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve KKM'den çıkış da ekonomimizin dayanıklılığını artırdı" dedi.
Türkiye'nin yatırımcılara sunduğu fırsatlara değinen Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye, büyük ve emsallerine kıyasla güçlü büyüyen bir ekonomi. Stratejik konumumuz, gelişmiş imalat ve hizmet sektörümüz, güçlü altyapımız ve nitelikli iş gücümüz sayesinde güvenilir bir tedarikçiyiz. Yeşil ve dijital dönüşümü, sanayide dönüşümü ve üretken altyapı yatırımlarını hızlandırıyoruz. Son açıkladığımız vergi teşvikleriyle de yatırım ve ihracat ortamını güçlendiriyoruz. Sektörel açıdan bakıldığında; savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatında önemli fırsatlar görüyoruz. Savunma sanayii, imalat sanayimizin dönüşümünde de önemli bir itici güç." dedi.
Kacır, New York'ta Amerikalı Şirketlerle Sanayi ve Teknoloji İş Birliğini Değerlendirdi
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), konferans kapsamında ikinci programına ise, Concordia iş birliğiyle T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımıyla "Sanayi ve Yüksek Teknoloji Yuvarlak Masa Toplantısı" ile devam etti. Toplantıda Türkiye'nin yüksek teknoloji üretimi ve inovasyonda küresel bir merkez olma potansiyeli değerlendirildi. Küresel üretim, tedarik zinciri ve ticaret dinamiklerinin dönüştüğü bu dönemde, Türkiye'nin yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, sağlıklı yaşam, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay gibi stratejik alanlardaki avantajları ile değer zincirinin farklı halkalarında tamamlayıcı yatırımlar kurma potansiyeli ele alındı. Toplantıda ayrıca yatırımcılara HIT30 Yatırım Teşvik Programı tanıtıldı.
Kacır: "Amerikan şirketlerini Türkiye'de bizimle üretmeye, yenilik geliştirmeye ve büyümeye davet ediyoruz"
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Yarının teknolojilerinin ihtiyaç duyduğu sanayi kapasitesini, enerji altyapısını, dijital omurgayı ve fiziksel bağlantısallığı inşa ediyoruz. Türkiye; üretimi pazarlarla, teknolojiyi sanayiyle, Asya'yı Avrupa'yla buluşturuyor. Amerikan şirketlerini Türkiye'de bizimle birlikte üretmeye, yenilik geliştirmeye ve büyümeye davet ediyoruz" dedi.
Olpak: "Sanayi alanında ortak çalışmalar için önemli fırsatlar bulunuyor"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Sanayi ve yüksek teknolojide Türkiye ile ABD arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Türkiye'nin 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi, değer zincirinde yükselmek için net bir yön çiziyor. ABD'nin yapay zekâ, yarı iletkenler ve yazılım alanlarındaki öncülüğüyle birlikte değerlendirildiğinde, ortak çalışmalar için önemli fırsatlar bulunuyor. Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde önceliğimiz, güven temelinde rekabet etmek ve iş birliği geliştirmek. DEİK olarak 153 ülke bazlı İş Konseyimiz aracılığıyla Türkiye'nin potansiyelini dünyaya tanıtıyor, şirketleri doğru ortaklarla buluşturuyor ve iş dünyası, kamu kurumları ile yatırımcılar arasında köprü kuruyoruz. İş dünyası olarak en temel beklentilerimizden biri öngörülebilirlik. Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde, geleceğe yönelik net bir yol haritasına sahip olmayı önemsiyoruz" dedi.
Özyeğin: "Doğrudan yatırımların Türkiye'ye kazandırılması, önceliklerimiz arasında yer alıyor"
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Murat Özyeğin ise, "Türkiye, küresel ve bölgesel ölçekte giderek zorlaşan jeopolitik ve ekonomik koşullara rağmen dezenflasyon sürecindeki kararlılığını ve politika yönünü koruyor. Orta Vadeli Program ve yatırım çerçevesi, ekonomik programın sürekliliğini ve Türkiye ekonomisinin verimlilik ve rekabet gücünü artırmaya yönelik reform iradesini ortaya koyuyor. Özellikle teknoloji transferi ve nitelikli istihdam sağlayan uzun vadeli doğrudan yatırımların Türkiye'ye kazandırılması, iş dünyamızın önümüzdeki dönemin önemli öncelikleri arasında yer alıyor" dedi.
19. Türkiye Yatırım Konferansı Akşam Resepsiyonu, tarihi New York Halk Kütüphanesi'nde gerçekleştirildi
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), American Turkish Business Roundtable (ATBR) iş birliğinde, Türkiye Yatırım Konferansı Akşam Resepsiyonunu, T.C. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin, Türk ve Amerikan iş dünyasından 400'den fazla temsilcinin katılımlarıyla New York'un tarihi yapısı Halk Kütüphanesi'nde gerçekleştirildi. Geleneksel olarak her yıl düzenlenen resepsiyonda, Türk ve ABD'li iş dünyasına networking ortamı sunularak, iki ülkeden üst düzey kamu ve iş dünyası temsilcileri arasında yatırım ve iş birliği fırsatları değerlendirildi.
Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde yeni iş birliklerinin kapılarını aralayacak 19. Türkiye Yatırım Konferansı'nın sponsorları ise Borusan Holding, Çalık Holding, Fiba Holding, Kibar Holding, Koç Holding, Limak Holding, Sabancı Holding, Sahibinden, Türk Hava Yolları ve Türk Telekom oldu.
DEİK Başkanı Nail Olpak: "Küresel Rekabette Yeni Dönemin Bir Anahtarı, Stratejik Sektörlerde Güçlü ve Akıllı Konumlanmak"
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) "Stratejik Sektörlerde Sanayi Politikası ve Ticari Gerilimler" raporunu değerlendirdi. Küresel ticarette rekabetin artık yalnızca fiyat ve pazar erişimi üzerinden değil; stratejik sektörler, teknoloji, üretim ölçeği ve sanayi politikaları ve en önemlisi tüm bunları içeren güven rekabeti üzerinden şekillendiğine dikkat çeken Olpak, bu dönüşümü doğru okuyarak yüksek katma değerli sektörlerde küresel değer zincirlerindeki konumun güçlendirilmesi gereğine vurgu yaptı.
IMF raporunun 2015-2023 döneminde uygulanan sanayi sübvansiyonlarının küresel ticaret ve refah üzerindeki uzun vadeli etkilerini analiz ettiğini belirten Olpak, Çin, Avrupa Birliği ve ABD'nin stratejik ürünlerde küresel ihracatın yarısından fazlasını gerçekleştirmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti.
Olpak, "Dünya ticaretinde rekabetin zemini değişiyor. Ülkeler artık yalnızca ihracatlarını artırmak için değil; teknolojide, üretim kapasitesinde ve stratejik sektörlerde kalıcı üstünlük sağlamak amacıyla çok daha aktif sanayi politikaları uyguluyor. Önümüzdeki dönemde küresel ticarette kimin ne kadar ürettiğinin yanı sıra, hangi teknolojiyi geliştirdiği, hangi ölçekte ürettiği ve küresel değer zincirlerinin hangi noktasında yer aldığı daha belirleyici olacak" dedi.
"Çin örneği, ölçek ekonomisinin rekabet gücünü nasıl değiştirdiğini gösteriyor"
IMF raporuna göre, 2015-2023 döneminde stratejik sektörlerde küresel sübvansiyon oranları yüzde 0,5'ten yüzde 1,8'e yükseldi. Çin yüzde 1,8'lik ortalama sübvansiyon oranıyla ABD ve AB'nin önünde yer alırken, rapordaki simülasyonda yalnızca Çin'in sübvansiyon politikalarının etkisi dikkate alındığında ülkenin stratejik sektör ihracatının yaklaşık yüzde 12 arttığı, ithalatının ise yüzde 8 azaldığı görülüyor. Elektronik sektöründe Çin'in küresel pazar payının yüzde 39'dan yüzde 45'e yükselmesi de uygulanan politikaların küresel rekabet dengeleri üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.
Olpak, "Burada dikkat etmemiz gereken husus sadece verilen sübvansiyonun büyüklüğü değil. Teşviklerin üretim ölçeğine, teknolojik kapasiteye, verimliliğe ve nihayetinde ihracata ne kadar dönüştüğü daha önemli. IMF'nin analizi de ölçek ekonomilerinin bu dönüşümde belirleyici olduğunu gösteriyor. Türkiye olarak kaynaklarımızı yüksek katma değer, teknoloji, ihracat ve küresel rekabet gücü üretecek alanlara yönlendirmemiz gerekiyor" dedi.
"Sübvansiyon-tarife yarışı herkes için maliyet üretiyor"
Küresel ticarette artan korumacılığa da dikkat çeken Olpak, sanayi politikalarının karşılıklı tarife artışlarına dönüşmesinin dünya ekonomisi açısından önemli bir risk oluşturduğunu söyledi. IMF raporunda sübvansiyonlara gümrük tarifelerinin de eklenmesiyle koordinasyonsuz bir "sübvansiyon-tarife sarmalı" oluştuğuna dikkat çekilirken, tüm ülkelerin bu sürece dahil olduğu senaryoda küresel reel gelirde yüzde 0,3'lük azalma öngörülüyor.
Olpak, "Ülkelerin stratejik sektörlerini desteklemek istemelerini anlayabiliriz. Ancak bir ülkenin sübvansiyonuna diğerinin tarifeyle, tarifeye ise yeni bir misillemeyle cevap verdiği bir küresel ticaret sistemi sürdürülebilir değil. Böyle bir yarışın sonunda maliyet sadece ihracatçıya veya üreticiye değil, bütün küresel ekonomiye yansıyor. Ticaretin parçalandığı, tedarik zincirlerinin siyasi bloklara göre yeniden şekillendiği bir dünya, küresel refah açısından hepimiz için daha maliyetli bir dünya anlamına geliyor" dedi.
"Türkiye değişen değer zincirlerinde daha güçlü konumlanmalı"
Küresel ticarette yaşanan dönüşümün Türkiye için risklerin yanı sıra fırsatlar da barındırdığına işaret eden Olpak, Türkiye'nin üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi, yetişmiş insan kaynağı ve coğrafi konumuyla değişen tedarik zincirlerinde daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
Olpak, "Küresel sübvansiyon yarışını izlemek yeterli değil. Asıl hedef, değişen küresel değer zincirlerinde daha güçlü konumlanmak. Bunun için hangi stratejik sektörlerde küresel ölçekte rekabet avantajı oluşturabileceğimizin güncellenerek belirlenmesi; teknoloji, yatırım, üretim ve ihracatın aynı stratejinin parçaları olarak değerlendirmesi önemli. Özellikle yüksek katma değerli üretim, dijital teknolojiler, ileri imalat ve teknoloji yoğun sektörlerde uluslararası ortaklıklarımızı artırmak önemli. Pazar çeşitlendirmesinin yanı sıra ortak üretim, teknoloji ortaklıkları, karşılıklı yatırımlar ve üçüncü ülkelerde iş birliklerini daha fazla gündemimize almak bir başka başlık" dedi.
"Yeni dönemin ticari diplomasisi teknoloji ve yatırım ortaklıklarını da kapsamalı"
Olpak sözlerini şöyle tamamladı: "DEİK olarak işimiz olan ticari diplomasiyle, Türk özel sektörünün dünyadaki değişimi doğru okuyarak yeni fırsatlara ulaşmasını önemsiyoruz. Ticari diplomasinin gündeminde sadece daha fazla ihracat değil; daha fazla teknoloji ortaklığı, karşılıklı yatırım, ortak üretim ve küresel değer zincirlerinde daha yüksek katma değerli bir konum var. Korumacılığın arttığı bir dünyada doğru cevap daha fazla duvar örmek değil; rekabet gücümüzü artırmak, pazarlarımızı çeşitlendirmek ve ekonomik iş birliklerimizi güçlendirmek. Türkiye'nin üretim gücünü, girişimcilik kabiliyetini ve stratejik konumunu doğru politikalarla birleştirdiğimizde, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bu dönemi ülkemiz için önemli bir fırsata dönüştürebileceğimize inanıyorum."
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile ilgili yazılı bir değerlendirme yaptı.
Olpak açıklamasında şunları kaydetti:
"15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizin demokrasisine, milli iradesine ve anayasal düzenine yönelik gerçekleştirilen hain darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti.
DEİK olarak, milletimizin kararlı duruşu, devletimizin kurumlarının dirayeti ve demokrasiye sahip çıkan tüm vatandaşlarımızın fedakârlıklarıyla bertaraf edilen bu menfur girişimi bir kez daha güçlü şekilde kınıyor; şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.
15 Temmuz gecesi yalnızca demokrasimiz değil, aynı zamanda ekonomik istikrarımız, üretim gücümüz ve ülkemizin geleceği de hedef alındı. Ancak milletimizin birlik ve beraberliği sayesinde Türkiye, karşı karşıya kaldığı bu büyük tehdidi aşmayı başardı; ekonomisini, kurumlarını ve uluslararası itibarını daha da güçlendirme iradesini ortaya koydu.
Aradan geçen on yılda Türk iş dünyası; üretime, ihracata, istihdama ve yatırıma kesintisiz şekilde devam ederek ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sundu, ekonomik bağımsızlığın milli egemenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu dönemde kişi başına gelirimiz yaklaşık 10.900 US dolardan yaklaşık 18.000 US dolar seviyesine çıktı. İhracatımızın küresel ticaretten aldığı pay yüzde 1,07'ye yükseldi. Ülkemiz dünya ekonomisiyle entegrasyonunu derinleştirirken, son yıllarda karşı karşıya kaldığı jeopolitik ve finansal risklere rağmen dayanıklılığını ve uyum kabiliyetini tüm dünyaya kanıtladı.
Bugün küresel ölçekte yaşanan dönüşümlerin ve jeopolitik gelişmelerin şekillendirdiği yeni dönemde, Türkiye'nin güçlü ekonomisi, dinamik özel sektörü ve girişimcilik ekosistemi en önemli avantajlarımız arasında yer alıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna açıklanan; üretim, ihracat, yüksek katma değerli hizmetler ve uluslararası yatırım çekme kapasitemizi güçlendirmeyi hedefleyen, vergi teşvikleri, yatırım kolaylıkları ve finansal düzenlemeler içeren kapsamlı ekonomik reform paketi, bu avantajlarımızı daha etkin şekilde değerlendirmemize önemli katkılar sağlayacaktır.
Öte yandan, firmalarımızın geleneksel olarak rekabet ettiği fiyat, kalite ve hız unsurlarına son dönemde ‘'Güven Rekabeti'' faktörü de eklendi. Türkiye; güçlü üretim altyapısı, stratejik konumu, genç ve nitelikli iş gücü ile uluslararası yatırımcılar açısından güvenilir bir ortak ve istikrarlı bir yatırım merkezi olarak öne çıkıyor. Bu durum, ülkemize küresel rekabette önemli bir avantaj sağlıyor.
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10'uncu yıl dönümünde, demokrasimize ve milli iradeye sahip çıkan aziz milletimizi saygıyla selamlıyor; ülkemizin hedefleri doğrultusunda daha güçlü, daha müreffeh ve daha dirençli bir Türkiye için üretmeye, yatırım yapmaya ve çalışmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.
DEİK olarak, 153 İş Konseyimiz aracılığıyla dünyanın dört bir yanında yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetleriyle ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sunmayı ve Türkiye'nin küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendirmeyi, 41 yıldır olduğu gibi bundan sonra da aynı kararlılık ve heyecanla sürdüreceğiz."
DEİK Başkanı Nail Olpak, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında düzenledikleri Türkiye-ABD Savunma Sanayii İş Birliği Yuvarlak Masa toplantısını değerlendirdi.
Olpak: "Günümüzün stratejik ortamı göz önüne alındığında, artan küresel güvenlik ihtiyaçları; savunma tedariki, endüstriyel kapasite ve idame alanlarında daha derin iş birlikleri için önemli fırsatlar yaratmaktadır. Türkiye'nin gelişmiş üretim kabiliyetlerini, çevik üretim tabanını ve kanıtlanmış savunma sanayi uzmanlığını; Amerikan savunma ekosisteminin teknolojik liderliği ve tedarik ihtiyaçları ile bir araya getirmenin büyük bir değer taşıdığına inanıyoruz. Türk savunma firmaları; üretimi hızla ölçeklendirme, güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunma, zorlu askeri standartlarda üretim yapma ve operasyonel gereksinimlere özel ürünler geliştirme yeteneklerini kanıtlamış durumda.
DEİK olarak NATO Zirvesi kapsamında, Türkiye-ABD Savunma Sanayii İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantımızı, Milli Savunma Bakan Yardımcımız Salih Ayhan, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Michael Duffey, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanımız Murat Özyeğin, ATBR Başkanı General James Jones, AmCham Türkiye Başkanı Emre Karter ile Türk-Amerikan savunma sanayii ve iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdik. Toplantıda özellikle özel sektörün talep ve önerilerini aktardığı bölüm son derece dinamik ve sonuç odaklı bir atmosferde geçti. ABD'nin önde gelen 8 savunma sanayi şirketi ile Türkiye'nin bu alandaki en yetkin 12 firmasını bir araya getiren seçkin katılımcı profili, stratejik iş birliği fırsatlarının kapsamlı şekilde ele alınmasına imkân sağladı. Görüşmelerde, iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sorunların aşılmasına yönelik somut çözüm önerileri masaya yatırıldı.
Uzun yıllardır transatlantik güvenliğinin temel taşı olan NATO'nun bu yılki zirvesi bize bir kez daha göstermektedir ki güçlü ittifaklar yalnızca siyasi ve askerî iş birliğiyle değil, aynı zamanda dayanıklı sanayiler ve güvene dayalı ortaklıklarla inşa edilebilir. Türkiye ve ABD savunma sanayileri, uzun yıllara dayanan iş birliğini karşılıklı güven temelinde daha da ileri taşıma konusunda önemli bir mesafe katetti. Küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, bu güven ortamı stratejik bir avantaj niteliği taşıyor. Bugün aynı masada bir araya gelen Türk ve Amerikan şirketleri ile ortaya konulan ortak vizyon ve projeler, iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceğine işaret ediyor.
Öngörülebilirlik beklentisi ve güven rekabetini göz önünde bulundurduğumuzda; geleceğimizi şekillendirirken, bugünün gerçeklerine uygun, tamamen yeni bir yaklaşıma sahip olmamız gerekiyor düzenlediğimiz yuvarlak masa toplantısının; fırsatları belirlemek, ortak bir zemin oluşturmak ve endüstriyel ile ekonomik bağlarımızı derinleştirmek için bir platform görevi görmesini bekliyoruz" dedi.
NATO Zirvesi'ni iş dünyası adına değerlendiren Olpak şunları kaydetti:
"Türkiye'nin 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasını, yalnızca diplomatik açıdan değil; ekonomi, teknoloji, savunma sanayii ve uluslararası yatırım ortamı bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek stratejik bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.
Günümüzde güvenlik; enerji güvenliği, kritik mineraller, tedarik zincirleri, siber güvenlik, yapay zekâ ve kritik altyapıların korunmasını da kapsayan çok boyutlu bir kavram haline geldi. Bu nedenle Türkiye'nin jeopolitik avantajı aynı zamanda ekonomik ve ticari bir avantaja dönüştü.
Diğer taraftan, küresel sistemde güvenlik ile ekonomik rekabet arasındaki sınırlar giderek ortadan kalkmaktadır. Savunma sanayii de hem ekonomik hem de ulusal güvenlik politikalarının ortak kesişim noktasını oluşturmaktadır. Bu çerçevede NATO Zirvesi yalnızca güvenlik politikalarının değil, yeni ekonomik mimarinin de tartışıldığı önemli bir platform olacaktır.
Son yirmi yılda yerlilik oranını yüzde 80'in üzerine çıkaran Türk savunma sanayii, NATO ülkeleriyle ortak üretim, teknoloji geliştirme ve tedarik zinciri entegrasyonu açısından önemli bir kapasiteye ulaşmış durumda. NATO'nun son dönemde savunma üretim kapasitesini artırma politikalarının, Türk şirketleri açısından yeni fırsatlar sunduğunu ve Türk firmalarının görünürlüğünün artırılması açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyiz.
Biz de DEİK olarak, bu süreci yalnızca bir güvenlik zirvesi olarak değil, küresel yatırım, teknoloji ve sanayi ortaklıklarını güçlendirecek, Türkiye'nin ekonomik rekabet gücünü ve uluslararası yatırım çekme kapasitesini destekleyecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.
Küresel ticaret ve ekonominin kurallarının yeniden yazıldığı yeni dünya düzeninde geleneksel rekabet unsurları olan fiyat, kalite, hız gibi kavramlara güven rekabeti de eklendi. Artık firmalar ve ülkeler güven rekabeti ekseninde de stratejiler geliştiriyor. DEİK olarak biz de bu yeni dünya düzeninde oyunun yeni adının ticari diplomasi (Business Diplomacy) olacağını görüyor ve buna göre stratejiler geliştiriyoruz. Bu kapsamda, zirvenin Türkiye'nin uluslararası diplomaside önemini artıracağının farkında olarak biz de bu sürece ticari diplomasi faaliyetlerimize katkı vermenin gayreti içerisindeyiz."
36. NATO zirvesi vesilesiyle gerçekleştirilen Türkiye-ABD Savunma Sanayi İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantısında, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, ABD Savaş Bakan Yardımcısı Michael P. Duffey, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Murat Özyeğin, AmCham Türkiye Başkanı Emre Karter, ATBR Başkanı General James L. Jones ve Türk-Amerikan savunma sanayinin önde gelen kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi.
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK), Amcham Türkiye ve American Turkish Business Roundtable (ATBR) iş birliğinde, 36. NATO Zirvesi vesilesiyle düzenlenen "Türkiye-ABD Savunma Sanayi İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantısı, T.C. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, ABD Savaş Bakanlığı Tedarik ve Askeri Satın Alımlardan Sorumlu Müsteşarı Michael P. Duffey, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin, AmCham Türkiye Başkanı Emre Karter, ATBR Başkanı General James L. Jones ile Türk ve Amerikan savunma sanayi firmalarının temsilcileri katılımlarıyla 7 Temmuz 2026 tarihinde Ankara'da gerçekleştirildi.
Toplantıda, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkilerde son dönemde güç kazanan yapıcı, stratejik ve ileriye dönük yaklaşımın ekonomik ve ticari iş birliğine de önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Bu çerçevede, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin yanı sıra savunma sanayi ve ileri teknoloji gibi stratejik sektörlerde geliştirilecek sürdürülebilir ortaklıkların, ikili ilişkilerin ekonomik ve endüstriyel boyutunu daha da güçlendireceği ifade edildi.
Toplantıda, savunma sanayi alanında yürütülen temaslarda ortak tasarım, geliştirme ve üretim, tedarik zinciri entegrasyonu, üçüncü ülkelerde ortak projeler geliştirilmesi ve yeni nesil teknolojiler alanındaki iş birliği imkanlarının giderek daha somut bir zemine oturmasının memnuniyet verici olduğu belirtildi. Türkiye ile ABD arasında üst düzeyde sürdürülen yapıcı diyalog ve stratejik iş birliği anlayışının, başta savunma sanayi olmak üzere yüksek katma değerli sektörlerde yeni ortaklıklara zemin hazırlayacağı ifade edilirken, bu gelişmelerin iki ülke liderleri tarafından 2019 yılında ortaya konulan 100 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefine ulaşılmasına da önemli katkı sağlayacağı değerlendirildi.
Ayhan: "Savunma Sanayii, İki Ülkenin Stratejik Ortaklığında En Güçlü Sütunlardan Biridir."
T.C. Milli Savunma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Sayın Donald Trump arasında tesis edilen yapıcı diyalog, Türkiye-ABD ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmaktadır. Bu stratejik ortaklık, yalnızca iki ülkenin çıkarlarına değil, NATO'nun caydırıcılığına ve ortak güvenlik mimarisinin güçlendirilmesine de katkı sağlamaktadır. Savunma sanayii, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın en güçlü sütunlarından biridir. Yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranına ulaşan, 3 bin 500'den fazla şirketi ve 100 bini aşkın nitelikli çalışanıyla Türk savunma sanayii, küresel ölçekte güçlü bir üretim ve teknoloji ekosistemi haline gelmiştir. Ortak üretim, Ar-Ge ve ileri teknoloji alanlarında Amerikan şirketleriyle iş birliğimizi daha ileri taşımaya hazırız. Bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için ikili savunma sanayii ve ticaret iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması büyük önem taşımaktadır. Düzenleyici kısıtlamaların azaltılması ve karşılıklı ticaretin önünün açılması, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği açısından yeni fırsatlar oluşturacak; iki ülkenin stratejik ortaklığını daha güçlü ve sürdürülebilir bir zemine taşıyacaktır" dedi.
Duffey: "Daha Güçlü Bir Şekilde Sorumluluk Üstlenin ve Bu Çağrıya Karşılık Verin"
ABD Savaş Bakanlığı Bakan Yardımcısı Michael P. Duffey, "Müttefiklerin ve sektör liderlerinin bu buluşması, ortaklığımız açısından kritik bir dönemde gerçekleşiyor. Bugün burada iş konuşmak için bulunuyoruz; ancak daha da önemlisi, ortak güvenliğimizi konuşmak için bir aradayız. Dünya her zaman tehlikeli bir yerdi; ancak bugün yeniden büyük güç rekabeti dönemine geri dönmüş durumdayız. Devam eden çatışmalar ve değişen güvenlik ortamı, yeniden canlandırılmış ve bu da entegre bir transatlantik savunma ile savunma sanayi altyapısını gerekli kılıyor. Karşı karşıya olduğumuz temel zorluk "hız ve ölçek"tir. Kritik kabiliyetlerin üretimini hızlandırmalı ve bunları vakit kaybetmeden sahada kullanıma sunmalıyız. Bürokratik gecikmeler ve üretim açıkları artık kabul edilemez; bunlar stratejik kırılganlıklardır. Bu salondaki sektör liderlerine çağrım şudur: Daha güçlü bir şekilde sorumluluk üstlenin ve bu çağrıya karşılık verin. Düzenleyici süreçlerde karşılaştığınız darboğazları ve tedarik zincirindeki engelleri bizimle paylaşın ki bunları birlikte aşabilelim. Üretim kapasitesini artırmak ve tedarik zincirinin dayanıklılığını güçlendirmek için gerekli yatırımları yapın. Ortaklıkların önündeki engelleri azaltmanın zamanı gelmiştir" ifadelerini kullandı.
Olpak: "Küresel Güvenlik İhtiyaçları, Türk-Amerikan Savunma Ortaklığını Güçlendiriyor"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Günümüzün stratejik ortamı göz önüne alındığında, artan küresel güvenlik ihtiyaçları; savunma tedariki, endüstriyel kapasite ve idame alanlarında daha derin iş birlikleri için önemli fırsatlar oluşturuyor. Türkiye'nin gelişmiş üretim kabiliyetlerini, çevik üretim tabanını ve kanıtlanmış savunma sanayi uzmanlığını; Amerikan savunma ekosisteminin teknolojik liderliği ve tedarik ihtiyaçları ile bir araya getirmenin büyük bir değer taşıdığına inanıyoruz. Türk savunma firmaları; üretimi hızla ölçeklendirme, güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunma, zorlu askeri standartlarda üretim yapma ve operasyonel gereksinimlere özel ürünler geliştirme yeteneklerini kanıtlamış durumda. DEİK olarak NATO Zirvesi kapsamında düzenlediğimiz yuvarlak masa toplantısının; fırsatları belirlemek, ortak bir zemin oluşturmak ve endüstriyel ile ekonomik bağlarımızı derinleştirmek için bir platform görevi görmesini bekliyoruz" dedi.
Özyeğin: "Sanayilerimiz Birbirinin Rakibi Değil, Tamamlayıcısıdır"
DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Murat Özyeğin ise, "Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ortaklığın bir sonraki büyüme döneminin en önemli itici güçlerinden birinin savunma ve havacılık sektörleri olacağına inanıyorum. Sanayilerimiz birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. Ortak üretim, teknoloji geliştirme, karşılıklı yatırımlar ve tedarik zinciri entegrasyonu alanlarında atılacak adımlar, yalnızca iki ülkenin ekonomik ilişkilerini değil, aynı zamanda NATO'nun sanayi ekosisteminin dayanıklılığını ve rekabet gücünü de artıracaktır. Son dönemde savunma sanayii alanında yaşanan olumlu gelişmeleri iş dünyası olarak memnuniyetle karşılıyor, bu yapıcı ivmenin kalıcı iş birliklerine dönüşmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
AmCham Türkiye Başkanı Emre Karter, "Günümüzün değişen güvenlik ortamında, kamu ve özel sektör arasındaki güçlü iş birlikleri her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Savunma teknolojileri, endüstriyel yetkinlikler ve yatırımlar alanında iki ülke arasında önemli fırsatlar bulunduğuna inanıyoruz. AmCham Türkiye olarak, bu stratejik ortaklığın daha da güçlenmesine katkı sağlamaya ve özel sektörün yapıcı rolünü desteklemeye devam edeceğiz" dedi.
ATBR Başkanı General James L. Jones ise, "ABD ile Türkiye arasındaki savunma sanayi iş birliğinin daha da güçlenmesi, yalnızca iki müttefik ülke için değil, NATO İttifakı'nın savunma kapasitesi açısından da stratejik önem taşımaktadır. Savunma sanayi alanında sürdürülen temas, iki ülke arasında somut iş birliklerini ve uzun vadeli ortaklıkları destekleyecek yeni fırsatların önünü açacağına inanıyorum" dedi.
Toplantının sponsorları ise Lockheed Martin, Alp Havacılık, Canik, Citi, Havelsan, Kale Havacılık ve TEİ oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK/Türkiye-Hollanda İş Konseyi tarafından düzenlenen Hollanda-Türkiye Yuvarlak Masa Toplantısı, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr Ömer Bolat, Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sjoerd Wiemer Sjoerdsma, Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, DEİK Başkanı Nail Olpak, VNO NCW Genel Müdür Yardımcısı Willemien Bosch, Türkiye-Hollanda Konseyi Başkanı Zeki Sarıbekir ve her iki ülkenin iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla 2 Temmuz 2026 tarihinde Lahey'de gerçekleştirildi.
Toplantı sponsorları ise, Sarten Ambalaj ve Trendyol oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, Türkiye-Kuzey Makedonya İş Forumu'nu, Kuzey Makedonya Başbakanı Prof. Dr. Hristijan Mickoski, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kuzey Makedonya Birinci Başbakan Yardımcısı ve Avrupa İşleri Bakanı Bekim Sali, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Prof. Dr. Timcho Mucunski, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Kuzey Makedonya İş Konseyi Başkanı Bilal Kara ve BM Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa Bölge Bürosu Bölge Müdür Yardımcısı Nick Hartmann ve iki ülkeden 350'den fazla iş insanının katılımlarıyla, 12 Haziran 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi. Kuzey Makedonya Başbakanı Danışmanı ve Eski Ekonomi İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Vladimir Peshevski ise, Kuzey Makedonya Yatırımcı Haritası sunumunu gerçekleştirdi.
Kuzey Makedonya Başbakanı Prof. Dr. Hristijan Mickoski, bu forum gibi toplantıları fırsat olarak nitelendirerek, siyasi dostlukların bu toplantılarda ekonomik iş birliği, yatırım ve istihdama dönüştüğünü söyledi. Kuzey Makedonya-Türkiye ilişkilerinin devletler arası klasik ilişkilerin ötesinde olduğunu aktaran Mickoski, taraflar arasındaki karşılıklı saygı, samimiyet, güven ve anlayış zeminine işaret etti. Türkiye'nin Kuzey Makedonya'nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler arasında yer almasının kendileri için büyük önem arz ettiğini aktaran Mickoski, ülkesinin geleceği ve kalkınmasına güvenen dostlara sahip olduğu mesajını verdiğini söyledi. Ekonomik ve jeopolitik değişimlerin yaşandığı bir dönemden geçildiği değerlendirmesinde bulunan Mickoski, ülkesinin yatırım için güvenli rotalar arayan şirketler için istikrar ve öngörülebilirlik sunduğunu söyledi. Kuzey Makedonya'ya yatırım yapılmasının yerel pazarın dışında Balkanlar ve Avrupa pazarına da erişime imkân sağladığını belirten Mickoski, "Türk şirketleri için özellikle önemli olan husus şudur ki ülkeme yatırım yaparak, Avrupa tedarik zincirine entegre olacak üretim tesisleri kurabilir ve ürünlerini son derece elverişli koşullar altında Avrupa pazarlarına sunma fırsatına sahip olabilirler. Ülkemdeki Türkiye yatırımlarından bahsettiğimizde, Türk şirketlerinin halihazırda ekonomimizin önemli bir parçası olduğunu ve varlıklarının son derece başarılı bir iş ekosistemi oluşturduğunu vurgulamak önem arz etmektedir" dedi.
Bolat: "İkili ticaret hacmi hedefi 2 milyar dolar"
T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Forumun, Türkiye ve Kuzey Makedonya arasındaki ekonomik iş birliğinin güçlü potansiyelini ve artan dostluk ilişkilerini bir kez daha ortaya çıkardığını söyledi. Görüşmelerin, ticaret, yatırım, üretim, lojistik, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma gibi kritik alanlarda yoğunlaştığını aktaran Bolat, "Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve stratejik konumuyla küresel ölçekte önemli bir üretim ve yatırım merkezi olmayı sürdürmektedir. Kuzey Makedonya, ihracat ve kişi başı geliri artırarak bölgesel ölçekte güçlü bir ekonomik başarı sergilemiş ve yatırım açısından cazip bir ülke hâline gelmiştir. Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması, 25 yılı aşkın süredir ticaret ve yatırımların temel taşıdır. Türkiye, Kuzey Makedonya'nın en büyük 7. ticaret ortağı ve en büyük 2. yabancı yatırımcısı konumundadır. İkili ticaret hacmi yaklaşık 1 milyar dolara ulaşmış olup 2 milyar dolar hedefi korunmaktadır. Türk şirketleri Kuzey Makedonya'da istihdam, sanayi kapasitesi ve ekonomik büyümeye önemli katkı sağlamaktadır. Ortak vizyon: Balkanlar'da rekabet yerine birlikte üretim, bölgesel iş birliği ve ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesidir. İş Forumu, yeni yatırım, proje ve iş ortaklıkları için önemli bir networking ve fırsat platformu olmuştur. Hedef ise, ticaret hacmini artırmak, yatırım akışlarını güçlendirmek ve ekonomik entegrasyonu derinleştirmek" dedi.
Uraloğlu: "Ticari ilişkilerimizin gelişmesinin olmazsa olmazı ulaştırma koridorlarıdır"
T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise, "Sayın Cumhurbaşkanımızın da defaatle ifade ettiği gibi ikili ilişkilerimizi, ulaştırma, savunma, sanayii ve enerji başta olmak üzere her alanda geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Ticari ilişkilerimizin daha da gelişmesinin olmazsa olmazı ulaştırma koridorlarıdır. Kuzey Makedonya'da kendisini ispatlamış şirketlerimiz, bir yandan çalışmalarına devam ederken bir yandan da gerçekleştirilmesi planlanan ve kimi ihale aşamasına gelmiş önemli projelerinizde de yer almaya devam edebilirler. Türk firmalarının bölgedeki projelere gösterdiği ilgi ve katkı, sahip oldukları teknik kapasitenin, uluslararası tecrübenin ve bölgeye duydukları güvenin önemli bir göstergesidir. Orta Koridor vizyonumuz kapsamında ülkemiz, yalnızca bir transit güzergâh değil; aynı zamanda üretim, lojistik ve veri akışının merkezinde bulunan stratejik bir ortak konumundadır. Kuzey Makedonya ile iş birliğimizi çok boyutlu şekilde geliştirmeyi önemsiyoruz. Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında geliştirilecek iş birliklerini yalnızca ikili ekonomik ilişkiler açısından değil; Avrupa'dan Orta Asya'ya, Körfez'den Afrika'ya uzanan daha geniş bir bağlantısallık vizyonunun parçası olarak değerlendiriyoruz.
Olpak: "İkili ticaretin artması için sektörel çeşitlendirmeye de odaklanmalıyız"
DEİK Başkanı Nail Olpak, "Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında güçlü siyasi ilişkiler, Serbest Ticaret Anlaşması ve Türk yatırımları sayesinde Balkanlar'ın en güçlü ekonomik ortaklıklarından biri bulunmaktadır. Yaklaşık 1 milyar dolarlık ikili ticaret hacminin kısa sürede iki katına çıkarılabileceği değerlendirilmektedir. Kuzey Makedonya'nın AB üyelik süreci, altyapı yatırımları ve büyüyen ekonomisi yeni iş fırsatları yaratırken; üretim, lojistik, inşaat ve yenilenebilir enerji alanları iki ülke arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi için öne çıkan sektörlerdir. İki ülke arasındaki ticaret hâlen sınırlı bir sektörel çeşitliliğe sahiptir. İkili ticaretin artması için sektörel çeşitlendirmeye de odaklanmalıyız. Serbest Ekonomik Bölgeler, gelişen kara ve demiryolu ağları ile Kuzey Makedonya'nın Pan-Avrupa ulaşım koridorları üzerindeki stratejik konumu, Türk inşaat ve lojistik firmaları açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bugünkü panelde bu konular ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bununla birlikte, sınır geçiş süreleri, transit kotaları ve Balkanlar'da artan taşımacılık maliyetleri ticaret açısından çeşitli zorluklar yaratmaktadır. Kuzey Makedonya'nın kömürden uzaklaşarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme kararlılığı, Türk şirketlerinin güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve enerji verimliliği alanlarındaki uzmanlıklarıyla önemli katkılar sağlayabileceği bir alandır. Türk firmaları Kuzey Makedonya'da bankacılık, üretim, sağlık ve eğitim sektörlerinde yatırımlar gerçekleştirmiştir. Ancak finansmana erişim imkânlarının sınırlı olması ve nitelikli iş gücü eksikliği, bu yatırımların daha da genişlemesinin önündeki başlıca engeller arasında yer almaktadır" dedi.
Sali: "Türk şirketlerini, Avrupa finansman mekanizmalarından doğan fırsatları aktif bir şekilde değerlendirmeye teşvik etmek istiyorum"
Kuzey Makedonya Birinci Başbakan Yardımcısı ve Avrupa İşleri Bakanı Bekim Sali ise, "Hükümet olarak yatırımı, inovasyonu ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik eden istikrarlı, öngörülebilir ve rekabetçi bir iş ortamı yaratma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Türk şirketlerini AB fon araçlarından, IPA fonlarından, Batı Balkanlar Yatırım Çerçevesi'nden ve diğer Avrupa finansman mekanizmalarından doğan fırsatları aktif bir şekilde değerlendirmeye teşvik etmek istiyorum" dedi. Kuzey Makedonya hükümetinin altyapı bağlantısallığına öncelik verdiğini aktaran Sali, Koridor 8 ve Koridor 10 otoyol projelerinin ülkesine ve bölgeye ekonomik ve ticari anlamda katkıda bulunacağını söyledi. Kuzey Makedonya'yı Adriyatik, Baltık ve Asya için lojistik merkezine çevirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Sali, Türk şirketlerinin yenilenebilir enerji, yeşil dönüşüm ve modern teknolojiler alanındaki deneyim ve uzmanlığının ülkesinin gelişimine katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Mucunski: "Türkiye, en önemli ticari ortaklarımızdan biri olmayı sürdürmektedir"
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Prof. Dr. Timcho Mucunski, "Kuzey Makedonya ile Türkiye'nin, stratejik ortak ve müttefik olarak, karşılıklı saygı ve siyasi güvene dayalı bir ilişkisi var. Bu güçlü siyasi temel bir kazançtır ancak aynı zamanda bir sorumluluktur. Bu temel artık şirketlerimiz ve vatandaşlarımız için daha da derin bir ekonomik iş birliğine, daha yüksek ticaret hacimlerine, daha fazla yatırıma ve daha somut fırsatlara dönüştürülmelidir. Türkiye, en önemli ekonomik ve ticari ortaklarımızdan biri olmayı sürdürmektedir. Türk yatırımları, ekonomik kalkınmamıza önemli bir katkı sağlamıştır" dedi. 3 binden fazla Türk şirketinin ülkesindeki varlığının Türk iş dünyasının Kuzey Makedonya'nın geleceğine duyduğu güçlü güveni gösterdiğini belirten Mucunski, ikili ticaret hacminin 1 milyar dolara ulaşmasının önemli bir mihenk taşı olduğuna dikkat çekerek, ekonomik ortaklığın ve karşılıklı yatırımların daha da geliştirilebileceğini söyledi.
Kara: "Ticaret, yatırım, ortak girişim ve uzun vadeli iş birliklerine dönüştürmemiz gerekiyor"
DEİK/Türkiye-Kuzey Makedonya İş Konseyi Başkanı Bilal Kara ise, "Kuzey Makedonya'da uzun yıllara dayanan yatırım tecrübemle, iki ülkenin birbirini tamamlayan güçlü ekonomik potansiyele sahip olduğunu söyleyebilirim. Güçlü siyasi ilişkilerimizi daha fazla ticaret, yatırım, ortak girişim ve uzun vadeli iş birliklerine dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun için şirketlerimizi doğru şekilde buluşturmalı, iş fırsatlarını somut projelere çevirmeli ve yatırım ortamında güven, öngörülebilirlik ve şeffaflığı güçlendirmeliyiz. DEİK/Türkiye–Kuzey Makedonya İş Konseyi olarak, iş dünyalarımız arasında köprü olmaya ve bugün doğan fırsatların takipçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.
Hartmann: "Kuzey Makedonya olarak, 2024-2034 kalkınma stratejisinde iddialı ve azimliyiz"
BM Kalkınma Programı (UNDP) Avrupa Bölge Bürosu Bölge Müdür Yardımcısı Nick Hartmann ise, İş Forumun düzenlenmesinin Türkiye'nin Batı Balkanlar'la ilişkisine yönelik bağlılığını gösterdiğini aktardı. Kuzey Makedonya'nın 2024-2034 kalkınma stratejisinin iddialı ve azimli olduğunu söyleyen Hartmann, "Bugün burada, bu salonda hem Türkiye'den hem de Kuzey Makedonya'dan sağlanan güçlü katılım; bölgesel iş birliği ve sınır ötesi yatırımlara yönelik artan ilginin net bir göstergesidir" dedi.
İkili İş birliği: Ticaret, Sanayi, İmalat ve Tedarik Zincirleri Paneli, DEİK Başkanı Nail Olpak moderatörlüğünde, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Ekonomi ve Çalışma Bakanı Besar Durmishi, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Enerji, Madencilik ve Maden Kaynakları Bakanı Sanja Božinovska ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez'in katılımlarıyla düzenlendi.
Ulaşım Ağlarının Geliştirilmesi: Altyapı, Lojistik ve Yatırım Alanlarında İş Birliği Paneli ise, Kuzey Makedonya Hükümeti Genel Sekreteri Igor Janushev moderatörlüğünde, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı Aleksandar Nikoloski, Kuzey Makedonya Serbest Ekonomi Bölgeleri CEO'su Dr. Goce Dimovski, TAV Havalimanları CEO'su Serkan Kaptan ve Serbest Ekonomi Bölgeleri Genel Müdürü Emel Emirlioğlu'nun katılımlarıyla düzenlendi.
Forum sponsorları ise, Halkbank, Gülermak ve TAV Havalimanları oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu - DEİK, Türkiye'nin uluslararası ekonomik ve ticari ilişkilerinin güçlenmesine uzun yıllar boyunca değerli katkılar sunan ve iş dünyasına iz bırakan duayen isimleri 5. Ustalara Saygı Ödülleri ile onurlandırdı. DEİK'in 39'uncu Olağan Mali Genel Kurulu'ndan sonra düzenlenen tören, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleri ve T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, T.C. Adalet Bakanı Akın Gürlek, iş dünyası temsilcileri, diplomatik misyon mensupları ve DEİK üyelerinin geniş katılımıyla DEİK Başkanı Nail Olpak'ın ev sahipliğinde 6 Haziran 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi.
DEİK tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl beşincisi düzenlenen Ustalara Saygı Ödül Töreni, Türk özel sektörünün gelişimine, ihracatına, uluslararası yatırımlarına ve ticari diplomasisine değerli katkılar sunmuş iş insanlarının tecrübelerine duyulan saygının bir göstergesi olarak düzenleniyor. Türk iş dünyasının bugün ulaştığı başarıda önemli pay sahibi olan, bilgi birikimleri ve vizyonlarıyla gelecek nesillere ilham veren isimlerin onurlandırıldığı 5. Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde, duayen iş insanları Mithat Yenigün, Remzi Gür, merhum Sakıp Sabancı ve Ömer Cihad Vardan ödüle layık görüldü.
Erdoğan: "DEİK, ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır"
T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK'in, Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle perçinlediğini belirterek, DEİK'in 41'inci yaşını kutladı. DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Erdoğan, vefa geleneği haline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu milli değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum. Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ediyorum. DEİK 153 İş Konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. DEİK'le yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz" dedi.
Erdoğan'dan yatırımcılara çağrı: "Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan"
Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye'nin büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğüne dikkat çeken Erdoğan, "Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükümetlerimiz döneminde sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin. Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikayesinin bir parçası olun. DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK'le el ele vererek Türkiye'yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum" dedi.
Bolat: "DEİK, Ticari Diplomasimizin en önemli aktörlerinden biri"
T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ise, DEİK'in kuruluşundan bu yana Türk özel sektörünün dış ekonomik ilişkilerinde önemli bir görev üstlendiğini belirterek, Türkiye'nin ticaret diplomasisinin kamu tarafında Ticaret Bakanlığı, özel sektör tarafında ise DEİK tarafından yürütüldüğünü söyledi. DEİK'in Türkiye'nin küresel ekonomik ilişkilerine güç kattığını ifade eden Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son yıllarda Türkiye'nin tüm dünya ülkeleri nezdinde güvenilir bir ortak konumuna ulaştığını ve bunun iş dünyasına da önemli bir dinamizm kazandırdığını vurguladı. Bölgedeki sıcak savaşlar, artan korumacılık ve ticaret engellerine rağmen Türkiye'nin güçlü büyüme performansını sürdürdüğünü kaydeden Bolat, son 23 yılda ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlayan Türkiye ekonomisinin 1,6 trilyon dolarlık büyüklüğü aştığını söyledi. Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan 2026 yılı 410 milyar dolarlık ihracat hedefi doğrultusunda iş dünyasının, Ticaret Bakanlığının koordinasyonunda tüm bakanlıklar ile hep birlikte canla başla çalıştıklarını dile getirdi. Türkiye'nin küresel alanda da güçlü aktör olarak yoluna devam ettiğini kaydeden Bolat, son yıllarda katma değerli ve teknoloji ağırlığı yoğun ihracatın da payının arttığını, 2-3 yıllık süre zarfında yüzde 50'ye ulaştırmayı hedeflediklerini vurguladı.
Bolat: "Diplomasiyle büyüyen ticaret, ticaretle büyüyen Türkiye anlayışıyla çalışmalarımızı devam ettireceğiz"
Ticaret Diplomasisinin çok önemli bir alan olduğunu belirten Bolat, "Bu alanda DEİK'le özel sektör bazlı yaptığımız çalışmaların yanında en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde tüm dünya ülkeleriyle yürütülen ticaret diplomasisi, Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerine çok büyük katkılar yapmıştır. Gerek liderler diplomasisi gerekse bakan arkadaşlarımızla yürüttüğümüz Karma Ekonomik Komisyon ve JETCO toplantılarıyla Türkiye'nin 200'den fazla ülkeyle dış ekonomik ilişkilerine anlaşmalar yoluyla katkılar sağlıyoruz. Haziran 2023'ten bu yana toplam 232 ticaret ortağıyla 574 toplantı ve müzakere gerçekleştirdik. Diplomasiyle büyüyen ticaret, ticaretle büyüyen Türkiye anlayışıyla çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Öncü sloganımız olan 'Durmak yok, ihracata devam, Türkiye'yi büyütmeye devam' anlayışıyla, hedefiyle inşallah Türkiye'mize çok önemli katkılar sağlayacağız" dedi.
Olpak: "Küresel Ticarette Yeni Dönemin Belirleyicisi Güven Rekabeti Olacak"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Jeopolitik kırılmalar, ticaret savaşları, iklim gündemi ve teknolojik dönüşümün yaşandığı küresel ortamda bugün belirli olan tek şey, maalesef belirsizliktir. Yarın, dünden çok daha farklı kurallarla geliyor. İş hayatımızda bugüne kadar kalite, fiyat, estetik ve teknoloji alanlarında hep rekabet ettik ve bu rekabet devam edecek. Ancak bugünün ve geleceğin belirleyici unsuru artık başka bir ifadeyle tanımlanacak: Güven Rekabeti. Güven rekabetinde öne geçmek, belirsizliğin tavan yaptığı günümüzde sığınılacak yeni liman olmak demektir. Güven, soyut bir değer değil; somut kararların ve uzun soluklu ilişkilerin birikimiyle oluşur. Satın alınamaz, devredilemez, sabırla örülür. DEİK olarak 153 İş Konseyimizle birlikte tüm gücümüzle çalışarak ülkemizi güven rekabetinde öne geçirmeyi ve küresel fırtınalarda dimdik ayakta tutmayı hedefliyoruz" dedi.
41. yılını dolduran DEİK'in dünyanın dört bir yanına yayılmış iş konseyleri ve 5 binden fazla üyesiyle her yıl 2 binden fazla ticari diplomasi faaliyeti gerçekleştirdiğini söyleyen Olpak, daha vizyoner, stratejik ve odaklı çalışmalar yürüttüklerinin altını çizdi. Olpak, Almanya ile ticari ilişkilerde 250 milyar avroluk hedef doğrultusunda bir yol haritası ortaya koyduklarını belirtti. AB ile tam üyelik perspektifi ile ilgili AB liderlerine yönelik hazırladıkları mektupları prestijli gazetelerde ilan olarak yayımladıklarını söyleyen Olpak konuşmasında, ödül alan DEİK'in ustalarını tebrik etti.
Ödül alan ustalar;
- Mithat Yenigün, DEİK/Türkiye-Polonya, Türkiye-Katar ve Türkiye-Rusya Eski İş Konseyi Başkanı ve DEİK eski Başkan Yardımcısı, DEİK Yönetim Kurulu Eski Üyesi ve Türkiye-Avrasya İş Konseyleri Eski Koordinatör Başkanı.
- Remzi Gür, DEİK Sayman Eski Üyesi, DEİK Yönetim Kurulu Eski Üyesi, DEİK/Türkiye-Birleşik Krallık ve Türkiye-İrlanda eski İş Konseyi Başkanı.
- Merhum Sakıp Sabancı, DEİK Kurucuları arasında yer alıyor. Adına Elçin Melisa Sabancı Tapan'a ödülü takdim edildi.
- Ömer Cihad Vardan, DEİK Eski Başkanı.
DEİK ve Kazakh Invest iş birliğinde düzenlenen Kazakistan-Türkiye İş Forumu, T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, DEİK Başkanı Nail Olpak, Kazakistan Ulusal Girişimciler Odası Atameken Başkanı Kanat Şarlapayev, Kazakistan Uluslararası Ticaret Odası Başkanı ve Türkiye-Kazakistan İş Konseyi Kazakistan tarafı Başkanı Murat Karimsakov, her iki ülkeden Bakanlar, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarının üst düzey yetkilileri ve 300'den fazla özel sektör temsilcisi katılımlarıyla 14 Mayıs 2026 tarihinde Astana'da gerçekleştirildi.
T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, bağımsızlığının 35. yılını idrak eden Kazakistan'ın her zaman en yakın destekçisi olacağını vurgulayarak, "Kazakistan ile ekonomik ilişkilerimizin her geçen gün daha da ileriye gitmesinden bahtiyarız. Kazakistan'ın Sayın Tokayev'in güçlü liderliğinde ekonomi alanında kaydettiği ilerlemeleri büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. 2025 yılında gayri safi yurt içi hasılası yüzde 6,5 gibi çarpıcı bir büyüme gösteren Kazakistan'da kişi başına düşen milli gelir 15 bin dolara yaklaştı. Artık karşımızda toplam dış ticaret hacmi 145 milyar doları bulan Orta Asya'nın en büyük ekonomisine sahip bir Kazakistan var. Bu büyümenin de etkisiyle Kazakistan 2025 yılında Türk dünyası içerisinde en fazla ticaret gerçekleştirdiğimiz ortağımız olmuştur. 5 bin 500'e yakın şirketimiz inşaattan finansa, turizmden bilişime 6 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla sadece refahı değil, aynı zamanda kardeşliğimizi de destekliyor. Müteahhitlerimiz ülkenin dört bir yanında değeri 30 milyar dolara varan 500'ü aşkın projeyi üstlendiler. Başarıyla tamamlayıp Kazak halkının hizmetine sundukları eserlerle ülkemizin gurur kaynağı oldular" dedi.
Erdoğan: "Hazar geçişli Orta Koridor'un ihyası için çalışıyoruz"
750'den fazla Kazak firma 2 milyar dolara yaklaşan yatırımla Türkiye'de faaliyetlerine devam ettiğini aktaran Erdoğan, "Karşılıklı güvene dayalı güçlü ortaklığımız sayesinde ticaret hacmimiz geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla 10 milyar dolara yaklaştı. Tabii ki bunlarla yetinmiyoruz. Hedefimiz olan 15 milyar dolara sürdürülebilir ve dengeli şekilde ulaşmak için çabalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Açıkçası çok daha fazlasını yapabileceğimize, çok daha ileri seviyelere ulaşabileceğimize eminim. Bu minvalde geçtiğimiz ay Astana'da düzenlenen Karma Ekonomik Komisyon toplantısında kabul ettiğimiz kapsamlı eylem planı ticaret ve yatırım ilişkilerimize yeni bir soluk getirecektir. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantımız vesilesiyle bugün imzaladığımız Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Anlaşması'nın karşılıklı yatırımları daha da teşvik edeceğini düşünüyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde ayrıca Kazakistan ile elektronik izin sistemine geçilmesi, geçiş belgesi kotalarının artırılması, ikili ve transit taşımaların serbestleştirilmesi gibi ticaretimizi olumlu etkileyecek konuları da ele aldık. Demir yolu bağlantılarımızı, liman altyapımızı ve dijital gümrük sistemlerimizi entegre ederek, Hazar Geçişli Orta Koridor'un ihyası için çalışıyoruz. Ülkelerimizi birbirlerine yakınlaştırırken aynı zamanda küresel ekonomide Avrasya bölgesini daha rekabetçi bir konuma ulaştırmak hedefimiz olmayı sürdürüyor" dedi.
Tokayev: "Dijitalleşme ve yapay zekâ öncelikli gündem maddelerimiz arasındadır"
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömer Tokayev ise, Kazakistan'ın Türk şirketlerine kapsamlı destek sunduğunu söyledi. Ülkede yatırım yapan Türk firmalarına çalışmalarından dolayı teşekkür eden Tokayev, "Bugün ülkemizde Türk sermayeli yaklaşık 3 bin 800 şirket başarıyla faaliyet göstermektedir. Ortak çabalar sayesinde binlerce yeni istihdam oluşturuldu. Yatırım hacminin artırılması için sanayi alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kazakistan Orta Asya'nın en büyük ekonomisidir. Ülkenin GSYİH'sı 2025 yılında yüzde 6,5 oranında büyüyerek 300 milyar doları aştı. Bu durum, iç pazarımızın istikrarını ve büyük potansiyelini göstermektedir. Bu ivmeyi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ulaştırma ve lojistik alanındaki iş birliğinin geliştirilmesi öncelikli hedeflerimizden biridir. Kazakistan Çin-Avrupa güzergahında önemli transit merkezlerden biri olup, mevcut yük taşımacılığının yüzde 85'i Kazakistan üzerinden gerçekleşmektedir. Orta Koridor sayesinde Kazakistan'ın lojistik kapasitesi güçlenmekte olup son yıllarda bu güzergahla taşınan yük kapasitesi 5 kat artmıştır. Kazakistan dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından birisi olup, tarım alanında önemli iş birliği fırsatları bulunmaktadır. Dijitalleşme ve yapay zekâ öncelikli gündem maddelerimiz arasındadır. Yapay zekâ, fintech, siber güvenlik ve çevrim içi hizmetler alanlarında Türk şirketleriyle ortak projeler yürütmeye hazırız" dedi.
Olpak: "Trans-Hazar uluslararası güzergahının stratejik önemi her geçen gün artıyor"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Türkiye ile Kazakistan'ın yalnızca ticaret ortakları değil; ortak kök, dil ve tarihsel hafızayla bağlı iki kardeş ve dost ülke olduğunu söyledi. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı günümüzde Orta Koridor olarak bilinen Trans-Hazar uluslararası güzergahının stratejik öneminin her geçen gün arttığını aktaran Olpak, hattın iki kilit ülkesi olan Türkiye ve Kazakistan arasında lojistik alanında iş birliğinin geliştirilmesinin hem ikili ilişkiler hem de bölgesel refah açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Tarım ve gıda sanayi, madencilik, ilaç üretimi, savunma sanayi, havaalanı işletmeciliği ve diğer alanlarda Türk firmalarının Kazakistan'daki yatırımlarının hatırı sayılır boyuta ulaştığını vurgulayan Olpak, enerji, altyapı inşaatı, kargo terminalleri ve havaalanı projeleri, tarım ve gıda sanayi, sağlık, dijital ekonomi ve e-ticaretin potansiyel iş birliği açısından öne çıktığını belirtti.
Şarlapayev: "Uzun dönemli ve iki tarafın da kazançlı çıkacağı iş modelleri tercih edilmeli"
Atameken Başkanı Kanat Şarlapayev ise, Türkiye ile Kazakistan arasındaki stratejik ortaklığın yüksek seviyeye ulaştığını söyledi. Bundan sonraki aşamada mal ve hizmet ticaretinden ziyade sanayi ve ileri teknolojiler alanında iş birliğine odaklanılması gerektiğini aktaran Şarlapayev, iş ilişkilerinde anlık kar ve menfaatlere dayalı yaklaşım yerine uzun dönemli ve iki tarafın da kazançlı çıkacağı iş modellerini tercih etmeye çalıştıklarını dile getirdi.
İş Forumu'nun sponsorları ise, Rams Global, Fabe Agro ve Pharmananda İç ve Dış Ticaret oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, Türkiye-Belçika İş Forumu'nu, Belçika Kraliçesi Majesteleri başkanlığında Ekonomik Misyon ziyareti vesilesiyle, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Belçika Şirketler Federasyonu (FEB) Onursal Başkanı René Branders, Flandre Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele, DEİK/Türkiye-Belçika İş Konseyi Başkanı Mustafa Akıncılar ve iki ülke iş insanlarının katılımlarıyla 11 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi.
Forumda, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot ve Belçika Savunma Bakanı Theo Francken tarafından, Türkiye ile Belçika arasında "İkili Ticaret İlişkilerinin Geliştirilmesine İlişkin Ortak Bildiri"si imzalandı.
Bolat: "İki ülke 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor"
T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye ile Belçika arasındaki ikili ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla 9,3 milyar dolara ulaştığı belirterek, "İki ülke, sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor" dedi. İki ülke arasındaki ikili ticaret hacminin istikrarlı bir şekilde yükselerek 2025'te 9,3 milyar dolara ulaştığını belirten Bolat, "İki ülke, sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde 15 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor" dedi. Belçika'nın Türkiye'deki yatırımlarının yaklaşık 5 milyar dolara ulaştığını belirten Bolat, Türkiye'nin Belçika'daki yatırımlarının ise 750 milyon dolara yaklaştığını aktardı. İki ülkenin iş birliği yapabileceği yeni ve stratejik alanlardan bahseden Bolat, bu alanlardan ilkinin savunma sanayisi olduğunu kaydederek, "Savunma ve havacılık ihracatımız 2002'deki 248 milyon dolardan 2025'te 10 milyar doların üzerine çıktı. Belçika'nın savunma ekosistemimizle daha derin bir etkileşim kurma konusunda artan bir ilgisi olduğunu görüyoruz. İkincisi Türkiye, 150 milyar dolarlık lojistik pazarı ve 50 milyar doların üzerinde lojistik hizmet ihracatıyla gelişmiş dijital gümrük sistemlerine sahip önemli bir lojistik merkezidir" dedi.
Türk müteahhitlerin bugüne kadar 138 ülkede 560 milyar dolarlık proje üstlendiğini anlatan Bolat, Belçika'da üstlenen inşaat projesi hacminin 335 milyon dolar olduğunu söyledi. Ekonomik ortaklığın yalnızca ikili ülke arasında değil, aynı zamanda üçüncü pazarlarda ve hükümetler nezdinde de geliştirmek için büyük bir alan bulunduğunu aktaran Bolat, Gümrük Birliğinin modernize edilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirterek, "Yatırımların korunması ve teşviki ile çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin anlaşmalar da dahil olmak üzere sağlam hukuki çerçevemiz, yatırımcılar için şeffaflık, öngörülebilirlik ve güvenlik sağlamaktadır. Aynı zamanda AB ile Türkiye ve AB üyesi ülkeler arasındaki Gümrük Birliğinin günümüz koşullarına uygun şekilde modernize edilmesi konusunda çok yakın çalışıyoruz. Günümüzün ekonomik gerçekleri doğrultusunda Belçika'nın AB içinde bu yaklaşımı desteklediğine inanıyoruz" dedi.
Prévot: "Belçika, Türkiye'deki en önemli 8'inci yatırımcı"
Belçika Başbakan Yardımcısı, Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot ise, Belçika ve Türkiye'nin bazı sektörlerde tamamlayıcı nitelikte güçlerinin bulunduğunu belirterek, "Enerji, havacılık, uzay ve savunma gibi sektörlerde daha derin iş birliği için büyük bir potansiyel var" dedi. Belçika'nın Türkiye'ye yönelik düzenlediği "Ekonomik Misyon" programının benzerinin 14 yıl önce düzenlediğini hatırlatan ve ziyarete Kraliçe Mathilde'nin liderlik etmesinin iki ülke ilişkilerinin önemini vurguladığını aktaran Prevot, "Türkiye-Belçika ilişkileri uzun soluklu, neredeyse iki asırlık siyasi, ekonomik ve diplomatik iş birliğine dayanıyor. Belçika ve Türkiye'nin bazı sektörlerde tamamlayıcı nitelikte güçleri bulunuyor. Enerji, havacılık, uzay ve savunma gibi sektörlerde daha derin iş birliği için büyük bir potansiyel var. Türkiye'nin yenilikçi, etkileyici ve rekabetçi bir ekosistemi bulunuyor. Limanlar, lojistik, ulaşım, yaşam bilimleri, tıbbi ürünler, biyoteknoloji, dijital dönüşüm ve sanayi gibi sektörlerdeki iş birliği imkanları var. Türk şirketlerinin de Belçika'ya yatırım yapmaya başlamasından memnuniyet duyuyoruz" dedi. Belçika ile Türkiye'nin yaklaşık 300 Horizon Europe (Ufuk Avrupa) projesinde birlikte çalıştığını aktaran Prévot, bu durumun Belçika'yı, Türkiye'nin Avrupa'daki en önemli beşinci araştırma ortağı haline getirdiğini söyledi.
Olpak: "Türk iş dünyası, Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun arkasında güçlü bir şekilde durmaktadır"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Türkiye ile Belçika'nın farklı alanlarda birbirini tamamlayan iki ekonomi olduğunu belirterek, "Belçikalı şirketleri, Türkiye'yi daha fazla bir üretim üssü ve ortak girişimler için bir platform olarak görmeye davet ediyoruz" dedi. Yeşil dönüşümün büyük önem taşıdığını aktaran Olpak, Belçika'nın sürdürülebilirlik alanındaki yetkinliği ile Türkiye'nin hızla büyüyen yenilenebilir enerji sektörünün güçlü bir uyum yakalayabileceğini vurguladı. Üçüncü alanın teknoloji ve inovasyon, savunma ve uzay sanayisi, son alanın da lojistik olduğunu belirten Olpak, "Hepimiz görüyoruz ki günümüzde tek kesinlik belirsizliktir ve bu, iş dünyasının hiç hoşlanmadığı bir durumdur. Serbest ticaret anlayışı, artık yalnızca ekonomik bloklara değil aynı zamanda siyasi bloklara da dönüşmüş durumda. Bu yeni atmosferde 60 yılı aşkın süredir devam eden Türkiye-AB ortaklık sürecinin tamamen yeni bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Öncelikli olarak Türkiye'nin AB ile daha derin entegrasyonunu vurgulamak isterim. Ocak ayının sonunda biz, DEİK olarak, Financial Times'ta AB Parlamentosu, AB Konseyi ve AB Komisyonu liderlerine hitaben açık bir mektup yayımladık" dedi. Avrupa Günü vesilesiyle kendisinin ve AB üyesi ülkelerdeki 26 İş Konseyi Başkanının imzasını taşıyan açık mektubu De Tijd gazetesinde yayımladıklarını aktaran Olpak, Almanya ve Polonya'da da açık mektup yayınladıklarını, İspanya, İtalya, Hollanda ve Fransa'da da buna devam edeceklerini aktararak, "Mesajımız, son derece nettir. Türk iş dünyası, Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun arkasında güçlü bir şekilde durmaktadır." diye konuştu. AB'nin kurucu üyelerinden ve Brüksel'e yakınlığı bulunan Belçika'nın bu gündeme öncülük etmesi gerektiğini vurgulayan Olpak, "Sizin desteğinize ve sesinize güveniyoruz. Ayrıca tüm katılımcıları, European Business Summit iş birliğiyle Egmont Sarayı'nda 13 Ekim 2026 tarihinde düzenleyeceğimiz bir sonraki AB-Türkiye İş Zirvesi'ne davet etmek isterim" dedi.
Dağlıoğlu: "Türkiye, bölgesel bir merkez haline geldi"
T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise, Türkiye'de faaliyet gösteren 700'ün üzerinde Belçikalı şirketin bulunduğunu ifade ederek, bu şirketlerin 2003 yılından bu yana gerçekleştirdikleri toplam yatırım miktarının 8 milyar doların üzerinde olduğunu ve bu rakamı daha da artırmak istediklerini dile getirdi. Türkiye'de uluslararası yatırım projelerini kolaylaştırdıklarını belirten Dağlıoğlu, ülkenin son derece iş dostu yatırım ortamı sunduğunu söyledi. Türkiye'nin bölgesel merkez haline geldiğini belirten Dağlıoğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın politikaları sayesinde bugün bölgesel bir merkez konumundayız ve küresel bir ekonomik güç olmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca iki hafta önce finansal ve finansal olmayan teşvikleri içeren yeni bir destek paketi açıkladı" dedi.
Branders: "Türk şirketleri, Belçika'yı Avrupa'nın merkezindeki ana yatırım platformu olarak tercih ediyorlar"
Belçika Şirketler Federasyonu (FEB) Onursal Başkanı Rene Branders ise, "Bugün burada 200 şirketi temsil eden en az 400 Belçikalı katılımcıyla Türkiye'de bulunuyoruz" dedi.
Bu şirketlerin birçoğunun yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösterdiğini belirten Branders, kimya, yaşam bilimleri, otomotiv, savunma, uzay, gıda sanayisi, tekstil ve hatta mobilya sektörlerinden temsilcilerin burada yer aldığını dile getirdi. Türkiye'nin Belçika için önemli bir ekonomik ortak olduğunu aktaran Branders, "İkili ekonomik ilişkilerimiz, uzun yıllara dayanan güçlü bir geçmişe sahiptir. Belçikalı şirketler, bugüne kadar ülkenize önemli yatırımlar yapmıştır. Türk şirketleri, Belçika'yı Avrupa'nın merkezindeki ana yatırım platformu olarak tercih ediyorlar" dedi.
Diependaele: "Türkiye geleceğe yönelik stratejik ortak"
Flandre Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele ise, "Türkiye, Avrupa Birliği dışındaki en önemli ekonomik ortaklarımızdan biri. Diğer yandan Türkiye'nin ticaret ve yatırım ortamında sağlam bir yer edinmiş durumdayız" dedi. Lojistik ve limanlar, ileri imalat, kimya sektörü, enerji dönüşümü, yaşam bilimleri, tarım ve gıda sektörlerinde iki ülkedeki şirketlerin her gün bir araya geldiğini aktaran Diependaele, tedarik zinciri, üretim süreçleri veya giderek artan inovasyon ortaklıklarının gerçek olduğunu kaydederek, bunların girişimciler, risk alan, yatırım yapan, istihdam sağlayan insanlar tarafından inşa edildiğini dile getirdi. Türkiye'de somut projeler, ortaklıklar, yatırımlar ve teknolojiyi konuşmak için bulunduklarını belirten Diependaele, "Türkiye bizim için yalnızca önemli bir pazar değil, aynı zamanda geleceğe yönelik stratejik bir ortak" dedi. Türk şirketlerinin Avrupa'ya yatırım yaptığını belirten Diependaele, Türkiye'nin girişimcilik gücünün, sanayi altyapısının, teknik bilgi birikiminin, nitelikli iş gücünün ve bölgesel erişim kapasitesinin değerinin farkında olduklarını söyledi. Ziyareti vizyon sahibi Türk şirketleri tarafından görülmek için de yaptıklarına işaret eden Diependaele, bunların ekonomiler ve toplumlara fayda sağlayacak daha derin ve güçlü bir ekonomik ilişkinin temelini oluşturacağını ve iş birliğine inandıklarını söyledi. Türkiye'nin güçlü bir stratejik ortak olduğuna inandıklarını vurgulayan Diependaele, ekonomik ilişkilerin geleceğinin girişimcilik ruhuyla şekilleneceğine inandıkları aktardı.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK, Türkiye-BAE İş Forumu'nu, BAE Dış Ticaret Bakanı Sayın Dr. Thani bin Ahmed Al Zeyoudi, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca, Birleşik Arap Emirlikleri-Türkiye İş Konseyi Başkanı Abdullah Al-Hameli, Birleşik Arap Emirlikleri Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Genel Sekreteri Humaid ben Salem ve iki ülke iş insanlarının katılımlarıyla 8 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdi. Forumda, "Enerji ve Sürdürülebilirlik: «Geleceği Güçlendirmek: Türkiye-BAE Arasında Yenilenebilir Enerji Ortaklıkları»", "Gıda Güvenliği ve Tarım İşletmeciliği: «Türkiye-BAE Arasında Gıda Güvenliği, Ticaret, Gıda Yatırımları ve Dayanıklılığın Geliştirilmesi»" ve "İnovasyon ve Teknoloji: «Dijital Geleceği Şekillendirmek: Türkiye-BAE Arasında İnovasyon ve Teknoloji Ortaklıkları»" oturumları ile ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi.
BAE Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Thani Ahmed Al Zeyoudi, BAE'nin ticari anlamda doğuyu ve batıyı birbirine bağlayan ticari faaliyetlerde önemli bir role sahip olduğunu dile getirdi. İki ülke ticaretinin 2022 yılına kıyasla üç katına çıktığını belirten Zeyoudi, "Bugün Türkiye, BAE'nin petrol dışı ticarette 5. en büyük ortağı. Bu yatırımın gelişmesi ve bu şekilde iyi bir noktaya gelmesi, iki ülke iş insanlarının ticaretinin neticesidir" dedi. İki taraf arasındaki anlaşmalar neticesinde 40 milyar dolarlık petrol dışı ticaret hedefinin 2-3 yıl önce konulduğunu aktaran Zeyoudi, "İthalat ve ihracat konusunda bütün bu rakamlar tabii ki önemli ancak eğer iki ülkenin liderlerinin iradesi olmasaydı bu ilerleme gerçekleşmeyecekti" dedi.
Tuzcu: "Üçüncü ülkelerde de kuracağımız işbirlikleri yeni fırsatlar sunacaktır"
Ticaret Bakan Yardımcı Mustafa Tuzcu, "Birleşik Arap Emirlikleri, kuşkusuz Türkiye'nin Körfez bölgesindeki en önemli ticaret ortaklarından biridir. Son yıllarda Türkiye ile BAE arasında ivme kazanan ilişkilerin en önemli itici gücü, en üst düzeyde ortaya konan güçlü siyasi iradedir. Türkiye; güçlü sanayi altyapısı, çeşitlenmiş üretim kabiliyeti, esnek tedarik zinciri ve nitelikli insan kaynağıyla bölgesel bir üretim ve ihracat merkezidir. BAE ise kapsamlı dönüşüm vizyonu, büyük ölçekli yatırımları, finansal kapasitesi ve bölgesel ekonomik ağırlığıyla önemli bir çekim merkezidir. BAE'li şirketlerin ülkemizdeki yatırımları ekonomik ilişkilerimizde bir başka önemli boyutu oluşturmaktadır. Ülkemize en çok yatırım getiren ülkeler arasında BAE yer almaktadır. Türk şirketlerinin de BAE'de konaklamadan lojistiğe, inşaattan bilgi işlem teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede yaptığı yatırımlar BAE'nin özellikle hizmet sektörüne önemli katkılar sağlamaya devam etmektedir. Türk müteahhitlik firmaları BAE'de bugüne kadar 20 milyar dolar değerinde 154 proje üstlenmiştir. Bu rakamlarla BAE, ülkemizin değer bazında en fazla proje üstlendiği 10. ülke konumuna gelmiştir. Firmalarımız konuttan havalimanına, tünelden turistik tesislere kadar geniş bir yelpazedeki projelerde yetkinliklerini kanıtlamışlardır. Küresel ölçekteki bilgi ve tecrübeleri ile müteahhitlik firmalarımız BAE'de önümüzdeki dönemde büyük çaplı altyapı ve üst yapı projeleri almaya hazırdır. Ayrıca, ekonomilerimizin potansiyeli dikkate alındığında, üçüncü ülkelerde de kuracağımız iş birlikleri yeni fırsatlar sunacaktır. Türkiye'nin müteahhitlik alanındaki üstünlüğü ile BAE'nin güçlü finansal kapasitesinin tamamlayıcılığı dikkate alındığında, Afrika'da ortak proje yapmak noktasında önemli potansiyele sahip. Kalkınma Yolu Projesi ile Körfez Bölgesini Avrupa'ya ve Orta Koridora bağlamayı, Türk müteahhitlerinin uluslararası deneyimi ile BAE'nin finansman modellerini birleştirerek ortak projeleri hayata geçirmeyi önceliklendiriyoruz" dedi.
Olpak: "Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşmasıyla hedef, ticaret hacmimizi 25 milyar dolara taşımak"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, "Türkiye-BAE ilişkilerinde, 1 Eylül 2023'te yürürlüğe giren Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşmasıyla hedef, ticaret hacmimizi 5 yıl içinde 25 milyar $'a taşımak. 2025 yılında ikili ticaret hacmimiz dengeli bir şekilde yaklaşık 19 milyar dolara ulaştı. Türkiye'nin BAE'ye ihracatı da 9,3 milyar dolar oldu" dedi. Türkiye ile BAE'nin ekonomik yapıları birbirini tamamlar nitelikte olduğunu belirten Olpak, "Türkiye; üretim kapasitesi, sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla bir ekonomik güç. BAE de finans, lojistik ve dağıtım merkezi rolüyle etkin Ticaret platformlarından biri. Bu tamamlayıcılık, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mevcut küresel konjonktürde değerli bir avantaj. Tüm dünyanın ve aynı zamanda Orta Doğu'nun içinden geçtiği bu zorlu dönemde; jeopolitik risklerin arttığı, enerji piyasalarında dalgalanmaların yaşandığı ve küresel ticaret hatlarının yeniden şekillendiği bir süreçten geçiyoruz. Böylesi bir dönemde, Batı Avrupa ile Çin arasındaki en büyük yatırım, üretim ve teknoloji üssü olan ülkemiz, hizmet ticareti dahil 820 milyar dolar seviyesini geçen bir dış ticaret hacmine sahip. Enerjiden, sanayiye, tarımdan alt yapı yatırımlarına kadar neredeyse her alanda önemli yatırım imkanlarımız var. BAE'li iş dünyasını da bu imkanlarımızdan daha fazla yararlanmak için ülkemizde daha fazla yatırım yapmaya davet ediyorum" dedi.
Akarca: "Bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir ekonomik iş birliği modeli ortaya koyabiliriz"
DEİK/Türkiye-BAE İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Akarca ise, "İş Konseyi olarak bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz iş forumları, heyet ziyaretleri ve ikili iş görüşmeleri ile firmalarımız arasında doğrudan temas kurulmasına imkân sağladık. Mevcut küresel konjonktürde, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve alternatif iş birliği modellerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu süreçte birlikte hareket ederek, bölgesel ve küresel ölçekte daha etkin bir ekonomik iş birliği modeli ortaya koyabileceğine inanıyoruz. Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ekonomik ilişkilerin daha güçlü, daha derin ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için iş dünyamıza önemli görevler düşmektedir. Bu süreçte, siz değerli iş insanlarımızın aktif katılımı ve katkısı büyük önem taşımaktadır" dedi.
İş Forumu sponsorları ise, Kazed Group ve Koç Sistem oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu -DEİK, Türkiye-Cezayir İş Forumu'nu Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmadjid Tebboune'un Türkiye ziyareti vesilesiyle, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Cezayir Dış Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamel Rezig, Cezayir Yatırım Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Omar Rekkache, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Cezayir İş Konseyi Başkanı Muhammet Mesut Toprak, Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi Başkan Yardımcısı Reda Hechelaf ve iki ülkeden 500'e yakın iş insanının katılımlarıyla 7 Mayıs 2026 tarihinde Ankara'da gerçekleştirdi. Forumda, "DEİK ile Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi (CREA)", "MY Silo ile AGROMAVI", "Optimum Süreç Tasarım ve Uygulamaları AŞ ile SOPI", "KLE Information Tecnologies ile Exwor" ve "Condor ve Sarl LYC" arasında mutabakat zaptı imzalandı.
T.C. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adana'nın Ceyhan ilçesinde yürütülen Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Terminal Projesi'nin, Türkiye'nin petro-kimya üretimine katkı sağlayacağını belirterek, "Türkiye ile Cezayir arasındaki en önemli yatırımlardan birisi olarak kayda geçecektir." dedi. Türkiye ile Cezayir arasında, 2 yıldır devam eden tercihli ticaret anlaşması görüşmelerinin, yıl sonuna kadar anlaşmayla sonuçlanması iradesinin karşılıklı ortaya konulacağını bildiren Bolat, yatırımların teşvik edilmesi ve korunmasına yönelik bir anlaşma imzalanması konusunda da iki ülke arasında görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Cezayir'in Türkiye'nin Afrika'da 3'üncü, müteahhitlik yatırımlarında ise dünyada 7'nci büyük ortak olduğunu belirten Bolat, Cezayir'de yaklaşık 8 milyar dolarlık Türk yatırımlarının bulunduğunu, ikili ticaretin geçen yıl itibarıyla 5,6 milyar dolar olduğunu aktararak, "Her iki ülke liderleri, bizlere 10 milyar dolarlık karşılıklı dış ticaret hacmine ulaşma hedefi vermişti, inanıyoruz ki bu sene dış ticarette iki ülke arasında ciddi bir yukarı doğru atılım sağlanacaktır" dedi.
Bolat: "Türk yatırımcılar yenilenebilir ve güneş enerjileri projeleri için hazır"
Cezayir'in tüketim gücünün yüksek, yatırım noktasında da elverişli olduğunu anlatan Bolat, Ziraat Bankasının bu ülkede şube açıp çalışmaya başlamasının, iki ülke iş dünyası arasında önemli bir köprü vazifesi gördüğünü dile getirdi. Türkiye'nin dost ve kardeş ülkeleri önceleyerek, ekonomide entegrasyon düzeyini güçlendirmeye çalıştığını vurgulayan Bolat, Cezayir'de demir-çelik, kimyevi ve temizlik ürünleri ile tekstil sektörlerine kadar çeşitli alanlarda çok sayıda Türk yatırımcının faaliyet gösterdiğini, bu yatırımcıların ilerleyen dönemlerde yenilenebilir ve güneş enerjileri projelerinde yer almak için hazır olduklarını aktardı. Cezayir'in alt ve üst yapı ile büyük kamu projelerinde, Türk müteahhitlerinin başarılı projelere imza attığının altını çizen Bolat, firmaların bu ülkede 24 milyar dolar değerinde 687 proje üstelenerek tamamladıklarını açıkladı.
Rezig: "Türkiye, Cezayir için güvenilir ekonomik ortak"
Cezayir Dış Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamel Rezig, Türkiye ile ikili ve uluslararası düzeyde çalışmaları güçlendirmek istediklerini belirterek, Türkiye'yi her zaman güvenilir ekonomik ortak olarak gördüklerini ve çeşitli iş birliği alanlarındaki çalışmalarla stratejik ve kapsamlı bir ortaklığa adım atabileceklerini söyledi. Cezayir ile Türkiye arasındaki ilişkilerin çok ileri ve yüksek düzeyde olduğunu aktaran Rezig, iki ülkenin tamamlayıcı ticaret ortaklığını amaçladığını aktararak, iş birliğinin çeşitlendirilmesinin, üretim ve ekonomide entegrasyonun sağlanmasının gerekliliğini vurguladı. 200'den fazla Cezayirli iş insanının iş forumuna katıldığını aktaran Rezig, somut projelere doğru çalışmaların yapılması ve bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini ifade etti. Hem ikili hem uluslararası düzeyde çalışmaları güçlendirebileceklerini aktaran Rezig, "Biz Türkiye'yi her zaman güvenilir ekonomik ortak olarak görmekteyiz. Ve iş birliği alanlarını ne kadar genişletebilirsek özellikle öncelikli olarak sanayi, tarım, madencilik ve altyapı alanlarında. Bunlara vurgu yapıyorum, bizim için öncelik teşkil etmektedir. Bu ilişkileri dolayısıyla biz stratejik ve kapsamlı bir ortaklığa doğru götürebiliyoruz. İki ülke halkı kardeş halktır" dedi.
Olpak: "Tercihli ticaret anlaşması müzakerelerinin sonlanmasını bekliyoruz"
DEİK Başkanı Nail Olpak ise, Cezayir'in Sahra Bölgesi'ndeki güneş enerjisi ve yeşil hidrojen kapasitesinin, kıtanın en büyük potansiyellerinden olduğunu söyledi. İmalat, bankacılık ve özel sektörün güçlendirilmesi konusunda iş birliklerinin yürütülebileceğine belirten Olpak, iş dünyasının tercihli ticaret anlaşması müzakerelerinin sonlanmasını beklediklerini söyledi. Ziraat Bankasının Cezayir'deki varlığının önemli olduğunu aktaran Olpak, iş dünyasının teminat mektubu ve proje finansmanı konularında çözüm beklediğini vurguladı. Olpak, uzun süreli iş vizesi kolaylığı ve iki ülkedeki çalışanları kapsayan sosyal güvenlik anlaşmasının da iş dünyasının beklentileri arasında olduğunu dile getirdi.
Rekkache: "Cezayir çok önemli bir potansiyel taşıyor"
Cezayir Yatırım Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Omar Rekkache ise, üretken ve herkese açık yatırımı teşvik eden, sanayi ve tarımsal üretimi ve inovasyonu destekleyen bir vizyona sahip olduklarını belirterek, ülkesinin çok önemli bir potansiyel taşıdığına ve bu şekilde Cezayir'in yatırım anlamında gelecek vadeden bir ülke olduğuna dikkati çekti. Cezayir'in Afrika ile Avrupa kıtası arasında köprü olduğunu, doğal kaynaklar, tarım ve madencilik alanlarında da büyük bir potansiyeli bulunduğunu aktaran Rekkache, Cezayir'de her yıl 300 binden fazla gencin üniversiteden mezun olduğunu ve nitelikli iş gücü bulunduğuna işaret ederek, yenilenebilir enerji, tarım ve gıda, sanayi, turizm ve sağlık gibi sektörlerin fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Türk ortaklarla ve şirketlerle iş birliğine, teknoloji ve deneyim transferi olasılığına değinen Rekkache, son 3 yılda 30'dan fazla Türk yatırım projesinin hayata geçtiği bilgisini paylaştı.
Toprak: "Elde edilen başarılar, ekonomik ilişkilerin derinleştiğinin göstergesidir"
DEİK/Türkiye-Cezayir İş Konseyi Başkanı Muhammet Mesut Toprak ise, Türk firmalarının bu ülkede altyapı, enerji, inşaat, tarım ve sanayi gibi stratejik alanlarda önemli projelere imza attığını, ülkede halihazırda 30 ana yüklenici Türk firmasının aktif olarak faaliyet gösterdiğini belirtti. Toprak, özellikle son dönemde gelişen tohum üretimi gibi stratejik alanlarda iş birliklerinin geliştirildiğini değinerek, "Otomotiv yan sanayisinde, yerlileşmeye katkı sağlayacak Türk firmalarının yer almaları, enerji ve altyapı projelerinde elde edilen başarılar, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin derinleştiğinin açık göstergesidir." şeklinde konuştu.
Hechelaf: "Ortak sanayi platformu oluşturularak, ortak üretim güçlendirebilir"
Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi Başkan Yardımcısı Reda Hechelaf ise, enerji ve diğer koridorlarda her iki ülkenin stratejik konumunun çok önemli olduğunu belirterek, Cezayir ve Türkiye'nin ortak çıkarlarının olduğu bir bölgede yer aldığını ifade etti. CREA ile DEİK arasında bir mutabakat zaptının imzalanmasının çok önemli olduğunu dile getiren Hechelaf, Türk dostlara güvendiklerini ve çevre ülkelerle platform oluşturarak ihracat yapabileceklerini aktardı. Hechelaf, ülkesinin ekonomisinin çeşitlenmesi için Türkiye'nin Avrupa ve Afrika'ya yakınlığıyla stratejik konumunun Cezayir için önem teşkil ettiğini vurguladı. Cezayir'de 6 milyar dolardan fazla Türk yatırımı bulunduğuna aktaran Hechelaf, ortak sanayi platformu oluşturabileceklerini ve ortak üretimi güçlendirebileceklerini belirtti.
İş Forumu sponsorları ise, Tosyalı Algeria ile DEKİnsan Grup oldu.
Alman-Türk İş Konseyi Yönetim Kurulu Toplantısı, Almanya Federal Cumhuriyeti 10. Cumhurbaşkanı ve Alman-Türk İş Konseyi Onursal Başkanı Christian Wulff, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve Alman-Türk İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyeleri'nin katılımlarıyla 27 Nisan 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Toplantının iki ana gündem maddesi olarak; DEİK ile Boston Consulting Group'un Almanya ve Türkiye ofisleriyle Türkiye-Almanya ekonomik ilişkilerinin önümüzdeki on yıllık vizyonunu ortaya çıkaran Türkiye-Almanya İş Birliğinin Geleceği raporu ve Türkiye'nin AB tam üyeliği konusunda özel sektör girişiminin değerlendirildiği iki saatlik toplantıda, Türkiye'nin Almanya ve AB ile ticaret ve yatırım konusundaki güçlü entegrasyonu ve gelecek vizyonu değerlendirildi
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Türkiye ile Almanya'nın yıllardır cesur kararlar alarak, büyük hedefler koyarak ve bu hedeflerin peşinden kararlılıkla giderek başarıyı birlikte inşa etmiş iki ülke olduğunu söyledi. DEİK ve BCG'nin hazırladığı Türkiye-Almanya İş Birliğinin Geleceği raporunda, orta ve uzun vadede nerelere gelebiliriz sorusuna cevap arandığını belirten Olpak, "5-10 yıllık periyotlarda neler olabileceğine ait tespitler ve rakamsal hedefler oradan hareketle bulundu. Son dönem küresel konjonktürün getirmiş olduğu mega trendleri ve bu trendlerin ortaya çıkardığı fırsat ve riskleri analiz edildi. Almanya ve Türkiye'nin bu gelişmeler karşısında geleceğe dönük stratejileri analiz edilince görüldü ki birçok başlıkta örtüşen stratejilerimiz var. Hizmetle dahil yaklaşık 50 milyar Avro civarında olan ikili ticaret hacmimizi 5 yıl dolayında 125 milyar Avro'ya ve 10 yıl dolayında da 250 milyar Avro'ya çıkarabilecek bir potansiyelimiz var" dedi.
Olpak: "Türkiye ve Almanya arasında 10 farklı büyüme alanı olacağını tespit ettik"
Raporda, Türkiye ve Almanya'nın geleceğe yönelik çizdikleri stratejilerinin dikkate alınarak, 10 farklı büyüme alanı olacağını tespit ettiklerini belirten Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Almanya ve AB, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Türkiye'nin Almanya ve AB ülkeleri için yakın coğrafyada, güvenilir ve önemi artan bir üretim merkezi konumunun pekiştiğini söyleyebiliriz. Türkiye, derin iş bağları, tedarik zinciri entegrasyonu ve benzer KOBİ sektör yapısı sayesinde yetenekli ortaklarla Almanya'ya yatırım yapmak için iyi bir konumda. Türkiye, dijitalleşmiş altyapısıyla uygun maliyetli bir sağlık sistemi sunuyor. Almanya, Avrupa'nın 3'üncü en büyük girişim ekosistemine sahip ve hükümet tarafından güçlü bir şekilde destekleniyor. Almanya ve Türkiye, tekstil, iş verimliliği, finansal yazılım, oyun, iklim teknolojileri ve yapay zekâ konularına odaklanan, karşılıklı olarak yüksek yatırım çeken konulara sahipler. Almanya, Avrupa'da e-ticaret lideri olmaya devam ediyor ve Avrupa gümrük yasasını e-ticaretin zorluklarına uyarlamak için devam eden önerileri bulunuyor. Raporda, Türk KOBİ'lerin Almanya'da e-ticaret alanında etkin olabilecekleri alanları belirledik, bu konuda hangi platformlar ve yolları izleyerek ilerleyebileceklerini analiz ettik. Türkiye ve Almanya birlikte çalışarak her iki ülkenin işgücü piyasasındaki açıklarını kapatabilirler. AB'de veri merkezleri toplam elektrik tüketiminin yüzde 2.7'sinden sorumlu ve 2030 yılına kadar yüzde 28'e ulaşması öngörülüyor. Enerji boyutuyla birlikte ele aldığımızda bu alanda iş birliğinin önemi ortada. Türkiye, artan ilgiyle birlikte güçlü bir turizm altyapısına sahip; Almanya, Türkiye'ye gelen turist sayısında en büyük paya sahip ülke konumunda. Hazar ve Afrika bölgeleri yüksek ekonomik büyüme potansiyeline sahip. Üç temel uzun vadeli trend, Hazar ve Afrika'daki yatırım fırsatlarını şekillendiriyor: altyapı ihtiyacı, enerji geçişi ve katma değerli üretim. Türkiye ve Almanya, Hazar bölgesi ve Afrika'da benzersiz ve birbirini tamamlayıcı güçlü yönlerini kullanarak iş birliği yapabilirler."
Wulff: "Türkiye ve Almanya arasındaki bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor"
Almanya Federal Cumhuriyeti 10. Cumhurbaşkanı ve Alman-Türk İş Konseyi Onursal Başkanı Christian Wulff ise, dünyanın Türkiye'ye ihtiyacının, Türkiye'nin dünyaya ihtiyacından daha fazla olduğunu belirterek, "Türklerle el sıkışıyoruz. Türkiye ile el sıkışıyoruz ve karşılıklı olarak da Almanya'nın imajı Türkiye'de hala son derece iyi. Hal böyle olunca da Türkiye ve Almanya arasındaki bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor" dedi. Almanya'nın Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olduğunu aktaran Wulff, "Dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin dünyaya ihtiyacından daha fazla. Şüphesiz sahip olduğumuz en büyük sermaye karşılıklı güven. Türklerle el sıkışıyoruz. Türkiye ile el sıkışıyoruz ve karşılıklı olarak da Almanya'nın imajı Türkiye'de hala son derece iyi. Hal böyle olunca da Türkiye ve Almanya arasındaki bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor. Türkiye lehinde pek çok şey söz konusu. Tedarik zincirinin Hürmüz Boğazı'ndan Akdeniz limanlarına doğru kaydığını görüyoruz. Akdeniz limanlarında bir yoğunluk var. Türkiye'nin jeopolitik ve stratejik olarak avantajı burada yatıyor. Başka özelliklerle birlikte personel maliyetleri görece olarak daha düşük. Almanya bu fırsatlardan faydalanmak istiyor" dedi.
Yalçındağ: "Türkiye'nin AB'ye tam üyelik zamanı gelmiştir. Bu fırsatı her iki tarafın da kaçırmaması gerekir"
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Sayın Mehmet Ali Yalçındağ ise, "Almanya'nın hem ülkemiz hem de Avrupa Birliği içindeki stratejik ağırlığını dikkate alarak, Türkiye'nin önde gelen firmalarını ve gruplarını bu yapının parçası olmaya davet ettik" dedi. DEİK ile Boston Consulting Group'un Almanya ve Türkiye ofisleriyle Türkiye-Almanya ekonomik ilişkilerinin önümüzdeki on yıllık vizyonunu ortaya koyan raporun hazırlandığını belirten Yalçındağ, "Amacımız yaklaşık 50 milyar avroluk mevcut ticaret hacmini doğru sektör öncelikleri ve stratejik adımlarla daha ileri taşımanın yollarını belirlemektir. Raporda, jeostratejik dönüşüm, iklim ve enerji, inovasyon ve rekabetçilik ile demografi ve iş gücü dinamiklerini temel eksenler olarak ele alıyor" dedi.
Yalçındağ: "Ortak ve müreffeh bir gelecek için, iş dünyası olarak nihai hedefimizin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği olması gerekiyor"
Türkiye ve Almanya arasındaki entegrasyonun tek başına gerçek potansiyeli ortaya çıkarmadığını belirten Yalçındağ, "Ortak ve müreffeh bir gelecek için, iş dünyası olarak nihai hedefimizin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği olması gerekiyor. Avrupa Birliği bugün 500 milyonluk nüfusu ve 18,5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle büyük bir potansiyel taşıyor. Türkiye'nin katılımıyla bu yapı 600 milyonluk nüfusa ve yaklaşık 20 trilyon dolarlık bir ekonomik güce ulaşacaktır. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasıyla bölgemizin enerji ve tedarik zincirleri güvenliği, savunma kapasitesi, dijital rekabetçilik gibi birçok alanda stratejik özerkliğe çok daha rahat bir şekilde erişebileceğini düşünüyoruz. Dün bazı koşullar bakımından erken görünen bu hedef, yarın geç kalınmış bir fırsata dönüşebilir. Bu nedenle bugünün en doğru zaman olduğunu düşünüyorum. Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası; Türkiye gazdan elektriğe, yenilenebilir kaynaklardan veri hatlarına kadar Avrupa'nın dayanıklılığını arttıran bir bağlantı merkezi rolü üstleniyor. Türkiye henüz Avrupa Birliği'nin tam bir parçası değilken dahi bu yoğun ticaret ve yatırım ilişkisini kurabildiysek, tam entegrasyon senaryosunun yaratacağı fırsat çok daha büyüktür" dedi.
Toplantının ardından, DEİK Başkanı Nail Olpak, Alman-Türk İş Konseyi Onursal Başkanı Christian Wulff, DEİK/Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Rahmi Koç Müzesinde bulunan Eski Alman İmparatoru Wilhelm Kaiser II tarafından Sultan V. Mehmet Reşat'a hediye edilen Vagonu ziyaret etti.

